Bağ doku matriks adı verilen hücreler arası madde içinde dağınık ve seyrek halde bulunan hücrelerin meydana getirdiği bir doku türüdür. Genelde diğer dokuları bir arada tutma ve bunlara desteklik sağlama görevi yapar. Aynı zamanda doku ve organları sararak aralarındaki boşlukları doldurur ve onları birbirine bağlar. Vücudu korur ve organların onarılmasında da görev alır.


Hücreler arası madde genelde bağ doku hücreleri tarafından salgılanır ve lifli bir yapıdadır.

Bağ ve destek dokuda yapı ve görevlerin göre beş grupta incelenir:

Temel bağ doku
Kıkırdak doku
Kemik doku
Yağ doku
Kan doku

Şimdi bu dokuların özelliklerini öğreneceksiniz.

1.Temel Bağ Doku

Bu doku temel bağ doku hücreleri, hücreler arası madde ve liflerden oluşur. Protein yapısında olan lifler hücreleri birarada tutar. Bu dokuda vücudu yabancı maddelere ve mikroplara karşı koruyan mast hücreleri, makrofajlar ve lökositler de yer almaktadır.

Temel bağ doku hücreleri fibroblast olarak adlandırılır.

Lifler kollajen. elastik ve ağsı olmak üzere üç çeşittir. Kollajen lifler elastik değildir ve kolayca kopmaz. Derinizi çimdikleyerek kaldırdığınızda derinin ayrılmamasını sağlayan lifler kollajen yapılardır. Elastik lifler adından da anlaşılacağı gibi oldukça elastiktir. Çimdikle tutulan derinin tekrar eski haline gelmesini sağlar. Ağsı lifler kollajenden oluşur ve bağ dokusunu komşu dokulara bağlar.

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı


2. Kıkırdak Doku

Kıkırdak doku kauçuğa benzeyen bir maddenin içine gömülü çok sayıdaki kollajen liflerden ve kıkırdak doku hücrelerinden oluşur. Bu yapısı sayesinde kıkırdak esnek ve dayanıklı bir yapıya sahiptir. Kıkırdak doku hücresine kondrosit, ara maddeye ise kondrin adı verilir. Kıkırdak dokuda kan damarları ve sinirler bulunmaz

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı 1


Kıkırdak dokunun ara maddesi kondrosit denilen hücreler tarafından salgılanır

Tüm omurgalılarda embriyonik dönemde iskelet kıkırdak olup. embriyo geliştikçe bu kıkırdak yapı kemik yapıya dönüşür. Ancak kulaklar, nefes borusundaki halkalar, burun, kemiklerin uç kısımları gibi yapılarda kıkırdak doku korunmuş, kemik yapıya dönüşmemiştir.

Kıkırdak dokunun kendini yenileyebilmesi çok zordur. Ancak dokunun herhangi bir hasara uğraması sonucu önce temel bağ doku oluşur, zamanla bu doku kıkırdak dokuya dönüşür.

Kemik Doku

Omursalı canlılarda vücuda desteklik veren iskelet, bir tür bağ doku olan kemikten oluşmuştur. Kollajen yapıdaki hücrelerarası maddeyi kemik hücreleri oluşturur. Kemik dokuda yer alan kemik hücrelerine osteoblast adı verilir. Hücreler arası maddeye de osein denilir.

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı 6

Bu hücreler arası madde; içinde kalsiyum, fosfat ve magnezyum mineralleri birleşerek sertleşir. Kemik yapıya mineraller sertlik, kollajen ise esneklik kazandırır. Bu durum kemiğin kıkırdaktan daha sert ancak kırılgan olmayan bir yapı kazanmasını sağlar.

Kemik doku vücutta kaslarla birlikte hareketi sağlama, kan yapımında görev alma organları koruma ve onlara tutunma yüzeyi oluşturma, vücut için mineral deposu olma görevlerini yerine getirir. Kemik doku; sert kemik doku ve süngerimsi kemik doku olmak üzere ikiye ayrılır.

Yağ Doku

Bir diğer farklı görevi üstlenen doku yağ dokudur. Bu doku. hücrelerinde yağ depolamak üzere özelleşmiştir. Yağ hücreleri, hücreler arası madde içinde dağılmış durumdadır.

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı 7

Yağ doku hücreleri yağ depoladıkça şişer, depolanan yağların kullanılmasıyla küçülür. Yağlar hafiftir ve depo ettikleri enerji miktarı fazladır. Bu nedenle kuşların uçmasında kolaylık sağlar.

5. Kan Doku

Kan doku diğer bağ doku türlerinden oldukça farklıdır. Hücreler arası madde sıvıdır ve plazma adını alır.

a. Plazma

Plazmanın yaklaşık %90'nı sudur. Plazmanın içerisinde çözünmüş halde iyonlar bulunur. Plazma içindeki iyon miktarı kas ve sinir hücrelerinin normal işleyişini sağlar. Ayrıca plazmada çözünmüş hâlde proteinler bulunur. Bu proteinler kanın asillik durumunun değişmesine karşı kanla doku sıvısı arasındaki dengeyi korur ve aynı zamanda kanın akışkan olmasını sağlar.

b. Kan hücreleri

Plazmada farklı görevlere sahip kan hücreleri yer alır.

Bunlar:
Alyuvarlar) eritrosit)
Akyuvarları lökosit)
Kan pulcukları (trombositler) dir.

Alyuvar, akyuvar ve kan pulcuklarının kaynağı aynıdır. Özellikle kaburgalar, omurga, göğüs ve leğen kemiklerinin kırmızı kemik iliğinde bulunan bir hücre topluluğundan köken alır.

Alyuvarlar akciğerlerden aldıkları oksijeni doku ve organlara iletir, oradan aldığı karbon dioksiti tekrar akciğerlere götürür. Böylelikle vücut için gerekli gaz alışverişini gerçekleştirilmiş olur. Alyuvarlar hemoglobin denilen molekülü içerdiğinden kırmızı renktedir. Her bir hemoglobin molekülü dört oksijen molekülü taşır. Alyuvarların genç olanları çekirdekli ve renksizdir. Ancak olgunlaştıkça çekirdeği kaybolur ve renkli hale gelir. Yuvarlak olmalarına rağmen kenarları ortasına göre daha kalın ve orta kısmı iki taraftan içe doğru çöküktür .

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı3

Çaplan 7 um kalınlığı ise 2.2 um'dur. Alyuvarların bu yapısal özellikleri onların geniş yüzeye sahip olmalarını, geniş yüzeye sahip olmaları da fazla oksijen taşımalarını sağlar. Alyuvarların yaklaşık yaşam süreleri 120 gündür. Bunu tamamlayan alyuvarlar karaciğer ve dalakta parçalanır. Parçalanan alyuvarların yerini aynı sayıda genç alyuvar alır ve böylece kandaki alyuvar sayısı sabit tutulmuş olur. Bu insanda 1mm3 kanda 4.000.000 ile 6.000.000 arasında alyuvar yer alır.

Alyuvarlar embriyo döneminde karaciğer ve dalakta, daha sonra ise kırmızı kemik iliginde yapılır.

Akyuvarlar granüllü ve granülsüz olmak üzere iki grupta incelenir.

- Granüllü Akyuvarlar: Bu akyuvarlar sitoplazmalarında granuller taşır. Granüllerin içinde öldürücü enzimler vardır. Vücuda giren yabancı maddeler akyuvarlar tarafından fagosite edilerek hücre içindeki enzimler aracılığıyla parçalanır. Parçalanma sırasında oluşan atıklar hücre içinde kaldığından akyuvarların ömürleri kısadır.

Granüllü akyuvarlar

1. Nötrofil
2. Eozinofil
3. Bazofil olmak üzere üçe ayrılırlar .

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı 4

1. Nötrofil : Granüllü akyuvar olup çekirdekleri 2-5 loplu olup, sitoplazmaları hafif pembe renkte granüllerle kaplıdır. Vücuda giren yabancı madde ya da mikroorganizmaları yok ederler. Bakteri kökenli şiddetli enfeksiyonlarda sayıları artar. Örneğin zatürre gibi.

2. Eozinofil: Çekirdekleri iki loplu olup, sitoplaznıaları kırmızı granüllerle kaplıdır. Bunlar vücudu parazitlerin neden olduğu enfeksiyonlara karşı korur. Parazitlerden kaynaklanan hastalıklarda ve alerjik hastalıklarda sayıları artar.

3. Bazofil: Çekirdekleri tek loblu olup grandileri mavi renktedir. Vücuda her hangi bir yolla mikroorganizmaların girmesi ya da kesik, diken batması gibi olaylar sonucu o bölgede bazofil miktarı artar. Bezofiller doku zedelenmesinde salgılanır histamin ile kanın pıhtılaşmasını sağlayan heparini salgılar. Vücutta uzun süreli iltihaplanmalarda bazofil sayısı artar.

* Granülsüz akyuvarlar: Bu grup akyuvarların sitoplaznıaları granülsüz ve homojendir. Çekirdekleri tek ve yuvarlaktır.

Granülsüz akyuvarlar;

1. Monosit
2. Lenfosit olmak üzere ikiye ayrılır .

Bağ ve Destek Doku Konu Anlatımı 5

1. Monosit: Bu hücreler en büyük akyuvar hücreleridir. Kırmızı kan hücrelerinden 2-3 kat daha büyüktür. Çekirdekleri oval ya da fasulye şeklindedir. Monositler oluştuktan sonra birkaç saat kadar kanda dolaşır. Daha sonra dokulara gider. Dokuların içine girerek buradaki mikroorganizmalarla savaşan makrofajları oluşturur. Makrofajlar fagositik hücrelerdir. Sıtma, tifo gibi hastalıklarda sayıları artar.

2. Lenfositler: Çekirdekleri hemen hemen hücre büyüklüğündedir. Sayıları genel olarak güneş yanıklarında, verem gibi hastalıklarda artar. Lenfositler vücudu kanser hücreleri, hastalık etkeni mikroorganizmalar ve yabancı maddelere karşı savunur. Diğer kan hücreleri gibi lenfositler de kemik iliğinden ya da karaciğerdeki kök hücrelerden oluşur. Bu hücrelerde daha sonra gelişim gösterdikleri yere göre T ve B lenfositlerine dönüşür.
T Lenfositler: Kemik iliğinde üretilen lenfositler göğüs boşluğundaki timüs bezine gelerek T hücrelerine dönüşür. T lenfositler hücresel bağışıklıktan sorumludur. Bu hücrelerde üç ayrı gruba ayrılır. Bunlardan biri antijenleri tanıyan bellek hücresi, salgıları ile yabancı hücreleri öldüren T hücresi, diğeri de bağışıklık yanıtını kolaylaştıran yardımcı T hücresidir.

B Lenfositler: Lenfositlerden bir kısmı kemik iliğinde üretildikten sonra yine kemik iliğinde gelişerek B lenfositleri oluşturur. B lenfositler humoral bağışıklık sağlar. Ayrıca bazı B lenfositleri bellek hücrelerine de dönüşebilir.

Kan Pulcukları (Trombositler): Herhangi bir kanamada kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kanın vücut dışına akışını durdurur. Kan pulcukları çekirdek içemez ve kemik iliğindeki büyük hücrelerin sitoplazmalarından kopan parçacıklardan oluşur.