Bir milletin kendi güvenliği, refah ve mutluluğu için uluslararası hukuka uygun olmak şartıyla zaruri olduğuna inandığı her şeye "milli menfaat" denir.

Bilindiği gibi milli devlet anlayışı, 18'inci yüzyıldan itibaren genişlik kazanmış ve bu kavramda milletin yarar ve çıkarları devlet idaresinde temel düşünceyi oluşturmaya başlamıştır. Devlet yönetimini üstlenen kadrolar, başta millet olmak üzere, millî varlığı güven
içinde refaha ulaştırmak konusuna öncelik vermişlerdir.


Milli menfaat, milli politikanın yalnız meşru değil, aynı zamanda esas sebebidir. Devletin görevi, milli menfaatleri gerçekleştirmektir. Günümüzde, milli menfaatlerimizin ne olduğu sorusuna 1982 Anayasasının "Başlangıç" bölümüne bakarak cevap verebiliriz:


"Dünya milletler ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin sonsuza kadar varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde,


Millet iradesinin mutlak idare, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına
çıkamayacağı...

Hiçbir faaliyetin Türk milli çıkarlarının, Türk varlığının devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ile medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılmayacağı..."