Atatürk, dinin toplum için önemli bir gerçeklik olduğunu her fırsatta ifade etmiştir. Toplumdaki her ferdin, İslam dininin emir ve yasaklarını kendi imkan ve gayretleriyle öğrenmeye çalışmaları gerektiğini belirtmiştir. Anlaşılmayan meselelerin ise din bilginlerine sorulmasını istemiştir. Din bilginlerinin halkı dini bakımdan aydınlatma görevini üstlendiğine dikkat çekmiştir. Din bilginlerinin halkı cami kürsülerinden doğru bir şekilde aydınlatabileceğini belirten Atatürk, din bilginlerinin taşıması gereken özellikleri şöyle açıklamıştır:"


Camilerin kutsal minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille, ruh ve düşünceye hitap olunmakla, Müslümanların vücudu canlanır, düşünceleri temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur. Fakat buna karşılık hutbe okuyanların sahip olmaları gereken ilmî nitelikler, özel liyakat ve genel kültüre sahip olmaları önemlidir!'


Atatürk, uzman din bilginlerine her zaman değer vermiş ve onlara saygı duymuştur. Hak Dini Kur'an Dili adlı tefsiri yazan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Sahihi Buhari Muhtasarı Tecridi Sarih Tercemesi adlı hadis kitabını hazırlamaya başlayan Babanzade Ahmed Naim Efendi,ilk Diyanet İşleri Reisi Rıfat Börekçi, İstiklâl Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy Atatürk'ün her zaman saygı ve hürmet gösterdiği uzman din alimlerinden bazılarıdır. Atatürk, milletimizin aydın din adamlarına sahip olduğunu belirtmiş ve şöyle demiştin"Efendiler! Bir fikri daha düzeltmek isterim. Milletimizin içinde gerçek din adamları, din adamlarımız içinde de milletimizin hakkıyla iftihar edebileceği bilginlerimiz vardır. Fakat bunlara karşı hoca elbisesi altında gerçek ilimden uzak, gereği kadar öğrenmemiş, ilim yolunda gereği kadar ilerleyememiş hoca görünüşlü cahiller de vardır. Bunların ikisini birbirine karıştırmamalıyız.


Seyahatlerimde birçok gerçek aydın din bilginlerimizle temas ettim. Onları en yeni ilmi terbiyeyi almış, sanki Avrupa'da tahsil etmiş seviyede gördüm. İslamiyet ruhu ve hakikatlerini çok iyi bilen din adamlarımızın hepsi bu olgunluk derecesindedir."


Din adamlarımız, Millî Mücadele döneminde ülkenin kurtulması için üzerlerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmişlerdir. Atatürk, din adamlarımızı her zaman hürmetle anmıştır. Atatürk, dinin anlaşılması için gayret gösteren ve halkın dini konularda bilgilendirilmesi için çaba gösteren din alimlerini övmüş ve bunlara gereken saygıyı göstermiştir.