Atatürk, toplumların ilerlemesi için dinin iyi öğrenilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirmiştir. O, insanların din konusunda doğru ve gerçek bilgilere ulaşmasını ve aydınlanmasını istemiştir. Atatürk, toplumların cahillikten kurtulmasının çaresinin doğru dini bilgi ve din eğitimi olduğunu belirtmiştir. Dinin, çağa ters düşen yorumlar ve hurafelerden kurtarılarak gerçek şekliyle ortaya konulması ve öğrenilmesinin gerekli olduğunu belirten Atatürk şöyle demiştir:"Nasıl ki, her hususta yüksek meslek ve ihtisas sahipleri yetiştirmek gerekli ise dinimizin gerçek felsefesini inceleyecek, araştıracak, bilimsel ve teknik olarak telkin kudretine sahip olacak seçkin ve gerçek din ilim adamlarını yetiştirecek, yüksek öğrenim kurumlarına sahip olmayız!'


Atatürk bu sözleriyle din öğretiminin uzman kişilerce verilmesi gerektiğini söylemiştir. Atatürk, genel eğitime önem vermesinin yanında din eğitimine de önem vermiştir. Din eğitimini, milli eğitimin ilk hedefleri arasına almakla kişilerin dinini, diyanetini öğrenmek mecburiyetinde olduğunu belirtmiş ve okulları bu eğitimin tek yeri olarak göstermiştir. Din eğitiminin öneminin de farkında olan Atatürk, bu eğitimin okullarda verilmesi gerektiğini şu sözleriyle ifade etmiştir:"Her fert din ve diyanetini, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır. Orası mekteptir."


Atatürk toplumun din alanındaki bilgisizliğinin giderilmesi ve sağlıklı bir din eğitiminin verilebilmesi için bazı çalışmalar yapmıştır. Bunun için 3 Mart 1924 tarihinde, Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunun kabulü ile medreselerin varlığına son verilmiş ve bütün okullar Maarif Vekâleti'ne (Millî Eğitim Bakanlığı) bağlanmıştır. Yine bu kanunla, toplumun din eğitimi için ilahiyat fakültesi ve imam hatip okulu açılmasına karar verilmiştir.


Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun 4. maddesi şöyledir:"Maarif Vekâleti, yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere darülfünunda bir ilahiyat fakültesi tesis ve imamet ve hitabet (imamlık ve hatiplik) gibi hidemat-ı diniyenin (din hizmetlerinin) ifası vazifesi ile mü
kellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşad edilecektir (açılacaktır).


Atatürk, toplumun dini doğru kaynaktan öğrenmesine büyük önem vermiştir. Her ferdin dinini, diyanetini öğrenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun da mekteplerde ehil olan kimseler tarafından yapılmasının daha doğru olacağını söylemiştir. Toplumun dinini öğrenmesi, imam hatip ve yüksek din bilgini yetiştirilmesi için de bu yönde okulların açılması gerektiğini ifade etmiştir.