Şemsettin Sami Kimdir?

Türk yazan ve dilcisi (Fraşer, Yanya, 1850 - İstanbul. 1904). İlköğretimini Fraşer'de özel dersler alarak yapan Şemsettin Sami. babası ve annesinin ölümü üzerine, ağabeyinin ailesiyle birlikte Yanya'ya göç etti (1861). Burada bir Rum lisesini bitirdi (1868). Bu okulda, daha sonra yöneleceği sözlükçülük alanında gerekli olacak Rumca, eski Yunanca ve Fransızcayı öğrendi.



Daha sonra bir süre Yanya'da Mektubi Kalemi'nde çalıştı, 1871'de İstanbul'a gelerek Matbuat Kalemi'ne girdi. Ertesi yıl. Fransızcadan çevirdiği Tarih-i Mücmel-i Fransa (Fransa'mı Özet Tarihi) adlı kitapla, ilk Türk tercümanı sayılan Taaşşuk-u Talat ve Fitnat'ı (Talat ile Fitnat'ın Aşkı) yayımladı. Matbuat Kalemi'ndeki görevi sürerken Sirac ve Hadika gazetelerinde de çalışıyordu. 1874'te Trablusgarp'ta çıkan Vilayet gazetesinin yönetimini üstlendi, dokuz ay sonra yeniden İstanbul'a döndü. Tiyatroyla da ilgilenerek, arka arkaya Besa yahut Ahde Vefa (1875), Şeydi Yahya (1875) ve Gâve (1876) oyunlarını yayımladı. 1876'da Muharrir dergisiyle Sabah gazetesini çıkardı. 1877'de Cezayir Bahr-ı Sefid valisi Sava Paşa'nın mühürdarlığını (özel yazman), Osman-Rus savaşı sırasında Sevkiyat-ı Askeriye Komisyonu yazmanlığını yaptı, daha sonra da başyazman oldu (1893).

Bu yıllarda hem sözlük ve dil bilgisi çalışmalarına, hem de çevirilere ağırlık veren Şemsettin Sami, Sarf ve Nahv- i Arabi (Arapça Dilbilgisi) kitabını yayımladı. 1877'de Mihran'ın Terceman-ı Şark gazetesinde yazarlık yaptı. 1879da Aile. 1881de Hafta dergilerini çıkardı. Aynı yıl. Teftiş-i Askeri Komisyonu'nda (Askeri Denetleme Kurulu) çaüştı. 1882'de yayımladığı fransızcadan türkçeye sözlük olan Kamus-ı Fransavi, onun daha sonra yayımlayacağı büyük sözlük ve ansiklopedilerin ilki oldu. Bu yapıtın ardından 1885 te aynı sözlüğün Türkçeden Fransızcaya bölümünü. 1888'de yayımı on yıl süren ve altı ciltte tamamlanan Kamus-ûl-Âlâm (Evrenlerin Sözlüğü) adlı ansiklopedisinin ilk fasikülünü, 1898'de Kamus-ı Arabi'yi (Arapça Sözlük), 1899-1900'de iki cilt olarak Kamus-ı Türki' yi (Türkçe Sözlük), 1899'da Tatbikat-ı Arabiyye'yi (Arapça Uygulama), vb'ni yayımladı.


Yaşamının sonlarına doğru, Teftiş-i Askeri Komisyonu'ndaki görevine karşın II. Abdulhamit tarafından "ikamete memur" (evinde gözaltına alınma) edildi, bu arada sağlığı da bozuldu.

Yaşamının son yıllarında, yayımlama olanağı bulamadığı, bir bölümünü de tamamlayamadığı Kutadgu Bilig, Orhun Yazıtları. Et Tuhfet-üz-Zekiyye Lehçe-i Türkiyye-i Memalik-i Mısır gibi yapıtları üstünde çalıştı.

TÜRK DİLİ ÜSTÜNE GÖRÜŞLERİ

Şemsettin Sami. genel olarak dilde yalınlaşmayı savunan Tanzimat yazarları arasında, konuya bir dil bilinciyle yaklaşan tek yazardır denebilir. Ona göre, Türkçeye Osmanlıca denemez, çünkü bu dille konuşan kavmin adı Türk'tür (nitekim, Şemsettin Sami yazdığı Türk dili sözlüğüne Kamus-ı Türki [Türkçe Sözlük] adını bu nedenle vermiştir). Bir dilin zenginliği, yabancı sözcüklerden arınmış olmasına bağlıdır: dilimizin genişlemesi için Arapça ve farsçadan sözcük almamalı, gerekirse doğu Türkçesinin Anadolu'da unutulmuş sözcüklerini kullanım alanına çıkarmalıdır. Çünkü, arapca ve farsça sözcükler, Türkçe içinde kaynaşamamış. yabancı kalmıştır. Bu nedenle de dilimize Osmanlıca denemez. Osmanlıca yazılmış bir metni, bir İranlı ya da bir Arap anlayamayacağı gibi, bir Türk de anlamaz. Çünkü osmanlıca üç dilden alınmış ama birbirleriyle birleşememiş öğeleri içeren yapma bir dildir. Doğu türkçesi batı türkçesine göre biraz kaba olmakla birlikte, kuralları bakımından daha yalın ve daha doğrudur. Osmanlıcadaki sözcüklerin yüzde sekseni gereksiz ve konuşma dilinde kullanılmayan sözcüklerdir. Eski ozanların yapıtları arasında, klasik sayılabilecek ancak birkaç beyit bulunabilir. Başka hiçbir dilde, konuşma ve yazı dili ayrılığı yoktur. Yeni edebiyatımız (Tanzimat edebiyatı) osmanlıcanın süslerinden kurtulmuştur ama. sözcükler bakımından, gereken yalınlığa hala ulaşamamıştır.

Şemsettin Sami, bu görüşlerini hem edebiyat hem de edebiyat dışı yazılarında, çevirilerinde uyguladı. Bu bakımdan, onun Taaşşuk-u Talat ve Fitnat romanı ilgi çekicidir. Konusu, eski mesnevilere benzeyen ve bir ahlak anlayışını sergileyen bu romanın dili konuşma diline yakın yalınlıktadır. Ne var ki. öteki Tanzimat romancıları, dilde yalınlaşmaktan yana oldukları halde, romanda Şemsettin Sami'nin yolunu izlemeyerek, bu görüşlerin roman türünde yerleşmesine yardımcı olmadılar.