Şakir Ağa Kimdir?

Türk bestecisi (1777'de İstanbul'da doğmuş ve 1840 yılında İstanbul'da vefat etmiştir).

I. Ahmet döneminde Kırımdan göç eden Tatar Osmanoğlu ailesinden ve Hayriye tüccarından (devletçe tanınmış büyük tüccar sınıfı) Ahmet Emin Ağa'nın oğlu olan Şakir Ağa küçük yaşta annesini yitirince, teyzesi tarafından büyütüldü. Müziğe çocuk yaşlarında ilgi duyunca, teyzesi kendisine bir keman hocası tuttu. Küçük Şakir, kısa sürede büyük bir ilerleme gösterdi. Ancak ailesinin, özellikle babasının müzikle uğraşmasını istememesi nedeniyle müziği bıraktı.


Ama bu durum çocuk çağında Şakir Ağa'nın üstünde büyük ve ters bir tepki yarattı, ruhsal bir bunalım geçirmesine neden oldu. Hekimlerin ve aile dostlarının araya girmesi, ayrıca bir aile yakınının aracılığıyla Enderun'a çırak girmesi ve bu yolla müziğe yeniden kavuşması, hastalığının geçmesini sağladı. Enderun'da Selim ürün hazine kethüdası Salih Bey'in dairesinde yetişti, ilk müzik derslerini de Hanende Başçavuş Mustafa Ağa'dan aldı.Buradaki öğrenimini başarıyla tamamlayan Şakir Ağa, çağdaşı Hammamizade İsmail Dede'den de Enderun'da meşk etti. Sesi çok parlak ve okuyuş üslubu olağanüstü olan şakir Ağa ile İsmail Dede Efendi arasında kısa zamanda büyük bir rekabet başladı: bu durum padişah huzurunda bile sürdü. III. Selim tahttan indirilince, İsmail Dede Efendi saraydan ayrıldı ama Şakir Ağa kaldı. 1808'de Mahmut II padişah olduğunda Şakir Ağa, yetkin bir müzikçi olarak yetişmiş durumdaydı. Keman ve tanbur çaldığı gibi, olağanüstü bir hanende olarak da ün yapmıştı. Bu sırada Hazine Odası'nın üyesi ve çavuş rütbesinde bulunuyordu. IV. Mustafa'nın kısa saltanatı sırasında evine çekilen Şakir Ağa, II. Mahmut'ın tahta çıkmasıyla yeniden saraya döndü. Padişahın tahta çıkışından birkaç yıl sonra musahib-i şehryâri (padişah nedimi)oldu.


1821'de sarayda müezzin başılığa (sermüezzin-i şehryâri) atandı. Bu görevini sekiz yıl sürdüren Şakir Ağa 1829'da imâm-ı sultanilik unvanı kendisine verilmediği için üzülüp saraydan ayrıldı ve haceganlık payesi aldı. Saraya arada sırada gidiyordu.

Saltanatının ilk yılında yaşadığı I. Adülmecid'den büyük ilgi gördü.

Hat sanatında da başarılı olduğunu öğrendiğimiz Şakir Ağa Eyüp camisi mihrabı önünde gömülüdür. Şakir Ağa'nın kardeşi Mustafa Ağa; kemanidir ve II. Mahmut döneminde saray küme faslında çalmıştır, aynı zamanda da bestecidir. Torunuysa oyun yazan Musahipzade Celal'dir