Atatürk'ün Din Hakkındaki Söyledikleri, Düşünceleri

7 Şubat 1927 yılında Balıkesir Zağnos Camiinde halka şu şekilde hitap etmiştir.

Millet! Tanrı birdir, Şanı büyüktür. Tanrı'nın selameti karşılıksız sevgisi ve hayrı üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri, Tanrı tarafından insanlara gerçekleri bildirmekle görevlendirilmiş ve elçi olmuştur. İnsan yaşayışını düzenleyen temel kurallar hepinizce bilindiği üzere yüce Kur'an'daki yazılı buyruklardır. İnsanlara doğruluğun özünü vermiş olan dinimiz, son dindir. Kusursuz ve en mükemmel dindir. Çünkü dinimiz, akla, mantığa, gerçeklere bütünüyle ayar ve uygun düşer. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere uygun düşmemiş olsaydı, bununla diğer tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü bütün bu mevcut kanunları yapan Tanrı'dır.


Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından söküp alamamıştır ve asla alamaz.

29 Ekim 1923'de Fransız gazeteci Maurice Pernot ile yaptığı röportajdan satır araları...

- Maurice Pernot sorar;
Şu halde yeni Türkiye'nin dine aykırı hiçbir temayülü ve mahiyeti olmayacak demek?
-Atatürk cevaplar;
Siyasetimizi dine aykırı olmak şöyle dursun, din bakımından eksik bile hissediyoruz.
-Maurice Pernot bu sözler üzerine şunu der;
Zat-ı asilaneleri, düşündükleri bendenize daha iyi izah buyururlar mı?
-Atatürk cevap verir;
Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani tünü sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinimize, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Bilince aykırı, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor. Oysa, Türkiye'ye bağımsızlığını veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, yapmaca, batıl inançlardan ibaret bir din daha vardır. Ancak bu cahiller, bu acizler, sırası gelince aydınlanacaklardır. Onlar ışığa yaklaşmazlarsa kendinleri mahv ve mahkum etmişler demektir. Onları kurtaracağız.

-Asaf İlbay Atatürk'e din hakkındaki düşüncelerini sorar;
Paşam din hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum.
-Atatürk cevap verir;
Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun yüzyıllardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı sağlamlaştırmak lüzumu duyulmamış. Aksine olarak birçok yabancı unsur-yorumlar, hurafeler binayı daha fazla yıpratmış.