Böcekler Evrime Meydan Okuyor - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Böcekler Evrime Meydan Okuyor

  1. Böcekler yaşam dünyasının tür, çeşit ve sayı bakımından en zengin bölümüdür. Kimi böcekler arasında yapı ve yaşamsal meziyetler, beceriler yönünden öylesine derin, geniş ve büyük farklılıklar vardır ki evrimsel yönden uzaktan ya da yakından akraba olmaları mümkün görünmemektedir.


    Evrim teorisince böcekler ilkel canlılar olarak tanımlanırsa da tek kelime ile harika olan yapıları, yaşamsal meziyetleri ve becerileri göz önüne alındığından evrimleşmiş addedilen canlılarla kıyaslandığında hiç de ilkel olmadıkları görülür.

    Aşağıdaki yazı dizimizde böceklerin harika dünyalarından kesitler sunacak, evrim ve tersinim teorilerinin öngörüleriyle sorgulayacak, bir kez daha gerçekleri bulmaya çalışacağız.

    Böceklere Evrim Teorisi Savunucuları Ne Diyor?

    Evrimci teorisi savunucularınca böceklerin harika yapıları; özellikle kanatlarının oluşumu, uçuşun gerçekleşmesi ve gelişimi konusunda çeşitli senaryolar üretilmişse de bilimsel kanıtlara dayanmadığından şöyle oldu, böyle oldu edebiyatı dışında değerleri yoktur. Fakat bilimsel tarafsızlığımız gereği bu varsayımlardan kısaca bahsedeceğiz.

    Böcek kanatlarının oluşumu konusunda evrim savunucularınca ortaya atılan Trakeal kuram adı verilen birinci senaryoya göre, suda yaşayan böceklerin göğüs trakelerinden karaya çıkınca kanatlar oluşmuştur. Fakat solungaçlarda rastlanan kaslar, kanatlarda yoktur.

    Ayrıca, böceklerin kanatsız aşamadan, kanatlı aşamaya geçtiğini gösteren bir delil veya ara-geçiş formuna ait fosiller de bulunamamıştır.

    Fosil kayıtları ilkel böcek olmadığını, bilinen en eski böceklerin bile günümüzdeki gibi mükemmel uçuş sistemlerine sahip olduklarını göstermektedir. Bu uçuş sistemleri görüldükleri ilk tarihten beri basite indirgenemez kompleks özelliklere sahiptirler.

    İkinci senaryo olan paranotal kuram ise, bazı vücut bölgelerinin genişlediği, düzleştiği ve zaman içinde kanat haline geldiğini savunur.

    Bu varsayıma göre böceklerin göğüs bölgesinin üç bölümünden sadece ikisi, evrimcilerin de bilmediği0 kimi sebeplerden dolayı bu gelişimi göstermiş ve böylece kanatlar oluşmuştur.

    Böceklerdeki uçuş sistemlerinin basite indirgenemez komplike oluşları göz önüne alındığında bunun mümkün olmadığı hemen anlaşılır.

    Diğer ifade ile henüz tam evrimleşmemiş yarı gelişkin kanatlar böceklere fayda sağlamadıkları gibi yük oluşturduklarından zarar da verirler. Bu tür başlangıçlarındaki faydasız oluşumların canlı vücutlarında barındırılması (hele hele uzun süreçlerde) mümkün değildir.

    Böceklerin mükemmel ve eksiksiz olarak aniden ortaya çıktıklarını belgeleyen sayısız fosillerin olmasına rağmen bir tane dahi ara format fosilinin bulunamaması bu iki varsayımı da bilimin çöplüğüne atmaya yeterlidir.

    Mutasyonların hepsi de yararlanma mekanizmaları yok ise canlılar için zararlıdır. Bu varsayım Tersinim Teorisiyle birebir uyuşur.

    Gerçekte mutasyona uğrayan canlılar mükemmel yaratılışlarında az ya da çok bir kayba uğrarlar.

    Ünlü Fransız zoolog Pierre Paul Grassé böceklerin kökeni konusunda tam bir karanlık içindeyiz derken aslında bu gerçeği itiraf etmektedir.

    Exeter Üniversitesinden Robin J. Wootton, Scientific American dergisinde yayınlanan makalesinde böceklerin uçuş becerilerini şu şekilde yorumluyor:

    -Böcekler bütün uçan makineler içinde en çevik ve en çok manevra kabiliyetine sahip olanlardandır. bazı böcekler az kütle, gelişmiş sinir duyu sistemleri ve kompleks kas yapıları sayesinde hayret verici hava akrobasisi örnekleri sergilerler.

    Örneğin karasinekler hızlı uçuş sırasında yavaşlayıp havada asılı kalır, ters döner ve bu şekilde uçar, dikey dönüş yapar, yuvarlanır ve tavana iniş yapar; hepsi saniyeden az bir sürede gerçekleşir.

    Böcek kanatlarının işlevlerini ne kadar öğrenirsek, tasarımları da bize o kadar usta ve güzel görünmektedir.


    Devamı var.


  2. 2012-05-14 #2

    Yusufçuk ve Evrim


    Evrim teorisi savunucuları nedense yusufçuk böceğini diğer böceklere göre daha az evrimleşmiş yani ilkel ve basit bulurlar.

    Fakat gerçek hiçte evrim savunucularının iddia ettikleri gibi değildir. Bu böceklerde diğerleri gibi mükemmel olarak yaratılmışlardır.

    Bu mükemmel ve harika canlıyı ilkel ve basit olarak nitelemek derin bir cehaletin ya da kara bir taassubun sonucu olmalıdır.


    14 - Böcekler Evrime Meydan Okuyor

    Yusufçuk hiçte ilkel bir canlıya benzemiyor.

    Evrimcilerce ilkel olarak tanımlanmasının tek nedeni 300 milyon yıllık fosillerinin bulunmuş olmasıdır. Üç yüz milyon yıllık fosil yusufçuklar ile günümüzde yaşayanlar arasında evrimsel yönden herhangi bir yapı farkı olmadığı gibi bu böcekler de diğer canlılar gibi eksiksiz ve mükemmel yapılıdırlar.

    Yusufçuk adını, yüz güzelliği ve rengârenk kaftanı ile meşhur Yusuf peygamberden aldığı iddia edilir. Bu güzelliğinin insanlar üzerinde bıraktığı derin etkidendir.

    Yusufçuk (Anisoptera), odonata takımına ait, kanatlarını dinlenmeleri sırasında yanlara açık olarak yatay tutmalarıyla kızböceklerinden ayrılan bir alttakımdır.

    Yusufçuk böceklerine Türkçede kız böceği, helikopter böceği de denildiği gibi gövdeleri ince olan türlere iğnecik de denir.

    Büyük birleşik gözleri, güçlü saydam kanatları, göz alıcı renkleri ve uzunca vücutlarıyla ile tanınırlar.

    Vücutları kuvvetli yapıda ve hiçbir zaman düz değildir. Hareketleri daha hızlı ve devamlıdır.

    Bağırsak (trake) solunumu yaparlar. Göller ve durgun sularda sıkça bulunurlar.

    Yusufçuklar genelde sivrisinekler, tatarcıkları ve arılar, kelebekler gibi diğer küçük böcekler ile beslenirler.

    Çoğu zaman göllerin, akarsuların ve su birikintilerinin olduğu bölgelerde görülürler, çünkü nemf diye adlandırılan larvaları suda doğarlar. İnsanları normal şartlarda ısırmaz ya da sokmazlar fakat karınlarından tutulduğu takdirde kurtulmak için ısırmayı denerler.

    Sivrisinekler gibi bazı zararlı canlıları yiyerek popülâsyonlarını dengede tutmaları bakımından oldukça önemlidirler.

    Bu nedenle Kuzey Amerika'da birçok yerde yusufçuklar sivrisinek avcıları olarak adlandırılırlar.

    Yusufçuklar genelde güneşli havalarda uçmayı tercih ederler.

    Görme duyuları çok gelişmiştir. Birbirlerine birleşmiş olan petekgözleri yaklaşık 1000 ayrı gözden oluşur.

    Kanatları gövdelerinin üst kısımlarında bulunur ve genelde saydam iki çift kanatları olur.

    Bilinen 500 dolayında alt türü bulunur ve en çok tropik iklimde yaşarlar.

    Kimilerinin uçuş hızı saate 95 kilometreyi bulabilir.

    Ayrıca Yusufçuk böceklerinin dişileri çiftleştikten sonra erkek yusufçuk böceğinin kafası ile beslenir. Bu yüzden tüm erkek yusufçuk böcekleri sadece 1 defa çiftleşebilirler.

    Yusufçuklar kanatlarını kendi üzerlerine katlayamazlar ve uçma kaslarının kanatları hareket ettirme şekli diğer böceklerinkinden farklıdır.

    İlkel ve basit olarak nitelenen bu özellikler gerçekte bir tasarım harikasıdır.

    Yusufçukların vücudu, metalle kaplanmış izlenimi veren halkalı bir yapıya sahiptir.

    Buz mavisinden bordoya kadar çeşitli renklerdeki gövdelerin üzerlerinde çaprazlama yerleştirilmiş iki çift kanat bulunur.

    Bu yapı sayesinde yusufçuklar, çok iyi bir manevra yeteneğine sahiptirler. Uçuşu hangi hızda ve hangi yönde olursa olsun, aniden durup ters yönde uçmaya başlayabilir veya havada sabit durup avına saldırmak için uygun bir pozisyon bekleyebilir. Bu durumda iken olduğu yerde kıvrak bir dönüş yaparak avına yönelebilir.

    Yusufçuk çok kısa bir zamanda, böcekler için şaşırtıcı sayılabilecek bir hıza; saatte 40 km'ye ulaşır, bu hızla avına çarpar.

    Çarpmanın şoku çok şiddetlidir. Yusufçukların zırhları hem çok sağlam hem de çok esnektir. Zırhların esnek yapısı çarpmadan doğan enerjiyi emerek böceği rahatlatır, ama aynı şeyi avı için söylemek mümkün değildir.

    Yusufçuğun avı, çarpmanın yarattığı şok ile ya tamamen sersemler ya da ölür.

    Çarpışma sonrasında ise yusufçuğun en etkili silahları olan arka bacakları devreye girer.

    Uçuş sırasında arkaya doğru kıvrık olan bacaklar, hızla öne açılarak sersemlemiş olan avı havada yakalar. Artık sıra çelikten farksız olan alt çeneye gelmiştir.

    Av kısa sürede parçalanarak yenir. Bu nedenle yusufçuklar böcekler içinde av konusunda en usta olanlardan biridir.

    Çok yüksek hızlarda uçarken ani manevralar yapabilen yusufçukların görme yeteneği de kusursuzdur.

    Yusufçukların gözü, dünyanın en iyi böcek gözü olarak kabul edilir.

    Her birinde 30.000 kadar ayrı mercek bulunan bir çift göze sahiptirler.

    İki yarım küreye benzeyen ve başının yarısı kadar yer kaplayan gözler, böceğe çok geniş bir görüş sahası sağlar.

    Yusufçuk gözleri sayesinde neredeyse arkasında olup bitenleri bile gözleyebilir.

    Elimizdeki en eski yusufçuk fosilleri ile bugün yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur.

    Üç yüz milyon yıllık yusufçuk fosillerinin günümüzde yaşayanlarından farksız mükemmel yapılı olmaları (eğer evrim gerçek ise) en azından yüz milyon yıl geriden evrimleşmeye başlaması gerektiğini düşündürür.

    Diğer ifade ile henüz kanatları bileşik gözleri oluşmamış muhtemelen basit gözlü, kanatsız kurtçuklar halindeki ilkel yusufçukların, ara formatlarının fosilleri bulunmalıdır. Bulunmalıdır ama bir tane bile yoktur.

    Yusufçukların ataları olabilecek yarı evrimleşmiş yarı evrimleşmemiş hiç bir canlının fosilini de rastlanmamıştır.


    Devamı var.


  3. 2012-06-06 #3
    Böceklerin Harika Dünyaları


    Böcekler yapılarıyla, özellikleriyle, tür, çeşit ve nüfus zenginliğiyle yaşamın en eski dönemlerinden beri görülmesiyle tevrim teorisine başlı başına kafa tutar, temellerinden sarsar.

    Bunun nedenleri ise rastlantısal olamayacak kompleks yapılarıyla diğer hayvanlar arasında evrimsel yönden bağ olabilecek herhangi bir canlının olmamasıdır.

    Evrim teorisi savunucuları böcekler konusunda genelde sessizdirler. Çünkü evrimsel yönden söyleyebilecek fazla bir şey yoktur. Olanları da ayrı bölümde okuyucularımızın bigisine sunduk.

    Aşağıda vereceğimiz bilgilerin evrimsel yönden irdelenip buna göre yorumlanması gerçeği bulma yönünden çok önemlidir. Amacımızın gerçekleri bulma olduğu unutulmamalıdır.

    = = =

    Böcekler arthropoda (eklembacaklılar) şubesinin Insecta sınıfından canlılara verilen genel addır.

    14 - Böcekler Evrime Meydan Okuyor

    Böcekler, dünyada en çok tür ve çeşitliliğe sahip hayvanlar olarak da bilinmektedirler. 800 binin üzerinde tür şu ana kadar tanımlanmış olmakla birlikte hali hazırda bu listeye yeni türler eklenmektedir. Kutuplardan okyanuslara kadar hemen her ekosistemde ayakta kalmayı başarabilmiş mükemmel yaratılışlı canlılardır.

    Canlılar aleminin belki de en kalabalık sınıfıdır. Yaklaşık olarak 30'un üzerinde takım içerir. Tanımlanmış olan hayvanların yaklaşık 4/5'i böceklerdir. Gerçek olsaydı evrimin böcekler yönünden geliştiği ve zirveye ulaştığı rahatlıkla iddia edilebilirdi.

    Vücutları baş, göğüs ve kuyruk olmak üzere 3 bölümden oluşur. Bazı gruplarda bu vücut bölümlerinde kaynaşmalar görülebilir. Baş bölgesinde bir çift anten ve bir çift bileşik göz bulunur.

    Sınıf özelliği olarak göğüsleri 3 segmentlidir ve her segmentten bir çift bacak çıkar. Çoğunda 2. ve 3. göğüs segmentlerinden birer çift kanat çıkar.

    Hayvanlar aleminde uçma ilk defa bu grupta ortaya çıkmıştır. Ancak böceklerin kanatları, kuşların kanatlarından farklı yapıdadır.

    Böcekler mükemmel yapıları tür ve çeşit zenginliğiyle evrim teorisinin dinmez baş ağrılarından biridir.

    Türden türe geçişte ne bir ara format bulunabilmiş ne de kanatlar gibi basite indirgenemez kompleks yapılar olan mükemmel organların evrimi açıklanabilmiştir.

    = = =

    Böceklerin göğüsleri 11 segmentlidir ve hiçbir segmentte üye bulunmaz.

    Son segmentlerde yapısal değişiklikler sonucu oluşmuş kavuşma organı, cercus uzantıları veya yumurta yerleştirme borusu gibi yapılar görülebilir.

    Dış iskelet bulunur. Büyüme esnasında dış iskeletin neden olduğu kısıtlama, deri değişimi ile telafi edilir.

    Vücutlarında sadece çizgili kas bulunur. Bu yüzden çok hızlı hareket ederler.

    Solunum trake sistemiyledir. Açık dolaşım sistemi görülür. Vücutta dolaşan solunum sıvısı hemolenf adını alır ve çoğunlukla renksiz, bazen de soluk yeşil-sarı renktedir.

    Vücutları bez bakımından zengindir. Çekici veya itici koku, mum, zehir, ipek, yağ, tükürük, anti koagülan madde gibi birçok maddeyi salgılamak üzere özelleşmiş çok sayıda bezler sahiptirler.

    Duyu organları ve sinir sistemleri iyi gelişmiştir. Birçok grupta, özel görevleri olan duyu organlarına rastlanır.

    Avlanmak veya avcılarından korunmak için son derece başarılı uyumlar kazanmışlardır.

    Renklenmeleri büyük çeşitlilik gösterir. Bazılarında ışık çıkarma özelliği görülür.

    Kural olarak yumurta ile çoğalırlar ve gelişmelerinde çoğunlukla bir meta-morfoz görülür. (Meta morfoz bölümüne bakınız)

    Bazı gruplarda koloni hâlinde sosyal yaşam örnekleri görülür. Yaşam ve beslenme şekillerine göre, ağız parçaları, anten ve bacak yapıları farklılık gösterir.

    Hayvan türü canlılar içinde mikroorganizmalardan sonra sayı, çeşit, tür olarak böcekler gelir.

    Yaşamın bütünselliğinde diğer canlılarla kıyaslandığında, böceklerin çok ayrı bir yeri vardır.

    Fosil kayıtlarından anlaşıldığı gibi, böcekler en az 400 milyon yıldır varlıklarını sürdürmektedirler.


    Bu dönem boyunca, çeşitli felaketler yaşanmış, dünyadaki hayvan türlerinin büyük bir kısmı yok olmuştur. Bu gerçek tersinimin en büyük kanıtlarından biridir.

    Bu yıkıcı olaylardan belki de hiç etkilenmeyen tek canlı türleri böceklerdir.

    Sahip oldukları üstün tasarımla her türlü ortamda yayılmış ve çoğalmışlardır.

    Böceklerin hepsi de basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünselliği içindedirler ve mükemmel yaratılmışlardır.


    15 - Böcekler Evrime Meydan Okuyor

    Çöllerde, ormanlarda, göllerde, volkanlarda, sıcak sularda, buzullarda, kısacası her yerde böceklere rastlamak mümkündür.

    Böceklerin hepside yaşadığı ortamlara uygun mükemmel tasarımlar içindedir. Yaşamaları ve üremeleri için gerekli olan her şey kendilerine verilmiştir.

    Mesela bazı böcekler bir tür antifriz üreterek vücut sıvılarının donmasını engellerler.

    Böylece Himalaya Dağlarının yüksek tepelerinde ya da bazıları Sahra Çölü'nde 47°C'nin üstündeki sıcaklıkta yaşayabilir.

    Mikroorganizmalar gibi böceklerin türü ve sayısı o kadar fazladır ki, bilim adamları bu konuda kesin bir rakam verememektedirler.

    Son yapılan çalışmalara göre böcek türlerinin tahmini sayısı 2 ile 30 milyon arasındadır.

    Bu türlerin içinde sadece 370.000 adeti tanımlanabilmiştir, ayrıca 15.000 kadar fosil böcek türü bulunmuştur.

    Bugün, bilinen hayvan türlerinin dörtte üçünü böcekler oluşturmaktadır ve tahmini sayıları 1 trilyondan fazla, toplam ağırlıkları ise 2,7 milyar ton olarak belirtilmektedir.

    Bu rakam 45 milyar insanın toplam ağırlığına eşittir.

    Yani yaşayan her insan başına 170 milyondan fazla böcek düşmektedir.

    Bu olağanüstü sayılardan da anlaşılacağı gibi, böcekler hem nüfuslarıyla, hem sahip oldukları tasarımlarıyla, hem de besin zincirinde en önemli halkalardan birini oluşturmalarıyla bize önemli mesajlar vermektedirler.

    Bu canlıların fosil kayıtlarında aniden ortaya çıkmaları, hiçbir evrimsel ataya sahip olmamaları, son derece kompleks organlara sahip olmaları ve en önemlisi de bu kadar fazla çeşitlilik göstermeleri, evrim teorisi için mantıklı olarak cevaplanması oldukça zor bu konudaki sorulardan sadece bir kaçıdır.


    Devamı var.


  4. 2012-06-21 #4
    Böceklerin Harika Dünyaları-2

    Milyonlarca böcek türünü tek, tek inceleyecek olursak her birinin farklı bir tasarıma sahip olduğunu görürüz. Sadece kanatları açısından bile, birbirine benzemeyen birçok tür ve çeşitleri vardır.

    Mesela kelebeğin kanatlarıyla sineğin kanatları tamamen farklı tasarıma sahiptir.

    Aynı şekilde yusufçukla çekirge, hamamböceğiyle karınca, arıyla pire gibi, böcek oldukları halde, son derece farklı tasarımlara sahip, henüz tam sayısı belirlenememiş milyonlarca böcek tür ve çeşidi vardır.

    Böcek ve böcek türleri o kadar çok ve çeşitlidir ki tek, tek inceleyip bir tasnifte bulunmak imkânsız gibidir.

    Her türün her çeşidinin ayrı, ayrı tasarımlara sahip oldukları, basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünselliğinde mükemmel ve eksiksiz var edildiklerini unutmadan sadece bazı türleri için geçerli ortak özelliklerinden söz edilebilir.

    Böcekler her türlü iklim koşulunda yaşayabilecek özelliklere sahiptirler.

    Bu özelliklerin başında vücutlarının dış yüzeyini saran kitin tabakası gelir.

    Böcekler, bir iskelete sahip değildirler. Bunun yerine vücutlarını bir zırh gibi saran dış iskeletleri vardır. Bu zırhın ana maddesi kitindir.

    Kitin son derece hafif ve incedir. Bu nedenle böcekler onu taşımakta hiçbir zaman zorlanmazlar.

    Böceğin bedenini dışarıdan sarmasına karşın, iskelet işlevi görecek kadar sağlamdır.

    Kitin aynı zamanda da son derece esnektir. Vücut içinden uçları kendine bağlı olan kasların kasılıp esnemesi ile hareket edebilir.

    Bu özellik böceklere hareketlerinde çabukluk kazandırdığı gibi, dışarıdan gelecek darbelerin etkisini de azaltır.

    Kitin dışarıdan içeri su geçirmez. Vücut içindeki sıvıları da dışarı çıkarmaz. Sıcaktan hatta radyasyondan etkilenmez.

    Çoğu zaman etrafa tam uyum sağlayacak bir renktedir. Bazen de caydırıcılık sağlayacak kadar parlak olabilir.

    Kitin maddesi, bilim adamları ve tasarımcıların yapay olarak üretmeyi hayal ettikleri bir maddedir.

    Özellikle Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren, kitin kullanılarak üretilebilecek malzemelerin ve araçların tasarımı yapılmıştır.

    = = =

    Eldeki fosillere göre böcekler en az 350 milyon yıldır tüylere ve kaslara ihtiyaç duymadan uçmaktadırlar.

    Fosil kayıtlarına göre, böcekler günümüzdeki halleriyle, bundan yaklaşık 350-400 milyon yıl önce aniden ortaya çıkmaktadırlar ve günümüze kadar hiç bir değişim göstermemişlerdir.

    400 milyon yıl önce yaşayan bir hamamböceği veya yusufçukla günümüzde yaşayan örnekleri arasında hiçbir fark yoktur. (İlgili bölümlere bakınız)

    Böceklerin farklı uçma sistemleri ise harika birer tasarım örneğidir. Öyle ki bu konuda birçok böcek türü kuşlardan üstün uçuş becerilerine sahiptir.

    Örneğin kral kelebeği Kuzey Amerika'dan Orta Amerika'nın içlerine kadar uçabilir. Sinekler ve yusufçuklar ise havada asılı durabilirler.

    Böceklerin kanatları da farklı tasarımlara sahiptir.

    Kimi böceklerde iki, kimilerinde dört kanat vardır. Bazı böceklerin kanatları içeri katlanır ve üzerinde koruyucu bir kabuk vardır; bazıları zar kanatlı, kelebek gibi böcekler ise pul kanatlıdır. Her kanat türü kendi içinde ayrı bir mükemmellik sergilemektedir.

    Böceklerin kanat eklemi, mükemmel esneme özellikleri olan resilin adlı özel bir proteinden oluşmuştur.

    Hem doğal hem de suni kauçuktan çok daha üstün özellikleri bulunan bu madde, laboratuarlarda kimya mühendislerince üretilmeye çalışılmaktadır.

    Resilin, esneme-bükülme yoluyla üzerine yüklenen tüm enerjiyi depolayan ve üzerine etki eden kuvvet kaldırıldığında bu enerjiyi tümüyle geri verebilen bir maddedir.

    Bu açıdan bakıldığında resilinin verimi %96 gibi çok yüksek bir değere ulaşmaktadır.

    Bu sayede kanadın yukarı kaldırılması sırasında harcanan enerjinin yaklaşık %85'i depolanmakta ve aşağı kanat hareketinde bu enerji yeniden kullanılmaktadır.

    Böceklerde göğüs duvarları ve kaslar da bu enerji birikimine imkân tanıyacak özel bir yapıda var edilmiştir.

    Bu sayede ortaya olağanüstü bir enerji çıkar.

    Balarıları kanatlarını saniyede iki yüz, tatarcık denen böcek ise yine saniyede bin defa kanatlarını titretebilir.

    Bir an evrimin doğru olduğu kabul edilirse canlılığın (tür, çeşit ve sayı zenginliği göz önüne alındığında) böceklerle başlaması gerektiği açıktır.

    Bu mantıksal çıkarım ise mevcut evrim teorisini temelinden yıkar, cevapsız soru dağlarının altında ezer, dipsiz kuyular iter.

    Tersinim teorisi ise elbetteki bilimsel bir temeli olmadığından canlılığın böceklerle başladığı tezini en baştan ret eder.

    Devamı var.


  Okunma: 1698 - Yorum: 3 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -