Murat Soyak "SELAM OLSUN" - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Murat Soyak "SELAM OLSUN"

  1. Murat Soyak

    1971 yılında Niğde?de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Niğde'de tamamladı. Marmara Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

    Yedi sayı devam eden "Gül Aydınlığı" isimli edebiyat dergisini çıkardı.

    Yedi İklim, Çerağ, Yitik Düşler, Ay Vakti, Likâ, Taşra Edebiyat, Eğitim, Mavi Yeşil, Türk Dili, Yolcu, Yağmur, Bir Nokta, Ardıç isimli sanat-edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlandı

    SELAM OLSUN

    Gül günler sağnak sağnak hayâle düştü.
    Canlandı hatıralar, gönlüme hüzün düştü.
    Hazân mevsimi iki gözüm, yapraklar düştü.
    Gitti gelmez ama toprağa tohum düştü.

    Al kanlara boyandı toprak, nice baş düştü.
    Canım efendim, yetiş içimize ateş düştü.
    Yine yoldan çıktı insan, insanlık düştü.

    Delikanlı keyfince yürüdü, şeref düştü.
    Unutuldu memleket, kirlendi, şehir düştü.
    Karanlık adamlar iş başında, kin yola düştü.
    Yürüyen çocuk göze geldi, canım umut düştü.

    Kim demiş su boğar ateş yakar diye?
    Yangın yeri dostum, uyan iş başa düştü.
    Sen yürürsen, sen yürürsen bahtımız açık
    Yedi iklim son nefesti, Akdeniz düştü.

    Kolum kanadım kırıldı efendim,
    Kelime kelime kayboldu anlam, millet düştü.
    Önce can suyumuz kesildi, sonra bülbül düştü.
    İyi insanlar bir bir göçtü canım, can düştü.

    Açıldı ruhum yaprak yaprak içime ışık düştü.
    Çözüldü kör düğüm, devrildi taş taş yalanlar
    Uyanış vaktine doğru toprağa cemre düştü.
    Açıldı ruhum yaprak yaprak içime ışık düştü.

    Çekil yolumdan yılan, çekil yolumdan şeytan;
    Yıkıl karşımdan zalim, yıkıl karşımdan düşman!
    Damarda, cana can veren kan, yükselen yükselen iman
    Yeniden doğdu zaman ayaydınlık adı hicret olan zaman.

    Doğuştaki sırrı kim bilir?
    Unutuldu kardeşlik heyhât insan insana düştü.
    Gerçek aşkın yuvasını kim bozdu?
    Unutuldu kul hakkı heyhât vicdan yele düştü.

    Sınır boylarında sınırsızlık özlemi var.
    Beklenen vakit geldi ve uyandı ashab-ı kehf
    Uyandı taş, uyandı toprak, uyandı ashab-ı kehf
    Dirildi hayat çiçek çiçek dirildi insan rahmet rahmet.

    Su yürür damar damar ağaç bize doğru
    Bahar yürür aşk ile çiçek bize doğru
    Gün yürür, yürüdükçe çocuk bize doğru
    Demet demet iyilik ve solmayan güzellik...

    Bir ölüp bin dirilen, ölüp ölüp dirilen ey!
    Kırıldı kalem, kırıldı zaman, kırıldı kalem
    Yetiş, canımıza cankat önümüze düş.
    Bırakma bizi, bırakma yaban ellerde bizi.

    Beklerim yolunu, seni gözlerim.
    Sen ki uyan diyen, diri diyen, hâk diyen.
    Yolumuza işaret taşları dizen, yol gösteren,
    Gözüm yollarda seni gözlerim.

    Anlamını yitiren hayat bir derde düştü.
    Ekmek derdiyle dertlendi nice insan,
    Evvel zamanda verdiği sözü unutan insan,
    Anlamını yitiren hayat bir derde düştü.

    Gelin acıyan yerlerimizi ışığa tutalım.
    Gelin sonsuzluk ikliminde dertleşelim.
    Bakalım sızlanmalarımız niye ve kime;
    Bakalım bu yol nereye çıkar, yolcu nereye?

    Büyülenmiş bakışlar ve tutulmuş yollar;
    Yalancı sevda, yalancı söz, yalancı dert
    Yırtın perdeleri, sığının ölüm gerçeğine
    Yeniden yeniden var olun beş vakitte...

    Gün doğmadan içimize bir gün düştü.
    Gözledik, sabrettik yalancı şafak düştü.
    Candüştü "çan çan"dışımızda batıl düştü.
    Söndü sönmeyen ateş, doğdu batmayan güneş.

    Yer ve gök yaklaştı yaklaştı
    O dem filizlendi rahmet, filizlendi bereket
    Yer ve gök yaklaştı yaklaştı
    O dem yıkandı yeryüzü sevindi gökyüzü...

    Çöl şimdi yemyeşil şimdi doğum vakti
    Süt ve göz, süt ve gönül, süt ve söz
    İnkârın üstüne şimşek gibi cevap düştü.
    Çöl şimdi yemyeşil şimdi doğum vakti.

    Düşünenler için hayata işaret düştü.
    Titredi insan, uyandı uykularından;
    Aklına ben kimim, niçin varım sorusu düştü.
    Rahman ve Râhim olan Allah'ın adıyla
    Âyet âyet dilimize sözlerin sözü düştü.

    Bisiklet İzleri

    daha dün müydü eli yüzü toprak
    resimdeki o mahzun,esmer çocuk
    oyun bitti ama içinde ukde kalmış
    neylersin,serde yoksulluk derdi

    zahire pazarında bir hurdacı
    pas yemiş her yanı ve kırk yama
    olsun,uzaktan bisiklet işte
    hem binince dünyalar senin

    Cici Ferhat,o zamanlar çırak
    haftalıklar birikince mavi bisiklet
    bir hava bir hava sorma gitsin
    futbol sahasını kesip biçiyor

    arkadaşım,gel etme eyleme
    gözümüz kaldı yeter bu zulüm
    birazcık da biz binelim bisiklete
    olmaz der,çiğner geçer çimenleri

    Çıksalın Durağı

    çık da gör
    bu durak,bu şehr-i İstanbul'un
    ama aslında Çıksalın,dünyanın.

    çıksalın durağında elinde karanfil,
    masum BİR,yere bakıyor.

    çıksalın durağında elinde kitap,
    düşünür edasında İKİ,göğe bakıyor.

    çıksalın durağında elinde dosya,
    orta yaşta ÜÇ,yola bakıyor.

    çıksalın durağında elinde baston,
    boynu bükük DÖRT,bize bakıyor.

    çık da gör.
    bu durak, bu şehr-i İstanbul'un
    ama aslında Çıksalın,dünyanın.

    çık da gör.
    bize bakıyor.

    Hatırlayış

    1


    kefenini hazır tutan bir babanın oğullarıydık
    bir yanımız bağ bahçe
    bir yanımız ahir dünya
    komşumuz olurdu İbrahim

    bir kitap vardı evimizde
    kendi yağımızda kavrulurduk
    ve yandık ha koşun desek
    sesimize ses veren olurdu

    misafir,heybesinde kıssalar demetiyle gelen
    ne güzeldi dinlemek
    anlattıkça bal akar dilinden
    sohbetle ısınırdı içimiz
    artık kim korkar geceden

    2

    aldı beni nerelere götürdü şiir
    hadi gitmek bir şey değil de
    nasıl döneceğim bu güne
    nasıl döneceğim bahçeli evden
    kibrit kutusu apartman dairesine
    alacağın olsun şiir
    bu akşam bana bunu da yaptın
    alacağın olsun

    Murat Soyak


    Güncelleme : 2007-05-24
  Okunma: 1877 - Yorum: 0 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -