Kimyasal Bağ Kavramının Gelişimi
Avogadro hipotezi çok atomlu molekül yapısını ortaya koyduğundan moleküllerdeki atomların birbirine nasıl bağlandıkları sorusunu ortaya çıkarmıştır.Dalton molekül kavramını reddettiğinden bu soru ile ilgilenmemiştir.



Antik dönemlerde atomları köşeli,kavisli,pürüzlü pürüzsüzoyuklu,yuvarlak kancalı gibi değişik şekillerde düşünüyor ve atomların birbirlerine bağlanmasını da bunlar dayanarak açıklıyorlardı.


Aynı sıcaklık ve basınçta oldukları halde maddeler katı,sıvı veya gaz halinde bulunabilirler.Bunun sebebi moleküller arası çekim kuvvetleridir.Çekim kuvveti en büyük olan maddeler katı, en küçük olanlar ise gaz halindedir.


Atom ve iyonlar arası bağlar moleküller arası bağlardan daha sağlamdır.Bu nedenle suyu buharlaştırmak için gereken enerji, hidrojen ve oksijen gazlarına ayrıştırmak için gereken enerjiden çok daha azdır.


Kimyasal bağlar atomların asal gaz (soy gaz) yapısına ulaşmaları isteğinin sonucudur. Çünkü soy gaz elektron düzenine sahip olan atomlar oldukça karalıdır.


Bazı küçük atomların bileşik oluştururken tek elektron katmanına sahip olmak için elektron sayılarını helyum asal gazındaki gibi 2 tane yapmalarına dublet kuralı; helyum dışındaki asal gazlarda olduğu gibi son katmandaki elektron sayısını sekize tamamlamalarına oktet kuralı denir.


Kimyasal bağ
: Atomları (molekülleri değil) bir arada tutan kuvvetlere kimyasal bağ denir.



Na 1 elektron vererek haline Cl 1 elektron alarak haline geçer.Böylece iki atom da oktedini tamamlar.Oluşan ve iyonlarının elektrostatik çekim ile birbirlerini çekmesi ile iyonik bağ oluşur. NaCl iyonik bir bileşiktir.



Ca son katmanındaki 2 elektronu vererek +2, O ise bu iki elektronu alarak -2 iyonu haline geçer. Böylece iki atom da asal gaz elektron düzenine ulaşır. ve O-2 iyonlarının elektrostatik çekim ile birbirlerini çekmesi ile iyonik bağlı CaO bileşiği oluşur: + O-2 → CaO