İstinca ve İstibra'nın Âdâbı

Önce istinca ve istibraya sebeb olan tuvalete girme ve hâcet giderme âdâbını bilmek gereklidir. Şöyle ki:

Tuvalete girileceği zaman parmağında lâfza-i celâl yazılı yüzük veya ceplerinde âyet yazılı sayfa veya Kur'an'dan bir parça var ise, bunların çıkarılması, tuvalete sokulmaması, yahut da muşambaya veya naylona sarılı vaziyette cepte taşınması gerekir. Yüzüğün ters çevrilerek avuç içine alınması da kifâyet eder.

Daha tuvalete girmeden bismillâh deyip:

"Allahümme innî eûzü bike mine'l-hubsi ve'l-habâis..." diye dua edilmesi müstehabdır.

Tuvalete sol ayakla girilir ve sağ ayakla çıkılır.

Tuvalette kıbleye karşı oturulmamalı ve kıble tarafına arka da dönülmemelidir. Bunlar mekruhtur. Fakat evlerdeki tuvaletler kıbleye karşı yapılmışsa, artık zarurete binaen bunda bir beis yoktur.

Şâfiî ve Mâlikî'ye göre kapalı bina içindeki tuvaletlerde kıbleye karşı dönmekte hiçbir mahzur yoktur. Kıbleye dönmemek mecburiyeti, kırlarda def'-i hâcet yapılacak zamanlara aittir.

Tuvalette iken mecbur kalmadıkça konuşulmaz. Zikredilmez. Selâm alınmaz.

Tuvaletlere tükürerek veya sümkürerek nahoş bir görüntüye sebeb olmamak da âdâbdandır.

Özürsüz ayakta idrar yapmamak da âdâbdandır. Hazret-i Ömer'in bildirdiğine göre, bir keresinde ayakta su dökerken Resûlüllah Efendimiz onu görmüş ve: "Ya Ömer, ayakta su dökme" demiştir. Hz. Ömer bundan sonra bir daha ayakta su dökmemiştir. Fakat zaruret halinde ve idrar sıçrantılarından da korunmak mümkün olduğu takdirde, ayakta da su dökülebilir. Çünkü ashabdan bâzıları, Rasûlüllah'ın ayakta da su döktüğünü görmüşlerdir. Bu durum zaruret ve idrarın sıçramaması haline hamledilmiştir.

Oturarak idrar etmek, temizlik yönünden de daha iyidir. Bu şekilde idrar torbası daha iyi boşalır. Akıntı ve sızıntı da azalır.

Def'-i hâcet yaparken, avret mahalline ve vücuttan çıkan pisliğe bakılmamalıdır.

Tuvaletten çıkıldığında:
"Elhamdü lillâhi'llezî ezhebe annî'l-ezâ ve âfânî" denilmesi âdâbdandır.

Cevap 1:

Kıyamet gününde Allah iyi olarak seçtiği kullarının defterlerini sağ ellerine, kötü not verdiği kullarının defterlerini de sol ellerine verecektir Kur'an'da cennete gidecek olan iyi insanlar için "Ashab-ı yemin= sağın sahipleri"; cehenneme gidecek olanları için "Ashab-ı şimal= solun sahipleri" unvanını kullanılmıştır Bu değerlendirme, sağ elin/sağ tarafın, Allah katında bir değerinin olduğunu göstermektedir

Bu gibi hikmetlerden ötürü olacak ki, Hz Peygamber(asm), sağı, sola tercih etmiş, mescit gibi iyi yerlere giderken sağ ayağıyla, tuvalet gibi yerlere girerken de sol ayağıyla girmiştir Çıkışları tersine yapmıştır Diğer bilinen hususları buna kıyas edebilirsiniz

Tuvalete girmeden önce, eûzü-besmele çekmek, biliniyorsa şu duayı okumak müstehabtır: "Allahümme innî eûzü bike minel hubsi vel habâis: Allahım Erkek ve dişi bütün şeytanlardan (zararlı her şeyden) sana sığınırım" (Buhârî, Vüdû', 9, Deavât, 14; Müslim, Hayz, 122, 123)

Tuvaletten çıkarken de şöyle dua edilir: "Gufrâneke, elhamdü lillâhillezi ezhebe annî'l-ezâ ve âfâni (Ey Rabbim, senin bağışlamanı bekliyorum Benden, abdest bozma imkânı vererek sıkıntıyı gideren ve bana sağlık ve esenlik veren Allah'a hamdolsun)" (İbn Mâce, Tahâre, 10, Tirmizî, Tıbb, 32)

Cevap 2:

Peygamberimizin yaptığı, konuştuğu, hal ve hareketlerinin tamamına sünnet diyoruz Öyleyse hayatı boyunca yaptığı her şeye sünnet diyebiliriz

Fıkıh kitapların da geçen sünnet kelimesi ise, daha çok "yaparsak sevabı var, yapmazsak günahı yok" manasına geliyor

Mesela, yemeği sağ elle yemek, dişleri temizlemek, ayakta yemek yememek gibi Ancak sünnet kelimesini geniş anlamıyla aldığımız da Peygamberimizin yaptığı her şeyi içine alır Bu durumda, Allah'ın istekleri ve yasakları da sünnetin içinde yer alır Mesela, Peygamberimiz namaz kılmış mı? Evet Öyleyse namaz kılmakta bir sünnettir Şu halde sünneti bölümlere ayırmak gerekecektir

Farz olanları: Allah'ın mutlaka yapmamızı veya terk etmemizi istediği her şeydir Allah'ın emir ve yasaklarını en iyi şekilde uygulayıp örnek olan Peygamberimizdir Biz de ona uymak suretiyle en üst seviyede Peygamberimize uymuş oluruz Namaz kılmak , Oruç tutmak, Zina etmemek, haram yememek gibi

Vacip olanlar: Dinimizin vacipleri Mesela gece namazını 3 rekat olarak kılmak vaciptir

Nafile olanlar: İbadetleri yaparken farz ve vaciplerin dışındaki yaptığımız şeylerdir Mesela namaz kılarken Kur'andan bazı süreleri okumak farz, ama subhaneke duasını okumak nafiledir

Adab olanlar: Bunlara da edeb diyoruz Yemek yerken, yatarken, camiye, tuvalete girip çıkarken (vb) günlük işlerimizi yaparken Peygamberimiz'e uyarsak o işi adabına uygun yapmış oluruz

Demek ki Sünneti farz, vacip, nafile ve adap diye ayıra biliriz Sünnetin en yükseği ve en faziletlisi bu sıraya göredir Bunu bir insanın vücudu gibi düşünebiliriz İnsanın yaşaması için gerekli organları vardır Beyin, kalp, kafa vesaire İşte iman etmemiz gereken esaslarda ruhumuzun beyni kalbi gibidir Vücudumuzun gözü, kulağı, eli, ayağı vesaire duyu organları vardır Farzlar da bunun gibidir Ruhumuzun gözü, kulağı, eli, ayağıdır Farzları yapmayan elsiz, ayaksız, gözsüz, kulaksız bir insan gibi ek------ Vücudumuz da bir de parmak, kaş, saç gibi güzellikler ve süsler vardır Bunlar olmasa da yaşarız Ama olduğu zaman daha mükemmel insan oluruz

Bunun gibi sünnetin nafile ve adab kısımları da ruhumuzun süsü ve güzelliğidir Yapsak çok sevabı var, yapmasak günahı yok Özetlersek, farz ve vacip kısımlar mutlaka yapılması gereken sünnetlerdir Nafile ve adap kısımlar ise yaparsak çok sevabı var Haramların durumunu sorarsan o da vücudunuzu aids, zehir ve ateş gibi öldürücü şeylerden koruduğumuz gibi ruhumuzu da öldürücü ve zehirleyici haramlardan korumamız gerekir