İslâm Güneşi Mekke'de parlarken Ebû Talhâ 20 yaşlarında delikanlıydı

Medîne'nin asîl ve zengin ailelerinden birine mensuptu Her gece evlerinde eğlence ve içki toplantıları vardı Zenginliği sâyesinde bütün dünya nîmetlerini tatmak istiyordu

Daha kötüsü; birçok asil arkadaşları gibi Puta tapmaktaydı

Etrafında sayısız kadın ve kız dolaşıyordu Fakat o sadece biriyle evlenmek istedi Haber yolladı

Evlenme teklifinde bulundu

Ümmü Süleym adlı bu hanımın kocası yeni ölmüştü Şu cevabı verdi:

- Yetîm oğlum büyüyünceye kadar evlenmeyi düşünmüyorum

Ümmü Süleym fakir olduğu halde küçük oğlunu üvey baba eline bırakmak istemiyordu

Ebû Talhâ çâresiz bekliyecekti!

Evlenmem mümkün değil

Epeyce zaman sonra bizzat kendisi gitti Nezâketle evlenme teklifini tekrarladı:

- Oğlun artık büyüdü Ey Ümmü Süleym! Kararını vermelisin dedi

O'nun niyetinin iyi olduğunu anlıyan zeki kadın başka bir şeyden endişeliydi Açık açık söylemeyi uygun buldu:

- Yâ Ebû Talhâ! Ne yazık ki seninle evlenmem mümkün değil

Neccar Oğulları Kabîlesinin bu en yiğit en zengin ve en yakışıklı delikanlısı; hayretle sordu:

- Niçin?

- Çünkü sen müşriksin Putlara tapıyorsun

Ebû Talhâ'nın hayreti arttı:

- Putlarımız sana bir zarar mı verdiler? diye sordu Ümmü Süleym gâyet sâkin:

- Onlar kimseye; ne zarar verebilir ne de fayda! dedi ve devam etti:

- Çünkü sen de biliyorsun ki; tahta putlarınızı aşağı mahalledeki marangoz köleleriniz yapmaktadır! Taş ve toprak putllarınızı da yukarı mahalledeki köleleriniz yaparlar

Ebû Talhâ gözlerini açmış evlenmek istediği kadını dinliyordu O sözlerini şöyle tamamladı:

- Taptığınız putları ateşe atsan yanar! Kayaya çarpsan dağılır toz olurlar! Senin gibi asîl bir efendinin işe yaramaz oyuncaklara secde etmesi yakışır mı?

Biraz düşüneyim

Zekî Medîneli ne diyeceğini şaşırdı sâdece sordu:

- Peki sen nelere inanıyorsun? Nasıl düşünüyorsun?

Kadın cevap verdi:

- Seni beni yeri göğü yaratan ve yaşatan ve öldüren Allah; birdir ve büyüktür Muhammed aleyhisselâm O'nun kulu ve elçisidir İşte benim inandığım budur

Zengin delikanlının aklı karıştı:

- Biraz düşünmek istiyorum! diyebildi

Tek başına kaldığı zaman gerçekten uzun uzun düşündü Sonra tekrar Ümmü Süleym'in yanına vardı

- Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühu ve resûlüh diyerek Kelime-i Şahâdet getirdi Müslümanlık şerefine erişti

Ebû Talhâ kelime-i şehâdet getirip Müslüman olunca O mü'mine hanım da:

- Ey Ebû Talhâ! Şimdi seninle hiçbir karşılık istemeden; evlenmeyi kabul ediyorum dedi

Ümmü Süleym hakikaten sevinçliydi Çünkü bir insanı hem de kocası olacak bir insanı; sapık fikirlerden kurtarmıştı Ancak Müslüman olduktan sonra Ebû Talhâ hazretleri o iyi kalbli hanımla evlenebildi Böylece dünyâ ve âhiret saâdetine kavuşmuş oldu

Bu sıralarda sevgili Peygamberimiz Allahın emriyle; Medîne'ye hicret ettiler Bu şerefe eren Medîne halkı gerekli herşeyi; Muhacîrlere göç edenlere te'mîn ediyordu

Lütfen kabul buyurun

Hz Ebû Talhâ ve muhterem hanımı da Peygamber efendimizin huzurlarına vardılar

- Yâ Resûlallah Biz de size şu küçük oğlumuzu armağan ediyoruz Lûtfen kabul ve duâ buyurunuz İnşâallah size hizmette kusur etmez dediler

Bu küçük oğlu Enes idi

Efendimizin memnun oldukları gözerinden anlaşılıyordu Küçük Enes'i kendi terbiyelerine aldılar Bir sâyede Ebû Talhâ'nın üvey oğlu büyük bir şerefe nâil oldu

Cenâb-ı Hak bir müddet sonra onlara yeni bir oğul verdi Yeni bebek evlerine sevinç getirmişti Çünkü artık Sevgili Peygamberimiz de sık sık onlara uğruyorlardı Hatır soruyor cemâ'atle namaz kıldırıyorlardı

Ne yazık ki çocukcağız bir gün hastalandı Az sonra da vefat etti O sırada Hz Ebû Talhâ evde yoktu Ümmü Süleym evlâdını yıkadı kefenledi Üstüne temiz bir bez örttü

Ev halkına:

- Babası geldiği zaman siz bir şey söylemeyin diye tenbih etti

Akşamleyin Ebû Talhâ eve döndü Her zamanki gibi yanında arkadaşları bulunuyordu Selâm verdi ve sordu:

- Oğlum nasıl? Hanımı:

- O şimdi daha sâkin ve daha huzurlu bir hâlde bulunuyor dedi Sonra efendisine ve misafirlere hazırladığı yemekleri ikrâm etti

Hayırdır inşâallah

Hepsi âfiyetle yediler içtiler Hiçbir şeyden haberleri olmadı

Misâfirler geç vakit gittiler Ancak o zaman hanımı konuştu:

- Ey Ebû Talhâ! Aşağı hurmalıktaki komşularımız emânet birşey almışlar Bir müddet faydalanmışlar Fakat sahibi emâneti geri isteyince itiraz etmişler

- Ne demişler?

- Daha zamanı gelmedi! Ne çabuk istiyorsun gibi şeyler!

- İnsafsızlık etmişler doğrusu!

- Evet öyle İnşâallah biz etmeyiz

- Hayırdır inşâallah! Birşey mi oldu?

- Evet

- Ne oldu?

- Cenâb-ı Hak da bizdeki emânetini geri istedi deyince kocası hemen anladı

- Oğlumuz öldü mü yoksa diye sordu:

- Allah sana ömürler versin

Ebû Talhâ ilk oğlunun ölüm haberine rağmen sarsıldı Fakat herşeye rağmen:

- İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn "Biz hepimiz Allahın kullarıyız ve ancak O'na dönücüleriz" mânâsına gelen âyet-i kerîmeyi okudu Hakkın emrine râzı olup sabretti

O günlerde Müslümanlar maddî sıkıntı çekiyorlardı Hazret-i Ebû Talhâ hanımına:

- Ey Ümmü Süleym! Evde yiyecek var mıdır diye sordu Hanımı da:

- Evet Ne yapacaksın dedi

- Resûlullah efendimizin mübârek seslerinde zaîflik ve açlık hissediyorum Gönderebilir miyiz?

Hz Ümmü Süleym derhal birkaç arpa ekmeğini beze sardı Oğlu Hz Enes'in koltuğuna verip yolladı

Evet yâ Resûlallah

Sevgili Peygamberimiz Mescîdde arkadaşlarıyla idiler Ekmeklerle Hz Enes'i görünce:

- Seni Ebû Talhâ mı yolladı

- Evet efendimiz

- Koltuğunda ekmek mi var?

- Evet yâ Resûlallah

Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz arkadaşlarına:

Kalkın! Ebû Talhâ'nın evine gidiyoruz buyurdular

Bunu işiten Hz Enes önlerinden koşturdu Doğru eve gelip babasına meseleyi bildirdi O da:

- Yâ Ümme Süleym! Peygamber efendimiz bütün cemâatlarıyla birlikte yemeğe teşrîf ediyorlarmış Şimdi ne yapacağız! Evdeki yemek hepsine yetecek mi diye telâşlandı

Hanımı gâyet sâkin:

- Allahü teâlâ ve Peygamberi daha iyi bilirler Sen telâşlanma cevabını verdi

Gerçekten o gün iki cihân sultânı ve bütün arkadaşları Ebû Talhâ hazretlerinin evinde doydular Bu olay şüphesiz Hz Resûlullahın mu'cizesi ve ev sahiplerinin tevekkülü sâyesinde gerçekleşti

Günler sür'atle geçip gidiyordu

Harp ve sulh anlarında Hz Ebû Talhâ sevgili Peygamberimizden hiç ayrılmadı En ufak işâretlerini bile yerine getirmek için canla-başla çabalıyordu

Başta büyük Bedir gâzâsı olmak üzere bütün savaşlarda herşeyini; Allahü teâlâ ve Resûlü uğruna fedâ etti Bilhassa Huneyn gâzâsında hârikaydı

Yüz kişiden hayırlıdır

O gün Peygamber efendimiz buyurdular ki:

- Kim bir düşmanı öldürürse; düşmanın üzerinde nesi varsa O gâzîye âit olacaktır Ganîmete dâhil edilmiyecektir

O savaşta Hz Ebû Talhâ tek başına yirmiden fazla müşrik öldürdü Üzerlerinde bulunan bütün eşyâları topladı İçlerinden bir kılıç bile almadan hepsini Peygamber efendimizin önlerine bıraktı

O'nun tek isteği sâdece Allahü teâlânın ve Resûlullahın rızâları idi

Sevgili Peygamberimiz:

- Asker içinde Ebû Talh'nın sesi 100 kişiden hayırlıdır buyurmuşlardır

Sevgili Peygamberimizin vefâtlarından sonra Medîne'de duramadı Şam taraflarına gitti Ancak Hz Ömer'in son zamanlarında baba ocağına döndü

70 yaşlarında Hakkın rahmetine Sevdiklerine kavuştu