Dil ve Edebiyat Bölümü Mezunlarının Ünvan Ve Yaptıkları İşler

Dil ve edebiyat başlığı altında toplanan bu programlardan mezun olanlar değişik unvanlarla çalışırlar. Dilbilimci olarak çalışmak isteyenler, bir dilin yapısını, kaynağını, başka dillerle ilişkisini araştırır; fonetik, anlam, gramer ilkelerini uygulayarak herhangi bir dilin gelişmesini inceler; tek sözcüklerin, birleşik sözcüklerin, eklerin, takıların kaynakları, gelişmeleri, anlam değişmeleri üzerinde çalışır, dil sistemleri geliştirirler; bir dil için sözcüklerin çeşitli kullanışlarına göre anlamlarını açıklayan sözlükler hazırlarlar. Bu kimseler genellikle üniversitelerde görev alırlar. Türk dili ve edebiyatı bölümü mezunları kütüphanelerde, arşivlerde, Kültür Bakanlığında, TRT Kurumunda görev alabilirler, yükseköğretim kurumlarında "Okutman" olarak çalışabilirler. Öğretmenlik sertifikası olanlar orta dereceli okullarda "Öğretmen" olabilirler. Özel yetenekleri olanlar gazete ve dergilerde "Yazarlık", "Editörlük" yapabilirler. Latin dili ve edebiyatı ile Yunan dili ve edebiyatı mezunları müzelerde, epigrafi (yazıt bilim) alanında, kültür ve turizm faaliyetleri ile ilgili alanlarda, arşivlerde, eski belgelerin tercüme işlerinde çalışabilirler. Ancak epigrafi ve arşiv alanında uzman olmak için yurt dışında bir kaç yıllık eğitim görmek gerekmektedir. Tercümanın işi iki türlüdür. Birincisi "eşzamanlı tercüme" olup bir dilde konuşulanları, konuşma devam ederken, aynı zamanda başka bir dile çevirmedir. Bu tip tercüme uluslararası konferanslarda çok gereklidir. Elektronik araçların gelişmesi ile bu alanda da ilerlemeler olmuştur. Tercüman, konferans salonunun arkasında bir kabinde oturur ve kulaklık ile konuşmacının söylediklerini dinlerken aynı anda mikrofona, konuşulanların tercümesini söyler. Dinleyiciler de bunu kulaklıkları ile dinlerler. Eşzamanlı tercümede, tercüman konuşmacıyı çok dikkatle dinlemek, onun jest ve mimiklerini izlemek zorundadır. Bu da çok iyi bir lisan bilgisini, dikkatli ve sabırlı olmayı gerektirir. İkinci tür tercümede, konuşmasını bitirdikten sonra tercüman söylenenleri çevirir. Bu tür tercümede her cümle iki defa söylendiğinden zaman alıcıdır. Bu tercümede de tercüman konuşmacının söylediklerini hatırda tutmak ve konuşmayı değiştirmeden çevirmek zorundadır. Mütercim ise bir dille yazılmış bir metni başka bir dile (Türkçe'ye) çevirir.