Bu üç âyet, takdirin Allah tarafından olduğunu bildirmekte, kadere iman etmeyi göstermektedir

(Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler "Küllün min indillah" [Hepsi Allah'tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar) [Nisa 78]
Bu âyet, hayır ve şerrin Allah'tan olduğunu bildirmektedir

(Muhammed [aleyhisselam], Allah'ın Resulü ve nebilerin sonuncusudur) [Ahzab 40]
Bu âyet de, Resulullahın Peygamber olduğunu bildirmektedir

İman herkese lazım
Sual: İman etmek akıl icabı değil midir?
CEVAP
İmanı olmayan kimsenin sonsuz olarak Cehennem ateşinde yanacağını Peygamber efendimiz haber verdi Bu haber elbette doğrudur Buna inanmak, Allahü teâlânın var olduğuna, bir olduğuna inanmak gibi lazımdır Sonsuz olarak ateşte yanmak ne demektir? Herhangi bir insan, sonsuz olarak ateşte yanmak felaketini düşünürse, korkudan aklını kaçırması lazım gelir Bu korkunç felaketten kurtulmak çaresini arar Bunun çaresi ise, çok kolaydır (Allahü teâlânın var ve bir olduğuna ve Muhammed aleyhisselamın Onun son Peygamberi olduğuna ve Onun haber verdiği şeylerin hepsinin doğru olduğuna inanmak ve beğenmek) insanı bu sonsuz felaketten kurtarmaktadır

Bir kimse ben bu sonsuz yanmaya inanmıyorum, bunun için böyle bir felaketten korkmuyorum, bu felaketten kurtulmak çaresini aramıyorum derse, buna, (İnanmamak için elinde senedin, vesikan var mı? Hangi ilim, hangi fen inanmana engel oluyor?) denirse ne cevap verecektir? Elbette hiçbir vesika gösteremiyecektir Senedi, vesikası olmayan söze ilim, fen denir mi? Buna zan ve ihtimal denir Milyonda, milyarda bir ihtimali olsa da, (sonsuz olarak ateşte yanmak) korkunç felaketinden sakınmak lazım olmaz mı? Az bir aklı olan kimse bile, böyle felaketten sakınmaz mı? Sonsuz ateşte yanmak ihtimalinden kurtulmak çaresini aramaz mı? Görülüyor ki, her akıl sahibinin iman etmesi lazımdır

İman etmek için vergi vermek, mal ödemek, yük taşımak, zevkli tatlı şeylerden kaçınmak gibi sıkıntılara katlanmak lazım değildir Yalnız kalb ile, ihlas ile, samimi olarak inanmak yeterlidir Bu inancını inanmayanlara bildirmek de şart değildir İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki, (Sonsuz ateşte yanmaya inanmayanın, buna çok az da bir ihtimal vermesi, zannetmesi akıl icabıdır) Sonsuz olarak ateşte yanmak ihtimali karşısında, bunun yegane ve kesin çaresi olan iman nimetinden kaçınmak, ahmaklık, hem de çok büyük şaşkınlık olmaz mı?

İmandan mahrum olan
Sual: (İman edenin, neyi yok; imandan mahrum olanın neyi var ki?) sözü, ne demektir?
CEVAP
Hüküm, neticeye göre verilir Ebedi kâr ve zarara bakılır Ebedi nimetlere kavuşmanın veya ebedi azaplara düşmenin sebebi, insanda bir hazinenin varlığına veya yokluğuna bağlıdır Bu hazine imandır, Müslüman olmaktır Bu hazineye malik olanın her şeyi var demektir Bu hazineden mahrum kalanın da, hiçbir şeyi yok demektir Mesela dünyanın en fakir insanı salih bir Müslüman olsun Bu çok fakir Müslümana, (Dünyanın bütün servetini, her şeyin tapusunu sana vereceğiz, dünyanın lideri de, sen olacaksın, ama; imanını bırak) deseler O, çok fakir Müslüman, bunu asla kabul etmez Demek ki, iman sahibi, dünyadaki bütün servetin satın alamayacağı bir hazineye ve erişilemeyecek bir makama sahiptir

Netice olarak, Allahü teâlâya iman eden kimse, o haliyle de ölürse, ebedi Cennetliktir Başka hiç bir şeyi olmasa da, ne önemi var? İmandan mahrum olanın akıbeti ise, ebedi Cehennemdir Bütün dünya onun olsa da, neye faydası olur? Onun için bir iş yaparken, bu işten Allahü teâlâ razı mı, değil mi ona bakmak gerekir O, razı ise başka hiç kimse razı olmasa da, önemi yoktur O razı değilse, herkes razı olsa da, beğense de, hiç kıymeti olmaz O halde her işte ölçümüz, Allahü teâlânın rızası olmalıdır

Dil ile ikrar
Sual: Bir ingiliz arkadaşım var Müslüman olmuş, namaz kılıyormuş ama, hiç kimseye söylememiş İngilizler Müslüman olduğunu duyarsa, iyi gözle bakmayacaklarını söylüyor Kitaplarda okumuş, kalb ile tasdik, dil ile ikrar etmek gerekiyor, şimdi ben kaç kişinin yanında Müslümanlığımı ikrar etmem gerekir diyor İkrar etmeden veya edemeden ölsem Müslüman sayılmaz mıyım diyor
CEVAP
Evet iman etmek için kalb ile tasdik dil ile de ikrar gerekir Ancak, onun dil ile başkalarına ikrar etmesi gerekmez İslam ülkesinde ikrar etmesi gerekir ki, Müslüman olarak bilinsin ve Müslümanlara yapılan muamele ona yapılsın ve Müslüman mezarlığına defnedilsin

İnanmak ve beğenmek
Sual: Cennete, Cehenneme ve Allah'a inanan herkes mümindir ve Cennete gider deniyor Böyle bir şey var mıdır?
CEVAP
Çok yanlış bu! Şeytan da Allah'a inanıyor, o da Cennete Cehenneme inanıyor Hatta imanın diğer şartlarına da inanıyor Meleklere inanıyor, Peygamberlere inanıyor, gönderilen kitaplara inanıyor Öldükten sonra dirilmeye inanıyor Hesaba, kitaba inanıyor yani bunları biliyor Demek ki Amentü'ye sadece inanmakla, bunları bilmekle iman olmuyor Amentü'de bildirilen altı esasa inanmakla birlikte, Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve hepsini beğenmek de şarttır Birini bile beğenmeyen müslüman olamaz Bir de, Hubb-i fillah, buğd-i fillah var Yani Allah dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmek gerekir Tersi, yani Allah dostlarını düşman, düşmanlarını da dost bilen kimse mümin olamaz

Demek ki Amentü'ye şeytan da inanıyor, hepsini teker teker biliyor Ancak şeytan, inandığı, teker teker bildiği bu şeyleri kabul etmiyor, beğenmiyor ve Allah dostlarını düşman, düşmanlarını da dost biliyor Şeytan gibi bilen ve inanan kimse mümin olmaz

En faziletli iman
Sual: En faziletli iman nedir?
CEVAP
İmanın altı şartına inanıp, hubb-i fillah ve buğd-i fillaha sahip olduktan sonra, hep Allahü teâlâyı hatırlamak, her işini dine uygun olarak, Allah için yapmaktır Bir hadis-i şerif meali:
(En faziletli iman, nerede olursan ol, Allahü teâlânın seninle beraber olduğunu bilmendir) [Taberani]