Küplüceli Öznur (doğum 10 Mayıs 1526 - ölüm 1628), Divan edebiyatı şairi,hattat.

Hayatı

1526 yılında Üsküdar'ın güzide semtlerinden Küplüce'de doğan Küplüceli Öznur'un gerçek ismi Öznur Sultan Hanım'dır.Müneccimbaşı Mustafa Bey' in kızıdır.Zengin bir ailede büyüyen Küplüce'linin ilme olan tutkusu küçük yaşlarda fark edildi ve evinde dönemin ünlü müderrislerinden ders almıştır Eğitimi boyunca şiire olan ilgisi giderek artmış ve güçlü kaleminin ünü de yavaşça yayılmaya başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır.Yaşamı boyunca Küplüce'de yaşamıştır ve Küplüce'ye olan aşkını sıksık dile getirmiştir.


Çalışmaları

Güzelliğiyle bölgede ün salan Küplüceli, sade bir dille yazdığı kaside,gazel ve rubaileriyle tanınır. Diğer divan şairi kadınlardan aşkı çekinmeden kullanmasıyla ayrılır. Söylentilere göre dönemin ünlü divan şairlerinden Baki ile aralarında duygusal yakınlaşma olmuştur. Aruzun yanı sıra hece vezniyle (ölçüsü) de şiirler yazmıştır. Şiirlerinde Yunus Emre, Fuzûlî ve Şeyh Gâlip gibi ünlü şairlerin etkisini görmek mümkündür.Kadının isteklerini açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini sık sık dile getirir. Küplüceli, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının "merdane" (erkeğe yakışan, mertçe) olmasını ister. Tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. Yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir.


Edebi başarılarının yanı sıra hattatlığı ile de ünlüdür, kendi elleriyle Kur'an yazmıştır.

Söylentiler


102 yaşında Küplüce'de vefat eden Küplüceli Öznur'un 8 hükümet konağını dolduracak kadar kitaplarının olduğu söylentisi vardır.Kitap okumayı,ilmi sevdiğini el yazmalarında sıksık dile getirmiştir.Hayatı boyunca hiç evlenmemiştir ve kendisinin tek aşkının kitaplar olduğunu söylediği rivayet edilir.Küplüceli'nin ayrıca kitap okuyarak can verdiği ve kitaplar içinde gömüldüğü söylentileri de vardır.Kabri bugün Küplüce Koleji'nin arazisindedir fakat yeri belirli değildir.Ayrıca ölümünden sonra Üsküdar'da ki kütüphanelerde geceyarıları ruhunun nöbet tuttuğu rivayet edilirdi.