Sana - Duygusal Yazılar - Sayfa 2 - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Sana - Duygusal Yazılar - Sayfa 2

  1. 2007-01-27 #51
    Büyük büyük harflerle terk etmiştin ya beni,
    ondan bu imla hataları.....


    640 - Sana - Duygusal Yazılar


    İkna hatalarım da vardı biliyorsun, inandıramamıştım seni bir başkası olduğuma, üçüncü tekil bir fiildim yol alıyorum içimdeki sezgi ile…
    Halatlarım da vardı, hayata sıkı sıkıya bağlı "bir bakış mesafesinde" değil bu sefer unut o mısrayı bir bakış nefesiyle kes.
    Hatalarımda vardı, konuşmak ve yazmak üzerine hatalar, hatırla daha yeni, yaşamak ve susmak üstüne, küsmek ve kaçmak üstüne, daha yeni yeni alışıyorken, aşıyorken sesini.

    Küçük küçük sev beni.

    Gidişin acıtmasın gibi…


    641 - Sana - Duygusal Yazılar

    Alışıyorum, bilmiyorsun bile. Alışıyorum.

    Kalbin Kudüs kadar dayandı demiştim sana, o tövbe dilimde bulaşma, kalbin Kudüs kadar dayandı tamam ellerin bu yüzden Filistinli bir çocuğun sesi, ne vakit dokunsam çığlık çığlığa bakıyorsun.
    Bakıyor ve yine akıyorsun.
    Anladım, anladım ki suların boğmayacak tenimi, temizlemeyecek ganj kadar mübarek yüreğin bu yüzden sıyırdım eteğimi kanıyorum. Kapa gözlerini sana bulaşmadan.

    Kör bir baykuşun kederi var.

    Hemen omuzlarında…


    642 - Sana - Duygusal Yazılar

    Sorduğun bütün sorularda birde cevap vardı. Ben soruya cevap verirken sen cevaplarına soru arıyordun. Karışık. Kırışık çarşaflarda karışınca bütün sorularda cevaplarda… Bu yüzden kestin beklide bileklerini kırık aynalarla. Kendi kendime akarım dediğinde ne kadar aptalmışım. Kendi kendine aktın. Kaldım gülümse şimdi, kaldım ben.
    Gidişimin senin kalışın olduğunu bilseydim deme, kaldım.
    Her gün diğer bütün günlere bir kere gebe kalıyorum. Her gün diğer bütün günler için doğuyorum kendimi. Kaldım onun için katlanıyorum.


    643 - Sana - Duygusal Yazılar

    Seni bırakıp gidersem eğer

    Unutma! Utanma


    644 - Sana - Duygusal Yazılar

    Senden başka hiçbir senle konuşmadım.

    Konuştuğun bütün benler bu yüzden dilsiz!!!!!!


    645 - Sana - Duygusal Yazılar


  2. 2007-01-30 #52
    SEVGİLİM BEN ŞİMDİ

    Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
    Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
    Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
    Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz, öpüştüklerimiz
    "Ağlarım aklıma geldikçe gülüştüklerimiz".
    Çiçekler, çiçekler, su verdim bu sabah çiçeklere
    O gülün yüzü gülmüyor sensiz
    O köklensin diye pencerede suya koyduğun devetabanı
    Hepten hüzünlü bu günlerde
    Gür ve çoşkun bir günışığı dadanmış pencereye
    Masada tabaklar neşesiz
    Koridor ıssız
    Banyoda havlular yalnız
    Mutfak dersen - derbeder ve pis
    Çiti orda duruyor, ekmek kutusu boş
    Vantilatör soluksuz
    Halılar tozlu
    Giysilerim gardropda ve şurda burda
    Memo'nun oyuncak sepeti uykularda
    Mavi gece lambası hevessiz
    Kapı diyor ki açın beni kapayın beni
    Perdeler gömlek değiştiren yılanlar gibi
    Radyo desen sessiz
    Tabure sandalyalardan çekiniyor
    Küçük oda karanlık ve ıssız
    Her şey seni bekliyor her şey gelmeni
    İçeri girmeni
    Senin elinin değmesini
    Gözünün dokunmasını
    Ve her şey tekrarlıyor
    Seni nice sevdiğimi


  3. 2007-01-30 #53
    Nerde bir köşede bir gariban görsem
    Benimdir o başkasına bakma
    Nerde bir köşede zavallı görsem
    O benimdir başkasını arama
    Ben seni bunun içinmi sevdim
    Sana ben bunun içinmi yandım
    Şimdi sen de beni terk edesin diyemi
    Sana ben ömrümü vermiştim
    Yollarına umutlar ekmiştim
    Şİmdi sende beni unutasın diyemi

    ...Ve Sen gittin
    Anlamsızcabeni terketin
    Neler yaşamıştık seninle neler görmüştük
    Hani ekmeğimizi yüreğimize katık etmiştik
    Ah.. dedim ya yazık ki ben seni sana bıraktım gurban
    Sana gülden evleri kalpten kaleleri yapmışken
    Hançeiri sırtıma vurmuşken
    Ahh.. dedim ya yazık ki ben seni sana bıraktım gurban
    Sana cennette meleklerin
    Cehennemde şeytanın tahtı
    Dünya üzerinde varolacak
    Tüm güzellikleri

    San kalbimin sevgimin
    Yüreğimin tahtını verdim
    Ya sen ya sen bana ne verdin
    Üzüntüden kederden yürekte ölümden başka
    Ahh.. dedim ya ben seni sana bıraktım gurban
    Ben seni sana bıraktım gurban


  4. 2007-01-31 #54
    BİR GÜN KAPINA GELSEM



    Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
    Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum.
    Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından
    Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum.

    Her şey sağır içimde, ne şiir, ne musiki
    Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski.
    Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
    Bu ne bitmez ayrılık, bu ne özlem diyorum.

    Beni çağırdığını bir defa duyabilsem.
    Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
    Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
    Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum.


  5. 2007-01-31 #55
    BİR RESİM, BİR ŞİİR



    Bir resim yaptım dün gece

    Bilirsin hiç sevmem resim yapmayı

    Ama o kadar doldum ki

    İçimde o kadar büyük bir volkan patladı ki

    Dayanamadım!

    Seni çizdim kocaman bir kağıda

    Yanına da kendimi çizecektim

    Çizemedim!

    Fırlattım kalemi yere, birden maziyi hatırladım

    Seninle geçen anılarım geldi aklıma

    Çizemedim kendimi, senin yanına...



    Şiir yazdım kendime de

    Senin için resim yaptım,

    Kendim için şiir yazdım

    Bir başka oldu bu şiir benim gözümde

    Sana yazdıklarım gibi olmadı

    Sana yazdıklarım gibi olamazdı zaten!

    Onlar çok özel...

    Bin bir dünya gizli onların içinde

    Bin bir türlü anı gizli onların içinde

    BÜTÜN BUNLARI SEN BİLMESEN BİLE!!!



  6. 2007-02-02 #56
    Anlamı Yok

    Bir akşam üstü pencerede oturmuş nazlı bir edayla batmakta olan güneşi izlerken sen geliverdin yine zamansız aklıma..Zamansız dediysemde sakın yalnış anlama..Zaten hep aklımdaydında söylemek çok zor oluyor işte...Batan güneşin ardından bir hayale dalmışım..İçinde SEN ve BEN olan tatlı ve bir o kadarda yalan olan hayale...Üşüdüğümü hissettim anlamsız bir titreme sardı bütün bedenimi..Sensizlik acı olduğu kadar fırtınalı kışlar kadar soğukmuş meğer..Öyle ağlamak istiyordum ki tüm dünya gözyaşlarıma boğulsun,hıçkırıklarımı duymayan tek bir canlı bile kalmasın...Yüreğimin en derinlerine gömdüğüm,kimseye diyemediğim sedalarımı haykırmak istiyordum...Bu öyle bir haykırış olmalıydıki hiç kimse beni ve yüreğimin derinlerinden parçalanarak çıkan tek bir cümleyi dahi unutmamalıydı...Derin bir iz bırakmalaydı...Sende bırakamadığım o derin izi başkaları bulmalıydı...Bir kinim vardı sana adını bile daha belirleyemediğim..Bir çocuk masumiyetinde saf ve temiz, yağmur kadar berrak ve duru, Gündüz kadar açık ve net, gece kadar gizemli ve karanlık...Biliyorum kin tutmasını hiç beceremiyorum...Oysa o kadarda çabalıyorum bunun için fakat nafile...Sabahlara kavuşmanın bir manası kalmadı artık...Güzel gözlerinle uyanamadıktan sonra sabahlar neyler beni..Nasıl avutabilir ki...Gecenin gelmesini hiç istemiyorum artık..Çünkü bir hüzün sarıyor dört bir yanımı anlamsızca...Bir korku kaplıyor sensiz çarpan bu yüreğimi...Uyumanın bir faydası yok..Rüyalarımda seni göremiyorum çünkü...Görsemde uzak yollarda takılıp kalıyor bana gelemiyorsun..Düşlerime dahi ulaşamıyorsun...Karabasanlı kabuslarıma ortak bile olamıyorsun...Dinlediğim her şarkıda seni bulmak istesemde nafile..Bizi anlatan bir şarı bile yok...SEN ve BEN dediğim bir melodi bile kulaklarımda çınlamıyor...Hatıraları canlandırmak boşuna...Giden geri gelmedikten sonra...Senden sonra gelen hiç bir derdin,elemin,kederin tadı bile yok...Tıpkı seninle hiç gezemediğim bu yollarda bir başıma savrulduğum gibi...Kapının çalması dahi bir anlam ifade etmiyor...Ardında sen olmadıktan sonra...Açılan kapıdan içeri güneş gibi doğmadıktan sonra..Varsın delice çalsın...Okyanusun kokusunu hissedemiyorum artık içtiğim suda...Buğday başaklarının esintisi kalmamış yediğim ekmekte...Artık eskisi gibi şiirde yazamıyorum...Boğazımda düğümleniyor mısralar...Ne kadar zorlasamda eskisi gibi yazamıyorum artık...Mavi gökyüzünün bir anlamı yok artık benim için...Bulutların ihtişamlı gösterileri hiç birşey ifade etmiyor artık...Yağan yağmurda ıslanmanın hiç bir zevki yok...Sadece saçlarımdan akan damlalar var...Senin hiç okşayamadığın saçlarım...Bahar gelmiş, ağaçlar çiçek açmış kimin umurunda....Sensiz baharı neyler bu hazan mevsimindeki deli gönlüm...Şehre ayrı bir güzellik gelmiş banane...Benim yüreğimdeki güzellikleri ayak altına alıp ezip gittikten sonra deli sevdam...Nefes alıp vermek çok anlamsız...Sadece yaşamak için aldığım ve vermekten korkmadığım son nefesimi sabırla beklemek gibi...Ölümün bir anlamı yok artık...Sensizlki zaten ölümden daha ağır bana..Konuşmaların getirisi yok artık...Seni bana getiremediği gibi...Yazmanın da bir anlamı olsaydı Sen yazarken titremezdi elimdeki kalem...Gülüşler sahte tıpkı verilen sözler gibi...Ziyanı yok...Nasıl olsa taş-duvar oldu duygularım...Gülmeyi unutmakla çok şey kaybetmiş sayılmam...Ama ağlamanın çok anlamı var biliyor musun? Ah birde delice ağlayabilsem daha iyi olacak ama olsun...Akan göz yaşlarımda seni bulabiliyorum çünkü...Süzülüp giderken senin gidişin geliyor aklıma....Bana seni hatırlatıyor her akan damlada...Bu yazdıklarımın da bir manası yok aslında...Sen okuyamadıktan sonra....Hissedemedikten sonra...Bana gelemedikten sonra...Benim kadar yürekli olup benim kadar sevemedikten sonra...


  7. 2007-02-02 #57


  8. 2007-02-03 #58
    Sevgilinize onu çok sevdiğinizi belli etmeyeceksiniz. İlişkinizin selameti açısından. Hani sevildiğinden artık emin olduğu an çeker gider ya insan... A, bilmiyor musunuz? Vallahi öyledir, dikkat edin bakın.

    Onun için bendini çiğneyip aşsa bile sevginiz, belli etmeyeceksiniz. Hepten gizleyin demiyorum tabii, bir miktar göstereceksiniz, yoksa yine çeker gider.

    ***

    İşyerinizde çok çalışkan olmayacaksınız. Her işi yıkarlar üzerinize. E, tembel de olmayacaksınız. Kapıya konmayacak fakat tez günde hurdaya da çıkmayacak, orta yolu bulacaksınız.

    ***

    Arkadaşlıklarınızda ne habire verecek, ne habire alacaksınız.

    ***

    Ne tokatınız ensesinde olacak çocuklarınızın, ne de enseye tokat şeye parmak durumunda olacaksınız. Bir ölçek ana baba, bir ölçek arkadaşlık.

    ***

    Çok akıllı olmayacaksınız. Gerçi insanın elinde değil ama belli etmeyeceksiniz. Kimse kendinden akıllı olanı sevmez. Fakat akılsızı da sevmezler. Bilmiyorum ne yapacaksınız.

    ***

    Çok güzel olmayacaksınız. Elálemi çatlatıp düşman kazanmanın size bir faydası olmaz. Fakat sizi yok sayacakları kadar çirkin de olmayacaksınız. İkisinin ortasında bir yerde olmanız hem sizi hem arkadaşlarınızı mutlu eder.

    ***

    Çok zengin olmayacaksınız. Herkesin gözü kalır, güle güle harcayamazsınız. Hele bizim memlekette... Korumasız pencereden bile bakamazsınız vallahi. ''Parasız adam lüzumsuz adam'' inanışının muhatabı da olmayacaksınız. En iyisi zengine yakın orta halli olmak.

    ***

    Çok iyi olmayacaksınız. Tepenize binerler. Çok kötü de olmayacaksınız. Korkutur, saydırırsınız ama sevdiremezsiniz kendinizi. Bu hususta pek zorlanacağınızı sanmıyorum, herkes biraz iyi biraz kötüdür zaten.

    ***

    Çok başarılı olmayacaksınız. Gerçi olsanız da tez günde alaşağı ederler ama yine de siz ''az kuru'' misali ''az başarı''yı tercih etmek suretiyle insanlara iş çıkarmayacak bir yerde dursanız iyi olur.

    ***

    Çok yemeyeceksiniz. Obez olursunuz. Fakat az yerseniz de bunca nimete yazık, günah, ayıp olur. Neyse ki ne kadar yiyeceğimiz hususunda kafa patlatan dev uzman kadrosu 24 saat işbaşında.

    ***

    Uzatmayayım, her şeyin bir dozu var. Ne altında kalacak, ne üstüne çıkacaksınız. Velhasıl ömrünüz doz ayarıyla geçecek. Kısaca ''Hayat ilaç gibidir'' de diyebiliriz.


    Pakize SUDA

  9. 2007-02-05 #59
    İşte Yine Sana Yazıyorum...

    Deli fırtınalardan sonra sığındığım tek limanımsın...Ne kadar yol alsamda bu hayat koşuşturmasında yine sadece sana sığınıyor ve yine sana dertleniyorum...Bazen bir yudum su oluyorsun susuz kalan yüreğime,bazende sıcak bir el oluyorsun saçlarımı okşayan...Tesellilerin en güzelini sende buluyorum...Yalnız geçen gecelerime ortaksın...Uykusuz saatlerimde bir tek sen varsın düşüncelerime ortak...

    İşte Yine Sana Yazıyorum...

    Yağmurlu bir gecenin ardından yine sana uyandım...Oysa sen çoktan gitmiştin...Yüreğimdeki sıcaklık senin gidişinle buz kesmişti...Her sabah aynı rüyadan büyük bir hayal kırıklığı ile uyanmak ince bir sızı oldu artık yüreğimde...Alışamadım...Belkide alışmak istemedim...Kimbilir...Alışmak kabullenmektir..Gittiğini kabul edemedim belkide....

    İşte Yine Sana Yazıyorum....

    Mücadelemdeki başarısızlıkları bir tek sana anlatıyorum...Kendime bile itiraf edemediğim gerçekleri...Yorgunluğumu ve umutsuzluklarımı...Belkide çaresizlikler içindeki çarelerimi arayışımı...Uzak yollardaki bekleyişlerimi...Kalabalıklar içerisindeki yalnızlığımı...Başımı omzuna dayadıklarımın aslında bir yabancı olduklarını...Elimi tutan ellerin,yüreğime dokunan sözlerin aslında hiç var olmadıklarını...Her zamankinden daha yalnız olduğumu sadece sana söylüyorum...


    İşte Yine Sana Yazıyorum...Sadece Sana Sığınıyorum...Ne Olur Sende Beni Yalnız Bırakma.....


  10. 2007-02-05 #60
    SENİ SEVİYORDUM
    Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.

    Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
    düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
    Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
    başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

    Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

    Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
    vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
    çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
    herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
    oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
    Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
    köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
    üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
    gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

    Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

    Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
    Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
    sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
    Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
    bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
    İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
    Değiştik sanıyordum.

    Ve sen yine bilmiyordun.



    İclal Aydın

  11. 2007-02-06 #61
    Benim Kırgınlığım Aşka...Sen Üstüne Alınma


    Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç birşeyimiz yok.Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum...Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım.,sevgimi aldım avuçlarımın arasına,ona sığınıyorum...

    Cümlelerimi kısalttım hayata karşı hep kısa cümleler kuruyorum bir sen sözkonusu olunca uzayıp gidiyor cümlelerim.Kelimelerim buruk,dudaklarımda istenmeyen eğreti duran gülüşlerim yarım...

    Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine...Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor...Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum...Çalmayan telefonuma elim gidiyor.

    Sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum...Bende olan seni, hiç kırmadım,değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

    İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...Tutunabileceğim hiç bir güzellik yok,hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında...Isınabilmek için onlara sarılıyorum.Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor,ben görmemeye çalışıyorum...Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...Belki de görmeyi istemek gerekiyordu...Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini!

    Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma...Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda...Düşüncelerim gururlu,hayallerim ve sevdam değil...Gelseydin kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa,mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi dokunacaktım,sarılacaktım. Ama gelmedin,gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında...Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum

  12. 2007-02-07 #62
    hiç düşünme güncel suçlarımı
    endişelenme yağmuru severek
    damla damla ağaran çile benim
    yıllarımı sensiz sıkıntıya sokarak
    an be an çoğalan sıla benim

    içinde olmaya alıştığımız evler gibidir
    sevmek yılları bir çırpıda sayarak
    kuğu boyunlu çocuklar aklıma bıraktığın dildir
    kapına düşmüş üşüşmüş ve korkarak
    acıyı aşkla yoğuran yurtsuz göçebe benim

    bırakılmış ülke ertelenmiş ömür sen
    bilmezdim nasıl sevilir bir ömrü erteleyerek
    nasıl bırakılır yeryüzü bir uçtan bir uca tüm
    hayatı geçiştiriyorum yalnız seni seni severek
    gözlerimde yuvalanan kendine bir ev kuran
    damarlarımda atan bu asit yağmuru sen

    yağmalanır yürek bilirim yığınla ansızlık
    o bir hayalin yeşermiş imkansızlığı sen
    nerde bir çocuk ağlasa hep aynı sonrasızlık
    sarayları yıkılmış kralın sararmış çaresizliği sen
    dağılmış ordular gibi ayrılık içimde ezik
    boynu bükük diyarların anlatılmamış öyküsü sen

    bunu bu boşluğu ateşler mi doldurmalıydı
    sancılı yapayalnız sonbaharlar gibi yitik
    boşalmış sahnelerin sahte oyuncusu perdeleri örtük
    arkamdan bakakalan akşamın kimsesiz karanlığı o sen
    önceliklerimi bıraktım önümde sonralarımın uyumsuzluğu
    dünümden bugünümden yarınımdan artakalan
    aşklarıyla yağmalanmış bir tanrının uykusuzluğu
    o sen


  13. 2007-02-07 #63
    Ne Olacak Halim..
    Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...
    Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
    Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
    Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
    Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
    Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
    Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
    Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
    Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
    Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
    En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
    Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
    Dedim ya.
    Bu ikimizin hikayesi...
    Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
    Bizi buluşturan kaldırımları,
    İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
    Ben unutmadım diye
    Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
    Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
    Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
    Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
    Ne Olacak Halim...
    Çabuk mu büyüdük dersin
    Biliyorum..
    NE Olacak Halim...
    Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
    Neleri bırakmış olacağım birde,
    Ne aşkları
    Ne başlangıçları
    Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
    Biliyormusun...
    Tek sorum var kendimle şimdi
    Ne Olacak Şimdi Halim....
    İclal Aydın

  14. 2007-02-08 #64
    Öldürecektim seni bende

    kendimde o gücü bulabilseydim eğer...
    Sindiremeyecektim senden kalanları benden uzak mezarlara koymaya!!!

    Diyar diyar dolaşıp yine içime gömecektim seni en sonunda...
    "Ben demiştim"diyenlere, üzüntümü belli etmemek için kuşandığım

    mekanik tebessümlerimin ardındaki yaşlarla sulayacaktım taze mezar toprağına ektiğim çiçekleri...

    Ama ben seni içimde öldürmeye kıyamadım....


    Başarabilseydim incitecektim seni...

    incinmişliğimin verdiği cahil cesaretle...
    Ne var ne yok sayıp dökecektim karşına geçip...

    Kendimi hayrete düşürürcesine birer tokat gibi vuracaktım hiç kullanmadığım o ağır lafları...


    Kıracaktım seni binbir parçaya ayırana kadar...

    Duvardan duvara fırlatacaktım sevgi diye önüme sunduğun hastalıklı duygularını...

    Ama ben seni incitmeye de kıyamadım...



    Elimden gelseydi unutacaktım seni...
    Gözlerimden silecektim hayalini ve dilimden adını...

    Duman duman atacaktım seni bu şehirdeki tüm bacalardan;

    ama soluduğum havaya karışıp yine dolacaktın ciğerlerime...
    Onlarca damla döküp göz pınarlarımdan akıtacaktım seni sevgimin atığı diye

    ama ıslaklığın kalacaktı elmacık kemiklerimde...
    Bu kez de tenimin tuzuna karışacaktın...

    "Sözümü tutacağım ,adını anmayacağım"nağmelerini dinleyip neyi unutacağımı unutacaktım seni unutayım derken...

    Zaten ben seni unutmaya da kıyamadım...


    Ne kadar çabuk geldi ayrılık...

    Oysa daha yeni başlamıştık birbirimize ayak uydurmaya,

    daha doğrusu ayak uyduramamaya...

    Nedensizliklerin iç çekişlerini dinlerken vedalar bozdu suskunluğumuzu...

    Bana mıydı kızgınlığın yoksa kendine mi anlamadım...

    Kaçar gibi veda ettin...
    Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!

    Öldürecektim seni...
    İncitecektim seni...
    Unutacaktım seni....

    Ama lanet olsun!!!

    kı-ya-ma-dım!!!

    Oysa ben seni sevmelere doyamadım!!!


  15. 2007-02-09 #65
    Deli - divaneyim

    Aşkımızın hiç bir günahı yok sevgilim
    Seninde yok, bütün günahlar benim
    Şunu bilmeni istiyorum ki; Ben seni ölürcesine sevdim
    Bu gün sevgililer günü her şeyimle, tenimle senin olmak isterdim...

    Dinle sevgilim

    Gönlümün sana yazdığı aşk şarkımızın ilk dizeleriyle seni ısıtmak istedim.

    Kalbimden dökülen kırmızı yaşlar vuruyor yanaklarımın kıyılarına. Topluyor hasretini çekiyor içine hırçın dalgaları gönlüm. Serildanlar tütüyor damarlarımda. Kendime isyankarım, dünya ya, aşka isyankarım beste beste şiirlerde şarkılarda ve bu sevgililer gününde gözlerimin aynasına yansıyor serabın. Bir çılgınım. Hep kapalı yakamoz yeşili gözlerimin perdesi. Açamıyorum. Parçalanıyor içim. Ben seni özlüyorum papatyam.

    Bu gün acının bir boşluğu çekiyor beni. Bu gün sensizliğin girdabı sürüklüyor param parça. Bu gün zalim hasretinin idam sehpasındayım. Yağıyor sel gibi kırmızı yaşlarım kalbimin vadilerine. Çok ıslandım, üşüyorum. Bir şey söylesem, korkarım çığ düşücek dudaklarıma. Kapalı dil yolllarım. Konuşamıyorum. Kelimeler tıpkı yüreğim gibi donuyor havada. Ben sım sıcak senin sözlerine ve gözlerine hasret kaldım. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Hasretin koparıyor sarı bir lale gibi kalbimi dalından. Hasretin kokusu kaplı dört bir yanım. Esir düştüm hasretine, artık tutsağım. Vur beni kahpe felek şakağımdan da hiç bir şey duymayayım, acıyor çok şu canım. Koptum seni sevmekten. Koptum sevdanın yolunda. Alev alev kanıyorda, yanıyorda şu canım. Tükür yüzüme azrail. Ben cehennem kazanlarına yana yana yıkılayım. Ben seni çok özledim papatyam.

    Bu gün sevgililer günü, bu gün senin günün, bu gün benim günüm. Bu gün ikimizin, aşkımızın günü gül gözlüm. Lakin ben kara zindanlarda kilitli kaldım. Gerilmişim şeytanın çarmıhına. O vurdukça elem sızısı bağrıma. Dudağımdan ismin dökülür. Dudağımdan sen dökülürsün. Dudağımdan sana sarkan aşkım dökülür, tutamam, tutunamam, doyamam, yaşamayam n'olur inan buna. Şu sana dökülen aşkımı duyan üç beş kişiyi geçmez. Anlayansa bir kaç kişidir sadece. Bir tek sen anlasan buda yeter bana. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Şiirlerle geldim sana, şarkılarla geldim. Türkülerle, çiçeklerle geldim. Yollarına düştümde geldim. Her şeyi aştımda geldim. Şu yüreğimde taşıdığım sana aşkımla geldim. Tutundum sevdayla sarı saçlarının tellerine. Yıkandım gözlerinin yağmurlarında. Ankara gibi kaşına, gözüne, yüzüne vuruldum. Bir kuştan aldığın ismine. Kadife tenine. Vuruldum senin bir tek saç teline. Ben sana dörtbinbeşyüz volt elektrikle tutuldum. Temizlendim itiraflarla. Sana mis kokulu gerçeklerle aklandım. Yanlış yaptım sana çok üzgünüm, çok pişmanım ve senden yürekten özür diliyorum. Dün akşam seni düşünürken tıpkı önceki geceler gibi yine uyuyamadım. Öksüz düştü gözlerim uykuya. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Şimdi kırık kanatlı bir martıyım. Rotamsız, sen pusulamsız hayat denizinde nereye olduğunu bilmeden yol almaktayım. Tanrıdan istediğim tek bir şey var. '' Tanrım içimde tüten sevdamın ateşini aşkımada göster. Görsün gözlerimden süzülen kırmızı yaşı. Duysun içime düşen sancıyı ve hep sonsuza kadar benim olsun.'' '' Tanrım o melek bakışlı, kristal sözlü, beni kederlerden kederlere bulayıpta dizlerimin üzerine çökerten, beni sana böyle acıyla yalvartan sevdiğim kadında anlasın beni. '' '' Dostlarım anlasın tanrım, sana yalvarırım. '' '' Ben hiç bir zaman sana ve kimseye sende biliyorsun asla hiç bir kötülük yapmadım ve böyle yalvarmadım ve şimdi sana yalvarıyorum Allahım.'' '' Sana erkek gibi, hayatı boyunca yaptığı her şeyde cesur olmuş, tüm kararlarını sonu ne olursa olsun cesurca almış bir erkek gibi yalvarıyorum. '' '' Papatyamı çok özlüyorum Allahım. ''

    Hayatımda hiç kimseye yalvarmadığımı bir Allah biliyor. Hiç bir zaman hiç bir şeyden korkmadım. Yaşam kitabımda korkunun adı bile yok. Yaşam kitabımda korkuya yer yok. Yaparsam bir şeyi yaparım. Karar ve uygulam bu benim hayat sentezim. Cesur kararlar aldım ve cesurca uyguladım. Acı çektim, ağladım, yanlız kaldım, süründüm de ama yinede kimseye eyvallah etmedim. Bunları ve her şeyi sana anlatmamın bir sebebi var ve asla duygu sömürüsü değildir. Anlatmak zorundaydım, dillendirmek zorundaydım ve gerçekten beni seven bir kadınla karşı karşıya olduğum için ve bu sen olduğun için anlattım, seninle paylaştım. Ben şimdi seni çok özlüyorum papatyam.

    Hiç kolay değildi, hiç bir şey. Duyan vurulurda, ya anlatan ölmez mi? Ben anlatırken kendi şakağıma kurşun sıkmaktan, ölmekten bin beter oldum. İşte o an elimde bir doçka uçak savarı olsaydı boğaz köprüsünün üstünde uçan tüm martıları tek tek indirirde vururdum soyumuzun kökünü kazımak için. Çünkü hayatımdan, canımdan bile çok sevdiğim insanı, seni çok inciteceğimi biliyordum. Keşke elimde sihirli bir değnek olsaydıda üç gün için geçmişe dönebilseydim. Hani bir pire için yorgan yaktığımın öncesine. Hani çok önceye. Ah keşke dönebilseydim. Kendim içinde istiyorsam şerefsizim. Tek senin için sevgilim. Ah keşke üç günün sonunda varsın son nefesim olsun ben buna seve seve uğrunda razıyım. Yeter ki gözlerindeki yaşı görmeyeyim. Yeter ki beynine acı düşürmeyeyim. Yeter ki ömrünü dolduran bir arı gibi gözlerinin gülüşünde son nefesimi vereyim. Bu dileği namusum ve her şeyim üzerine. Hayatta onlardan başka hiç kimsem olmayan anamın ve babamın üzerine yemin ederim ki her şeyden çok gerçekleşmesini istedim. Allahtan gözlerini gülümsetebilmek için bunu istedim ama olmuyor, olmuyor olmadı. Sensiz yaşanmıyor böyle. Ben seni çok özledim papatyam.

    Bir gurursa seni böyle peşi sıra sürükleyen, bir gurursa ardında yol aldığın. Bilemem sen bilirsin, sürüklen istersen. Ama beni de, aşkımızıda, daha da önemlisi mutluluğuda hem bana, hemde kendine kaybettiriyorsun. Kendini başka bedenlere sunmaya çırpınışların benim kararım değil tamamen senin kendi seçtiğin yolun. Şunu bil ki; Asla şu yüreğimin ve tenimin sana olan ateşini başka tenlerde bulamayacaksın. Ben üzülsemde karar senin sevgilim. Ne beni, nede başka hiç kimseyi dinleme, dinleyeceğin tek şey kendi kalbin olsun. Kimse seni benim kadar sevemez. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Bu gün sevgililer günü. Param yok ki sana lüks hediyeler alabileyim. Param yok ki seni armağanlara boğup mutlu edeyim. Param yok ki dünyayı ayaklarının altına bir halı gibi sereyim. Şu sana sevdasıyla zengin yüreğim senin için ne ifade ediyorsa bilemiyorum ama bir kaç dize yoksul şiir yazabiliyor sadece ve bu sana gerçek sevgim. Hiç bir erkek seni benim kadar sevemez. Bunu ben biliyorum ve sende bil sevgilim. Sana gönlümden sen içinde olduğun için çoştukça çoşupta gelen bu dizelerimi sevgililer günü armağanı olarak sunuyorum. Ben seni çok özlüyorum papatyam.

    Şimdi geceler çok soğuk ve bir o kadarda anlamsız. Hüzün tükürüyor ellerime, gözlerime, tenime. Şimdi acının derinlerindeyim. Şimdi kanatlarım kırık. Umutlarım sönük. Acı yüklü her yerim. Özlem kokuyor burnuma. Hasretinin kölesiyim. Şimdi bu ben, ben değilim. İstediğin bu mu canım? Yürek yanıyor, kalbim kanıyor, canım sıkılıyor. Bir ben, bir ben olup ağlıyorum sensizliğin kucağında. Seni özlüyorum sevgilim. Bana bakışlarını, gönlüme doluşlarını, tenime dokunuşlarını, dalga olupta içime vuran öpüşlerini özlüyorum. Seni özlüyorum canım. Her yerini. Seni özlüyorum canım. Hani bana evli olmasakta KOCACIĞIM deyişlerini. Seni özlüyorum canım. Sana KARICIĞIM deyişlerimi. Ben bir tek şu hayatta seni istiyorum aşkım. Başka ne bir şey biliyorum. Nede söyleyebiliyorum. Bildiğim bir tek şey var.

    '' BEN SENİ CANIMDAN ÇOK SEVİYORUM ''

    Dinle sevgilim

    Yakan dokunuşların elindeyim,acının denizinde
    Sensizliğin içindeyim, kalbinin gözlerinde
    Sen öl de uğruna öleyim, Hiç olmaz bu umurumda bile
    Seveceğim seni dünya döndükçe, Sen hisset aşkımı kalbinin içinde

    Ah ben seni çok özlüyorum papatyam
    Sevgililer günün kutlu olsun
    Ben seni çok özlüyorum papatyam
    Sevgililer günümüz kutlu olsun
    Ben seni çok özlüyorum papatyam
    Gel desen senin için;
    Karıda, kışıda, yollarıda uçar yanında olurum bir günde
    Ben seni çok özlüyorum KARICIĞIM,
    Ben seni çok özlüyorum
    Çoook ooofffffffffffffffffff
    Of



  16. 2007-02-11 #66
    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış sabahında, seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...

    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...

    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp, bana baktığını hissediyorsam...

    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...

    İçtiğim çayın şekeri, sigaramın dumanı, kahvaltımın her lokması sen oluyorsan...

    Sokakta bana bakan her insan, yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa...

    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...

    O şarkının her sözüne seninle ilgili ayrı bir anlam yüklüyorsam...

    Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi sadece senin şerefine kaldırıyorsam...

    Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...

    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...

    Ve o enerjiyle hiç uyumadan günlerce çalışabileceğimi duyumsuyorsam...

    Gün boyu saatleri, dakikaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...

    Ve hep seninle buluşacağımız anı bekliyorsam...

    Kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...

    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...

    Seninle ilgili planlar yapıyorsam...

    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntının üzerinde dakikalarca düşünüyorsam...

    İzlediğim filmdeki başrol oyuncularının yerine kendimizi koyup 'Biz olsaydık böyle yapardık' diyorsam...

    Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğini fark ediyorsam...

    Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...

    Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda senin de bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...

    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkinin en keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

    'Hayatının en anlamlı şeyi ne' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...

    Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir...

    Mehmet COŞKUNDENİZ

  17. 2007-02-12 #67
    Şu kahrolası dünyada bir ben vardım zaten sana inanan, güvenen, seven ve her zaman her şartta destek olan. Ama sen sana inanmayanları haklı çıkardın ve beni terk ettin.
    Seninle birlikte kurduğum dünyayı yerle bir edip gitmene ne sebep oldu bilmiyorum. Ben yalnızca sana aşık değildim sen benim en iyi dostumdun. Neler yapacaksam danışırdık birbirimize, hayatımızı paylaşırdık. Ağlamaktan korkmazdım. Biliyordum ki ağladığımda sen yanımda olup göz yaşlarımı silerdin. Artık ağlamıyorum bile. Seninle ilgili her hatıra acıtıyor yüreğimi. Gecen gün markette senin o çok sevdiğin acı biberlerden alacaktım . birden aklıma geldin ve ben boğulacağımı sandım. Tıkandım. Nefes alamadım. Ağlayamadım. Patates böreği yemiyorum. Ebru Gündeş'i dinlemiyorum. Bütün resimlerimizi kaldırdım. Kimsenin senin hakkında konuşmasına izin vermiyorum. Ve günde bir paket sigara içiyorum. Hayatta en nefret ettiğin şeyi yapıyorum yani. Artık uzun yıllar yaşamanın pek anlamı yok öyle değil mi?Ne için yaşayacağım ki!
    Seninle birlikte hayallerimi de kaybettim ben.Tek katlı bahçeli ve bahçesinde köpekleri olan bir evim olmayacak artık. Domates, biber, sebze yetiştirmeyi de öğrenemeyeceğim. salonumuzun tavanını balıkçı ağıyla süsleyemeyeceğiz.Sana sürpriz yapacaktım,yatak odamızın duvarlarını sana yazdığım aşk mektuplarıyla ve en güzel fotoğraflarımızla süsleyecektim. Bütün hayallerime evime çocuklarımıza, mutlu geleceğimize emin olduğum geleceğimize veda etmek kolay mı olacak sanıyorsun. Seni aramıyorum diye, bu kez peşinden gelmedim diye unuttuğumu zannetme. Her zamankinden daha çok seviyorum seni. Şu an şu saniye uğrunda ölebilecek kadar çok seviyorum. Öfkem de aşkımda dinmek bilmiyor.

    Senden sonra ben nasıl yaşarım bilmiyorum, ama senin hep mutlu olmanı isterim. Birlikte geçirdiğimiz yıllar içinde seninle yaşadığım her an özeldi, her anı doyasıya yaşadım. Beni çok mutlu ettin. Zaman içinde kızgınlığım geçince seni hep o güzel günlerimizdeki hatıralarla anacağım. Yıllar sonra ben eğer aklına gelirsem bil ki pencerenin önünde en sevdiğin şarkıyı mırıldanıyorumdur yıldızlara "Dün akşam yine benim yollarıma bakmışsın..."



  18. 2007-02-12 #68
    Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok.
    Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum,
    seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım,
    sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım,
    kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...

    Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz
    ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum,
    imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi
    isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor,
    sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni,
    hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin
    nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

    İçimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum!
    Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı...
    Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım
    anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum...
    Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye
    çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...

    Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın
    ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım
    falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş
    itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
    Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı,
    kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini,
    sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi,
    dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de
    hiç niyetin yoktu aslında...
    Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi
    ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş
    gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana...
    Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,
    gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
    Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
    Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

    Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım
    yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

    Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir aşık
    dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...

    Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... İnanamadığın, Yenemediğin,
    üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da
    sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum...
    Yüreğindeki kız ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan
    bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken
    belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum?
    Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim...
    Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

    Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan
    ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini,
    öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen
    benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum...
    Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların
    sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı,
    suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...

    Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
    Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...

    Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak
    sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk'a ve sana ihanet etmiyorum
    benim kırgınlığım aşk'a... Sen üstüne alınma...

  19. 2007-02-13 #69
    Sana Seni YazıyOrum
    Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
    Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...

    Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.

    Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...

    İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!
    Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.

    Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?
    İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...

    Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim...Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...

    Ve gökyüzü yüreğimde.......
    Mehemet Çoşkundeniz

  20. 2007-03-05 #70
    Gitmeliyim Buralardan Seninle

    yanıma alarak incinen tabutları
    duyguların mıknatıslı şehrini
    cam renkli cenazeleri
    paslanan çekiçleri
    gitmeliyim buralardan seninle

    giderken buralardan seninle
    yanımda hüzün olmalı
    ocağımda işaret biriktiren ellerin
    bir de yüzün olmalı

    tabut bir elbise gibi üstümde
    dökerken anlamsız kuşkularını
    sunacak ağrıyan hücrelerime
    mıknatıslı şehir muştularını
    cam renkli cenazelerden
    yüreğim bir orduyu diriltirken yeniden
    arlıksız okşayıp paslanan çekiçleri
    birer birer dikeceğim bahçeme
    masalarda kalan, kutsanan çiçekleri

    ağlamaklı gülmekte
    lezzetini yitirmiş kuru ekmekte
    ihanete uğrayan bir yürekte
    gideceğim buralardan seninle

    şarap kahrından yıllanabilir
    aceze fotoğraflarda büyüyen
    yangın küllenebilir
    asil bir soy kütüğü taşıyan akreplerin
    katlettiği kelebekler
    mercan dudaklarda dillenebilir

    şarkıları artık duyamıyorum
    kırılan yayın yerine
    hilal kaşlarını koyamıyorum
    öyle tutkunum ki denizlere
    uzaktan bakmaya kıyamıyorum

    yıkarak köprüleri, yakarak gemileri
    mütavazı ellerin, kınalı gözlerinle
    ardımdan ağlatarak kabartma resimleri
    gideceğim buralardan seninle

    Nurullah Genç

  21. 2007-03-29 #71
    Seni, Sana yazdım..



    Her şeyi sana yazdım...Seni de her şeye... Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle...ucundan dökülen aşkla, umutla, çığlıkla...
    Belki de nefretle... Her umuda avuc açtım... Seni dilendim... Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim... Her şeyi sana yazdım... Seni de her şeye...
    Hayallerimin paragraf başlarına... Umutlarımın parantez içlerine...
    Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle... Her şeyi sana yazdım,seni de herşeye... Binlerce kez okudum her gün bir ilkokul defterinden...
    Binlerce kez okudum Seçebilmek için seni soru işaretlerinden...
    Seni ezberledim hergün karmakarış yazılar içinden...

    Sana da kendimi yazdım...
    Bana ait harflerle...
    Farklı alfabelerle...

    Herşeyi sana yazdım...
    Herşeye seni yazdım...


  22. 2007-03-30 #72
    262 - Sana - Duygusal Yazılar

    kim özlerdi avuç içlerinin kokusunu
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
    bırakılmasaydı eğer.


    Dayanılması o kadar da zor değildir,
    büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
    belki de,
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
    sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
    yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
    ayrılık gizlendiğine
    belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
    dereceden failidir"
    denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
    avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
    tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
    uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
    etmiş olmasalardı eğer!!


  23. 2007-03-31 #73
    Bahar Yağmuru



    Yağmur yağıyordu bir bahar akşamında.
    Ve ben seni düşlüyordum..
    Balkondan uzattığım bedenim ıslandıkça,
    Ağlıyordum, çünkü seni hatırlatıyordu yağmur..

    Sokağa çıktım, şemsiye almadan,
    Islanıyordum, şehrimin dar sokaklarında..
    Gidiyordum, nereye gittiğimi bilmeden,
    Ama biliyordum sana ulaşacağımı, umuyordum...

    Yağmur güzel değildi belki, senin kadar,
    Ama seviyordum, sebepsiz bir şekilde..
    Tıpkı seni sevdiğim gibi...
    Gökyüzüne baktım o an, göremedim yıldızları..
    Kaybettim onlarıda senin gibi..

    Ağlıyordum, bir bahar akşamında,
    Sebebini bilmeden ağlıyordum...
    Rahatlatıyordu çünkü ağlamak beni,
    Tıpkı seni gördüğüm anki gibi..

    Yağmuru dinliyordum, bir bahar akşamında,
    Ağzından çıkan her sözü dinlemem gibi...
    Huzur veriyordu çünkü bana,
    Sebepsiz ve nedensiz dinliyordum..

    Yağmura benzetiyordum seni, herşeyinle..
    Yağmurla gelen herşeyi veriyordun bana,
    Yalnızca birşeyi veremiyordun, yağmur gibi,
    Bir benim olmayı beceremiyordun....

  24. 2007-04-04 #74
    197 - Sana - Duygusal Yazılar

    Seni Sevmek

    Seni sevmek...
    Bir tutam nergiz kokusuydu,saçlarından dağılan,
    Dudaklarınla dudaklarımın arasında sıkışıp kalan.
    Seviyor... sevmiyor diye koparmaya kıyamadığım,
    Baharın ilk uyanışındaki papatya yaprağıydı!
    Ya da uç uç böceğinin kendi dünyasında,
    Aklı sıra kocaman açtığı küçücük kanatlarıydı.

    Seni sevmek...
    Güneşin engin denizlerde çırılçıplak kalmış haliydi,
    Baktığında yakan, uzaklaşıldığında üşütüp titreten.
    Şımarık dalgaların, sahillere tokat gibi inen vuruşları,
    Ve her vuruşunun ardından ağlattığı kum taneleriydi!
    Kimi zamanda arsız bir rüzgarın sürüklediği,
    Toprağa tutunmaya çalışan, çaresiz çiçek tohumlarıydı.

    Seni sevmek...
    Uçsuz bucaksız gökyüzünü minicik yüreğe döşemek!
    Yağmur damlalarını, kar tanelerini avuç avuç bölüşmek.
    Bozkırlarda gelincik, dağbaşlarında kardelen olmak,
    Öylesine kızıl ve narin, öylesine beyaz ve mağrur!
    Kelebeklerin uçuşu kadar hafif, sel taşkını kadar coşkulu;
    Tarifi kelimelerle anlatılmayacak kadar tuhaf bir duygu.

    Seni sevmek...
    Temmuz akşamlarının güzelliğidir çoğu kere,
    Yıldızları ve ışıltılarını gözlerinde seyretmektir.
    Bazende ay ışığının suya yansıyan gümüş rengiydi,
    Aktıkça baştan aşağıya; gizli gizli rakseden!
    Ya da sabaha yakın vakitlerde, çöken ürpertiydi,
    Seni sevmek var ya! o kadar güzelki anlatamam inan


  25. 2007-04-08 #75
    Sana Anlatamadım
    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Öfkemin kızıl rengini
    Sana anlatamadım
    Hüznümün tebessümüyle
    Sana gülemedim
    Pembe hayallere dalamadım
    Elimde değil,
    Seni ne kadar sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Maviyi kıskandım günden
    Sana anlatamadım
    Çöllerde susuz kaldım mecnun misali
    Sana kanamadım
    Bir dilim ekmeği bölüştüm seninle
    Ağzıma bir lokma koyamadım
    Bulutları dağıttım gökyüzünden
    Sensizliği sana anlatamadım
    Ne çare,
    Köşe başının eşkıya karanlıklarını
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Söğüt gölgesindeki ürpertimi
    Sana anlatamadım
    Rüzgara verdim adını
    Beni duyamadın
    Bütün sabahlar üşüdüm
    Sana sokulamadım
    Böyle ansızın çekip gittin
    Nafile,
    Hüznü döktüm içime
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Kaldırım tenhasındaki yalnızlığımı
    Sana anlatamadım
    Alevler içinde kaldı sevdam
    Sana veremedim
    Ağlayan her sevda şarkısında
    Seni yazdım yüreğime
    Ne yapayım,
    Yine de seni sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim.
    Adını unuttuğum her türküde
    Sen olduğunu anlatamadım
    Kara bulutumun yağmuru olduğunu
    Sana söyleyemedim
    Yakamozlara buladım sevgimi
    İçinden bir tekini bile veremedim
    Bağırdım yıldızlara, güneşe
    Nafile,
    Seni sevdiğimi
    Sana anlatamadım.

    Sana diyemedim gülüm
    Sana diyemedim,
    Sevgi köprümden geçtim
    İnatla, ihanetle
    Sensiz vaktin acısını
    Sana anlatamadım
    Bir volkan gibi patladım
    Ateşimi saçamadım
    Aldım yıldızları ayaklarımın altına
    Avuçlarımda kaldı bir yıkık sevda
    Yalnızlığıma dokundu bir rüya
    Elimde değil,
    Seni ne kadar sevdiğimi
    Sana anlatamadım.


  26. 2007-04-08 #76
    Hep Sana,

    Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
    Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla...
    Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
    Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
    Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa......
    Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
    Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
    Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

    Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
    Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?

    Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

    Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum...

    ben senden uzaktayım sevgili,
    çok özledim sıcak tenini,
    bir gün dönecek misin geri,
    yoksa ben mi gelip alayım seni,
    sevgili;
    sen benim yüreğimsin,
    ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
    seni asla affetmeyeceğim bilirsin....
    of ne zordu bu aşk(!)
    seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
    aşk değil bu bir sürgün,kaçak
    sakın arkaya dönme,
    sakın sakın,
    çünkü o an anlayacaksın
    sana olan sevgimi,
    seni seviyorum....



  27. 2007-04-09 #77
    Ah bir gelsen!
    Avucumun içinde saklarım seni
    Kimselere göstermem, dokundurtmam
    Ben bile bakmaya kıyamam gelsen.
    Sarıp sarmalarım seni üşütmem
    İçimdeki alevin yanına oturturum
    Gönlümün en güzel, en sessiz yerine
    Ta derinliklerimde ağırlarım seni...

    Ah bir gelsen!
    Gelsen de gözlerini görsem
    Baktırmam karasına, bir damla yaş akıtmam
    Bendeki ışıkla beslerim, söndürmem gelsen
    Şarkı söylerim, şiir yazarım, ilham alırım
    Bir bebek görürüm orada, şevkatle sarılırım
    Deli olurum bir baksan benim gibi
    Suç, ceza hepsini ben çekerim razıyım...

    Ah bir gelsen!
    Hayatıma alırım seni bırakmam
    Hep yanında huzur, arkanda dağ olurum
    Göğsünde yarin, içinde sevgilin belkide, gelsen
    Ağlarım dizlerinde, kollarında uyurum
    Kaderime yazarım seni, gül dalına bülbül kondururum
    Sabah güneşinde, akşam serinliğinde, gece yıldızında
    Susuz bırakmam seni, çağlayan olurum, sel olurum

    Ah bir gelsen be canım!
    Bir gelsen de görsen beni, sensiz ne haldeyim
    Göz yaşlarım kurudu, bak soluyor kara çiçeğim
    Zifiri karanlığındayım yine sevdanın, yapayalnızım
    Kurşunlar yağıyor üzerime, kaçmıyorum
    Ayaklarım bağlı, gözüm kapalı, sesim kısık
    Seni dilemekten bıkmıyorum
    Gelsen diyorum artık, ölmeden dayanamıyorum...


  28. 2007-04-12 #78
    Canımı acıtıyorsun
    Lütfen lütfen yapma bunu bana
    Bu ayrılık ikimiz içinde en güzeli
    En hayırlısı
    Lütfen anla bunu artık

    Sanıyormusun ki sensiz mutluyum
    Sanıyormusun ki sensiz yüzüm gülüyor
    Sanıyormusun ki sensiz hayat geçip gidiyor...

    Evet yaşamaya çalışıyorum
    Ama hep bir yanım eksik yaşayarak...
    Hep o güzel günlerimizi hatırlayarak yaşıyorum...
    Hep sanki yeniden yaşayacağımızı umut ederek...

    Ey arkasına bile bakmadan giden sevgili,
    Gidişinle yarattığın acıdan solan yüzümü
    Sana inat yeşerteceğim
    Sana inat güleceğim...

    Ey sevgili!
    Tek dileğim beni en güzel anılarla hatırla
    Tek dileğim bensiz mutlu ol
    Tek dileğim adımı andığında yaşanılan güzellikler gelsin aklına

    Beni unutma
    Beni unutma
    Beni unutma


  29. 2007-04-15 #79
    Ne olsam tükettin beni…

    Ben ateş oldum sen su
    Külleri yanıyor içimde artık
    Ben hıçkırık oldum sen avuntu
    Gözyaşı donuyor gözümde artık

    Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın
    Kendini hep imkansızlığına inandırdın
    Sen zamana ihtiyacın olduğunu söylerken
    Benim sana muhtaçlığımı çiğneyip gittin
    Beni sevdasız zamanlara mahkum ettin
    Ben aşk oldum, sen tükettin…

    Ne olsam tükettin beni…

    Sen benim her şeyim olmuşken
    Ben senin için hiç yoktum
    Benliğim ayak izlerinde kaybolmuşken
    Sen bana bir adım atmaya korktun
    Korkunun bedelini hep ben ödedim
    Her saniye biraz daha yalnız kalan aşkımı
    Paslanmış bıçakla yüreğime işledim
    Ve sen hep uzaktan seyrettin
    Ben biz oldum, sen tükettin…

    Ne olsam tükettin beni…

    Hayatta olmakla olmamak arasındayım
    Yüzümü kayıp ilanlarında ara
    Yaşamla ölümün ortasındayım
    Bil ki kapanmayacak açtığın yara
    Beni senin olan her şeyden mahrum ettin
    Ellerin…saçların…gözlerin…
    Ve beni sığdıramadığın taş yüreğinle
    Ben sen oldum, sen tükettin…


  30. 2007-04-19 #80
    binmediğim hiçbir otobüs
    beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde
    gittikçe azalıyor hayat
    neyi erken yaşadıysam
    hep ona geç kalıyorum

    sana göçüyorum her sonbahar
    yolların çıkmıyor aşkıma
    unuttuğun yağmurların adı saklımda
    seni içimden terk ediyorum

    susmaktan yoruldum
    kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum
    tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    seni içimden terk ediyorum

    ne unutacak kadar nefret ettin
    ne hatırlayacak kadar sevdin
    yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin
    biliyorum
    beni hep bulmamak için aradın
    yanılgımdın
    yandığımdın
    yangındın

    sensizliğe yenilmek
    sana yenilmekten zor olsa da
    ardımda bir sürü belkiler bırakarak
    seni içimden terk ediyorum

    şimdi
    içimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
    iki yarım kaldık
    tamamlayamadık bizi
    elimden tutmadın yalnızlığımın
    saçlarımı da uzaklarına gömdün
    içimin mavisi senin okyanusundandı
    al geri veriyorum
    kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    sana bensizliği terk ediyorum

    yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın demiştin
    aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi

    ne tuhaf değil mi
    içimi acıtanda sendin
    acımı dindirecek olanda
    ya öldür beni dedim
    ya da git benden
    içi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim

    aldırmadın aldırmalarıma
    bir gecede yakıp yarini
    şafaklara sattın ihanetini
    külüme basanlar bile utandı yaptığından

    işte soluk bir ömrün
    son nefesi
    benden
    içimden
    terk ediyorum


  31. 2007-04-21 #81
    SANA BU ŞİİRİM
    Bilinmez Bu Hayatin Yolu
    Nerde Olursan Ol Dert Dolu
    Bilmem ki Ne Olacak Sonu
    Sen Beni öLdürdünde Gittin

    Herseyi Denedim Senden Sonra
    Kacdefa Lanet Ettim Sensiz Sabahlara
    Sessizce Gidisin Çok Dokundu Bana
    Sen Beni Mezara Gömdünde Gittin

    İçimdeki Fırtınan Hiç Dinmedi
    Kim Geldiyse Gönlüm Yerini Vermedi
    Hep Yarınlara Kaldı Küçücük Umudum
    Sen Beni Meçhullere Kattinda Gittin

    Simdi Mutlu musun Bilmem
    Ben Yemin Ettim Yerine Sevmem
    Ömrüm Gittikçe Senden Vazgeçmem
    Sen Beni Hiçe Saydinda Gittin

    Sensiz Yarınlara Küskünüm
    Umrundamiki Ben Üzülmüşüm
    Ben Bu Sevdaya Canimi Koymuşum
    Sen Beni Acılarla Bas basa Biraktinda Gittin Hiç Bir Zamanda Beni Sevmedin !!


  32. 2007-05-01 #82
    Seni düşünüyorum yine,
    Bir güneşin karanlığında,
    Ömrümün en kısa yolunda,
    En uzun yolculuğu yaparken,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Doğacak güneşi umutsuzca beklerken ve ölü,
    Yatağımın baş ucunda düşüncelerim;
    Seni ve sevdamızı ararken,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Ben ve sadece umutlarım,
    Hiç sonu olmayan bir yolda,
    Sana ulaşamayacağımı bile bile,
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Umutlarımı çorak topraklarda,
    Onları duygularımla sularken,
    Yeşermeyeceğini bile bile
    Seni düşünüyorum yine,

    Seni düşünüyorum yine,
    Çünkü sen ben yaşadıkça varsın,
    Sen var oldukça ben düşüneceğim,
    Ben düşündükçe seni seveceğim,
    Seni düşünüyorum yine.


  33. 2007-05-03 #83
    Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik.Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu.Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri .Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık.Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman.Ne yana baksak denizdi maviydi ışıktı.Sonra bir çaresizlikti zifir.Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik ..
    Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda.Öyle kendinden geçmiş öyle başıboş.Öyle derin duygular içindeydik anlatılmaz.Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi.Aldığını geri vermez dalgalara.Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda.Tatmadığımız yemişlerden tattık günahkar olduk.Alevden bir tasta eridi günler.Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde.Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk..
    Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez.Paslı demir kapılar kapandı üstümüze.Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz.Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi inanmadık.Kuşatıldık ansızın kederle ayrılıkla.Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı.Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza.Uyuduk bir daha uyanamadık.
    Şimdi bir kutup var sana çeker beni.Bir kutup var senden öteye.Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım.Dağ yollarında caddelerde sokaklarda.Onun için bulup bulup yitirdim seni.Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana.Hangi gözümü yumduysam seni gördüm.Zamandın zamandan öte bir şeydin.Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda
    Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden.Bu zincirleri sen vurdun ellerime.Sen getirdin bunca karanlıkları.
    Al şunu mum yak
    Korkuyorum
    Bir taş aldım attım denize
    Günahlarımdan kurtuldum
    Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim
    Öteye gidemem
    İtme beni
    Benim de bir insan tarafım vardı.Bakma böyle kötü olduğuma.Benim de dileklerim vardı.Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan.Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi.Hergün bir kadın ağlar benim yüzümde.Büyük dertler için benim ellerim.
    Anlamıyor musun
    Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
    Ben sevilmediğimden böyle çirkinim
    Bütün kötü yerlerde ben korkarım.Biliyorum.Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş.Fabrika bacalarında bir kara dumanım.Zehirim akrep kuyruklarında.Kötüyüm sevemediğin kadar.Öyle fenayım.Kapanmış bıçak yaralarında.Bu pis çöp tenekelerinde unut beni.Unut artık.
    Bayat bir ekmek gibi
    Çürümüş bir elma gibi

    Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar
    Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece
    Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır
    Sarı badanalı evleri sev biraz
    Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş
    Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan
    Bu sarılarda benim yüreğim bir ölür bir dirilir
    Anladım
    Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan

    Kalbimi yardım
    Bir damla kan aktı
    Kutuplara kar yağıyordu
    Üşüdüm
    Dur gitme
    Beş kuruşum vardı kaybettim
    Dur gitme
    Isırgan otlarından kurtar beni
    Deniz analarının gözlerini çaldım.Sana bakmak için.Güneşi üçe böldüm.Al biri senin olsun.Yüzümde beş bıçak yarası var.Bir de sen vur.Barut kokusunu severim.Bir portakalı dilim dilim soy..
    Acıktım
    Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde
    Tut ki bir marul yaprağıydım
    Öldüm

    Al şu serçe parmağım sende kalsın.Ben kötüyüm.Korkunç çirkinim.Ben seksensekizinci tul dairesiyim.Sağ gözümün üç kirpiğini kestim.
    Al
    Ben lanetlendim

    Cenaze marşı çalınıyor.Ölüler ayağa kalktı.Görüyor musun.Şu soldan ikinci benim.Senin yüzünden öldüm.Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma.
    Ağlıyorum
    Biraz sev beni
    Gül biraz
    Yaklaş biraz
    Seni affediyorum

    Kuşkonmaz dallarına astım kendimi.Sedir ağaçlarına gül yapraklarına.Başımı taşlara vurdum.Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı.Tanrısal duygular içindeydim.Bütün tanrısızlığımdan uzakta.Bir kemiklerinin sertliğini aldım.Bir teninin aklığını.Sonra sıcaklığını dudaklarının..
    Gel bak
    SANA BİR TANRI GETİRDİM
    Gel bak
    BİR TANRI YARATTIM SENDEN


  34. 2007-05-03 #84
    Şurada bir kapı olmalı senin ölümsüzlüğüne açılan.Bir kapı olmalı şurada bulabilsem.Kollarımın bütün gücüyle vuracağım.Er geç sesimi duyuracağım sana.Başımı soğuk demirlere dayayıp adını söyleyeceğim mahşer gününe kadar.Dağlara taşlara güzelliğini haykıracağım.Ve bütün yaratıklara rüzgarın söylediği bir masal gibi seni anlatacağım.
    Dünyaya ilk gelişimiz değil bu.Birde taş devrinde gelmiştik.Senin için vahşi hayvanlar vurmuştum o zaman.Pars dişlerinden bir gergedanlık yapmıştım boynuna.Nice mağara duvarlarına güzelliğini kazımıştım.Nasıl hatırlamazsın nasıl?O zamanda gökyüzü bu kadar mavi ormanlar yemyeşildi.O zamanda yalnız karanlıktan korkar güneşi tanrı bilirdik.Bunca yüzyıldır inan hiç bir şey değişmedi yeryüzünde.Belki biz değiştik.Sevgilerimizi söyleyemez olduk göremez olduk nice güzellikleri.Yalanı öğrendik,unutmayı öğrendik.İnandık sonraları bütün yaratıklardan üstün oldugumuza.Büyük zekamız önce kafesi,zinciri,zulmü icat etti.İyilik güzellik ve doğruluk adına hiç bir şey kalmadı inandıgımız.Aradan bin yıllar geçip atom parçalanıncaya kadar,.zaten paramparça olmuştu insanlığımız.
    Böylece bir karanlığa düştük.Karanlık bizi bir başka karanlığa götürdü.Sarnıçlardan dehlizlerden girdaplardan geçtik.Dallarından gün ışığı geçmeyen ormanlara düştük.Aramızda demir kapı hiç açılmayacak belki..Senin ışıgını görmeden kapanacak gözlerim.Karanlık aman vermiyor.
    Hangi kapıyı aralasak gece.
    Hangi kapıyı aralasak çaresizlik.
    Kokunu getiren rüzgarda olmasa bir manası kalmayacak yaşamanın.
    Şimdi hiç değilse hayaliyle avunmadayız.Zaman içinde bir başka zamanı...
    İnsan çırındıkça bir bataklığa saplanıyor,yaşadıkça ölüme.Çaresiz kalmak bir şey değilde çaresizliğini kabullenmek zor geliyor insana.
    Aynaya bakıyorum bir boşluk.Hani benim yüzüm hani?dudaklarım ellerim hani?Halbuki gözlerimde görüyor kör değilim.Fakat sen varsın içimde.Yakan,kör eden bir karanlığın var senin.Kahrolası zamanın ortasında büyük bir fırın yanıyor besbelli.Alevler asırlık çınarlar gibi.Büyük bir fırın yanıyor görüyormusun?
    Şimdi bütün ihtirasların sustugu saatteyiz.Elini sürdüğün herşey yok olabilir.Herşey eriyebilir şu anda.Bu varlığın yokluğa yaklaştıgı andır.Senin ellerin bu anda bütün yaratıklardan daha güçlü.Şu anda senin gözlerinde her şey yüce.
    Ne insanlar fani
    Nede dünya ölümlü..
    Al beni de erit ateşinde gözbebeklerin.
    Erit beni.Ruhumu aşkının potasında yak.
    Kahrolsun bu karanlıklar bu mesafeler bu zaman..
    Ben seni istiyorum..
    Ya seninle yaşamak.
    Yada sende yok olmak..


  35. 2007-05-03 #85
    Sen giderken gözlerim dopdoluydu
    Ve yağan yağmurla caddeler ıslak
    Yokluğundan bir rüzgar esti hazin
    Teselliler döküldü yaprak yaprak

    Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar
    Bir karanlık geldi gittiğin yerden
    Ümitlerim vardı tesbih misali
    Sen giderken dağılıverdiler birden.


  36. 2007-05-03 #86
    I
    yaban
    ve asi
    dağlara dağılan taylar gibi
    ve yangın
    gençliğinin alazında

    Adana'da yollara dizilmiş garlarla
    çığlık çığlığa peronlarda
    çocuklar gibiydi gözleri

    /adı nevin
    şarap içer, rüzgar giyerdi geceleyin/

    II
    o, kanadı kırık bir kustu
    beyaza vurulmuştu
    kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini
    kimseler
    görmedi kimseler kirlendiğini

    /adı nevin
    hüzün kokar ve korkardı geceleyin/

    III
    'kendini martılarla bir tutma' derdim; 'senin kanatların
    yok . düşersin, yorulursun. beni koyup koyup gitme
    ne olursun!'
    *
    o, kanadı kırık bir kustu
    gülümserken vurulmuştu
    kimseler görmedi uçtuğunu
    kimseler,
    görmedi kimseler öpüştüğünü

    /adı nevin
    özlem tüter ve ç(ağlardı) geceleyin/

    IV
    ışığın diyordu: kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum;
    karanlık kördü ve acımasız... ellerimle kırdım ben de
    kalan kanatlarımı.
    kanatlarımı kanatmaktan geliyorum...

    V
    o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı. sonra da
    çift çıkardık. kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık! o kentte
    bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar
    yapılmıştı; insanlar dar yapılmıştı; çıkardık! kar durmazdı,
    üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı
    havalarda. avurtlarına çarpan kar taneleri gözyaşlarının
    sıcaklığına çarpıp erirdi...
    ve acıyan kanat yerleri erirdi... erirdi...
    biz yan yana, yana yana! yana yana!

    /o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı
    ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı/


    VI
    gitti... kanatları yüreğimdeydi
    kalan
    elimde minyatür bir kus simdi
    yitirdim o askın kimliğini
    h ü k ü m s ü z d ü r

    /adı nevin,
    ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin!/

  37. 2007-05-03 #87
    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
    arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

    Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
    en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

    Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
    yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

    Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
    çalınan birinin kalbiyse eğer.

    Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
    insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

    O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
    hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

    Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
    kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

    Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
    öylesine delice bakmasalardı eğer.

    Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
    kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

    Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
    son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

    Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
    meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

    Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
    beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

    Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
    tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

    O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
    yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

    O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
    son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

    Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
    her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

    Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
    dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

    Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
    namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

    Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
    dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

    Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
    sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

    Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
    kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

    İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık
    gizlendiğine belki de,
    kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden
    failidir' denmeseydi eğer.

    Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
    ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

    Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
    Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
    avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

    Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
    Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
    ya canım ellerini tutmak isterse...

    Evet Sevgili,
    Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
    kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
    mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!

  38. 2007-05-03 #88
    Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın içinde bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun... Seni unutamamanın verdiği acılara dayanamıyorum artık. Unutamamanın bu kadar kahredici, çıldırtıcı olduğunu bilmezdim. Her yerde, her zaman benimle birliktesin, işin kötüsü her şey seni hatırlatıyor. Kalabalıkta gelişi güzel söylenmış bir söz bile yetiyor seni düşünmeme. Yalnızlığımda ise sesin kulaklarımda çınlıyor. avuçlarının serinliğini hissediyorum alnımda. Yaşanmış zamanlar bir film şeridi gibi geçiyor hafızamdan. Anılarımızı en küçük noktasına kadar birer birer hatırlıyorum. İşte o zaman; bu seni unutamayan başı, duvarlara vura vura parçalamak geliyor içimden.

    Renklerin, kokuların, seslerin ve ışığın bile seni hatırlattığı bir dünyada yaşamak, harikulade bir şey olurdu belki. Ama sen de unutmasaydın... Beni unutmadığını sevdiğini bilsem her şeye katlanırdım. Unutamamamın biriktirdiği o dayanılmaz acılar, unutulmamanın vereceği eşsiz mutluluğun içinde erir, kaybolurdu.

    Sevmek bir bakıma unutamamaya mahkum olmaktır. Sevilmemişsek; bir de unutulmaya mahkum oluşumuz var en hazini. İnsan, unutabildiği kadar güçlüyse, unutamadığı ölçüde yıkık ve ezik kalıyor.

    Beni sev demeyeceğim, ama onu da sevmemeliydin. İkimiz de olduğun yerden çok uzağız. Güzelliğinin, büyüklüğünün yanında biz neyiz ki? Unutulmak; ikimize de aynı kadehlerden tattıracağın bir içki olmalıydı. O içkinin sefil sarhoşluğu içinde seni düşünmeli, hep seni özlemeliydik. Gitgide işleyen, büyüyen bir yara olmalıydı tenimizde. Unuttuğunu her ikimizde bilmeli, fakat seni hiç unutmamalıydık. Oysa şimdi unutulan da benim, unutamayan da...

    Ancak, bir kurşun atımı uzaktasın benden, biliyorum ve ciğerlerime saplanmış bir kurşun gibisin hala. Seni çıkarıp atmak da elimde değil, sana gelmek de... Gelebilsem ne değişecekti ki? Beni hatırlacak mıydın? Hatırlasan da sevinecek miydin gelişimden? Gözlerinin içi gülcek miydi? Hiç konuşmadan "Ben de seni özledim" diyebilecek miydi ellerin? Hayir, değil mi? Öyleyse hiç gelmeyeceğim sana. Böylesi daha iyi.

    Gün oluyor: seni unutabilmek için bu şehirden çok uzaklara gitmek istiyorum. Sokaklar, evler, caddeler, vitrinler seni hatırlatmasın diye.

    Gün oluyor; anlıyorum senden ve bu şehirden kaçmanın faydasızlığını... Çünkü; biliyorum nereye gitsem benimle geleceksin, ya da gittiğim her yerde senden bir şey olacak.

    Sen unuttun fakat unutulmadın. Bense unutulduğumu biliyor, fakat unutamıyorum. İnan, unutabildiğim gün seni yeniden ve daha çok sevmeye başlayacağım...

  39. 2007-05-03 #89
    Olaki yürürüm bir başka aşka
    Yada yürürüm mavi olmayan bir gülüşe
    Unutma ki tek aşk olduğum sensin
    Aşık olduğum değil.

    Karanlıkla süzülüyor içime yıkım.Dur diyorum yıkılıyorum.Uçurumları baş ucuma koyuyorum sonra,okşuyorum rüzgarda saçlarını.Sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime.
    Gitme diyorum düşüyorum.
    Sonra beni soruyorlar bana.Tanımıyorum diyorum,daha hiç karşılaşmadık.Aynı çizgide bilge sus umu dinliyorlar.Ben sustukca.Yazık,bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar.
    Önce bir bir, sonra hepsi.
    Sonra bir uçurumlar kalıyor birde yıkımlar.Verilen herşey borçmus gibi alınıyor.
    Önce bir bir sonra hepsi.
    Sonra bir ben kalıyorum, birde yalnızlık.Uçurumlar, yıkımlar, ben ve yalnızlık.Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi.Yatıyoruz yan yana.Öpüşüyoruz, sevişiyoruz da hatta....Her şey oyun yasaklarına uygun.Bir günah oluyor sonra.Tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz.Telli, kanlı düğün iste.Üşüyor saçların biliyorum dargın mısın?
    Bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala?
    Vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğindeki hüzün.Hala kaçıyor musun zamansız gözlerini bırakarak birilerinden.Hala ellerinden tutup sevgileri.Hala öyle soğuk bir gök.
    Hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi.Dipsiz kuyuya salıyor musun ağlıyarak.
    Küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun?

    Kendin kadar aklımdasın
    Ve aşkını saşırmış bir tanrı
    Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara
    Öyle bıraktığım gibimisin
    Gerçeği yakmada hala ustamısın
    Yoksa çırakmı yanarken yollarda
    Saçlarıma dolanan aydınlığımsın
    Somutlaştıramadığım tek imgemsin
    şiirde anlattıkça eksilen tek anlam
    Hala bıraktığım gibimisin
    Yoksa beni bıraktığın gibi mi
    Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma
    Kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma

    Hala bıraktığım gibi misin?

  40. 2007-05-03 #90
    Seni kıskanıyorum.
    İçimde gururdan eser yok artık. Kıskançlığımın başladığı yerde yüreğim tertemiz oldu, aydınlandı, pırıl pırıl şimdi. Gururum, zaman zaman benliğimi saran kendini beğenmişliğim, güvenim ve inançlarım; hep seninle yaptığım savaşta yenildiler. Bir kıskançlık hissi kaldı içimde dipdiri ve her zamankinden daha güçlü. Kazandığın savaş onu da yenebildiğin anda bir zafer olacak, ancak o zaman "Kazandım" diyebileceksin.
    Fakat ben o duygunun, bende fethedemediği son kalenin o son kalenin asla düşmeyeceğine inanıyorum. Bütün çabaların boşa gidecek, seni sevdikçe kıskanacağım. Bir gün beni sevmemen bile bu savaşa tesir etmeyecek. O zaman asıl büyük yenilgiye doğru sen gideceksin. Sevgimi karşılıksız bırakman bana attığın son kurşun olacak. Açacağın büyük yaraya rağmen yıkılmayacağım, ölmeyeceğim anlıyor musun? Yine seni sevmeye, yine seni kıskanmaya devam edeceğim.
    Beni tanımadan önce yaşadığın yıllar var ya; onları da kıskanıyorum. Düşün bensiz yaşayacağın bir dakikaya bile tahammülüm yok artık. Bir gün güzel bileğindeki küçük saati parçalayabilirim, bensiz bir zamanı sana bildirdiği için. Mümkün olsa bütün o dakikaları, o günleri sana yeniden yaşatmak isterdim.
    Sana kıskanılmış zamanlar, mesafeler ötesinden seslenmek ne acı bilemezsin. Seni gören, güzelliğini arzulu bakışlarla seyreden insanların da bu dünyada yaşadığını düşünmek ne korkunç bir şey anlayamazsın. Hele seni başkalarının da sevdiğini ve seveceğini bilmek ne türlü bir ölümdür düşünemezsin.
    Kıskançlığım bir hayvanın dişisini kıskanması değil. Mayamızda olan arzunun ötesinde bir şey bu. Ebediyyen sahip olmak hissinin çok üzerinde bir ölümsüzlük çabası, bir sonsuzluk duygusu...
    Seni kıskanıyorum. Verdiğin huzursuzluğa rağmen bir kadını kıskanmanın büyük huzuru içindeyim. Oysa ben seni tanıyıncaya kadar kıskançlığı daima ilkel bir duygu olarak düşünür, reddederdim. Bu davranış belki de o güne kadar kıskanılmaya senin kadar değer bir insanı tanımamış olmanın verdiği eziklikten gelirdi.
    Şimdi o ezikliğin yerine bir kabına sığamamak var içimde, taşmak var. Sevginle tamamlandımsa verdiğin kıskançlıkla bütünlendim.
    Hep böyle kıskançlığımı besleyecek kadar güzel kal...

  41. 2007-05-03 #91
    Ölmedim işte. Ölmedim. Demek ki yaşamam gerekliydi. Bir gizli kuvvet olmalı bizi yaşatan. Yaşamakla ölmek arasındaki maceramızı düzenleyen, Çaresizliğimizi her yerde yüzümüze tokat gibi indiren bir kuvvet olmalı.
    Şimdi seni daha çok seviyorum. Meğer ölüm senin kadar güzel değilmiş. Şimdi güzelliğin daha yakıcı, daha alımlı. Bütün neden'ler senin için yaşamayı gerektiyor şimdi.
    Nasıldım nasıldım o gece, o gün bilemezsin? Eski, taş binalar üstüme yıkılıyordu, başımda parçalanıyordu vitrinlerin camları. Her taşıt beni ezip geçiyordu yanımdan. İnsanlar anlımda yürüyordu çamurlu, pis ayaklarıyla. Rüzgar gırtlağıma yapışmış bir el gibiydi. Kitaplar dergiler, gördüm boyalı dükkanlarda. Hepsi ölmek diyordu. Yalnız ölümdü gördüğüm kaldırımlarda.
    Artık her şey boştu, yalındı.
    Kirli bir çamaşırdı üzerimde yaşamak. Umutlarımı yitirmiştin. Arayıp bulacak gücüm kalmamıştı. Öyleyse yorgundum, bitkindim. Ellerimi sevmiyordum, gözlerim utanç veriyordu gözlerime. Damarlarımdaki kan rahatsız ediyordu beni. Ölmek, gitgide bir umut haline geliyordu içimde. Büyüyor, büyüyordu.
    Boşlukta bir tel gerilemeye başladı... Gerildi, gerildi. Sonra kan rengi bir karanlığa düştüm. duvarlar kırmızıydı. yerler, masalar, sokaklar, insanlar hep kırmızıydı. Ama karanlıktı yine, korkunç bir karanlıktı. Kırmızı sisler içimdeydi. Dört yanım denizdi, kıpkızıldı.
    Sonra rengi değişti çevremin. Bulutlar dağılmaya başladı. İlk gün ışığı merhaba dedi pencereden, Yeşil yapraklar el salladı. Bir adam uzun öksürdü.
    İlk ellerimi buldum vücudumda, derken ayaklarımı, gözlerimi dudaklarımı, saçlarımı buldum.
    Ve seni düşündüm. İşte o zaman yaşadığımı anladım, utandım.

  42. 2007-05-04 #92
    Bugün ölümünün 6. senesi bitti...Sensiz herşey biraz yarım...Geride bıraktığın meleğin yorgun...Elinden geldiğince üzülmemeye çalışsa da üzüyorlar meleğini...Oysa burda olsaydın kucağına yatırır dertlerimi dinlerdin...Ardından kolumdan tutar koşar adımlarla terasa çıkarır HERŞEYİ UNUTTUM BİR ÇİZİK ÇEKTİM dedirtirdin bağırarak...Herşey tamam da meleğim ya sen...

    sabah mezarına bıraktığım laleleri beğendin mi?Hı hı en sevdiklerin biliyorum...Senin için en kırmızılarını seçtim...Güllerin kurumuş ama onlara çok sıkıldı canım...Ama neyse ben toprağını kardım suladım da güllerini...Annem de selam söledi sana...Bugün o en çok sevdiğin patlıcan oturtmasını yapıcakmış senin için...Ben istiyorum yapmıyor zaten kıskanmaya başladım seni...


    Dün gece rüyama geldin ya...Sabah gün daha bir aydın geldi yüzüme...Gülme ama çay bile daha tatlıydı...Yok yok mavi t-shirtim üstümde meraklanma senden kalan tekşey o bana...Nasıl olur da giymem...Tabi geçen 6 seneden sonra epey kısaldı...

    Hangi şarkı çalıyor tahmin et...Evet doğru cvp...

    "Düşlerde sevdim seni söyleyemedim
    Sessiz öptüm nefesini söyleyemedim

    Sana ben şiirler sözler büyüttüm
    Sana ben baharlar yazlar büyüttüm
    Sana ben hummalı gizler büyüttüm
    Söyleyemedim

    Şarkılar yazdım sana okuyamadım
    Hep yanımdaydın oysa dokunamadım

    Sana ben hayaller düşler büyüttüm
    Sana ben gözümde yaşlar büyüttüm
    Sana ben hummalı aşklar büyüttüm
    Söyleyemedim "


    Meleğim seni çok özledim...Ama olsun bulutlardaki gülümsemen bile yetiyor...

    Aşkların En Güzeli...Seni Asla Unutmayacağım...Aynen gözlerini yumarken söylediğin son cümledeki gibi...Allahıma emanetsin...Rahat Uyu...

    MELEKLERİM SENİNLE...


  43. 2007-05-08 #93
    özlemek daha da sevdiriyo seni bana..
    kaçamak bakışlarındaki o sıcaklık hissettiriyo duyguların
    gerçekliğini..
    yaşıyorum seninle en büyük sevgiyi..
    aşk senin adın benim lugatımda!!
    yok başka tasvirin..
    aşk senin adın benim yüreğimde
    bir de sevgin benimle en derinliklerimde...
    öyle seviyorum ki seni hiç ummadığım ve ummayacağım kadar..
    hiç bitmesin istiyorum

  44. 2007-05-11 #94
    sana seni yazıyorum


    Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya,başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı,kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.''Sana seni Yazmak''
    Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm banliğimle sana yağmak istiyorum...

    Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında.Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.

    Bu gece gene yağmur yağıyor.Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine.Yağsın,yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı!Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...

    İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!!
    Bu gece gene yağmur yağıyor.Senyoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı,umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.

    Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara.Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin,gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında,yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi?
    İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime...Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala.Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...

    Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara.Seni arıyorum,erimekteyim...Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...

    Ve gökyüzü yüreğimde.......


  45. 2007-05-11 #95
    160 - Sana - Duygusal Yazılar

    Gel

    sen yoksun
    bütün sokaklarına kar yağıyor ömrümün
    nefesim
    üşüyen bir gelincik ayazı
    bütün geceler aysız
    durmadan bir ezgi savruluyor dudaklarında gecelerin
    hüznün uzayan saçlarında kimsesizliğim kanıyor
    yağmalanmıs bir ömrün ortasından sızarak
    yaralı gönlümün ırmaklarına doluyor
    gel
    her gece bır deprem oluyor
    ey çağlayan bir suda yittirdiğim menekşe gözlü kız
    seslen bana nerdesin, hangi uzak şehirdesin
    bir rüzgârın kanatlarına vursam duyulur mu sesim
    gel
    erişilmez uçurum diplerinde kaldı özleyişler
    yaralı ceylanlar sekiyor bakışlarımda
    tomurcuklar öksüz, serçeler dilsiz
    her durakta boynu bükük bir çocuk üşüyor
    ve ben bu yağmurlar dolusu yalnızlığımla
    bütün bulutlardan sana koşuyorum gel
    yürekler boş, bakışlar anlamıyor beni
    her akşam vakti,
    el ayak sesleri çekilirken caddelerden
    vurup yüreğimi narlı sevdalara
    yıldızlara ağladığımı kimse bilmiyor
    kimse bilmiyor, her gece
    dudağımda bir şiirin kanadığını
    ey yavru bir kuş gibi
    düşlerimin arasından uçup giden uçarı kız
    yaşım on beş idi, yüz oldu, binyüz oldu
    yaşlandım yaşamadan aşkı ve baharı
    farkında değilim şimdi,
    geçen günlerin değişen mevsimlerin
    yağan karlar altında kaldı kalbim
    gel
    geçmiş bahar sokaklarına çıkar beni
    bahçesi tarumar bir çiçeğin kirpiğindeyim
    bir kar çölünün ortasında
    bir insan mahşerinin içinde
    yapayalnız
    her bakışta bir hüzün,
    her hüzünde bir bakış kanamada
    bir sonsuz rüzgar başladı gittiğin yerde
    gel
    gel
    bahar sokaklarına çıkar beni
    yıldızları sönmüş bir gecenin sayfalarında ışıksızım
    özlemler damıtıyorum durmadan karanlığın yapraklarına
    kalbimin üstüne üstüne yağıyor kar,
    göçüp gitti kuşlar çoktan ve ben
    bölüp iklimlere o sevda tılsımı türküleri
    işleyip alnımın çizgilerine tel tel
    kalbimi sana rehin tutuyorum
    gel
    hasret ki yolları kanamalı ağır bir hüzündür
    geçip giden günlerin terkisinde
    rüzgâr koyaklarını yitirdi, sözcükler büyüsünü
    her mısrada çığlık çığlık yüreğim
    gel
    ömrümün bütün sokaklarına kar yağıyor şimdi.
    __________________


  46. 2007-05-12 #96
    622 - Sana - Duygusal Yazılar
    YÜREĞİMDEN HERKESE YÜREĞİMİN SESİ Hayatı Iskalama Lüksün Yok

    Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan,´Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?´ diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.

    İki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen,´Ama senin için şunu yaptım´ derken o,´Şunu yapmadın´ diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka hiç getirmediğin bir iddiayla karşılaşacaksındır.

    Üzülme, sen aşkı yaşaması gerektiği gibi yaşadın. Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. ´Peki, o ne yaptı?´ deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Senin hayatı ıskalama lüksün yok. Onun varsa bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

    Her zamanki gibi yaşayacaksın sen.´Acılara tutunarak´ yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç girmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....

    Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun ki aslolan YÜREKTİR. Yürek sesini bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler.Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil,güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini....


    Güncelleme : 2007-05-12
  47. 2007-05-12 #97
    623 - Sana - Duygusal Yazılar
    Ben,senden önce yaşamamışım sanki...
    Günler geçmemiş yıllar olmamış sanki hayatımda
    Doğmuşum ve zaman durmuş sanki!Ne ağlamışım acıya NE de hayata inat gülmüşüm!!!
    GÜLEMEDİĞİM anlarda uçurum yamaçlarında boşuna durmuşum..
    Çok zaman geçti o yamaçta!!!Direndim inadına şu hayata
    Bir yerlerde diğer yarım vardı,biliyordum bunu!!!

    SABRET dedim kendi kendime...SABRET!

    Her canım yandığın da sığındığım tapınağım,beni karanlıkta bırakmayan ay ışığımdı...
    Saatlerce ona bakar,diğer yarım nerdesin derdim!!!
    Dualar eder "ALLAHIM BİR MUCİZE" diye beklerdim.Yıldızlardan dilek diler,bir tek seni isterdim...

    Biliyorum,bir yerlerde diğer yarım vardı.Saniyeler yıl olsada sabretmeli,beklemeliydim GECE GÖZLÜMÜ!!!

    Evet sevdiğim...Bekledim ben seni tanımadan,tanımadan diledim seni Allahtan!!!SEN,canım diğer yarım HOŞGELDİN hayatıma...Hayattaki tek MUCİZEM hoşgeldin!!!

    Sevgilim,güzel gözlüm,derinliklerde ışık ol bana!Şuana dek hep ay ışığı yardım etti,bundan sonra hep sen ol yanımda.Yürüdüğüm bu dikenli yollarda hep yalnızdım,artık kol kola gidelim o yolda...Batan her diken,çıkan her engel yıpratmasın beraberken BİZİ...

    Canım,diğer yarım,artık seninle bir bütünüm,gitme ki eksik kalmasın BU YÜREK.Acı ile dolmasın.Gülmeyi bilmeyen bu gözler seninleyken güldü,ağlamayıda sende görmesin...

    YÜREĞİM,herkes bilsin ki,bundan sonra sen bensin,bende sen...
    SENİ ÇOOOK SEVİYORUM...
    TEKRAR HOŞGELDİN HAYATIMA...


  48. 2007-05-12 #98
    a$k duası..
    Rabbim
    Bir insan koy kalbime
    Ama o insan senin de
    sevdigin olsun


    Ve bana öyle bir insan sevdir ki
    O insanin kalbi Seninle sevisen bir mabed olsun.
    Beni öyle bir insanla bulustur ki benden önce
    Onunla bulusmus olan sen olasin


    Onunla el ele tutustugumuzda
    Ikimizin uzerinde Senin elin olsun


    Bana öyle gözler göster ki
    Ben o gözlerden sana bakayim
    Bana öyle bir sevgili ver ki
    O gözler cennete acilan iki pencere olsun


    Onunla oyle bir yolda yürüyelim ki
    Kilavuzumuz sen olasin ey Rabbim


    Oyle bir sevgili verki bana
    Ona sarildigimda kainat bize baksin
    Birbirine sarilsin
    Sevgimiz kurtla kuzulari baristirsin
    Bize bakip seytan Adem'e secde etsin
    Günah sevap ugruna kendini feda etsin
    Olüler birer birer uyansin sevgimizle


    Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim!
    Sevgimizde Muhammed sevilsin
    Oyle sevelimki birbirimizi
    Hz. Hatice göklerden bize seslensin
    Ve desin ki;


    "Bak ya Muhammed bak su sevgililere onlar bizde... bizde onlardayiz.
    Bak Askimiz birkez daha yasaniyor yer yüzünde..
    Allah Askimizi öyLe cok seviyorki binlerce insana yasatiyor...

    ALLAH HERKESE BÖYLE AŞK VERSİN.AMİN



  49. 2007-05-12 #99
    624 - Sana - Duygusal Yazılar

    AŞK, iyi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır. BEKLENTİDİR.

    AŞK, delicesine flört ederken yanındakinin hiçbirşey
    yapmama hakkını teslim etmektir. SAYGIDIR.

    AŞK, zaaflarınızın olduğunu
    ortaya çıkarır. KABULLENMEKTİR.

    AŞK, şimdi zamanı değil diye
    beklemeyi bilmektir. SABIRDIR.

    AŞK, saçlarda başlayıp,
    topuklarda biten bir gezintidir. KEŞİFTİR.

    AŞK, "Sevişelim" demeden sevişmek, yanındakinin
    ne istediğini bilmektir. ANLAŞMAKTIR.

    AŞK, bağlandığını sandığında, karşındakine
    "Hayır" deme şansını tanımaktır. İNCELİKTİR.

    AŞK, korumaktır. SORUMLULUKTUR.

    AŞK, ciddi bir tokalaşmayı
    kıkırdamaya dönüştürmektir. MİZAHTIR.

    AŞK, evinizdeki her şeyin yerinin
    değiştirilmesini kabullenmektir. TESLİMİYETTİR.

    AŞK, saatin kaç olduğunu
    bilip aldırmamaktır. NEŞ'EDİR.

    AŞK, sizi kucaklayan kolların gittikçe
    daha çok sarılmasıdır. MUTLULUKTUR.

    AŞK, gecenin bir vaktinde "Sen uyu, benim gitmem gerek"
    dediğinizde, "Uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi
    tercih ederim" cevabını almaktır. SICAKLIKTIR.

    AŞK, tanıdığınızı zannettiğiniz insanın
    yeni yanlarını keşfetmektir. TAZELİKTİR.

    AŞK, uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.
    DÜŞLERİN GERÇEK OLMASIDIR.

    AŞK, kocaman yatağın
    üçte birine sığışmaktır.YAKINLIKTIR.

    AŞK, evin anahtarlarından bir kopya daha
    yaptırmaktır. GÜVENDİR.

    AŞK, "Hoşçakal" dedikten sonra tekrar
    karşılaşacağını bilmektir. KADERDİR.

    AŞK, "Gerindiğinizde sızlayan vücut"
    lafının anlamını bilmektir. DERSTİR.

    AŞK, ecza dolabını açtığında, diş macunu kapağını
    kapatılmamış bulmaktır. UYUMDUR.

    AŞK, pencereden dışarıya baktığında
    kiminle olduğunu hatırlamaktır. DÜŞÜNCEDİR.

    AŞK, rüzgârın ağıçların arasında dolaşırken
    çıkardığı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadığına
    hayıflanmaktır. YALNIZLIKTIR.

    AŞK, asla anlatılmayacak hikayelerdir.ÖZELDİR...


  50. 2007-05-12 #100
    Bir küfür gibi kara
    kayış dilini ver
    Binlerce kez açıklasam da
    dilini çözemediğim ihanet...
    Gel bir daha bende dene kendini
    Ne sen öldürebiliyorsun beni bu cenkte
    Ne ben yenebiliyorum seni
    Yazıldığın mevsime çok su ver kendi izinden
    Giden yolları,suçlarından arındır.
    Arkanda kaldı seni ilerde bekleyenler
    unutkan şiirler, kopmuş alıntılar....
    Hiçbir zaman kullanamadığın hatıralarla
    kendine yazdığın yaşam öyküsü!
    Ah, bu kadar aşk herkesi yanıltır
    gelme üstüme...
    Boşalmış yeminlerin bileği;
    ben sandığın sözcüklere vuran aksimdir

    Ödünç hançer öldürmez beni!

    Ya başka bir silah seç kendine
    ya bırak başkasının ellerine.
    ölüm aşkın işidir...
    kork benden sevgilim.
    Ahretin olurum senin.
    Bu kadar çok seven öldürmesini de bilir
    Ben seni çok yanılmış kalplerin sağlamlığıyla sevdim
    Gücümdü güçsüzlüğüm.
    Ey, izini sürdüğüm ruhumdaki kara gölge,
    Büyüttüğüm oğullarımı bir bir elimden alan hayat
    yanıltma beni, beni bana yakıştır.
    Son darbeden önce ilk sözü söyleyemeyen!
    kolay değil ödenmiş hayatın katili olmak...
    Kör eder hançerini içimin gücü
    Ölümü göze alan yaşamasını da bilir


  Okunma: 29443 - Yorum: 172 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -