Sana - Duygusal Yazılar - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Sana - Duygusal Yazılar

  1. Sen, belki de bu mektubu aslinda sana yazdigimi hic bilmeden okuyacaksin.

    Ben, senin bunu okurken parmaginla yanagina dokundugunu, gözlerini hafifce kistigi, saclarini kulaginin ardina attigini görmeyecegim.

    Elimin uzanamadigi yerlere kelimelerimle sokulmaya calismamin, kirilgan harflerden kurulmus görünmez bir köprüden sana dogru yürürken düsmekten böylesine korkmamin, sana tek bir bakisla anlatabilecegime inandigim ve bir cogunun belki bir ismi bile olmayan bircok duygunun her birine isimler bulmaya ugraşmamin beni nasil yaralayip yordugunu bilmeyeceksin.


    İlerde bir gün bana cok karmasik ve anlasilmaz gözükecek olsalar da su anda bana ,kendime saplamak icin elimde tuttugum celik bir bicak gibi sade ve icmeye hazirlandigim zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularimin, keskin ve yakici tadini onlarin üstünü örten sözcüklerin altindan cikarip cikarmamakta duydugum kararsızligi da herhalde sana hic anlatamayacagim.

    Halbuki bütün korkunclugu sadeliginde gizli olan duygularim o kadar acik ki.
    Yalnizim.
    Kendimi yalniz hissediyorum ki, bu yalnizliktanda kötü.
    Benim yalnizligimi ve kendimi yalniz hissetmemin yalnizliktan da kötü
    oldugunu anlayacak senden baska kimse yok.
    Ve sen de yoksun.
    Belkide hic olmayacaksin.


    Sözcüklerden olusturmaya calistigim bir köprüden sana ulasmaya calisacagim.


    Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdiklimi sakaci gülüslerimle reddecegim.


    Beni bir gün görürsen, gördügünün bu satirlari sana yazan adam olduguma inanmayacaksin.
    Duydugum aski, özlemi ve bunlari duymaktan duydugum korkuyu güvenli bir durusun ardina saklanacagim.Yüzümde satirlarımdan bir iz aradigimda, onlar orda ormayacak.Sana nasil yalvardigimi hic isitmeyeceksin, siradan bir 'Nasilsin' sözcügü saklayacak o yalvarisi.
    Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu sakaci gülüs, bu siradan 'Nasilsin' sözü, bu güvenli durus, icimdeki sesi dindirmeyecek.



    Bütün bunlara hic aldirmadan bana sarilmani bekleyecegim, bazen benden babandan korktugun gibi korktugunu, bazen beni cocugunu oksar gibi oksadigini görmek isteyecegim.



    Aralarinda dolastigim kalabaliklar icinde benim yanlizligimi gören ve kendimi yanliz hissetmemin yanlizliklardanda kötü oldugunu sezen bir tek sen varsin.



    O kadar sade ki duygularim.
    Kirilgan bir köprüden sana dogru yürüyorum.
    Sana ulasamazsam, sesim ve kelimelerim sana degmezse ve sen bana bir daha dokunamazsan, iste o zaman, korkarim sonsuz ve sensiz bir bosluga yapayalniz düsecegim.



    Beni tut, herseye rağmen tut.




  2. 2006-11-18 #2
    Bir gün,elbet bende son bulacak,bir hikaye,
    Arasına serpiştirilen küçük öykülerde yaşanan yalnızlıklar.
    Mahrem sayılan düşünceler,dile gelirken,
    Sessizliği kıran anlamlar hayat bulacak yarınlarda.
    Karanlığa dönüşürken,ayrılıklar darboğazında,kelimeler,
    Ben,saflığa adanan,niyetleri ayıklayacağım bir,bir,sayfalardan.
    Bu,sayfalar hayat bulacak,biliyorum,kirletilmiş yüreklerde,
    Tertemiz yazılacak,yeniden,yaşanacak yarınlar.
    Suçumuzu kabul ederken,bir cellat edası olacak,
    Nidalara ayrılmış,karanlık dehlizlerde.
    Özgürlüğün teslimiyeti,kanayan yaralardan ibaret,
    Ruhumun,kırılmış acıları için olacak bu.
    Bir geçmişin,bir de geleceğin,rüyalarına bulaşmış çirkinlikler,
    Sebebiyet verirse aydınlığa,bil ki günahın olacak bu senin.
    Ölmeye hazırken günahlarında,
    Düşüncelerin olacak,inan,celladın.
    Hiç açılmayan kapılardan,gir içeri,
    Kilitleri saklı olan odalarda bul kendini,
    Kilitlenmiş anılarda saklanmış tüm masumiyetinin arkasından,
    Gözyaşlarının güzelliğini esirgeme,kanayan yaralara.

    _________________


  3. 2006-11-21 #3

    Her an aklımdasın. Karşımdaymışsın gibi dokunabiliyorum sana.
    Yaşanabilecek en büyük mutluluksun. Senle başlayan ,seninle devam eden, sensizken son bulan bir hayat yaşadığım. Tüm hayat seninle var oluyor.Sevdalıların mesken tutuğu gece sen, umutlarla yüklü dilekler dilenen yıldızlar sen. Varlığın bana bir armağan, günden güne büyüyen bir hayranlık sana duyduğum.

    Gülümsemen bir güneş, gözlerinde uçsuz bucaksız bir deniz var. Tarifi olmayan, kelimelerin yetersiz kaldığı , yeryüzünde benzetilemessin bir varlığa.Hiç bitmeyen bir serüven.
    Bir sonbaharsın.Sonu olamicak bir bahar. Tenin tenimle ,yüreğim yüreğinle. Kurumuş bir sonbahar yaprağı ağacımızın gövdesinden düşerken rüzgarın ordan, oraya sürükleyip sahip çıktığı bir sevda bizimkisi. Senin gözlerinle görebiliyor, senin ellerinle dokunuyorum, senin rüyalarını paylaşıyor, senin hayallerini kurabiliyorum.Zaman geçmiyor seninle her an bir öncekinden daha da özgür, daha da mutlu, daha da güzel.Anlatılmıyor yaşanıyor.

    Senden öncesi sana ulaşmak için koşulan bir yol, yaşanan herşey sana ulaşabilmek için geçilen bir engel.Geçmişe bakmıyorum aklıma bile gelmiyor seninle başladığım anlar var sadece, bizim için seninle olan ve seninle olucak kocaman bir gelecek var.

    Sensizlikte evim bir mezar, yaşanan lar üstüme örtülen toprak oluyor. Kimse bizi bizden eden zaman, mesafeler kan kusuyorum, nefret yağdırıyorum.. Ben benden korkar oluyorum o zamanlar beni ben bile tanımıyorum.
    Yeşilimden akan bir yağmur ıslatıyor tenimi.Dur durak bilmeyen bir sevda bizimkisi.Adını Sevda ,Aşk ,Sevgi desinler fark etmez.Biz adını içimizde bitmeyen bir masal olarak söyleyelim. En delisinden , en derininden.

    Öğreneceklerim var öğrendiklerimin yanında sana dair. Bildiklerin var bilmediklerin gibi bana dair. Bir de bilinen , öğrenen bir şey var bize dair.

    Bu masal son bulmaz sevdamıza ait….
    <CENTER>
    </CENTER>

  4. 2006-11-21 #4
    Sensiz kalmayı kaldıramıyor yüreğim. Kısa ayrılıklar bile kederimi arttırıyor,hüzün dolu geceler yaşatıyor bana. Seninle birlikte olmanın tadını almışım bir kere,bundan vazgeçemiyorum. Alışkanlık değil bu. Her alışkanlık terk edilebilir bir gün.


    Oysa sen benim yaşam kaynağımsın.İnsan hayatından vazgeçebilir mi?
    Özlüyorum seni, zlemim büyüdükçe büyüyor içimde,durduramıyorum. Kavuşacağımız anı bekleyerek geçiyor zamanım.
    Hiç birşey zevk vermiyor bana sen yokken.
    Sıçrayarak uyanıyorum geceleri,yanıma bakıyorum,yoksun.
    Tekrar gözlerimi kapatıyorum,dönüp duruyorum sabaha kadar.
    Sensizken her güne yorgun uyanıyorum.Tadım yok işte anla.
    Oysa yanımdayken sen,günün tüm yorgunluğunu unutuyorum.
    Sohbetlerimizin keyfi ,dokunmalarının sihri, yaşanan tüm olumsuzlukları silip götürüyor.Huzurla dalıyorum uykuya.
    Seninleyken,sadece bir kaç saatlik uyku bile, ertesi günü ayakata ve sapasağlam geçirmeme yetiyor.
    Sevgilim olduğunu,varolduğunu bilmek yetiyor bana.
    Döneceksin biliyorum da,dayanamıyorum ne yapayım.
    Zamanı seninle,Sadece seninle geçirmek varken,aşkımızı büyütmek,tutkuyla yaşamak varken beklemek çok zor geliyor insana.
    "Şimdi olsa" diyorum, "Çıksam işten,gitsem yanına, yemek yesek birlikte, o gülse,ben baksam,heyecanlı heyecanlıanlatsa yaşadıklarını...
    Sonra güzelliğinden bahsetsem,şımartsam onu,boğazın kıyısında yürüsek birlikte,yamur üzerimize yağsa,üşüsek,sarılsak birbirimize,ısınsak tenimizin ateşiyle..."
    Ama yoksun işte.
    Bu gecede sensiz geçecek ve ben ne birseyler içeceğim, ne yediğim yemekten zevk alacağım.
    Bu gece sevgilim,bir fırsatını bul ve üzerinde şehir ışıklarının dans ettiği denize bak.
    Çünkü ben ne zaman sensiz kalsam,denize bırakıyorum yüreğimi,sana ulaşması için.
    Çünkü seninleyken atıyor yüreğim.
    Haydi sevgilim gel,al yüreğimi öyle gel....
    Ne olur.....


  5. 2006-11-21 #5
    KENDİNE İYİ BAK

    "Kendine iyi bak" bir veda değil,elveda cümlesidir çoğu zaman.O üç kelimeden çok daha fazlasını gizler içinde...

    "Kendine iyi bak" çünkü bundan sonra ben yanında olmayacağım.
    Olamayacağım.
    İstesem de istemesem de.Sevdim bir zamanlar seni,hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmanı istiyorum.Olurda birgün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.

    "Kendine iyi bak" çünkü bundan sonra kendinden başkası olmayacak yanında sana bakacak.Ben olmayacağım.Kendine iyi bak ve beni düşünme.Çünkü bende seni düşünmeyeceğim artık.Arama sakın beni,yazma çünkü ben yazmayacağım.

    Sil beni yüreğinden çünkü ben sileceğim.Fakat yaşanılan,paylaşılan güzel şeyler hatırına sana yürekten mutluluklar diliyorum.Ve ben birdaha dönmemek üzere gidiyorum.

    "Kendine iyi bak.Aramızda geçen herşeye rağmen,benden sonra iyi olduğunu bilmneyi tercih ederim.Aslında bilmem çok önemli değil, iyi olduğunu varsayacağım ben.Seni birdaha asla görmemek üzere gidiyorum ben,seni kendinle başbaşa,yapayanlız bırakıyorum ben.Biliyorum kendini bırakacaksın benden sonra, oyüzden iyi bak diyorum.Aslına bakarsan çok da fazla umursamıyorum"

    Kendine iyi bak derler ve giderler.Tutkuyla sevenler bazen birden fazla söylerler bunu.Çünkü onları ayırmak, eti tırnaktan ayırmak gibidir.Kolay kolay yapamaz onlar, süreç çok acı vericidir, yürek parçalayıcıdır.Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine "Kendine İyi Bak" gözleriyle ayrılırlar.Taa ki umut da sevgi de tükeninceye kadar...
    *Taki son elveda mezar sessizliğine bürününceye kadar*

    Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez "Kendine İyi Bak" derler ve giderler.Onlar eti tırnaktan ayırmak yerine ölümü yeğlerler.Onlar bu acıyı bir kezden fazla kaldıramayacaklarını bilirler.
    Kendine iyi bak derler ve giderler.Bu sözlerin içinde ihanet yok.Hiçbir zaman olamaz derler ve giderler.En büyük ihanet değilmidir aslında seni seveni,ihtiyacı olanı yüz üstü bırakıp gitmek.

    Kendine iyi bak, derler ve giderler.Seni suskunluğa mahkum edip giderler.Seni parçalara ayırıp,en büyük parçayı yanlarına alıp giderler.Seni senden alıp giderler.Daha kötüsü suçlayamazsın onları tüm bunlar için.Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardır elbet.Suçlatmaz kendini.Savaşmadıkları için kızarsın ama suçlayamazsın.Savaşmışlarsa,yenildikleri için kızarsın ama suçlayamazsın.
    *Yenildiğin için kızarsın ama suçlayamazsın*

    Ayrılığın kaçınılmazlığına inandırır seni,kendine iyi bak derler ve giderler.Elinden umutlarını,düşlerini,sevgilerini alıp giderler.Bir tek anıları bırakırlar geride, bir de hatırladıkça gözyaşlarına boğulasın diye unutulmayan nağmeler.Arkalarına bakmadan çekip giderler eğer yanlız kalmışsan, çünkü insafsızlıklarını görmek istemezler.Herşey o saniye orada bitsin, kapansın bu sayfa isterler.
    "Bitti" diyemedikleri için, kendine iyi bak derler.
    "Kırıldım ve affedemiyorum" diyemedikleri için,kendine iyi bak derler.
    "Seni istemiyorum artık, hayatımdan çıkaracağım ama bilki hiç unutöayacağım" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
    "Biliyorum çok kanayacaksın ama daha iyisini yapamıyorum" diyemedikleri için kendine iyi bak derler.

    Vicdanlarını rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akcaktır ve o yara asla kapanmayacaktır, bilirler.
    Kendine iyi bak bir noktadır çoğu zaman.Kendine iyi bak deme bana.Sadece kötülükler noktalansın isterim ben.Oysa sen iyisin...
    *Sen gözümdeki ışık, dudağımdaki tebessüm,sen içimdeki sevinçsin.Sen hayatıma renk katan, sen yüreğimdeki çarpıntı, sen hayatımdaki neşesin.Sen yolumu aydınlatan, sen dert ortağım, sen gönül yoldaşım, sen bir tanesin.
    Kendine iyi bak deme bana.Nokta koyma.Keşke böyle yaşanmasaydı bazı şeyler, keşke affedebilsen beni, keşke bende affedebilsem...Keşke döndürebilsek zamanı geriye.Keşke bugünkü aklımızla yaşasak herşeyi baştan.

    Nafile...Ama yine de gitmesen olmazmı? Bitmesek olmazmı? Sen eksikken, ben nasıl tam olurum? Senden kalan boşlıuğu kimlerle doldururum? Savaşsak aramıza giren şeytanla olmazmı? Hani büyük aşklar her türlü engeli aşardı, hani gerçek dostluklar her sınavı geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanırdı? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek değerler vardı? Hani en büyük zaferler en kanlı savaşların ardından kazanılırdı? Bunların hepsi yalan mı?...Sahiden...., gitmesen olmaz mı? Bitmesek olmaz mı? Peki o zaman...Senin istediğin gibi olsun...Öyleyse....Sen de "Kendine İyi Bak."
    <CENTER></CENTER>

  6. 2006-11-21 #6
    NE OLURSA OLSUN GÜZEL VE ÖZEL İNSANA;

    Neydi Sendeki Sır Neydi Anlam Hala Anlamış Değilim…
    Güzeldin,Özeldin Ama Bir Türlü Benim Olamadın…
    Hep Birileri Hep Başkaları Vardı Sende…
    Anlamadın Beni Anlayamadın…
    Kızdım Olmadı Güldüm Olmadı Ağladım Olmadı Öldüm Olmadı…
    Hep Bir Sır Vardı Hep Bir Yalan
    Güvenemedim Bir Türlü
    Anlamadın Ki Sebebini
    Hiç Düşünmedin Kavgalarımız Tek Sebebinin Senin Eskilerinin Olduğunu
    Hep Kıskanç Hep Sert Hep Hırçın Olarak Kabul Ettin Beni
    Ama Hiç Düşündün Mü Hiçbir Kavgamızın Neden Sebebi Ben Yada Benim Çevremden Birinin Yüzünden Olmadığını
    Hep Sen Ve Arkadaşların Yada Sevgililerin
    Neyse Dedik Son Cümleleri Bittik İşte
    Ne Hayaller Ne Umutlar Vardı…
    Sen Benim Korkusuzca Bağıra Bağıra Seni Seviyorum Dediğim Tek İnsan Oldun!
    Nerde Tanıştığımızın Nerde Sevdiğimizi Birbirimizin Hiç Önemsemedim
    Ben Seni olduğun Gibi Sevdim
    Ne Dış Görünüşün Ne Konuşman Ne De Başka Bişeyi Hiç Önemsemedim
    Çünkü Ben Senin Kalbini Sevmiştim
    Ama Ne Yazıkki Kalbin O Kadar Büyükmüş ki Bir Tek Bana Veremedin Onu
    Yapma Dedim Yaptın Ama Ben Senin Yapma Dediğin Hiç Bişeyi Yapmadım
    Hep Senindim Senden Başka Kimseyle Olmadım
    Bu Çok Mu Zordu Da Sen Başaramadın Bunu
    Hep Neden Hayatında Başkaları Daha Önemli Oldu
    Bu Kadar Çok Seviyorsan Beni Neden Bir Bana Veremedin Kalbini
    Yazık Oldu Bize Biz Çok Güzeldik
    Neyse Düşünme Beni Kirletme Eski Güzel Günleri
    İçme Sigara Fazla Zarar Verme Kendine
    İstemem Artık Senden Tek Bir Söz
    Son Yaptığın Bardağı Taşırdı Çünkü
    Yok Ya Sen Nasıl Böyle Değiştin Anlamıyorum
    Nasıl Sana Sadece Senin Bildiğin Ve Kimseye Söylememen Gereken Şeyleri Başkasına Söyleyebildin
    İşte O An Varya Öldüm Ben
    O Zaman Sen Neyse Ya Boş ver…
    Gerek Yok
    Biz Bittik Bu Yasılanların Anlamı Yok Artık
    Seninde Dediğin Gibi Yolun Açık Olsun…
    İyi Bak Kendine Mutlu Ol
    Unut Beni Geçmişi Hayallerimizi
    Çünkü Onlar Benimdi Sadece
    Ve Onları Sadece Hak Eden Bendim
    Bide Ne Acıttı Kalbimi Biliyor musun İki Gün Sonra Başkalarına Aşkım Diyebilmen
    Yani Sende Yazmıssın Bir Göz Kırpışıma Herkes Aldanıyor Diye
    İşte Hep Sorun Buydu Sen Hep Başkalarına Göz Kırptın
    O Gözler Bir Beni Görmedi…
    Seninde Yolun Açık Olsun…
    ELVEDA…


  7. 2006-11-23 #7
    Ne Olur Gel

    Sana karşı bütün hislerim çok güçlü... neden bu denli guven duyuyorum sana bilinmez..ama mutluyum ..inanmak ve teslim olmak..sevgimi sende hissetmek..tam bir güven olduğu için ayrılıklar bile sanki mutlak ihtiyaçmış gibi his veriyor insana..zira, sevgilinin en küçük parçası, en küçük nefreti dahi seven için büyük ihtiyaçtır..

    Sevginin yakın ve uzak her halinde, kendini teslim etme ya da teslim olma arzusu yatar..bu aşikardır..kadın ve erkek ilişkilerinde, bu teslimiyet yanlış manada, mal, servet sahibi olmak gibi algılansa da; duygularını biraz dinleyen bir insanın; gördüğü herşeyin -kadında dahil- bunların varlık olarak güçlü kalmasından öte, iç dünyasının zenginliğine katkı yapması içindir..

    Bu şuna benzerki; cebinde bir altını vardır ama çarşıdan satın aldığı çok az ama verilen hediyeler daha çoktur..zira, verilen hediye 1 altının karşılığı olmasa da, 1 altının satın alabileceği birşey değildir ..

    Şimdi, seni düşünmeden yapamıyorum ..seni görmeyi, konuşmayı, koklamayı çok istiyorum..ama biliniyor ki, sohbahar da aşk; bahar mevsimine benzese de onun yeşilliği yoktur..geriye dönük pişmanlıklar, ilerisi için ümit yerine öfke yeşertir..oysaki sana ümit var olmak düşüyor..seni kızdıran öfkelendiren de bu zaten..ne gelecekte ne geçmişte aradığını bulamamak..

    Ben sana aşık oldum kısacası..ama bu aşk nasıldır..bilmiyorum..unutmak çok zor, zaten unutmak istesen aksine daha çok kendisini ele verir..kopmak çok zor..unutmak daha acı..hatta kopmayı kabul etmek bile başlı başına acı..

    Seni çok özledim..sesin içimde yankı yapıyor.dudaklarındaki tebessümü kıskanıyorum..içimdeki ıslak isteksin sen..kuru dudaklarımin tek şarkısısın..

    Ah geleceğini bilsem, hiç gozumu kırpmadan seni beklerdim son nefesime dek....ne olur gel..


  8. 2006-11-24 #8
    Kim bilir kaçıncı yazışım bu sana..
    Kim bilir kaçıncı seslenişim bu sensizliğe...
    Bağıryorum çağırıyorum sesim gene dönüp dolaşıp bana geliyor...
    Bomboş duvarlar dinliyor sesimi..
    Onların dili olsa da sana anlatsalar...Neler çektiğimi onlara neler anlattığımı....
    Şimdi olsan buz gibi duvarlar olmazdı arkadaşım benim...
    Nerdesin gece gözlüm!!...

    Seni anlatıyorum odamdaki duvarlara...
    Bir ses bir seda bekliyorum ama gelmiyor..
    Yada omzunda sıcak bir el hissetmek istiyorum ama olmuyor
    Üşüyorum korkuyorum karanlıktan...
    Ben alışkın değilm ki soğuğa karanlığa,
    Ve en önemlisi ben sensizliğe alışkın değilim ki...
    Daha önce sensiz kalmamıştım ki ben....
    Söz vermiştin beni sensiz bırakmıyacaktın şimdi nerdesin
    Gece gözlüm!!...

    Evet senden öncesi de vardı...
    O zaman nasıl yaşadıysam şimdi de yaşamalıyım öyle değil mi?
    Ama senden öncesi ve sonrası çok farklı...
    Senden önce sen yoktun ki daha nerden bilebilirdim seni bu kadar sevip
    Gözyaşı akatacağımı ve seni unutamayacağımı...
    Öyle sevdirmişsin kendini usulca taa kanıma işlemişsin benim bile haberim yokken...
    Sen "Kalbim" olmuşsun...
    Ama şimdi de yoksun...Söyle sen kalbim olmuşken şimdi sensiz yaşayabileceğimi nasıl düşünürsün...
    Nerdesin gece gözlüm!...

    Dediğim gibi kaçıncı çağrışım bu seni bilmiyorum...
    Bu sefer seslenmiyorum bağırmıyorum...
    Çünkü beni hiç duymadın duymayacaksın...
    Kendimi dinlemekten bıktım artık...
    Ama sana usulca ve belkide son kez "Dön" desem döner misin?
    Gece gözlüm!!...



  9. 2006-11-28 #9
    SEN VARSIN

    Yattığım her gecede,
    Yaktığım her sigarada,
    Aldığım her nefeste sen varsın!
    Dinlediğim her şarkıda,
    Duyduğum her sözde sen varsın!
    Gizlediğim her damla gözyaşımda,
    Kalbimde hissettiğim her sancıda sen varsın!
    Ömrümce unutamayacağım seni,
    Silemeyeceğim yüreğimden ismini...
    Heves olsan geçer,arzu olsan biterdin içimde
    Ama hala uyandığım her sabahta,
    Bakıp gördüğüm her noktada sen varsın!
    Galiba hayat boyu hep içimde kalacaksın...
    Hiç bilmesen,duymasan,hissetmesende
    Bil ki içimde bir yerlerde gözlerin hep duracak,
    Sözlerin kulaklarımda,
    Anıların ve sevginde kalbimde çınlayacak...


    SEN İÇİMDE BİTMEYECEKSİN


    Bu gece bambaşka bir gece

    Bu gece yokluğunu sindirmeye çalışıyorum...
    Yüreğim kabullenemiyor bir türlü dönmeyeceğini!
    Bu gece içim bir tuhaf,
    Yalnız kaldıkça hissediyorum seni delice sevdiğimi...
    Artık yoruldum sevgilim!
    Herkesten gizlemeye çalışmak,
    Çok zoruma gidiyor artık...
    Oysa ben adını bağırmak istiyorum sokaklarda,
    Herkese anlatmak istiyorum;
    Seni ne çok sevdiğimi...
    Gökyüzüne yazmak istiyorum ikimizin ismini!
    Herkes duysun,görsün istiyorum...
    Kıskansınlar ikimizin sevgisini...
    Tüm Dünya bize özensin istiyorum!
    Oysa bunca delice arzuya rağmen,
    Senden bile saklamak zorundayım sevgimi,
    Sensiz yaşanacak bir tek güne bile
    tahammülüm kalmamasına rağmen
    Koskoca bir ömür nasıl geçecek sensiz?
    Sen içimde hiç bitmeyeceksen,
    Ben bitsem unutabilirmiyim?
    Eğer unutabileceksem hemen ölmeye razıyım..



    İSTEMESEMDE

    Penceremin ömünde duruyorum
    Dışarıya bakarken,
    Yüzüme sensizliğin rüzgarı esiyor
    Bir tokat gibi yüzüme vuruyor
    Saçlarımın arasından geçip gidiyor
    Senin hayatımdan aniden gelip geçtiğin gibi
    Papatyalar var karşımda sarı sarı
    Tıpkı sana benziyorlar
    Sarı saçlarını hatırlatır bana
    Yeşil yaprakları da gözlerini
    Gülüşün geliyor aklıma
    Tatlı tatlı bakışın, ve sen;
    Sen yokettin beni
    Sensizliğin içinde bırakıp gittin
    Sensizlik çok zor, alışamıyorum
    Bu duyguya alışmaya çalışırken
    Karşıma çıkıyor, tekrar bitiyorum
    Bitsin artık bu işkence
    Unutmak kolay olsaydı bu dünyada
    Seni çoktan unutur, hayatımdan silerdim.
    Ama olmuyor birtanem,
    Ben seni unutamıyor ve özleminle yaşıyorum
    Ve sensiz geçececek günlere istemesem de kucak açıyorum


  10. 2006-11-28 #10
    Canım, sana "Canım" diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki... Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir...



    Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle... İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız... İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak; ne acı... Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı?..



    Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi... Hemen duyardın; büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş... Duyardın... Hala duyuyorsun... Şimdi, şu an, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine... Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı... Kapa gözlerini... Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım; bilmiyorum... Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli...



    Ayrılık... Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan... Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan... Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler... O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlamak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak... Ne kadar zordu... Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti... Ayrılık... O kanlı zafer... Şimdi paylaştığımız işte bu... İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala...



    Canımmmm, diyorum son kez sana... Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan.


  11. 2006-11-28 #11
    Hep Sana


    Sensizlikte başladım yeni bir güne... Bu nasıl bir şey biliyor musun? Bilemezsin...
    Bilseydin,aynı acıyı sende yaşatsaydın yaşatır mıydın bana bunu...iki gün oldu senle aynı şehirde değiliz.ne kadar tuhaf değil mi? Aynı şehirde olup da seni görmediğim halde sanki uzansam dokunacaktım sana ama burdan asla...
    Gözlerim bir noktaya dalmış öyle; duraksadım bir an...karşımda hayalini hatırlıyor da ne düşündüğümü hiç hatırlamıyorum.
    Geceyi seviyorum ya! ayrı bir güzelliği var karanlık çöktüğünde sanki bütün rezillikleri kapatıyor.
    Offff! Gene yoksun yanımda... seni çok seviyorum ama yazık bunu sen bile bilmiyorsun. Ah sevdiğim yanımda olup da bana sarılmanı nasıl isterdim. Ama olmadı olacak mı dersen, aslaaaaaa......
    Üzülme ama sakın ağlama seni sonsuz bir aşkla seviyorum.
    Üzülme seni hayalinle yaşatmaya devam ediyorum,
    Ne kadar sürer bende bilmiyorum!!!

    Balkondayım şimdi,ya sen nerdesin? Bildiğim bir yerde mi?
    Belki de sen de gittin benden sonra başka bir şehre kim bilir?

    Burayı seviyorum. Denizin dalgasını dinliyor ve kötü değil hep iyi yönünle seni düşünüyorum. Hatalarını hatırlamıyorum,ihanetini unutuyorum.

    Evde de kimse yok(!) resmini aldım karşıma, biraz denizi dinliyor, biraz seni seyrediyorum. Neler neler yaşıyorum. Kendimi dinliyorum da çok kızıyorum kendime.... Sonra elime kalemi alıp yazıyorum...

    ben senden uzaktayım sevgili,
    çok özledim sıcak tenini,
    bir gün dönecek misin geri,
    yoksa ben mi gelip alayım seni,
    sevgili;
    sen benim yüreğimsin,
    ama sen hiç düşünmez bırakıp gidersin,
    seni asla affetmeyeceğim bilirsin....
    of ne zordu bu aşk(!)
    seni sevmediğimi zannedip gidiyorsun,
    aşk değil bu bir sürgün,kaçak
    sakın arkaya dönme,
    sakın sakın,
    çünkü o an anlayacaksın
    sana olan sevgimi,
    seni seviyorum....


  12. 2006-11-28 #12
    Bana Hayatı Öğreten Adam


    Gene aynı yerden yazıyorum sana... Sen aynı yerde misin bilinmez. Sevgilim gidişinin arkasından aylar geçti, yıla döndü. Belki geleceksin diye bekledim. Gelecek misin?
    Giden unutulurmuş bebeğim.. Ben unutamadım, gidişinden sonra çok ağladım, sensizliğe dayanamadım, sensizlikte yandım. Sonra elime kalemimi alıp hep sana yazdım. Kitaplığımda çok şiirlerim var, çok sevdaları anlatan yazılar, hepsi sana...
    Aslında sen unutulursun, gidenlerin hepsi unutulur ama ya yaşananlar... Unutmaya çalışırken hatırlana o anlar.. Sana bunları hatırlatıyorum ben unutmasam da belki sen unutmuşsundur diye... Ağlamıyorum da artık çünkü sen öğrettin bana gülmeyi, sen öğrettin bana hayatla alay etmeyi... Bana o kadar şey öğrettin ki, beni baştan yaratan sen oldun. Şimdi nasıl unutayım, kendime baktıkça hatırlıyorum seni...
    Şimdi seni çok özlüyorum çok...ama biliyorum sende unutmadın beni gittiğin yerlerde...gözünde arkada olmasın sevdiğim beni bıraktığın yerde yaşıyorum seni... Sensizlikte zor çekilmiyor ama bunu bile öğrettin bana... Daha neler neler öğrettin... Tek başıma yaşayabileceğim bir aşk bıraktın bana...
    Sen bana güzelliği, doğruluğu bıraktın ve bir gün beni arasan aynı yolda bulacaksın.
    Senden sonra ayakta durmakta zorluk çektim, farkındasın biliyorum ara sıra yıkıldım. Şimdi ayakta durabiliyorum ama arada seni yanımda istiyorum. Bir arıyor sesini duyuyorum, yüzünü görmesem de rahatlıyorum. Sana bir defa sıkıca sarılmak istediğimi söylüyorum. Dayanamayacağını söylüyorsun. Şimdi sensiz yollardayım,gelmeyeceğini bilsem de beni bulunmayan bir dürüstlükle sevdiğini ve hep seveceğini biliyorum....


  13. 2006-11-29 #13
    Biliyorum

    ....Biliyorum konuşacak birşeyimiz kalmadı, paylaşacak hiç bir şeyimiz yok. Yine de yüreğimden gücümün yettiği yere kadar sana sesleniyorum, seninle konuşuyorum... Bugün sana olan kırgınlığımı rafa kaldırdım, sevgimi aldım avuçlarımın arasına, ona sığınıyorum... Cümlelerimi kısalttım, kelimelerim buruk, gülüşlerim istenmeyen dudaklarımda...

    Bir ihtimal gelişine sığındığımı farkettiysem de, engel olamadım gurursuz ama umutlu hasretine... Bugün gönlümü hoş tutmak istiyorum, imkansız olan her rüyaya inanasım geliyor... Bir çocuk gibi isteklerimi bastıramıyorum... Çalmayan telefonuma elim gidiyor, sana halen bende olduğunu ısrarla yazmaya çalışıyorum... Bende olan seni, hiç kırmadım, değiştirmedim ve hep korudum desem de, sendeki benin nasıl olduğunu, gülüp gülmediğini anlamsız bir sıkıntıyla merak ediyorum...

    Içimdeki güzelliğine inanıp inanmamanı artık umursamıyorum! Üşüyorum, bu üşüme yalnızlığımdan geliyor ve sarıyor her tarafımı... Tutunabileceğim hiçbir güzellik yok, hatırlamaktan usanmayacağım anılarım dışında... Isınabilmek için onlara sarılıyorum... Anlamsız ve cevapsız sorular hınzırca sırıtıyor, ben görmemeye çalışıyorum... Düşler uzak gibi görünüyordu ama yakındı...

    Belki de görmeyi istemek gerekiyordu... Gözlerini aç desem kapatacaksın ama kapatma gözlerini! Kendime bir demet papatya aldım ama bakmadım falıma... Gözlerimi gelişlere verdim, gözlerimdeki hüzün bile seni özlemiş itiraf etti sonunda... Düşüncelerim gururlu, hayallerim ve sevdam değil...
    Gelseydin, kendimi unutup sana koşacaktım, susturacaktım içimdeki isyanı, kavgaların ortasında bir güneş gibi doğup ısıtacaktım yüreğini, sevinçten ağlayacaktım bu defa, mutluyken hemen sarhoş olmuşum gibi, dokunacaktım, sarılacaktım. Ama gelmedin, gelemezdin belki de gelmeye de hiç niyetin yoktu aslında... Kendimi kandırdığımı anladığımda ağlıyordum...

    Eskiden kimi şarkıların ne kadar anlamlı olduğunu düşünürken, şimdi ayrılığın ardından çalınan her şarkı umutsuzluğumu ve sevgimi anlatıyormuş gibi geliyor... Sevdiğim ne çok şarkı varmış, bunu senin gidişin gösterdi bana...
    Her şarkıda sen varsın, her yerde, her gördüğüm insanda, denizde,gecede, uykumda... Nasıl beceriyorsun her yerde olabilmeyi...
    Bu bir marifetse eğer, neden benim yanımda degilsin ki?
    Gözyaşlarım asilliğini yitiriyor ve yenik düşüyorum sevdana...

    Gittin! Belki de hiç gelmemiştin ben, geldiğini sandım... Ayak uyduramadım yorgunluğuna... Dudaklarına düşlerindeki öpüşü konduramadım...

    Kimi zaman bir çocuk oldum gülüşlerinde şımaran, kimi zaman bir kadın; dokunuşlarında kendini bulan... Ama! En çok da imkânsızın oldum...

    Her gelişimde bir kez daha gönderdiğin oldum... Inanamadığın, Yenemediğin, üzerinden atlayamadığın korkuların oldum... Ağladığın, bağırdığın ya da sustuğun isyanın oldum, sessizce boşalan gözyaşların, birikmişliğin oldum... Yüreğindeki kadın ben olmak isterken yüreğine sığınan ve tozlanacak olan bir anı oldum... Haketmediklerin, artık yeter dediklerin ve herşeyin olmak isterken belki de hiçbir şeyin oldum... Söylesene ben gerçekten senin neyin oldum? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim... Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim?

    Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk... Kalbime henüz söyleyemedim gittiğini, öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum... Seni halen benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum... Gittin! Sevdamın yokluğuna alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi... Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni asıl acı olan, canımı acıtan unutulmak...

    Söylesene unutulmak kime yakışıyor?
    Unutan sen olsan da sana bile yakışmıyor ...

    Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor... Görüyorsun işte, aşk'a ve sana ihanet etmiyorum benim kırgınlığım aşk'a... Sen üstüne alındın...




  14. 2006-11-29 #14
    SENINLE ÖLMEYE BILE HAZIRDIM...



    Bu gece konugumsun.

    Karanlik, yirtici düsler ve küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin bana...

    Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...

    Yanimda uyuyorsun. Kollarindaki, bacaklarindaki izleri, yaralari seyrediyorum.

    Alimli, uçumlu bedenine, diriligine, büyülü gençligine tutkuyla bagli oldugun adamdan geliyorsun bana...

    Dilsiz sevismelerinden...

    Onu basindan beri hiç saklamadin benden.

    Zaten ben yüzündeki solgunluktan, düs kirikligindan, gözlerinin sik sik bosluga düsmesinden anlamistim hemen.

    Zaten yalanlarla yasayamazsin sen...

    Ama gerçegi anlayinca içimdeki resim darmadagin olmustu bir anda. Resimdeki kirmizi ev yikilmis, çiçekler ezilmis, resimdeki bahçenin kapisi kirilmisti...

    Neden, demistim sana, son bir umutla ve belki bir mucize olur, bana hiç beklemedigim bir gerekçe söylersin diye, tipki ölüm mahkumlarinin son anda bir kurtulus haberi beklemeleri gibi...

    Gözlerime baktin. Evladini terk etmeye hazirlanan bir anne gibi baktin bana. Bir yalan aradin, buldun belki, ama söyleyemedin.

    Yalanlarla yasayamazsin sen...

    Içimdeki resim tutusmaya baslamisti. Resimdeki küçük çelimsiz, siyah önlüklü çocuk agliyordu umutsuzca...

    Içimdeki resim yaniyordu. Çocukluk sevinçleri, düsler inançlar yaniyordu. Resimdeki siyah önlüklü çocuk nereye kaçacagini bilmiyordu...

    Yakana sarildim ve neden? diye bagirdim seni sarsarak: Neden sevistin onunla?..

    Seni sarsmam, yakana sarilmam, sana bagirmam senden güçlü oldugum için degildi. Tam aksine uçuruma düsüyordum, elimi tutup, birakmaman içindi...

    Gözlerin yine bilinmeyen bir bosluga takilmisti. Bir süre sustun. Sonra konustun. Sesin hayat kadar yabanciydi, hayat kadar acimasiz, hayat kadar gerçekti...

    Içimde taniyamadigim bir baska kadin daha var, dedin. Ve o kadin onun çekiciligine karsi koyamiyor... Öylesine büyülü bir yakisikligi, öylesine küstah bir kendini begenmisligi var ki kendime engel olamiyorum...

    Bu gece konugumsun...

    Karanlik, yirtici düsler, küçük ölümlerle dolu bir ormandan geldin yanima...

    Perdenin araligindan sizan mahcup ay isigi yorgun bedenini oksuyor...

    Kollarindaki, bacaklarindaki yaralari, izleri seyrediyorum...

    Yanimda, öylesine masum uyuyorsun ki... Bu masumiyetinin arkasinda nelerin sakli oldugunu, içinde, sana da yabanci olan o kadini bilmeyi öyle çok isterdim ki...

    Sahi, kimdi o kadin? Güçlü, yakisikli, kiskanç, sahiplenen, hatta küstah, seni inciten, üzen ve kendini begenmis erkeklere bu denli çeken neydi onu... O kadini bu parçalanmisliga sürükleyen kirli ve hastalikli merak neydi?..

    Içindeki o bin yillik ezilmislik bu ezilmisligin hastalikli hazzi miydi karsi koyamadigi...

    Kisiligini parçalayan, iradeni felce ugratan, gururunu tamamen teslim alan bu ruhsuz sevismelere onu hangi derin eksiklik çagiriyordu...

    Sahi, kimdi o içindeki senin bile taniyamadigin kadin?...

    Bana çekiciligine karsi koyamadigin bir baskasiyla sevistigini söyledigin günden sonra haftalarca görüsmemistik.

    Askinla çok derinlere gömdügümü sandigim güvensizliklerim, komplekslerim, korkularim gömüldükleri yerden hiç olmadiklari kadar güçlenmis ve acimasiz inatlariyla ortaya çikmislardi yeniden...

    Hakli olmanin, bir suçlu bulup yargilamanin rahatligini hiç tatmamistim ki...

    Ortada bir yikim, bir ihanet, bir suç varsa kimsede degil, hep kendimde arardim ben...

    Günlerce seni degil, kendimi yargilayip durmustum.

    Bedenimi asagilamistim acimasizca.

    Neden ben de içindeki kadini büyüleyen o adam gibi yakisikli, güçlü, gösterisli bir bedene sahip degildim?...

    Neden baglandigin o genç adam gibi seni sinirlayip sahiplenmiyor, üzüp incitmiyor, içindeki o bin yillik ezilmisligi tahrik etmiyordum?...

    Neden benim de dudaklarimin kenarinda kendini begenmis ve küstâh bir gülümseyis yoktu onun gibi...

    O görmüstü de, neden ben seninle onca yil beraber oldugum halde içindeki sana yabanci oldugunu söyledigin kadini görmemistim...

    Saçma, rezil, karanlik düsüncelerdi, ama ne yazik ki gerçekti...

    Ama en çok neyini kiskandim biliyor musun? Onun önünde elbiselerini çikartip soyunmani, sevisirken adeta sayiklar gibi söyledigin ve bana dünyanin en masum sözleri gibi gelen o ayip sözcükleri ona da söylüyor olmani ve bir de onun yaninda uykuya dalisini kiskandim...

    Ama asil aci olan bir gün ansizin seni kiskanmaktan vazgeçisimdi...

    Bir gün ansizin öyle büyük bir yokluga düsmüstüm ki, bu yoklukta her seye olan inancimi yitirmistim...

    Insan ancak birine inaniyorsa onu kiskanirdi...

    Sen yokken her sabah dünyaya gözlerimi açip, etrafima baktigimda, burasi neresi, diyordum, kimim ben, kim bu insanlar, simdi ben bu koca gün ne yapacagim? diye düsünüyordum. Sanki bu hayatla ilgili bildigim her seyi unutmustum...

    Ta ki sen bir gece vakti gözyaslariyla kapimi çalincaya kadar...

    Öylesine baglilikla, öylesine susamislikla sariliyordun ki bana, sanki birden rollerimiz degismisti, simdi sen uçurumun kenarindaydin, seni tutmasi, korumasi gereken annen bendim senin...

    Sana, senin bana sarildigin gibi sarilmasam senin resmin dagilacakti...

    Içindeki kadin sana büyük bir tuzak hazirlamisti. Bedenin, ezilmisligin, karanlik önyargilarla kosullanmis güdülerin doyuyordu, ama ruhun öylesine susuz kalmis, kisiligin öylesine parçalanmisti ki...

    Çünkü yakisikli bedenine vuruldugun, dudaginin kenarindaki o küstah ve kendini begenmis gülüsüne hayran oldugun genç adamla ruhunla, duygularinla ilgili konusacak, paylasacak hiçbir seyin yoktu...

    Bedeninin onu özlüyordu, ruhun beni...

    Içindeki, o yabancin olan kadin, arzuladiginda genç adama, onun iri, gösterisli bedenine, ipeksi, gergin kaslarina, bitip tükenmek bilmeyen cinsel enerjisine, seni küçümseyen, acitan o küstah yakisikliligina gidiyor, susuz kalan ruhun içinse bana geliyordun...

    Peki, beni seninle birlikte olmaya iten neydi? Neden birakip gidemiyordum seni?..

    Askta yasak olana, imkansizliga, mutsuzluga duydugum merak mi çekiyordu simdi seni bana...

    Yoksa ne ondan, ne de benden vazgeçemedigin için yasadigin aciya, parçalanmisliga duydugum merhamet için mi birakamiyordum seni...

    Artik benimle o bir zamanlar tutkuyla baglandigim bedenini paylasamiyordun.

    Artik sevismiyorduk seninle. En azindan dürüsttük bu kadar kendimize ve bir baskasina...

    Ama çiplak bedeninden çok daha mahrem ve sahici olan düslerini, duygularini, acilarini paylasiyordun benimle...

    Çok küçükken, dayinin sana yaptigi cinsel tacizi mesela. Bugüne dek kimselere anlatamamistin bunu...

    Aramizda cinsellik olmayinca artik ben de seninle her seyimi korusuzca konusabiliyordum... Düslerimi, annemi nasil derin bir sevgiyle sevdigimi, rüyalarimda onunla nasil sevistigimi, o büyük utancimi, karanlik iç dünyami, doyumsuzluklarimi hasta, yarali ruhumu...

    Aramizda cinsellik olmayinca artik üzerinde iktidar kurmayi asla düsünmüyor, seni denetlemiyor, seninle gizliden gizliye rekabet etmiyordum...

    Olmadigimiz gibi görünmeye çalismiyor, güvensizlikten kaynaklanan sahte üstünlük duygularimizi tatmin etmek için birbirimize kapris yapmiyorduk.

    Siradanligin o büyülü içtenligini yakalamistik...

    Kendimizle, hayatla, her seyle alay ediyorduk...

    Karanlik ormanindan bana geldigin bir geceydi, hiç unutmuyorum. Yatak odasina girecektim ki, içerden, çocuksu ve adeta mahcup bir sesle: Soyunuyorum, içeri gelme, demistin...

    Önce, böyle deyisine çok sasirmistim. Sen benim yillardir birlikte oldugum bir insandin. Ilk anda mahcubiyetine bir anlam verememistim. Içeri salona geçtim. Sonra bir sigara yakip düsündüm... Düsündüm... Bu mahcubiyetin, soyunuyorum, içeri gelme deyisin, bana çok anlamli geldi birden... Içim sevinçle, umutla doldu... Ve o an seninle her seye yeniden baslamaya karar verdim...

    Buna hazirdim...

    Seninle ölmeye bile hazirdim...

    Soyunuyorum, içeri gelme, deyisin, bir kez daha asik etmisti beni sana... Ilk kez gibi... Ve bütün ilkler gibi sonsuz bir arzuyla...


  15. 2006-12-01 #15
    SEN VARSIN !

    Birşeyler var beni sana bağlayan ,

    senden kaçtıkça sana koşuyorum .Sanki bir labirentin içindeyim , dönüyorum , dönüyorum ... bütün koridorlar sana çıkıyor.Açtığım bütün kapıların ardında SEN VARSIN ...

    Geceleri sana uyuyorum , aslında çoğu zaman uyuyamamışlığımda , uykusuzluğumun bam telinde SEN VARSIN ...

    Sabah beni uyandıran güneşin ilk ışıklarında SEN VARSIN...

    Konuşmak değil susmak istiyorum ... Sustukça dökülen hecelerimde SEN VARSIN ...

    Bazen boğuluyorum , nefesim kesiliyor , kanım donuyor , gözlerim kararıyor... Pencere aralığından , ılık bahar yeli gibi sızan , içime dolup kanımı ısıtan o bir nefeslik havada SEN VARSIN ...

    Kaçamıyorum senden , kaçtıkça sana yakalanıyorum ..

    Kopamıyorum senden , kopmaya çalıştıkça . sana daha çok bağlanıyorum...Uzaklaştıkça sana yakalanıyorum...Yaşam yolumun her kilometre taşında SEN VARSIN ...

    Ne zaman kalemi alsam elime , yazdığım her dizede SEN VARSIN ...Şiirlerimin kafiyesinde , ezgilerimin melodisinde , öykülerimin her kelimesinde SEN VARSIN...

    Sen üzerinde yaşadığım , bana can veren topraksın ,

    sen soluduğum havasın , sen içimi ısıtan , günümü aydınlatansın ...Ateşsin yakan... Yağmursun ıslatan ...Nefessin beni yaşatan...

    Anlamı varsa hayatın , o anlamın içinde SEN VARSIN...

    Sevdan acı veriyorsa ,o acıyı tatlandıran AŞK ta da SEN VARSIN...

    Ve ..

    Ben sende hiç olmayan . olamayanım ...

    Sen bende her zaman varolacaksın ...

    Kimbilir belki de zamanın ıssız bir anında SENİ NE ÇOK SEVDİĞİMİ anlayacaksın...

    ...SEVGİM IŞIK OLSUN YOLUN


  16. 2006-12-01 #16
    Herkes ki bir zaman,

    Zaman ki hep an,

    Anlar ki herkes içinde bir an

    An ki gözü ilk açışta,an ki adım adışta

    An ki tebessümde dudaklar,an ki umutta

    An ki yanışta gönül,an ki Dua'da…Yakarışta…

    Günahlarla iç içe kul,O an ki tevbe kapısında…

    Secdede tevazu sahibi alınlar,O an ki yalvarışta…



    Bir damla süzülür tende yavaşça.O an ki ağlayışta…

    Hatrına gelir anılar ard arda,

    O an ki pişmanlıkta…

    Debdebeli hayat,o an ki işte

    Rızık arar eller mecali az,O an ki aşta



    Yürek sızısı bu derin…eritir içini sahibinin,

    O an ki AŞK ta



    An ki ayrılışta ,An ki hasrette gönül

    O an ki vuslatta…

    An ki dolmakta defter tıka basa

    Yazmada hafaza durmadan her An da

    Tükenmekte An lar hızla



    O an ki derin bakışta…

    İnkarda gördüklerini,An ki gözler kaçışta…

    İşitmekte insan, acıtan çook acıtan sözleri

    Korkuda … tedirgin….

    An ki sığınmakta RABBE umarsıca



    Hayat hep An…

    Başkadır herkese aynı An

    Kimi ağlamakta ,kimi mutlulukta…

    Kimi umutta… kimi korkuda…

    Hepsi aslında o An da



    Anlar tükenir tek bir An da

    Dürülür artık zaman…An ki defter kapanmakta…

    Azrail görünür elinde son nefes,

    İşte 'SON' O 'AN' DA

    ...
    yaprak yaprak açtırır ,
    soldurur ,
    soluklara karısır
    ve bekletirsin zaman !...


    ...
    zaman senden ayrı ,
    kavramın dısında devam etmek istiyorum
    müsaade varsa !


    ...
    Her dakika ,
    her saat
    ve her günden münezzeh beklemek istiyorum!



    ...
    Az
    ne kadar az...
    biliyorum !
    Yarınımdan bile emin degilken ,
    neyi ne ile beklemeliyim..??!
    Peki ya karsılarken geri dönenleri..!!



    ...
    Ama bilmedigim
    ama tahayyül edemedigim
    bir an sonraki halim ugruna
    tüm zamanlardan ayrı beklemek istiyorum!...
    __________________


    İsrafil'in Sur'unu ruhunda duymaktır aşk,

    Suyu suyla yumak gibi aşka inanmaktır aşk.


  17. 2006-12-01 #17
    Yoruldu bu yürek....

    Yoruldu bu yürek artık
    Seni sevmekten, umut etmekten
    Senin varlıqının olmadıqı bu şehirde varmışsın gibi yapmaktan
    Uzaklarda olduqunu bile bile sevmekten, yoruldum
    Kaç mevsim geçti seni seveli,
    Kaç yazım Kış oldu biliyor musun?
    Hep belki demekten hayatı erteledim.
    Her yaqmur yaqdıqında milyonlarca damlanın
    Sen olduqunu düşünerek kaç kere ıslandım biliyor musun
    Varlıqını içimde hissetmek seninle ıslanmak için
    Ne takvimler eskittim, ne çizgiler çektim günlere
    Sana kavuşamayacaqımı bile bile
    Aynaya baktıqımda tanımadıqım 1 ben var artık
    Bilmediğim 1 yansıma
    Farklı 1 soluk,Duyduğum ses ben deqil
    Sana elveda derken kopan bir ben vardı sanki
    Yabancıyım kendime, bu kente
    Şimdi sensiz buralar sessiz
    Yaqmurlar farklı, güneş farklı
    Karanlıklarda kalmışım gel desem gelir misin.
    Güneşimi, ayımı, yıldızlarımı
    Ve en önemlisi SENİ bana verir misin...?

    Güneş'in doğuşu gibi doğuyorsun dünyama. Doğuşuyla ısıttığı yüreğimin buz sarkıkları damla damla çözülmeye başlayıp, Her bir damlanın çoğalarak birleştiği, sevgiyle taşan bir şelaleyi andırıyor adeta. Ay'ın dünyamızı aydınlattığı gibi, Zifiri karanlıklardan çıkarıp, ışıklarını saçıyorsun etrafıma. Öyle büyülü bir ışık ki bu, hayallerin gerçekleşmesi gibi, adını koyamadığım düşünceler gibi, kapımı her an çalacak beklenen biri gibi ..
    Hayır, hayır, sen aşkın ta kendisi olmalısın; Seni beklemek, açılan her kapının ardında seni aramak... Çalan her telefona sen diyerek koşmak, yine aramadı diyerek meraklanmak.. Beklenmedik anlarda seni karşımda bulup, mutlulukların en güzelini hissetmek.. En hüzünlü anlarında, hüznünü kalbimde yaşamak, sevincini sevincim, derdini derdim bilmek.. Doğan her yeni güne, senin için hayır duaları ile başlayıp, günaydın; diyen sesini duymak için, uykuların en tatlısından uyanmanın sevincini yaşamak.. Bana bunları hissettirdiğin için.. Bu duyguları yaşattığın için, adını aşk koydum senin, Sen aşkın ta kendisisin... Telefonum her çaldığında içim titreyerek, o arıyor; diyorsam.. Her ne kadar ses tonumu ayarlamaya çalışıp, Hala bunu başaramıyor ve yinede sesimin titremesine engel olamıyorsam;.. Bana baktığında, saç diplerimdeki fırtınalara dur diyemiyorsam,
    Gözlerine bakarak, denizlerin en derinlerine dalıyor ve bir türlü çıkamıyorsam....
    Ellerimi, titrek ve bir kor gibi yakıyorsa tenin.. Yüreğimde alaboralar kopuyorsa eğer....
    Bunu başaran sen misin? . Yoksa sen aşk mısın? ... Bana bu duyguları yaşattığın ve hayatıma girdiğin için.. Aşkı yalnız sana yakıştırdığım için Adını aşk koydum senin....


    Güncelleme : 2006-12-06
  18. 2006-12-02 #18
    her şey yapılabilir
    bir beyaz kağıtla
    uçak örneğin uçurtma mesela
    altına konulabilir
    bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
    sallanan bir masanın
    veya şiir yazılabilir
    süresi ötekilerden kısa
    bir ömür üzerine.

    bir beyaz kağıda
    her şey yazılabilir
    senin dışında
    güzelliğine benzetme bulmak zor
    sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    her şeyden
    bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    belki tabiattadır çaresi
    senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    ve benim
    bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    anlarım bitkiden filan
    ama anlatamam
    toprağın güneşle konuşmasını
    sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    sen bana ışık ver yeter
    bende filiz çok
    köklerim içimde gizlidir
    gelen giden açan soran bere budak yok
    bir şiir istersin
    "içinde benzetmeler olan"
    kusura bakma sevgilim
    heybemde sana benzeyecek kadar
    güzel bir şey yok

    uzun bir yoldan gelen
    tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    her şeyi anlattım
    olan olmayan acıtan sancıtan
    bilsem ki sana varmak içindi
    bütün mola sancıları
    bütün stabilize arkadaşlıklar
    daha hızlı koşardım
    severadım gelirdim
    gözlerinin mercan maviliğine

    sana bakmak
    suya bakmaktır
    sana bakmak
    bir mucizeyi anlamaktır

    sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    aşk sorgusunda şahanem
    yalnız kelepçeler sanıktır
    ne yazsam olmuyor
    çünkü bilenler hatırlar
    hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır

    bir tek söz kalır
    dişlerimin arasından
    ben sana gülüm derim
    gülün ömrü uzamaya başlar

    verdiğim bütün sözler
    sende kalsın isterim
    ben sana gülüm derim
    gül sana benzediği için ölümsüz
    yazdığım bütün şiirler
    sana başlayan bir kitap için önsöz

    sana bakmak
    bir beyaz kağıda bakmaktır
    her şey olmaya hazır
    sana bakmak
    suya bakmaktır
    gördüğün suretten utanmak
    sana bakmak
    bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır
    sana bakmak
    ALLAH'a inanmaktır


  19. 2006-12-02 #19
    Gözlerim Gözlerinde


    Mavilerin en koyulaştığı yerde
    Aydınlatmak istedim seninle geceyi.

    Gözlerin gözlerime değdiğinde
    Kar tanesi misali eriyip gidecektim dudaklarında
    Çırım çıplak dalacaktım İspirto rengi düşlere.

    İşte o zaman dinerdi tenimi saran sızılar
    Başlardı titremeye yüreğim.
    Sevda sınırlarında.

    Gözlerinin uçurumuna kollarını açıp
    İçine dökülür giderdim denizlerinin..
    Gözlerimin gözlerinde,
    Soluklandığı zaman…

    Umudum Olur musun?

    Ben, sen gibiyim. Ya sen, ben olur musun?

    Ben, durulmak istemeyen bir nehir.

    Sen, üzerimdeki virane sal olur musun?

    Açsam diyorum, yüregimin

    Tüm kapılarını sana.

    Sen, içeri süzülen sevdam olur musun?

    Darbe üstüne bir büyügü daha!

    Ama ben uslanmadım.

    Ben, sen gibi karanlıkta gün'ü yasadım.

    Bir dilenci misali soruyorum: Gün'ümdeki

    karanlıgı yırtan umudum olur musun?


  20. 2006-12-03 #20
    Karsilastigim bilge birine, "Dunyadaki en buyuk zenginlik nedir?" diye
    sormak geldi aklima. Sordum; "Umut." diye cevap verdi.
    Acikcasi bu tek kelimelik cevap beni biraz sasirtmisti. "Neden ve
    nasil?" diye sordum. "Zenginlik" dedi, "bizi aslinda baska seylere
    ulastiran bir kaynaktir. Paran varsa bir arabaya ulasabilirsin; sevgin
    varsa insanlara ulasabilirsin, bilgin varsa sonuclara ulasabilirsin.
    Tanidiklarin varsa islere ulasabilirsin; yetkin varsa ordularin, polis
    gucunun yonetme hakkina ulasabilirsin. Sagligin varsa vucudunu
    istediklerine dogru harekete gecirip onlara ulastirabilirsin.
    Ingilizce reach (ulasmak) kelimesi ile rich (zengin) kelimesi de ayni
    kokten geliyor olabilir. Ne kadar cok seye ulasabiliyorsan, o kadar
    zenginsin. Bir ulkenin en zengin insani ise, basbakan sayilabilir.
    Cunku baskan ve basbakanlarin ulkenin tum saraylarina,
    helikopterlerine, muzelerine, bilgilerine, ulasim / erisim imkani
    vardir. Bunlarla birlikte bilgi, saglik, sevgi, para ve yetkiye hic
    sahip olmasa da insan zengin olabilir ya da bunlara sahip olduktan
    sonra hepsini kaybetse de zengin olabilir."
    Daha bir merakla sordum: "Oyleyse nedir zenginligin kaynagi?" Bilge
    adam, ilk cevabina geri dondu: "Umut." Umide sahip olan, bilgiye de,
    sevgiye de, paraya da ulasmak icin harekete gecebilir. Umidi olmayan
    ise kilini bile kipirdatmaz, yasama enerjisi kalmamistir. Hicbir sey
    yapmaz. Yarin icin bir beklentisi olmayan dunyanin ekonomik acidan en
    zengin adami olmus sayilabilir. Bununla birlikte 1 milyar dolar borcu
    olan, ama yarin icin umudu olan insan, hâlâ buyuk bir enerjiyle
    yasiyordur ve bu enerji onu yarina ulastiracaktir. Hicbir seyi
    olmayan, fakat obur dunyada cennete gitmeye umudu olan bir insan
    dunyanin en zengin insani sayilabilir. Cunku bu umut onu dogru yoldaki
    nimetlere ulastiracaktir. Iki kolunu, iki bacagini bir kazada
    kaybetmis bir insan dusun. Kimse boyle bir duruma dusmek istemez. Bu
    kisinin yarin icin umudu varsa, yeni dostlar edinmek, sohbet etmek,
    konusarak yazi yazabilen bir cihaz almak, kitap sayfalarini gozle
    cevirmek gibi bir umudu varsa o kisi hâlâ zengindir."
    "Umudunu kaybedenler ya da umudu zayiflamis insanlar icin bir tavsiyen
    var mi?" diye sordum. Dedi ki: "Umudun uc kardesi vardir: Caba,
    denemek ve israr etmek. Hicbir caba gostermeden sadece olmasini
    beklemek, umut etmek, istisnai birkac durumun disinda hicbir ise
    yaramaz. Hic calismadan universite sinavini kazanmayi umanlar, hayal
    kirikligina ugrayacaktir. Hicbir kadina evlenme teklifi yapmayi
    denemeyenler, evlenemeyecektir. Israr etmek ya da kararli olmak,
    taleplerimize karsilik aldigimiz ret cevaplarina ragmen devam etmeyi
    icerir. Baskalarini inceledigimiz zaman, israrli ve kararli insanlarin
    umut ettiklerine ulastiklarini goruyoruz. Bu insanlar, karsilastiklari
    ret cevaplarina ragmen, umutlarini kaybetmeden yollarina devam
    ediyorlar. Umutlari zayiflayanlar, umut ettiklerine ulasanlara
    baksinlar. Bu onlara umut edilene ulasilabildigini gosterecek ve
    zayiflayan umutlarini pekistirecektir. Ev alma umudu olan ve bir ev
    alabilen bir kisiyi goren baska bir ailenin kendilerinin de bir gun
    bunu basarabileceklerine olan inanclari artabilir. Ornek almak ve
    dusunmek uzere baska insanlarin yasamlarini incelemek yararli bir
    aliskanlik olabilir."


  21. 2006-12-03 #21
    Birine hiç vazgeçilmezimsin dediniz mi? Ya da her şeyden vazgeçerim ama senden asla? Henüz demediyseniz çok şey kaybediyorsunuz demektir.

    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış baharında seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...

    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...

    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam...

    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...

    İçtiğim çayın şekeri ,sigaramın dumanı,kahvaltımın her lokması sen oluyorsan....

    Sokakta bana bakan her insan,yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa....

    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...

    Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi yalnızca senin şerefime kaldırıyorsam...

    Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...

    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...
    Gün boyu saatleri dakikakaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...

    Ve hep seninle buluşacağımı anı bekliyorsam kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...

    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...

    Seninle ilgili planlar yapıyorsam....

    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntıda dakikalarca düşünüyorsam...

    İzlediğim filmdeki baş rol oyuncularını yerine kendimizi koyup '' Biz olsaydık böyle yapardık'' diyorsam...

    Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğine fark diyorsam ...

    Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...

    Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda seninde bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkininen keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

    ' Hayatın en anlamlı şeyi ne ' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...

    Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir.

    Hayatta 3 Yanlışım Oldu.
    Tanıdım, İnandım , Güvendim.
    1 Tek Dogrum Oldu
    :icon_kalp: "Sevdim" :icon_kalp:
    Hemde Ölesiye Sevdim...
    Ama 3 Yanlış 1 dogruyu Götürüyomuş:72adfg:


    Güncelleme : 2006-12-06
  22. 2006-12-06 #22
    Yine o cekilmez, bitmez, tükenmez, anlamisiz günlerden biri…
    Ve yine ben, ve yine gözlerimde yas, ve yine SEN…
    Askini icimde bitiremedigim sen…
    o güzel gözlerini birkez daha görebilmek icin canimi feda edebilecegim sen…
    Ve beni yokluguyla mahfeden sen…
    Sana kac defadir anlatmaya calisiyorum gidisinin ardindaki duygularimi... Ama ne var biliyomusun Güzelgözlüm? Sen beni anlayamazsinki...
    Ben ne kadar anlatsam, yazsam sen beni anlayamazsin...
    Beni anlayabilmen icin benim kadar sevmen gerekir...
    Sen hic sevmedinki, sen hic özlemedinki, sen hic birinin yoklugu yüzünden yasarken ölmedinki...
    Tam hayata küsmüsken, seni hayata baglayan kisinin seni kahpece birakip gitmenin sana verdigi aciyi ,
    Sevdiginin sirf bir gülüsü icin yasamanin ne demek oldugunu,
    bitmez tükenmez gecelerde sevdiginin resmi elinde sabaha kadar aglamanin,
    her ismi aklina gelisinde sanki kalbine bir hancer saplanmis gibi hissetmenin ne demek oldugunu... bilemezsin gözümün nuru bilemezsin... Ben ögrendim bitanem bunlarin hepsini senin sayende...
    Isallah sende birgün benim kadar seversin...
    Isallah o sevdigin kisi seni, senin bana yaptigin gibi, acimazisca terk edip gider...
    Ve isallah sende benim kadar aci cekersin...
    O zaman beni hatirla! Sevdigin bi kisiyi kaybetmenin verdini aciyi ilk tattigin anda beni hatirla...
    Senin o bir anlik duygun, benim bundan sonra ömrümce tadicagim duygu! Sen benim hayatimi mahfettin, diri diri topraga gömdün...
    Senide diri diri topraga gömecek biri cikacak, sende agliyacaksin, sende hayata lanet etmeyi ögreneceksin...
    Iste o zaman anliyacaksin beni...


  23. 2006-12-06 #23
    Sana nasıl hitap edeceğimi kestiremedim, Anlamalıydım ben üzüldüğümde kılını kıpırdatmamandan, sadece işin düştüğünde aramandan, naber nasılsın lafının arkasına, bir görüşelim mi? ekleyememenden, anlamalıydım sevgisizliğini..... Ben seni görmek için sınırlarımı zorlarken, senin umursamamandan, alaycı konuşmalarından, yada senden vazgeçerim diye korkup, önüme bir parça yem atmandan anlamalıydım.... Ben hayatta hiç kimseye bu kadar sabırlı bu kadar uysal davranmamıştım oysaki, severdim özgürlüğümü, asi olmayı, bir bardak suda fırtınalar koparmayı, kimseye hesap vermemeyi..... bir bunları severdim birde seni sevdim.... Sevgilin değil sevdiğin olmayı istedim.... İlk defa biri benden hesap sorsun istedim, bir açıklama beklesin .... bu biraz açık değil mi? yada hayır biryere gitmiyorsun evde oturuyorsun..Bunlardan başka bir şeydi bu.... beni sorgula, duygularımı sorgula istedim, olmadı..... Ne kadar da kolaydım senin için, ne kadar da zahmetsiz.... Tabii ki bocalardın, emindin düzgün insan olduğumdan, hayatında hiç karşına çıkmamış kadar düzgün, emindin seni çok sevdiğimden ve düşündüğümden; öyle olmasaydı her probleminde ilk beni ararmıydın..... Nedenleri, niyeleri merak etmedim hiç inan etmedim.... Bu kadar sevgisizliğinde seni nasıl bu kadar sevdim onu merak ettim..... Benim için ne düşündüğünü, beni nasıl gördüğünü, sendeki beni merak ettim.... Artık hayal kurmuyorum, geçmişe bu kadar bağlı olmamın sebebi o zaman çok mutlu olmam bunu biliyorum.... Şimdi tekrar başlasakta, yalnızlığı paylaşsakta sana gönlümü açabilir, gözüm kapalı güvenebilirmiyim sanıyorsun..... Şimdi artık tek başımayım..... hiç değilse hakkını veriyorum yalnızlığın.... iki kişilik kocaman bir boşluktansa kendimi ve yalnızlığını yeğlerim.... Artık kendimi görmemek için aynalara bakmıyorum, üşürüm diye kazağını giymiyorum, ağlarım diye türkü dinlemiyorum, Belki de sen haklısın artık ben bile kendimi sevmiyorum...


  24. 2006-12-06 #24
    Ne lüks arabalar ne sporlar...
    Sadece bisiklete binmek istiyorum seninle, neşeli çığlıklarını duyarak ha düştük ha düşeceğiz diye...
    Ünlü bir şarkıcı olup, herkesin beni dinlemesini değil,taşlı bir kıyıda, ateşin önünde, fısıldamak istiyorum şarkımı sana makamlı makamsız..
    Lüks lokantalar, vitrinde yemek gibi geliyor bana.İnan arabesk değil, yarim ekmek kaşar üstü kola paylaşmak
    istiyorum seninle...
    Tüm kitapları okuyup, yazarlarıyla tartışmak değil, Gece yatağımızda sarmaş dolaş, okuyup tartışmak bir kitabı. Senin fikirlerinle benimkilerle yoğurmak, benimkilerle seninkileri...
    Bir sır vereyim sana, insanlar bilmiyorlar ama; ruh sevişir bedenden önce.
    Geceler bizim.Ne su yatağı, ne mobilya, yatak odasında aşk ...
    Yer yatağı sıcak gelir hep bana, ve çiçek, aldırma odayı oksijensiz bırakır çiçek diyenlere.
    Onlarca yastık istiyorum aşk, yatak odamıza rengarenk, aldırma zevksiz olur diyenlere, Zevkli, içten duygu anlatımıysa, herhangi bir konuda; zevksiz bir şey yapamayız...
    O kadar yoğunki duygularım sana....
    Ne lüks villalar istiyorum onlarca odalı, ne dev malikane, ne yalı Duvarı olsun yeter metrekaresi önemli değil...
    Bak bir sır daha sana, Eşlerin mutluluklarını, huzursuzluklarını, karakterlerini,geçmişlerini bir evin duvarı anlatır.
    Bomboşsa duvarlar, ruh yoktur ikisinde de... Sadece yetmiş seksen yıl yasayacaklardır zaten.
    Bizim, fotoğraflarımız olacak en sevgili anlarımızda çekilmiş,mutlaka gülerken.
    En güzel aşk şiirleri sana olacak
    Duvarlarımız yalan söylemeyecek, buram buram yaşam sevgisi kokacak...
    İnsanlar mutsuzlar sevgili, her şeye açlar ve doyumsuzlar...
    Bense, bir tek seni istiyorum, bir tek seni..

    <!-- / message --><!-- sig -->

  25. 2006-12-07 #25
    Seni Yazacaktım


    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    fırında sen kokacaktın o şiirden sonra
    buluttan sen yağacaktın tüm cephaneliklere
    öğretmen seni takacaktı
    gözüne çiçek tozu kaçanların yakasına

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    kim sevgilisini bir dizenin ucunda öpse
    sen ürperecektin
    ve asker kaçakları çoğalacaktı
    şiirde büyüdükçe sevme zamanı

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    diyelim çin'de bir kız sarı nehr'e bir mektup attı
    senin yüreğin kopacaktı
    afrika'da aç bir bebek meme arasa
    senin memen akacaktı
    anneleri vuran mermilerin barutuna

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    bir huzurevinde
    yosun tutmuş yanakları öpünce bir vefalı
    sen yerinde duramayacaktın
    şiir kısa gelmesin diye hayata
    gecelerce saçlarından mavi mavi akacaktın

    seni yazacaktım
    şiir olacaktın
    süresiz tatil edilecekti genelevler
    ve asker kaçakları vardı hani
    cephaneliklerde baca tutturacaklardı
    utanmadan alınsın diye fırınlarda ekmek

    seni yazacaktım
    yeryüzü senin yüzün olana dek


  26. 2006-12-07 #26
    Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdan da inanmaktır sevmek.Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütünvarlığı ile teslim olmamışsa, yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa, sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur.

    Kıskançlık; inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada.Kıskançlıksa; kutsal bir duadır, dudağında sevenlerin.

    Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer.Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktır sevmek, çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç, bütün kayıplarımıza bedeldir.

    Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse, gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünür de, yine ölemeyiz kurtulamamak için.

    Yanmaktır, tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle, sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın.

    Dinle, sevmek alışveriş değildir. Geometri değildir, aritmetik değildir. En değerli şeydir belki, ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek. İskambil kağıdı değildir, zar değildir, bir dilim değildir, hesap pusulası değildir sevmek.

    Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir, altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak, karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız, yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir, göz değildir, saç değildir. Sandalye değildir sevgi, yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir, içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz, manzara değildir, tablo değildir, heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir, çözemezsiniz. İsteseniz de içinizden atamazsınız. Kan değildir, kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek.



  27. 2006-12-12 #27
    HATIRLARMISIN SEVGİLİNDEN AYRILDIĞIN GÜNÜ.
    HATIRLARMISIN TERKEDİLDİĞİN O İLK GECEYİ,
    KALBİN YERİNDEN FIRLAYACAKMIŞ GİBİ,
    HERŞEYE İSYAN EDEN TAVRIYLA ATARKEN,
    GERİ DÖNMESİ İÇİN,AYAKLARINA KAPANACAK KADAR KÜÇÜLMÜŞKEN,
    HATTA DAHA İLERİ GİDİP ,
    ONUN GEÇTİĞİ YOLLARI ÖPMEK İSTEDİĞİN O ANLARI HATIRLA.
    SEVİLMEDEN SEVDİĞİN O GÜNLERİ,
    AKLINDAN BİR BİR SİLİP ATMAK İSTEDİĞİNİ,YENİ BİR AŞKA KOLLARINI YIRTILANA
    KADAR AÇMAK İSTEDİĞİNİ,VE BU AŞKTA YAŞAYAMADIKLARINI YAŞAMAK,
    UMUTLARINA KAVUŞMAK VE YAŞANAN TÜM ACILARI UNUTMAK İSTEDİĞİNİ,
    ŞİMDİ AŞIK OLMUŞKEN ONU KAYBETMEK İSTEMEDİĞİNİ,
    MAVİ DÜŞLERE DALMIŞKEN UYANMAK İSTEMEDİĞİNİ,
    ARTIK BEKLEMEK İSTEMEDİĞİNİ,
    İŞTİ TAM BUNLARI BULMUŞKEN,
    VE BUNLARI KAYBETMEMEK İÇİN
    ŞİMDİ HAYKIR
    SENİ SEVİYORUM,
    VE HAYKIRIYORUM
    AŞKI YARATAN BENİM SEVGİLİM....


  28. 2006-12-12 #28
    Sensiz içiyorum bu aksam,sensiz içiyorum.
    İki kadeh koydum masama,
    Biri senin için,biri benim için,
    Bir ondan bir bundan içiyorum..
    Seni çok seviyorum..
    Resmine her baktigimda,
    Sevdigim ah içim aciyor,
    Varsin acisin içim,
    Ben seni çok seviyorum.
    Seninle gelen tüm acilara
    Buyrun hosgeldiniz diyorum.
    Daglarin arkasinda yâr
    Önündeyse ayrilik var…


  29. 2006-12-13 #29
    Sana dair isteklerim oluyor. Kimi zaman derin ah' larım oluyorsun bir Sezen Aksu şarkısını dinlerken.

    Sen; içinde baharı gizleyen kışımsın benim. Ve biliyorum, o baharın güneşinde tenim esmer olmayacak hiç. Bana susmak düşecek, payıma kilitlenmiş bir yürek kalacak. Kaderi önceden belirlenmiş konuşmalar, paylaşmalar, bakışmalar olacak. Bir yerde aykırılığım tutup sarılsam da içimde Sana, sen bunu hiçbir zaman bilemeyeceksin.

    Tabansız sevdalardan kopup Sana sığınıyorum çoğu zaman. Soluk soluğa varıyorum yanına, ter kokarak tenim. Anne sütüne aşık bir bebek gibi duruluyorum sonra.

    Git diyorum sana, kalma yüreğimde, bu kadar özleteceksen kendini. Bir bakış; gözüm gözüne değiyor; hissediyorum... Gitme diyorum. Kal geldiğin yerde.
    Ne gitmelerin bitiyor; ne de benim sana kal demelerim.

    Sonra; kötü şansla başlayan ilklerimi hatırlıyorum. 8 yaşında en samimi arkadaşımla aynı çocuğu sevişim, çocuktum işte lolipop şekerli bir sevdaydı, ilk sinemaya gidişimde elektriklerin kesilişi, ilk kavgamdaki o göremediğim çukur, ilk konsere gidişimde biletimi kaybedişim ve ilk aşık oluşumun asla mümkün olmayışı...
    Yani Senin mümkün olmayışın.

    Hangi aralıkta girmiştin içime anlamadım. Tüy gibi hafif, usul usul inivermiştin yüreğime. Kabullenemedim önce. kocaman yalanlar söyledim kendime. Ben dışımda tutmaya çalışırken seni, meğer içerde hakimiyetin çoktan başlamıştı. Kuşatmıştın dört yanımı; ve kendim için çok geçti... Yerle bir olmuştu her şey.
    Olmazsa olmazlarım... ilkelerim... yargılarım...

    Kabullenmek zor sanıyordum; acemi ama mükemmel bir aşkı taşıyabilmeyi...
    Ve en az acıyla kurtulmakmış gerçekten bizi bekleyen yalnızlıktan, bir başınalığın mecburiyeti ile mucizelere umut bağlamakmış zor olan...
    Belli bir yerden sonra, bazı şeyleri aşmış olmanın olgunluğu ve kabullenme meziyetiyle üstesinden geliyorsun umutsuzluğunun...
    Yani imkansızı mümkün kılmanın zor olduğunu biliyorsun. Çünkü biliyorsun, o arada bir yol var ve bu yol uzun da olsa bir yere gidiyor. O bir susma türü sadece, o bir yaşam şekli. Ve her yalnız yaşamak ölmenin diğer yüzü. Bu yol öyle, öylece durur.

    Seni aklıma getiren, yüreğime düşüren bu yol değil, kötü şansla başlayan bir ilkin, iyi şansı sadece. Düşüme düşüşün zamandan değil, düşlerin gafı.

    Nasıl bir şeydi, bu beni böyle yağmalayan. Şimdi karşı durmuyorum Sana, nasılsa buluyorsun bir yolunu ve sarmalıyorsun içimi dışımı. Ayak seslerini duyuyorum hangi yöne gittiğini bilemeden. Ben yaşanmış bir aşkta eski yaralarıma yanıyorum, Sen yaralarına benden sevda sürüyorsun.
    "Belki"lerden, "ihtimal"lerden, "keşke"lerden medet umuyorum, Senin belki de yabancısı olduğun düşler büyüterek...
    Ben, suretine değil, aslına dokunma ihtimallerinde mutlu oluyordum.
    Ben seninle, aynı coğrafyada yaşayabilme ihtimalinden huzur buluyordum.

    Şimdi, bilinci küflerinden kurtulmuş bir yürekle, süresi diğer aşklardan çok daha uzun olacak bir aşkın ömrünü anlatıyorum, Sana dair yazılanlarda.

    Şimdi, bir sayfa dolusu cümlelerle; bir imkansızlığın mucizeye dönüşünü anlatıyorum…

    Şimdi, bozgun sonrası imkansız bir zafer kazanan bir orduyum, bir yenilgide zafer ne kadar anlam taşıyorsa o kadar anlamlaşıyorum…

    Şimdi ben, dağıldıkça kurulan yeni düşlerde Sana bakıyorum…

    Umut; hep var olacak çünkü


  30. 2006-12-15 #30
    Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma

    Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.

    Bugün sardunyalarım da açmadı
    Belki de küskün renklere
    Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
    Sensiz soluyorum anlayacağın
    Mavi mavi ölüyorum
    Duyuyor musun, orada mısın,
    Var mısın, yok musun?
    Bir tek şeyi unutma!

    Seni sevdim ben.

    Yanarak, yıkılarak

    Aklıma her geldiğinde ağlayarak....


  31. 2006-12-16 #31
    Sen Yalnız Sen


    Bir şey var sende bir şey,bulamıyorum. Beni bu hale nasıl getirdin anlamıyorum. Yüzümde bir gülücük içimde bitmek bilmez bir enerjiyle güne keyif içinde başlayıp bitiriyorum. Aşka küskün yüreğimde yeniden kelebekler uçuşuyor. Neredeyse sonbahar bitip karakış başlamak üzere oysa ben seninle hala baharı yaşamaktayım.
    Bir şey var adını koyamadığım tıpkı ünlü bir şairin dediği gibi dilimin ucunda ama söyleyemiyorum. Nereye baksam seni görüyor,kiminle konuşsam sen oluyorsun konuştuğum. Sen olunca , başka hiç ama hiç birey umurumda olmuyor. İsmin dilimden düşmüyor, yanımdasın veya yoksun inan hiç fark etmiyor. Ben her anımda seni yaşıyorum. Bir şey var sende nedir inan bilmiyorum. Seninleyken bile seni özlüyorum Yollarım daima sana çıkıyor ve ben daima sana yürüyorum. En güzel çiçekleri seninle paylaşmak, birlikte papatya fallarına bakmayı istiyorum. Gökkubbenin en hoş sesi olup tüm evrene sadece sana olan sevdamın adını haykırmak, sana duyduğum sevgiyi anlatmak istiyorum. Bir şey var sende, hala anlayamadığım, çözemediğim. Kimbilir belki de çözebilseydim seni hala bu kadar sevebilir miydim??
    Uçsuz bucaksız bir ummansın sanki ve ben yüzlerce kasırgayla savaşmış yorgun bir gemi gibi kıyılarına sığınıyorum. Maviyi bir tek sana yakıştırıyorum. Çünkü mavi umudun, sevdanın rengidir diye...Sessizlik dağılıyor, sesin kulaklarımdan yüreğimeakıyor ve ben yeryüzünde aşka dair ne kadar şarkı varsa hepsini sana armağan ediyorum. Bir şey var sende dilimin ucuna kadar gelip de söyleyemediğim Yalnız gecelerime inat şimdi karanlığı milyonlarca yıldızla aydınlatıyorum. Her yıldız sensin oysa... Gecemin yıldızı, yüreğimin yıldızı, sevdamın yıldızı, ömrümün yıldızı....
    Yoksan yanımda gözlerimi semaya kaldırıp senden milyonlarcasına görüyor, her gece onlara sarılıp uyuyorum. Bir şey var sende soramıyorum. Seni kimseler görmesin,bilmesin istiyor ''yalnızca bana kal, benim ol'' diye adaklar adayıp Yalancı aşkları,bitip tükenen sevda masallarını kendi tarihimin sayfalarına sessiz bir seremoniyle gömerek yeni bir defter açıp içine bir tek seni yazıyorum. Yazıldıkça yazılası bir öykü oluyorsun satırlarımda....
    Bir şey var sende ,tanımlayamamamda işte ben oNU arıyorum. Seni nefes nefese gecelere, deli sevişmelere, sevdaya uyanan sabahlara, bitimsiz gecelere davet ediyorum. Gel sevdiceğim gel benimle, aşkın da sevdanın da tutkunun da en koyusunu,en derinini yaşayalım. Bir yüreği var etmenin hazzını anımsayalım. bir tende erimeyi öğret bana. Menzilimiz olmadan nereye varacağımızı bilmeden,sormadan aşkın kılavuz olduğu bir yolculuğa çıkalım. Burada ,yolun başındayım.....


  32. 2006-12-18 #32


    SEN;
    Yüreğimden bile kıskandığım,
    Kimseyle paylaşmaya kıyamadığım,
    Ve doyamadığım hislerimsin...
    Gelip, geçerken caddelerden,
    Haykırmak isteyipte, haykıramadığım,
    Söyleyemediğim,
    Boğazımda düğümlenen,
    Sözcüklerimsin...

    Bir duygusun,
    Gözümde bir yaş....
    Yüreğimin tek sahibisin, SEN...
    Bazen hayellerim,
    Bazen gerçeğim...
    Neşem, sevgim, hasretimsin...

    SEN;
    Rüyalarımı süsleyip,
    Sonradan, apansızca giden...
    Her geceyarısı uykularımı bölensin...
    Sabahları, araladığımda penceremi,
    Yedi tepeli şehrimin üzerine,
    Gün gibi, güneş gibi,
    Doğan şeysin...

    SEN;
    Seni sevdiğimden bile habersiz,
    Başka hayellerle yaşayan...
    Bir gülün peşinden koşarken,
    Ezipte geçtiğn beni,
    Tanımayan kimsesin...
    Dahası,
    Gözlerime bakmaktan bile çekinen,
    Baksan bile,
    Sana olan nice sevgimi görmezden gelen,
    Beni, deli edensin...

    Sensizliği bile,
    Seni bana hatırlatıyor diye,
    Sevebildğimsin, SEN...
    Bu kirli şehirde, Bir an için de olsa,
    Seni hissedebilmek için,
    Senin kokuna varabilmek için,
    Soluduğum nefessin...

    SEN;
    Beni gözyaşlarımla tanıştıran,
    Yüreğime, binlerce dert,
    Binlerce acı veren...
    Beni yok eden,
    Sebebimsin

    SEN;
    Gecelerin neden,
    Seni özletmeye yetecek kadar, uzun...
    Neden,
    Seni sığdıramayacak kadar, kısa olduğunu,
    Anlayamayacak kadar,
    Bencilsin...

    Ama, yinede
    Her an aklımda olduğunu...
    Seni sevmeyi, kendime ibadet bildiğimi...
    Senden başka kimseyi...
    Ama kimseyi,
    Düşünemediğimi bilmeli,
    Sende beni,
    Benim seni sevdiğim gibi,
    Sevmelisin...

    Seni artık, ne yüreğimden,
    Ne de düşlerimden söküp atabilirim, inan...
    Çünkü, sen benim,
    Bitmek tükenmek bilmeyen efsanemsin...
    Çünkü SEN;
    Gökkuşağındaki yedinci renksin...
    Çünkü SEN;
    SEN var ya SEN...
    SEN, kısacası,
    Benim
    Biricik
    SEVGİLİMSİN


  33. 2006-12-19 #33
    Hiç aklıma gelmezdi,..

    Uyurken,çalışırken seyrederdim seni… Geçen gün izlediğim bir filmde vardı.Öyle bir sahne…

    O cennet dakikaları geldi aklıma… Uyuduğun ve seni izlediğim ya da uyandığım ve seni o dünya güzeli gözlerinle beni izlerken bulduğum anlar…

    Hiç aklıma gelmezdi zaten… ama özellikle sabahları hiç gelmezdi bir gün çekip gidebileceğin… Bir sabah geldiğim yer de masanı boş bulacağım o yeryüzü cenneti sabahlarda asla aklıma gelmezdi…

    Sen sevdiğim dünyanın en güzel günleriydin… Sen sevdiğim evrende tınlayan en güzel sestin… Sen sevdiğim…

    Hala öylesin…

    Çay içiyorum sabahları deminde sen varsın…Yürüyorum yollarda adımlarımın arasında sen… Etrafta herkes… sen…

    Çok özlüyorum ben seni… çok seviyorum…Yokluğuna alışamıyorum yıllardır…

    Sen gidince bulutlarımı çaldılar,yağmur artık yağmıyor… Hep güneş, yakan kavuran içimi kurutan güneş…Kimse bu şehirden nefret ettiğimi,kimse yağmurları sevdiğimi,kimse sensizliğin iliklerimi kemirdiğini anlamıyor…

    Filmler izliyorum…İstiyorum ki başını yasladığın da omzuma, küçük bir busecik de olsa saçından ve alnından öpmeyi…

    O güzel saçlarının arasında ellerimi dolaştırmayı… ya da ellerinle oynamayı…

    İstiyorum ki elimi tut heyecanlanınca… Filmin istenmeyen sahnelerinde gözlerimi kapat o dünyanın o güzel elleri ile…

    Sinemanın büyülü karanlığında senin o büyülü varlığınla buluşmayı hayal ediyorum yine…

    Hiç aklıma gelmezdi bir gün bir yeryüzü meleği ile beraber olacağım ve yine hiç aklıma gelmezdi o meleğin bir gün beraberinde cenneti de götürerek gideceğini…

    Adının her harfi için ömrümden bir yıl alsalar,,,Aldıkları o yıllara karşılık bana sarılıp beni tutacağın 4 kısacık dakika verseler olmaz mı?

    Her gün seyrederdim seni çalışırken,eve giderken veya gezerken… Şimdi bana kimseler inanmıyor "ben cenneti gördüm" dediğimde…

    Şimdi cennetsiz yaşıyorum,tabii yaşamak denirse…


  34. 2006-12-20 #34
    SeN uNuTuLMaYaNSıN!!!

    Yaşamdı bir bakıma beraberliğimiz;
    İnişleri çıkışları olan;
    Bittikçe yeniden canlanan...
    Seviyorsun demiştin de gülmüştüm sana,
    Beni benden iyi tanırsın bilirsin...
    Savruluyor yaprakları hatıralarımızın,
    Tutamıyorum!
    Tutamıyorum, çünkü gücüm yok,
    İnan, ağlamak bile anlamsız geliyor artık
    Birşeyler yapamıyorum sana ulaşmak için...
    Giderken "Hayatımı değiştirdin" demiştin,
    Gülmüştüm sana...
    Değiştiren bendim ya çarkın yönünü
    Ayrılığa dönmeye başladı tüm saatler
    Ayrılık ki dert!
    Ayrılık ki hata!
    Ayrılık ki pişmanlık!
    Gelemezsin artık, gelemem
    Koca koca acılar kapladı aramızı ,
    Devrilmez silinmez...
    Unutamazsın demiştin ya;
    Haklısın!
    Seviyorsun demiştin ya;
    Haklısın!
    Ne unuttum, ne de sevmekten vazgeçebildim...
    Biliyorum ki bir yerlerde,
    Düşünüp düşünüp gülüyorsundur bana;
    Vah koca ahmak!
    Vah kendini bilmez!
    Sen benden ayrılabilirmiydin ki diye!
    Gül, anlat bakalım halimi herkese
    Beni böylesine benden çalabildiğin için;
    Beni sen yaptığın için;
    Sevdiğimi bile bile;
    Gitmeme izin verdiğin için;
    Asıl ahmak sensin bilesin.........

    <!-- / message -->

  35. 2006-12-21 #35
    SANA YİNE.....

    YAKLAŞMA,
    yoksa sana dokunurum...
    dudaklarına konar,
    gözlerini esir alırım, kölem olursun,
    geceler boyu...
    didik didik ederim hayatını,
    Benden başkasına yaşatmam seni,
    tarihini vurur,
    anılarını asarım..
    yüreğine saplarım kendimi,
    bedeninde yatıya kalırım,
    teninde beklerim geleceğimi....
    YAKLAŞMA,
    seni alırım
    senin olurum
    Özgürlüğüm yoldaş olur yanına,
    sensiz düşüncelerim toprak olur,
    Taparım sana, yatağına tapınak derim,
    yüzünde güneşler beklerim
    Gitmezsen sana dokunurum, sahiplenirim seni
    SANA AŞKI YAŞATIRIM...
    daha küçük aşklara katlanamazsın ...
    BENİMLE ÖLÜRSÜN...


  36. 2006-12-21 #36
    Ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki?
    Kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben..
    Kendi acısını kendi örten bir çocuk..
    Yaz çiçeğidir tutunduğum dallar,
    çabucacık çürür ölümüne,
    Güz gelir ağlarım..
    Kış bastırır ürkerim..
    Yüreğimin gurbetine giderim bir başıma,
    Günümü sevda ederim..
    Sevdamı hasret....

    Ben sana,
    Beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki...
    Kendi düşünü,kendi kuran bir çocuğum ben..
    Kendi yaşını kendi kurutan bir çocuk...
    Ölüme yakınım nicedir...
    Gel gör ki,büyülü bir şey bu hayat,
    Kandırılmışlığımı denize alar mesela...
    Toprağın üzerine uzanmışken,
    Nasıl diyebilirim ki,
    Kimim kimsem yok diye...
    Bir sızı kalır işte acemice işlenmiş,
    Atsam atılmaz,satsam satılmaz...

    Ben sana,
    Beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki...
    Kendi ninnisini,kendi söyleyen bir çocuğum ben...
    Kendi şiirini kendi ezberleyen bir çocuk...
    Anne kokulu mendiller saklarım,
    Baba gülüşlü resimler yaparım boyuna...
    Her günüm bayram olur,
    Her bayram şekersiz,çukulatasız...
    Olur olmaz heveslerim inatlaşmaktandır.
    Adanmışlıktandır küçücük sevinçlerim,
    Sevindirmelerim evrene karşı...

    Ben sana,
    Beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki..
    Kendi elini kendi tutan bir çocuğum ben...
    Kendi yüreğini,
    Kendi bilen bir çocuk....


  37. 2006-12-26 #37
    O`na tek duamsın...

    Sen göklerden gelen çağrısın bana ,
    Yıllar süren susuzluğumu gideren ,
    Gökten inmiş rahmet pınarısın sen...
    Çöllenmiş kalbime atılmış aşk tohumusun .
    Kulağıma okunan ilk ezansın .

    Beni içinde bulunduğum nefsin karanlıklarından,
    Aydınlığa çıkaransın,
    Sen öyle bir nursun ki bir tanem ;
    Dünyanın tüm hüzünleri yüreğime çökse senin bir bakışın ,
    Bir tebessümün , o hüzünleri çekip alır inan ,



    Sen , sevginin merhametle ,
    Şefkatin sadakatle buluştuğu yersin,
    Sevgi senin kalbinde dinlenir ,
    Sen aşkın yaralarını saran şifalı elsin,
    Gözyaşların tüm alemleri hüzne dönüştürür;
    Tebessümün kışları bahara döndürür...

    Kalemimin ucundaki mürekkepsin sen ,
    Yazdıran da sensin , yazılan da...
    Mecnun`un ilhamı senden , çiçeğin açması senden.
    Seni bozan bir çocuğun gülümsemesinde ,
    Bir gülün boyun büküşünde görürüm ,

    Sen beni Allah`a götüren nursun,
    Yolumu senin bakışında bulurum,
    Sen O`ndan bana armağan ,
    Benden O`na tek duamsın...


  38. 2006-12-27 #38
    Aralıksız batan sözcüklerinin, an be an yüzünü ölüme çevirdiği yerden yazıyorum sana. Dinleme.

    Ne bundan önce söylediklerimi ne de bundan sonra söyleyeceklerimi…

    Bu defa dinleme!




    Attığım her adımda bir parça daha yıkılan duvarların altında kalmaktan, ayıramadığın dakikaların geceler boyunca sinirini taşımaktan yoruldu ruhum. Ben çabuk yoruldum. Hiç bir masalın kahramanı olamayacak kadar uykum var. Sesinden esirgediğin yüreğin gibisin. Varlığının bir anlamı olsun derken, sen en çok da anlamsızlığa yakıştın nedense. Oysa bu değildi sana dair başlattığım yolculuğun sonu. Böyle olmamalıydı.



    Adresimi de sil adımlarından;sanırım bundan böyle evde olmayacağım.


    Nefesimle çoğalacakken, nefesimi tıkadın sen! Geçen her günde, soyunurken tüm kelimelerim yavaş yavaş sana, sen, durdurak tanımadan yeni bir kıyafetle çıktın karşıma.

    Parmak uçlarımda kaybediyorum sıcaklığını. Yazdıkça uzaklaşıyorum sesinden, teninden ve bakışlarından


    Seni unutmak istiyor kalbim çok acıyor.Susuyorum ağlamıyorum sensizliğe alışıyorum artık kan yaşları akıtıyorum.

    hava kararmaya başlayınca, daha çok arıyorum sanki seni. soğuktan mı korkum, karanlıktan mı, sensizlikten mi, yalnızlıktan mı, nöbetlerimden mi, çaresizlğimden mi...



    27 - Sana - Duygusal Yazılar




    bil(m)iyorum....____________kahırdan


    artık hissetmiyorum... unutmaya başladım; kokunu, sevdiğin şeyleri, söylediğin şarkayı, bana bakışını, sevişini, sarılışını...

    yaşadık mı sahi senle?

    gülüyordum galiba. sen yüzüme çok yakıştığını söylüyordun gülmenin. ben gülünce sen gülüyorfun. sen gülünce denizler duruluyordu gözlerinde. şimdi fırtına var.

    gülmek bana yakışmıyor (mu) !!!

    edebiyatı seviyor(d)um. sana olan aşkımı yüreğimden sonra en iyi o anlatıyordu. ben de hep yaıyordum. bak yine yazıyorm...

    küstüm,
    gel____(me) artık.
    aşk acı çekmekse
    sev____(me) artık.
    kara gecelerde ben bulurum yoldaş kendime,
    kork____(ma)
    çekmem fiini hayatın!!!
    yoruldum,
    kuramıyorum artık.
    nolur,
    gel_____(me)!!!

    bunların bi hayal olduğunu kimseye söyleme. herkes ben gelmeni istemiyorum bilsin.
    ne olur gel be!!!




  39. 2007-01-02 #39

    Artik sana siir yazmayacagim
    Insanin insana hasret oldugu cag bu
    Dort yanimiz yalnizlik
    Ve cigerimizdeki hava kadar kirli
    Bellegimizdeki ani
    Yuregimizdeki aci
    Kirliligin icimize isledigi cag bu
    Adam olma cabasinin para kazanma hirsina yenildigi
    Araclarin amac oldugu
    Baris diye bagirip da savasanlarin kazandigi
    Oldurmenin madalya takip dolandigi
    Kardesin kardese dusman oldugu cag bu
    Umut, bomba gurultulerinden sessiz
    Sevgi, kavgalardan, yalnizliktan ,acliktan yorgun
    Nezaket bir kosede kirgin
    Maddenin fethettigi, maneviyatin cile cektigi cag bu
    Artik sana siir yazmayacagim
    Kendimle barismadan
    Savaslar durmadan
    Aclar doymadan,
    Acilar dinmeden
    Artik yazmayacagim dunyam temizlenmeden
    Nasil kayitsiz yasatabilirim ki askini
    Artik sana siir yazmayacagim



  40. 2007-01-09 #40
    Beyaz,Aralık,on,iki,sen
    Aralık,on,iki,sen

    on,iki,sen
    İki,sen
    Sen!
    Duvar,fotoğraf,yastık,kuğu,sen
    Fotoğraf,yastık,kuğu,sen
    Yastık,kuğu,sen
    Kuğu,sen
    Sen!
    Siyah,park,aralık,gece,sen
    Park,aralık,gece,sen
    Aralık,gece,sen
    gece,sen
    Sen!
    Terk ediliş,şarap,kağıt,uyku,sen
    Şarap,kağıt,uyku,sen
    Kağıt,uyku,sen
    Uyku,sen
    Sen!
    Mutluluk,kiraz ağacı,ayrılık,yalnızlık,sen
    Kiraz ağacı,ayrılık,yalnızlık,sen
    Ayrılık,yalnızlık,sen
    Yalnızlık,sen
    Sen!
    Bir daha olmayacaksan da,yine sen,
    Yine sen,
    Sen!



  41. 2007-01-11 #41
    329 - Sana - Duygusal Yazılar


  42. 2007-01-13 #42
    371 - Sana - Duygusal Yazılar

    sevginin bittiği yerde sarıl bana

    sevginin bittiği yerde sarıl bana
    heyecanların tükendiği
    ve artık yapacak hiçbir şeyin kalmadığı bir anda
    çek kolumdan../..gözlerimi daya gözlerine
    bir anda dalıp git bana

    ismini anmaktan usanmayan dudaklarımı öp..

    düşlerimizin yorulduğu yerde tutun bana
    beni çağıramayacak kadar uzakta ol
    ve ben gelemeyecek kadar koşayım sana
    imkansızı iste
    mesela "unut", de
    dudaklarım değil gözlerim boşalsın o dakika
    giderken unutamadığım yerden dönüp bakayım sana

    özlemlerine gebe kalan bedenimi öp..

    üşümeye başladığın yerde ısın bana
    gözlerim ağlamaktan şişmiş olabilir../..aldırma
    her halimle güzel bul beni
    her halimle karış bana
    bir demet papatyayla bile kandırabilirsin beni
    sakın unutma sende tutunduğum yer kadar yüreğimi öp.
    alıntı


  43. 2007-01-13 #43
    Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?

    Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek.

    Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?

    ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.

    Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?

    Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

    Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?

    Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.

    Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?

    Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.

    Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

    Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.

    Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?

    Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.

    Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?

    Nereden bileceksin?

    Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım

    Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım.

    Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..

    Ama sen hiç benimle olmadın ki...
    YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN...

    Can YÜCEL

  44. 2007-01-13 #44
    Okuyor(mu) sun , Biliyor(mu) sun, Anlıyor(mu) sun.....

    Deli dolu akan nehirlerden tas tas sular içtik.Öyle ateşlerle doluydu yüreklerimiz öyle tutkundu.Karlı dağların serinliğinde uyurduk geceleri .Deniz fenerinin ışığında yıkanırdık.Köpükten bir çalkantıydı içimizde zaman.Ne yana baksak denizdi maviydi ışıktı.Sonra bir çaresizlikti zifir.Akıntıya kapılmış gemiler gibiydik ..
    Bir org çalınır gibi yanıbaşımızda.Öyle kendinden geçmiş öyle başıboş.Öyle derin duygular içindeydik anlatılmaz.Sarhoş rüzgarlara bıraktık kendimizi.Aldığını geri vermez dalgalara.Görmediğimiz ülkeler gördük gün doğusunda.Tatmadığımız yemişlerden tattık günahkar olduk.Alevden bir tasta eridi günler.Bir cehennem ateşiydi aşk içimizde.Hiç sönmeyecekmiş gibi yanıyorduk..
    Tutsaklığımız nasıl başladı bilinmez.Paslı demir kapılar kapandı üstümüze.Taş duvarlarda kayboldu boğuk seslerimiz.Çaresizliğimizi bize aynalar söyledi inanmadık.Kuşatıldık ansızın kederle ayrılıkla.Aman vermez karanlıklar sardı dört yanımızı.Yalnızlık bir ağrı gibi çöktü başımıza.Uyuduk bir daha uyanamadık.
    Şimdi bir kutup var sana çeker beni.Bir kutup var senden öteye.Ben onun için böyle ortalıklarda kaldım.dağ yollarında caddelerde sokaklarda.Onun için bulup bulup yitirdim seni.Hangi kapıyı çaldıysam sen açtın bana.Hangi gözümü yumduysam seni gördüm.Zamandın zamandan öte bir şeydin.Yıllarca bir meşale gibi yandın uzaklarda
    Bu manyetik alanda boğulmam senin yüzünden.Bu zincirleri sen vurdun ellerime.Sen getirdin bunca karanlıkları.
    Al şunu mum yak
    Korkuyorum
    Bir taş aldım attım denize
    Günahlarımdan kurtuldum
    Alfabenin yirmisekizinci harfindeyim
    Öteye gidemem
    İtme beni
    Benim de bir insan tarafım vardı.Bakma böyle kötü olduğuma.Benim de dileklerim vardı.Benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan.Yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi.Hergün bir kadın ağlar benim yüzümde.Büyük dertler için benim ellerim.
    Anlamıyor musun
    Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
    Ben sevilmediğimden böyle çirkinim
    Bütün kötü yerlerde ben korkarım.Biliyorum.Bir hayvan leşiyim öleli kırk gün olmuş.Fabrika bacalarında bir kara dumanım.Zehirim akrep kuyruklarında.Kötüyüm sevemediğin kadar.Öyle fenayım.Kapanmış bıçak yaralarında.Bu pis çöp tenekelerinde unut beni.Unut artık.
    Bayat bir ekmek gibi
    Çürümüş bir elma gibi

    Sarı badanalı evlerde kazanlar kaynar
    Sarı badanalı evlerde günahlar işlenir her gece
    Sarı badanalı evlerde ölüler yıkanır
    Sarı badanalı evleri sev biraz
    Bu evlerde zaman benim akşamlarımdır yitirilmiş
    Bu kazanlarda benim gözbebeklerimdir kaynayan
    Bu sarılarda benim yüreğim bir ölür bir dirilir
    Anladım
    Bu dünyada benden başka kimse yok beni anlayan

    Kalbimi yardım
    Bir damla kan aktı
    Kutuplara kar yağıyordu
    Üşüdüm
    Dur gitme
    Beş kuruşum vardı kaybettim
    Dur gitme
    Isırgan otlarından kurtar beni
    Deniz analarının gözlerini çaldım.Sana bakmak için.Güneşi üçe böldüm.Al biri senin olsun.Yüzümde beş bıçak yarası var.Bir de sen vur.Barut kokusunu severim.Bir portakalı dilim dilim soy..
    Acıktım
    Tut ki ben yoğum artık yeryüzünde
    Tut ki bir marul yaprağıydım
    Öldüm

    Al şu serçe parmağım sende kalsın.Ben kötüyüm.Korkunç çirkinim.Ben seksensekizinci tul dairesiyim.Sağ gözümün üç kirpiğini kestim.
    Al
    Ben lanetlendim

    Cenaze marşı çalınıyor.Ölüler ayağa kalktı.Görüyor musun.Şu soldan ikinci benim.Senin yüzünden öldüm.Şimdi seni getiriyorlar karanlığıma.
    Ağlıyorum
    Biraz sev beni
    Gül biraz
    Yaklaş biraz
    Seni affediyorum

    Kuşkonmaz dallarına astım kendimi.Sedir ağaçlarına gül yapraklarına.Başımı taşlara vurdum.Gözbebeklerimde büyük camlar parçalandı.Tanrısal duygular içindeydim.Bütün tanrısızlığımdan uzakta.Bir kemiklerinin sertliğini aldım.Bir teninin aklığını.Sonra sıcaklığını dudaklarının..
    Gel bak
    SANA BİR TANRI GETİRDİM
    Gel bak
    BİR TANRI YARATTIM SENDEN.


  45. 2007-01-14 #45
    Hangi &#254;iire ba&#254;lasam suskunum sana
    Da&#240; gö&#240;sünde bir kaya diliyle suskun
    Güne&#254;te kavrulan bir kum tanesi
    Çatlayan dudaklar&#253;m oluyor her gece
    Ya&#240;mura suskun ya&#254;amaya suskun
    Hayk&#253;rabilsem
    Belki bir nehir köpürebilir sesimde
    Silinebilir kurakl&#253;&#240;&#253;n bütün izleri
    Upuzun çöller vadile&#254;ebilir içimde

    Hangi güzelli&#240;i özlesem suskunum sana
    Yürek bo&#254;lu&#240;unda bir of kadar suskun
    Özlüyorum seni masmavi
    Ko&#254;uyorum sana bembeyaz
    Ve kahroluyorum bir anda kapkara
    Ah oluyorum
    Of oluyorum
    Ve susuyorum
    Oysa hayk&#253;rabilsem
    I&#254;&#253;k yuma&#240;&#253; bir p&#253;nar olur solu&#240;um

    Hangi türküye uzansam suskunum sana
    A&#240;&#253;t a&#240;&#253;t, özlem özlem suskun
    Tut ki vurulmu&#254;um
    A&#254;ktan ve kandan bir damla olmu&#254;um
    Bir saçlar&#253;n&#253;n rüzgar&#253;na
    Bir de a&#240;z&#253;n&#253;n k&#253;y&#253;lar&#253;na konmu&#254;um
    Hangi dalga silebilir beni senden
    Hangi kas&#253;rga koparabilir
    Ben saç tellerinde bir ezgi olmu&#254;um
    Co&#254;kular&#253;n her &#254;ahlan&#253;&#254;&#253;nda
    Sana deprem deprem susmu&#254;um
    Ve sana susmaktan inan ki yorulmu&#254;um

    Yeter olsun gözlerinde &#253;&#254;&#253;k f&#253;rt&#253;nas&#253;
    Sözlerinde bask&#253; yasas&#253; yeter
    Hangi kavgay&#253; özlesem suskunum sana
    Zafer sabahlar&#253;nda gece kadar
    Bayram sabahlar&#253;nda yas kadar suskun
    Böyle güzelliklere de
    Böyle suskunluklara da lanet olsun
    Al bu suskunlu&#240;umu al



  46. 2007-01-18 #46
    yüreğinde yer var mı?....

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Hisset!
    Hisset, parmaklarına değen kağıdın içinde
    Dolaşan damarlarımı...
    Hisset damarlarımın, kanımın
    Seni aramak için
    Deliler gibi dolaşmasını...

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
    Gönlümde esen rüzgârları dinle...
    Nefesimi tutmasam
    Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
    Bütün yeşillikler kül olur,
    Sazlar büyür simsiyah,
    Kuruyan gözpınarlarında...

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Yazık! mekanlar durduruyorsa seni.
    Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
    İpsiz bir uçurtmayım ben... ve kuyruksuz
    Saçlarının çizgilerinde süzülen...
    Rüzgârım sensin.
    Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim!
    Yüreğinde yer var mı?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
    Üzerine düşen yaprak gibi;
    Düşürüyor musun gülüşlerini
    Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
    Akıyor musun benimle beraber,
    Akıyor musun yıldızlara doğru?
    Yıldızlar... yıldızlar neden böylesine vefasız?
    Neden her üşüyüşümde
    Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
    Neden eriyip kayboluyorlar?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Bilmiyorum. bilmek istemiyorum...
    Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni...
    Hisset!
    Hisset, damarlarımdaki kanımın,
    Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
    Söylemiştim değil mi?
    İpsiz bir uçurtmayım ben...ve kuyruksuz...
    Saçlarının çizgilerinde süzülen...
    Rüzgarım sensin.
    Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim.
    Yüreğinde yer var mı?


  47. 2007-01-20 #47
    ...tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!

    Siyahını çekmiştim üç-beş nöbetlerinin karşı kıyıya, hemen hemen her gece yaparım bunu. Günü teslim ettikçe düne, pembeleri solar çocukluğumun. Dibinde kırılganlıklarıyla birikir, yalnızlığımın cam askerleri.

    Asılı kalır gözlerim yıldızlara... kaydıkça bilirim ki, izinde yaldızlanıp dağılır bir çaresizin daha sessiz harfleri.

    Büyüdükçe, beyaz düşler bıraktı içimdeki çocuk. Açıldıkça saçlarının örgüsü, kör düğüm oldu heveslerim. Tüm inandıklarım soluksuz!

    Kalpten yağmur damlaları ve isminle gökkuşağını çizmiştim beyaz kağıtlara! Toprağa düştükçe ıslak renkleri, şiirler açardı yüreğimin arka bahçesinde.... rengarenk olurdu yaşam.

    Oysa şimdi !

    Katili oldum papatyaların. Her yaprağında ayrılığın kan izleri kirletti mavi düş tarlamı. Sular çekildi gözlerimden. Sere serpe ölü çiçekler.

    Teninin ateşine daldırıp kirpiklerimi, resmini çizerdim kızıl dokunuşlarının. Sen mi yanardın bende, yoksa ben mi kül olurdum teninde bilmiyorum. Renkleri yoktu bedenlerin, duvardaki sevişmelerde.

    Öğrendim ki, renk körüymüş aşk!

    ne hayalleri beyaz,
    düşleri pembe..
    ne umutları mavi,
    huzuru yeşil!
    arzuları da kırmızı değilmiş ki!
    beyazda başlayıp siyahta bitermiş aşk...
    belki de bu yüzdendir,
    anılardaki fotoğrafların çabuk solması...

    Babamın kucağında oturduğum zamanlar ne olduğunu bilmediğim her şeye - "baba mu ne? mu ne? mu? mu? ..." ve hangi rengi sorarlarsa sorsunlar, hepsine - "layvicert" derdim. layvicert saçlı kız, layvicert ayakkabı, layvicert elma şekeri... tadını aldıkça kızardı dilim, ayaklarım tozlandı, layvicert saçlarını boyadım bebeklerimin banyo dolabındaki çamaşır suyuyla ve... bakıyorum da bilmediğim ne kadar az şey kalmış yaşanmışlıklarda.

    Renkler, bana bakın! büyüyorum siz iç içe girdikçe... alacanızda yine de tutunuyorum hayata.

    Sezen'in sarı odalarında hüzün şarkılarını yakıyorum mum diplerinde... seni düşünüyorum, yine özledim!... yine, yine, yine!

    Sen ki sakıncalı sevdam, sen ki yasaklım. Büyümemin en ağır cezasısın belki de,... razıyım. Sus!
    Çocuk ol yanımda, çığlıklarım zaten senden de, benden de büyük. Haykırmayacağım adını. Dokuz boğum yutkunarak koklamalıyım tenindeki yasak çiçekleri ve uyumalıyım.

    ...uyumalıyım da,
    Kaçıncı uykusuzluğumdayım, bilmiyorum!

    Karanlık, eflatun şalını çıkarmaya başladı el ele dolaştığımız sahilde. Ardın sıra kırılan ışıkları topladı ellerim gümüş tepsiye. Yaldız yaldız yalnızlık, yıldız yıldızdı gece... ve bittim.

    Siyahla beyazın farkı olmadığı saatlerde, kırmızı kostümünü çıkarıp aşkın, efkarımı tütsülemek için yaktım karanlığı. Eski bir tangonun ritmiyle, dört duvarın dipsiz köşelerinde ağını örüyorum yalnızlığın... An ile anılar arasında, her defasında, bir öncekini unutup başka sözler yazıyorum bu müziklere.... aşk şarkılarım, şiirlerim ve suskun hayalin kaldı bende.

    Mülteci kampındaki ölümle özgürlük arası çizgide sıkışandan farkım yok aslında. Çizgiyi geçerse ölüm, geçersem sensizlik... kalırsa işkence, kalırsam da sensizlik. İkisi de ölüm be... yokluğun ölüm.


    ...uzak ülkelerde olmak isterdim şimdi, hiç bilmediğim insanlar arasında, avazım çıktığı kadar bağırmak seni sevdiğimi... kimsenin anlamadığı dilde. Sonra hırsız bir rüzgar yürütmeli sesimi, sabaha karşı pencerenden içeri bırakmalı... unuttuğun ninnileri mırıldanmalıyım sana güneşin sızlayan ışığında. Bugün göğsümde uyanır mısın? saçlarımdan toplar mısın yıldızları ?

    Ne çok şey sığdırdım ismine. Ne çok sevda, özlem ve onca kavga. Her şey sensin aslında. Ah bu şehir, bu sahil... her parmağının dokunuşu dipsiz kuyular açar da atar beni maviye. Saçlarımın dalgasında havalanır beyaz kelebekler. Tut, tut ki bahar sende kalsın, ben sende.

    Sabaha çıkıyorum düşlerin yorgun renkleriyle. Yine yarım kalmış şiirler var yarına, yine sen dolu yaprakları dökecek zaman. Birikeceksin bende.

    Karanlık gibi sarsam seni. Serilsem, sarılsam, sevişsem dizelerle, öyle bir şiir yazsam ki, hani o herkesin yazıp da yetmediği seni seviyorum'lar var ya, o bile şaşırsın. O kadar çok kullandık ki aslında, ondan mı yetmiyor sanki?

    Kirpik altındaki kimsesiz sahillere bırakıyorum yaşlarımı. Esen onca mavisin bende, onca umut. Ah! bir de çıkmaza gitmese yollar. Hani akan suların toplansa coğrafyamın bakir kuyularında... konuşamıyorum!

    Yorgunum!

    Tüm sesleri kesildi, sesini kulağımda hissettiğimde.
    Bak! bir geldin arapsaçına döndü düşlerim. Ben alışkın değilim ki -seni seviyorum- diyen adamların gerçekliğine! Sen gerçeğimsin! belki de burada yanıltıyor beni aşk.

    Hafıza kaydımda ne varsa sildim, kim varsa zaten kendini sildi gittiğinde. Şimdi kaydını tutuyorum öpüşlerinin ve fısıldadığın şiirlerin. Söndürdün şehrin tüm ışıklarını, göz kapaklarımda! ...İşte şimdi yanımdasın. Bak, çekilirken gece, portakal çiçekleri koktu güneş. Duyuyor musun?


    Renklerim, düşlerim yorgun
    Beyazdan çaldım gecemi
    Söylesene, senin ismin ne renkti?..
    tüm ışıklarını söndürdüm gözlerimde şehrin!

    ...Karanlıktayım.
    :crying:

  48. 2007-01-21 #48
    ---------SEVDAMA-----------


    Şimdi gir bilinmezliklere
    Sen zaten hep öyle yapmadın mı?
    Sen farklıydın,
    Hep bunu söylerdim dostlarıma,
    Yine yüzümü çıkarttın kara!

    Senden ne beklenirdi ki başka,
    Sen kalbimde yok olmayan bir acı oldun!
    Sen, elele tutuşan bir sevgili gördüğümde;
    Biz yapamadık dediğim
    Bana acıdan öte acı verem oldun!

    Sen çok zehirliydin,
    Zehrini bana akıttın...
    Şimdi git uzaklara,
    Uzaklardayken aşığım sana,
    Sen de bana!

    Nasıl da özlem bitti derken
    Bıraktın beni yolda
    Hani bırakmam demiştin ya;
    Sen de yaptın sonunda...

    Ağlama derken
    Bu ayrılık bitecek derken,
    Üzülüyorsun diye kendimi harap ederken,
    Gittin, gittin de neyse anlamazsın ki..
    <!-- / message --><!-- sig -->

  49. 2007-01-21 #49
    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de başarabilirim...

    Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildigim yazmak oldugundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yaziyorum, yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden, sevginden vazgeçmek istiyorum.

    Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim. Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen... Öyle ya; Sen bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar Güzel Güleni!

    Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en baştan başladım... Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!

    Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum... Sesini duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duydugumda içimin titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum... Senin benim için herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen... Zaten kolay olan ne vardı ki benim için; Sanki seni öldürmemle sevmem arasında hiçbir fark yoktu.... Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak, bir sabah gözlerimi açtıgımda yanımda seni bulmak isterken, sen sevgimle utanmamı sagladıgın için galiba gerçekten "bir taneydin"!

    Işte bu yüzden imkansızlıgına hep inandım!
    Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever oldugumda, sen benim her şeyim oldugunda ben senin için hiç yoktum... Bu yüzden yalnızlıklarım, aglamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyecegin en son şeydi...

    Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdigimden hiç bahsetmeseydim
    Sen beni hiç sevmedin!
    Ben Seni Seviyorum dedigimde Seni Seviyordum!
    Ben Seni Özlüyorum dedigimde Seni Özlüyordum.
    Ben Senin Için Ölürüm Dedigimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...

    Ve Ben Simdi Senin Hayatından Gidiyorum!

    Ben Kaybettim...
    Sen Kazandın!
    Artık sesimi duymayacaksın...

    Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!

    Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum..

    <!-- / message --><!-- sig -->

  50. 2007-01-23 #50
    SENİ BENDE UNUTTUN !!!."

    Bir akşamüstü bir rüzgâr yapıştı belime, içtik beraber.
    Sarhoşluk daha çok acıtır dedi, gözleri yaşararak.
    Önce inanmadım.
    Sonra kudurdu, kudurdu.
    Başım döndü, bağırdım...

    "Sen, giderken gülüm izlerini silmeyi unuttun.
    Sen, giderken bitanem, bende bıraktıklarını almayı unuttun.
    Sen, giderken aşkım, sen hâlâ bendeydin.

    Çalan bir müzik parçasının sözlerinde unuttun kendini.
    Bir ağustos akşamında unuttun beni ve seni.
    Süzülen damlaların sıcaklığında,
    Sensiz bir gecenin sabahındaki hıçkırıklarda unuttun seni.
    Terasda içilen bir bardak çayda
    ya da bir bardak birada unuttun.

    Bir mangal ateşinin sonrasında, yanmış közlerde unuttun.
    Gölcük'ün o pislik sokaklarında,
    O ıssız kalabalıkda unuttun kendini.
    Söylenen yalanlarda, 'iyi ki varsın'larda unuttun seni ve beni.
    Geceleri baktığımız o yıldızlarda unuttun bizi.

    Bir daha birlikde gidemeyeceğimiz sahildeki
    çay bahcesinde, Papatya'da unuttun bizi.
    Adını bir türlü koyamadığın
    gelecekdeki güzel günlerimizde unuttun.
    Beraber yakılan sigaralarda unuttun bizi.
    Sen giderken bitanem,
    SENİ BENDE UNUTTUN !!!."


  Okunma: 29443 - Yorum: 172 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -