çocuk fıkraları Gülelim eğlenelim RESSAM İki ressam kirpi, sergide bir tabloyu seyrediyordu Biri, "Şuna bak!" dedi Güneşin doğuşunu ne güzel canlandırmış Diğeri hafif bir gülümsemeyle karşılık vermiş: "İmkânı yok, mutlaka güneşin batışıdır" "Ama nasıl olur?" demiş ilki, "Bunu nereden biliyorsun Nasıl bu kadar kesin konuşabiliyorsun?" İkinci kirpi cevabı vermekte gecikmemiş: "Ressamı tanırım, sabahları on birden önce kalkmaz" SORUN YOK O ZAMAN O gün Türkçe öğretmeni, dersi değişik bir şekilde işlemeye karar verir Sınıfa girer girmez çocuklara şöyle der: — Bağırmadım, bağırmadın, bağırmadı dersem, ne anlarsınız? Çocuklar, beklemedikleri bu soru karşısında dut yemiş bülbüle dönerler Çıt çıkmayan sınıfı gören öğretmen, yönteminin işe yaramadığını düşünerek üzülürken, ön sıralarda oturan Onat parmak kaldırır Öğretmen sevinçle söz verir ve Onat açıklamasını yapar: — Kimse bağırmadığına göre öğretmenim Herhalde hiçbir mesele yoktur TEMBEL Büyük bir fabrikanın müdürü, sürpriz bir ziyaret yaparak personeli kontrol etmeye karar verir Fabrika içinde dolaşırken tembel tembel oturan genç bir eleman görür ve çok sinirlenir — Haftalık ücretin ne kadar, diye sorar — 300 YTL… Müdür cüzdanını çıkarır ve gence 300 YTL uzatarak: — İşte haftalığın, şimdi git ve bir daha da gelme Daha sonra yöneticisine dönerek: — Bu tembel adam ne kadar zamandır burada çalışıyordu, diye sorar — O burada çalışmıyor ki, der yönetici, pizza siparişimizi getirmişti SAYMANIN ÖNEMİ Çaycı, sağına soluna bakmadan atıp tutuyordu "Saymak önemlidir" "Sayamayan insanları bir türlü anlamıyorum" "Yahu insan dediğin, sayı saymasıyla ağırlanır sayı saymasıyla uğurlanır… Hatta bu bakımdan insanlar üçe ayrılır Bir sayı saymasını bilenler, iki sayı saymasını bilmeyenler" RÜYA Aç gözlü bir adama, bir gece rüyasında dokuz altın vermişler Adam, "Hiç olmazsa şunu on altın yapın" diye ısrar ederken uyanmış Avucunda tek kuruşun bile olmadığını fark eden aç gözlü adam hemen gözlerini kapatıp avucunu açarak, "Tamam tamam!" demiş, "Dokuz da olur, getirin bakalım şu altınları