Dahi Sultan II Abdulhamid Han Seyfullah Arpacı Şimdi seninle 1800'lü yıllara gideceğiz Hazır mısın? Eğer atını hazırladıysan hemen yola çıkabiliriz Ee… Ne de olsa iki yüz yıl geriye gidiyoruz Uçaklarla seyahat yapacak halimiz yok ya! Şaka şaka Neden o yıllara gideceğiz biliyor musun? Padişah dedelerimizden birisiyle tanışacağız Kiminle mi? Aşk olsun Başlığa baksana Çocuk dostu bir dede! Bahsedeceğimiz dedemizin vefatının yıldönümü bu ayın sınırları içinde Yani bu ay takvim yapraklarının biri merhametli dedemiz Sultan II Abdülhamid'e ait Çünkü bu dedemiz, 33 senelik padişahlık hayatını 10 Şubat 1918'de 76 yaşında iken noktalamak zorunda kalmıştır Neden mi? Çünkü her canlı gibi o da Rabbine kavuşmuştur Bu güzel dedemiz bu günlerde İstanbul Çemberlitaş'ta bulunan II Mahmud Türbesi'nin içindeki kabrinde istirahat ediyor (dinleniyor) Dikkat ettiyseniz başlıkta ‘Çocuk Dostu' dedik Neden biliyor musunuz? Çünkü dedemiz Abdülhamit, evlatlarından ikisini çok acı bir şekilde kaybetmiştir Bu kardeşlerimizden birisi yanarak, diğeri de teşhis edilemeyen bir hastalık sebebiyle Rabbimize kavuşmuştur


İşte bu iki yavrusunu kaybeden dedemiz, "Padişah olmama rağmen benim çocuğum kurtulamadı Kim bilir fakir fukara çocuklarına nasıl bakılıyor?" diyerek 1899 tarihinde çocuklar için bir hastane yaptırmıştır Dedemiz, bugün Şişli Etfal (Çocuk) Hastanesi olarak bildiğimiz bu yerde devrinin en seçkin doktorlarını görevlendirmiş ve "Artık babaların yüreği yanmasın" demiştir Teknoloji-sever bir dede! II Abdülhamid dedemiz, çocuklarla olduğu kadar olmasa da teknolojik yeniliklerle de dosttur Öyle ki yaptırdığı çalışmalar bugün hâlâ değerini korumaktadır İsterseniz birkaçına bakalım birlikte Huzurlarınızda mucit dede II Abdülhamid Boğaz Köprüsü: İstanbul'a ilk boğaz köprüsü projesi, II Abdülhamid zamanında yapılmış Üstelik sadece proje de değil Bosphorus Railroad Company tarafından tasarıları bile hazırlanmış bu projenin İlk tasarıyı hazırlayan Fransız mühendis Arnodin, bu taslağı 1900 yılının mart ayında II Abdülhamid'e sundu Bu tasarıya göre köprüden yalnızca insanlar ve araçlar değil, aynı zamanda trenler de geçebilecekti Böylece Avrupa'dan kalkan bir tren, Bağdat'a kadar rahatlıkla kesintisiz bir yolculuk yapabilecekti Lakin gelin görün ki imparatorluğumuzun içler acısı durumu ve maddî imkânsızlıklarımız dedemizin bu güzellikleri hayata geçirmesine fırsat vermedi Hayırsever Dede - Sultan Abdülhamid, çocukluğundan beri biriktirdiği şahsi hazinesinden bir miktar parayı her yıl, borcunu ödeyemediği için hapse düşenleri kurtarmaya ayırırdı -1895'te Darülaceze'yi yaptıran Abdülhamid dedemize, bugün dahi muhtaç durumdakiler hayır dualar etmektedir - Darülaceze'nin içinde Müslümanlar için camii, Hıristiyanlar için kilise ve Museviler için bir sinagog, ilk günden beri hizmet vermektedir Bu da bize Osmanlı Devleti'nin insanların inançlarına karşı ne derece saygılı ve hoşgörülü olunduğunu göstermektedir İlk Tüp Geçit Projesi: II Abdülhamid, ilk boğaz köprüsü projesiyle kalmamış bir de tüp geçit projesi hazırlatmıştır 1891 yılında II Abdülhamid tarafından, Fransız S Preault Demiryolu Şirketi'ne çizdirilen tüp geçit projesine göre Rumeli yakası ile Üsküdar arası, yapılacak tüp geçit ile birbirine bağlanacaktı Bu projenin günümüzden 115 yıl önce düşünülmüş olması bile, II Abdülhamid'in ne derece ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunu ispatlamaya yeter Abdülhamid, Edison'a bir servet teklif etmiştir! II Abdülhamid Han'ı etkileyen en önemli gelişmelerden biri de ampulün icadı oldu Onun padişahlığı zamanında elektrik henüz yeni yeni kullanılmaya başlamıştı Böylesine önemli bir enerji kaynağına sahip olmanın önemini kavrayan sultan, elektrik sahasındaki keşifleriyle meşhur olan Edison'u adım adım takip ettirdi Ve en sonunda kendisini çalışmalarına ülkemizde devam etmesi için buraya davet ederek kendisine İstanbul'a büyük bir aydınlatma sistemi kurmasını teklif etti Hatta bunun karşılığında Amerika'da kazandığı paranın tam yirmi katının verileceği vaat edildi Fakat Edison, kafasındaki birtakım plânlarını öne sürerek bu teklifi kabul etmedi Pasteur'e gönderilen üç bilim adamı! 1885 tarihinde kuduz aşısını bulan Pasteur'u Fransa hükümeti bile desteklememiş, böylece çalışmaları yarım kalmıştır İşte bu haldeyken dedemiz Abdülhamid Han ona el uzatmış ve çalışmalarını geliştirmesi için İstanbul'a davet etmiştir Her ne kadar Pasteur, ihtiyar olduğunu öne sürerek bu teklif kabul etmese de II Abdülhamid Pasteur'ün yanına üç Osmanlı bilim adamını göndermiş ve onların eğitmesini temin etmiştir Gönderilen heyet yaklaşık yedi aylık eğitimden sonra İstanbul'a dönmüş ve 1887 yılının başında, İstanbul'da Kuduz Tedavi Müessesesini kurmuştur Dünyanın İkinci Denizaltısı İstanbul'da Yapıldı!


Dünyanın ikinci denizaltısı 1887 yılının Şubat ayında denize indirilen "Abdülhamid" isimli denizaltımızdır Tabii ki bu denizaltıyı yaptırma fikri yine aynı dedemizden çıkmıştır Üstelik o günün parasıyla 22000 sterlin tutan harcamaları da devletin kasasında değil kendi cebinden ödemiştir Her ne kadar yapılan ilk denizaltının bir kısmı suyun üzerinde kalsa da Ocak 1888'de denize indirilen "Abdülmecid" denizaltımız denizin derinliklerine inmeyi başarmıştır Bu ikinci denizaltımız, gerek seyir, gerekse dalma ve torpido atma denemelerini başarıyla bitirmiştir Böylece dünyada ilk torpido atan denizaltı unvanı, iki numaralı denizaltımız olan "Abdülmecid"in olmuştur Mübarek dedemiz Abdülhamid! II Abdülhamid Han, dünya işlerinde olduğu kadar ahiret işlerinde de hassastı Kızı Şadiye Sultan hatıralarında babasını şu şekilde anıyor: "Babam çok az uyurdu ve mutlaka şafaktan önce kalkardı Beş vakit namazını düzenli bir şekilde kılar, daima Kuran-ı Kerim ve Hadis-i Şerif okurdu" İşte bu hassas dedemiz, abdestli olmaya çok dikkat eder, her ne vakit olursa olsun fırsat bulduğu ilk anda hemen abdestini alırmış Hatta öyle ki yatağının başucunda, Kerbelâ toprağından yapılma bir tuğla bulundurur ve daha yatağından kalkar kalkmaz teyemmüm abdesti alırmış Tabii daha sonra da lavaboya gider ve su ile abdest alır, bu kadar olsun abdestsiz yere basmak istemezmiş Dua isteyen dedemiz İşte yazının sonu… Şimdi buraya kadar olan kısmı okuyup "Vay be!" dediğinizi var sayarak sizden dedemiz adına iki ricada bulunmak istiyorum Birincisi, bu yazıdan hareketle dedemizin hayatını daha iyi araştırmanız, ikincisi de bu güzel dedemize dua etmeniz Edersiniz değil mi? Edersiniz edersiniz