İslam Dininde Ahiret İnancı - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

İslam Dininde Ahiret İnancı

  1. Ahiret, bu dünyadan sonraki nihayetsiz (sonsuz) alemdir. Yüce Allah, içinde yaşadığımız bu dünyayı ve üzerinde olan bütün varlıkları geçici bir zaman için yaratmıştır. Bir gün gelecek, bu dünyadan ve üzerinde bulunanlardan hiç bir eser kalmayacaktır. Allah'ın takdir ettiği gün gelince, insanlarla beraber bütün canlı ve cansız varlıklar yok olacaktır. Bütün dağlar-taşlar, yerler-gökler parçalanacaklardır. Böylece bu alem bambaşka bir alem olacaktır. Bu, kıyamettir. Bundan sonra yine Yüce Allah'ın takdir ettiği zaman gelince, bütün insanlar yeniden dirileceklerdir. İnsanların hepsi "Mahşer" denilen çok geniş ve düz bir sahada toplanmış olacaklar ve yeni bir hayat başlayacaktır. Buna "Umumi Haşr" denilir. Bu yeni hayatın başlayacağı günden itibaren, bitmez ve tükenmez, sonu gelmez bir halde devam edecek olan aleme, ahiret alemi denir. Buna inanmak da, Müslümanlıkta bir esastır.


    İslam Dininde Ahiret İnancı

    Kıyametin kopması ve ahiretin meydana gelmesi, Kur'an'ın ayetleriyle, Peygamberin hadisleriyle ve ümmetin birliği ile sabittir. Diğer bütün peygamberler de kendi ümmetlerine bu gerçeği bildirmişlerdir. Onun için ahirete iman etmek büyük bir görevdir ve her din için önemli bir inançtır.

    Kudretine nihayet bulunmayan Yüce Allah için, gelecekte ahiret hayatını meydana getirmek pek kolay şeydir. Alemleri yoktan var eden, hele insanları birçok güç ve meziyetlerle yaratıp kendilerine hayat veren büyük Yaratıcımız için, bütün bu alemleri yok ettikten sonra tekrar yaratmak zor bir şey midir? Bir şeyi önce var eden, sonra tekrar onu var edemez mi? Bunları tekrar var edemeyen yaratıcı olur mu? Hayır, Yüce Allah öyle bir büyük yaratıcıdır ki, nice alemleri de yaratmaya kadirdir. Bir kere astronomi ilmine bakalım: Ucu bucağı olmayan bir boşlukta dolaşıp duran ve zaman zaman parlayıp sönen yüz binlerce nur ve ışık alemini bu ihtişamları ile yaratmış olan Allah, ahiret alemini de yaratmaya kadirdir.


    Allah'a hamdolsun ki, biz Müslümanlar ahiret gününe, ahiretin sonsuz hayatına, Cennet ve Cehennem'in daha önceden yaratılmış olduğuna inanıyoruz. İşte bu iman bizi kurtuluşa götürür, ruhumuzu yükseltir ve bizi mutluluğa kavuşturur. Bu imandan yoksun olmak, insanı şaşırtıp sapıklığa düşürür, her türlü fenalığa sürükler ve hem dünyada ve hem de ahirette yüzü kara eder.

     Konuyu Beğendin mi?
    Güncelleme : 2018-01-27
  2. 2011-07-21 #2
    Ahirete İman

    Ahiret inancı, Kuran'da imanın temel şartları arasında sayılan son derece önemli bir konudur. Allah, Fatiha Suresi'nin başında Kendi sıfatlarını bildirirken, Rahman ve Rahim isimlerinin hemen ardından Kendisi'nin "Din gününün Maliki" (Fatiha Suresi, 3) olduğunu haber verir. Bir sonraki sure olan Bakara Suresi'nin hemen üçüncü ayetinde de müminlerin "gayba", yani görmediklerine, duyularıyla algılayamadıklarına iman ettiklerini bildirir:

    Onlar, gayba inanırlar... (Bakara Suresi, 3)

    Ölümden sonra dirilme, kıyamet, cennet, cehennem gibi olaylar, kısaca ahiret hep bu "gayb"ın içerisinde yer alır. Nitekim Bakara Suresi'nin 4. ayetinde de, "... ve ahirete de kesin bir bilgiyle inanırlar" ifadesiyle Rabbimiz "ahirete iman" konusunun önemini tekrar hatırlatır.

    Kuran'da bildirilen şekilde bir ahiret inancı, insanın samimi ve gerçek bir mümin olduğunun çok büyük bir kanıtıdır. Çünkü ahirete iman eden bir kişi zaten Allah'a, O'nun kitabına ve Resulüne de kayıtsız şartsız iman etmişdemektir. Bu kişi Allah'ın herşeye gücünün yettiğini, sözünün doğru, vaadinin de hak olduğunu bilir, dolayısıyla ahiretten hiçbir şüphe duymaz. Henüz bu gerçekleri görmediği, bunlara bizzat şahit olmadığı halde Allah'a olan imanının, O'na duyduğu güvenin ve kendisine verilmişolan aklın doğal bir sonucu olarak, adeta görüyormuşgibi bunlara iman eder. Ahirete karşı şüphelerden arınmış, kesin bir iman, Allah'ın varlığına ve O'nun Kuran'da bildirdiği tüm sıfatlarına iman ettiğini, Allah'a tam bir güven ve teslimiyeti olduğunu ve O'nu gereği gibi tanıyıp takdir ettiğini de gösterir.

    Gerçek bir imana sahip olmak kesin bilgiye dayanan bir ahiret inancı ile mümkündür. Allah Kuran'ın birçok ayetinde inkarcıların ahireti tanımadığını, onun gerçekleşeceğine inanmadıklarını bildirir. Aslında bunları söyleyenlerin pek çoğu Allah'ın varlığına inanan kimselerdir. Ancak inkarcıların en çok yanılgıya düştükleri konu Allah'ın varlığı değil, Allah'ın sıfatlarıdır. Kimisi Allah'ın herşeyi en başta yaratıp bıraktığını, daha sonra olayların kendi başına gelişip devam ettiğini; kimisi Allah'ın insanı yarattığını fakat insanın kendi kaderini kendisinin belirlediğini; kimisi Allah'tan gizli olan fiiller, düşünceler yapabileceğini; kimisi de Allah'ın var olduğunu, ancak dinin gerekli olmadığını savunur… Allah bu sapkın düşünceyi savunanlarla ilgili olarak Kuran'da şöyle haber verir: Onlar: "Allah, beşere hiçbir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler... (Enam Suresi, 91)

    Ayetten anlaşıldığı gibi bazı insanların imansızlığının temelinde Allah'ın varlığını kesin bir reddetme değil, Allah'ı gereği gibi takdir edememe, dolayısıyla da ahireti inkar etme vardır. Yoksa inkarcılar arasında, bir Yaratıcıyı kesin bir yargıyla reddedenlerin oranı oldukça düşüktür. Bunların bile çoğu içlerinde sürekli bir şüphe duygusuyla yaşar. Allah'a şirk koşan ve ölümden sonra dirilmeyi, hesap gününü, cenneti, cehennemi inkar edenlerin durumu birçok ayette haber verilir ve ahirete iman konusu özlü olarak açıklanır.

    Ahiret, her ne kadar bu dünyada beşduyumuzla idrak edemeyeceğimiz bir gerçekse de Allah bu gerçeği aklımızla kavramamız için sayısız delil yaratmıştır. Zaten dünyadaki imtihan ortamının bir gereği olarak, önemli olan bu gerçeklerin duyular vasıtasıyla değil, akıl ve vicdan yoluyla kavranmasıdır. Normal bir insan biraz düşündüğünde kendisi dahil, etrafındaki hiçbir şeyin tesadüf eseri olmadığını, herşeyin, Yaratıcımız'ın sonsuz gücü, bilgisi, isteği ve kontrolünde gerçekleştiğini rahatlıkla görür. Bunun sonucu olarak ahiretin yaratılmasının da Allah için çok kolay olduğunu ve bunun Allah'ın hikmetli ve adaletli yaratması olduğunu kavrar.

    Ancak durum bu kadar açıkken, tüm hayatını kendi heva ve hevesi, nefsani arzuları peşinde, Allah'ın emirlerine isyan içinde geçiren bir insan, ölümden sonra dirilmek, hesap günüyle karşılaşmak ve yaptıklarının karşılığını görmek istemez. Bu nedenle her ne kadar ahiretin varlığına ihtimal verse bile vicdanını örtme ve kendini kandırma yolunu seçer. Bu gafil ruh halindeki bir inkarcı artık ölümden sonra dirilmeyi ve ahireti reddedebilmek için akıl ve mantıktan uzak, tutarsız ve tek aşamalı örnekler vermeye başlar. Kuran'da böyle kişilerin inkar edebilmek için verdiği bir örnek şöyle bildirilmektedir:

    Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki:

    "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" (Yasin Suresi, 78)

    Oysa, yalnızca bir kaçıştan ve kendini kandırmaktan öte bir amacı olmayan bu sorunun cevabı aslında çok açıktır. Allah şöyle buyurmuştur:

    De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir." (Yasin Suresi, 79)

    Allah, bu şekilde tutarsız örnekler vermenin ahireti inkar edenlere özgü bir özellik olduğunu da Kuran'da bildirmektedir:

    Ahirete inanmayanların kötü örnekleri vardır, en yüce örnekler ise Allah'a aittir. O, güç sahibi olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nahl Suresi, 60)

    Bazıları da örneklerini geliştirip detaylandırarak iddialarını daha mantıklı hale getirdiklerini sanırlar. Oysa her söyledikleri akılsızlıklarını daha da açığa çıkarır. Allah ayetlerinde bu kişilerle ilgili şöyle buyurmuştur:

    Derler ki: "Biz çukurda iken, gerçekten biz mi yeniden (diriltilip) döndürüleceğiz? Biz çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?" Derler ki: "Şu durumda, zararına bir dönüştür bu." (Naziat Suresi, 10-12)

    Nahl Suresi'nde ise iman etmeyenlerin ahireti inkar etmelerindeki ısrar şöyle haber verilir:

    Olanca yeminleriyle: "Öleni Allah diriltmez" diye yemin ettiler. Hayır; bu, O'nun üzerinde hak olan bir vaaddir, ancak insanların çoğu bilmezler. (Nahl Suresi, 38)

    Heva ve heveslerini ilah edinerek, vicdanlarını örten ve böyle örneklerle kendilerini de kandıran insanların konumlarını Allah Kuran'da şöyle bildirir:

    Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık). Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)

    Kuran'ın bir başka ayetinde de bu kişilerin durumu şöyle tarif edilir:

    Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz?Dediler ki: "(Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi "kesintisi olmayan zaman (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor." Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar. (Casiye Suresi, 23-24)


    Güncelleme : 2018-01-27
  3. 2011-07-21 #3
    Ahiret

    Kelime anlamı, sonra, sonradan gelen, daha sonra olacak olan demektir. Kur'an'da en çok geçen kavramlardan biridir. Kur'an'da ve genel olarak dindeki anlamı öteki dünya, ölümden sonra gidilecek ebedî hayat demektir. Ahirete iman, imanın altı esasından biridir. Ahirete iman dendiğinde:

    1- Şu içinde yaşadığımız dünya ve içindekiler de dahil olak üzere tüm evrenin bir sonu bulunduğuna ve buna kıyamet dendiğine.

    2- Ba'sü ba'del mevte, yani insanın öldükten sonra tekrar diriltileceğine, dünya yaşayışındaki söz, iş ve davranışından sorumlu tutulacağına, iyilik ve kötülüklerinin hesabını vereceğine,

    3- Bunun sonunda sonsuz ve ölümsüz öbür dünya hayatının başlayacağına, iyilerin cennetle ödüllendirileceğine, kötülerin ise Allah'ın bağışlamasına mazhar olamadıkları takdirde cehennemde cezalandırılacağına inanmayı içerdiğini bilmek gerekir.

    Görüldüğü gibi ahirete iman geniş kapsamlı bir kavramdır.

    Ahirete inanmak sonsuzluğa inanmak demektir. İslam, insan hayatının ölümle noktalanmadığını, ölümle her şeyin bitmediğini ilan ediyor. Allah katında insan farklı ve seçkin bir yaratıktır. İnsana herhangi bir hayvan gibi mesela bir böcek yok olup gitmek şeklinde bir son layık görülmemiştir, ölüm son değil, yepyeni ve sonsuz bir hayatın başlangıcıdır. Ayrıca ahiret, dünyadaki bütün haksızlıkların, adaletsizliklerin düzeltileceği, kimsenin kimsede maddi manevi bir alacağının bırakılmayacağı, Peygamberimiz'in ifadesiyle, "Boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkının tahsil edileceği" bir gündür.

    Filozof Kant (1724-1804) "Dünyada öyle haksızlıklar yapılıyor ki, bunların dünya hayatında düzeltilmesi mümkün olmuyor. Yapılan haksizlik, adaletsizlik sonradan farkedilse bile iş işten geçmiş, sözgelişi haksızlığa uğrayan kişi ölmüş oluyor. Bu nedenle tüm haksızlıkların düzeltileceği bir günün (ahiret günü) bulunması; hiç ve anılmayan bir hâkimin (Allah C.C.) kabulü akıl ve mantığın doğal gereğidir" derken farkında olmadan lslamî bir gerçeği ifade etmiş oluyor.

    Ahirete inanmak, insanlara dünya hayatı açısından da sayısız yararlar sağlar. Ahirete inanmak demek, dünya hayatındaki söz, iş ve davranışlarından sorumlu tutulacağını, onların hesabını vereceğini de kabul etmek demektir. Bu algılama içindeki insan ise dünya hayatını buna göre düzenler. Zulüm ve haksızlıktan kaçınmaya, doğru yoldan ayrılmamaya, dürüst ve namuslu olmaya gayret eder. Böylece daha huzurlu ve güvenli bir toplum oluşmasına katkı sağlamış olur.


    Güncelleme : 2018-01-27
  4. 2012-03-24 #4
    benim işime şahsen yaradı ve performans ödevimden 100 aldım inşallah sizinde işinize yarar

  5. 2013-01-14 #5
    Yaradı pampa :D

Bölüm: Merak Edilenler

Konu Etiketleri

ahiret inancı ile ilgili ayetler, ahiret inancı insana neler kazandırır, ahiret inancı nedir kısaca, ahirette yeniden dirilmeye ne denir

  Okunma: 7340 - Yorum: 4 - Amp
Kullanıcı Oylaması: 5/5 - 2