Bir Ayrılığın Anatomisi... - Delinetciler Portal

Bir Ayrılığın Anatomisi...

  1. "İnsanların birbirini tanıması için en iyi zaman, ayrılmalarına en yakın zamandır", der Dostoyevski...

    Veda acısı, kabuğunu soyar insanın; yıldızını kazıyıp çırılçıplak ortaya serer.

    Birlikteliğin örttüğü tüm kusurları ayrılık sergiler.
    Bir ayrılık arifesinde helalleşilir ve o an hakiki tabiatlarıyla yüzleşilir.

    "Ölene kadar" diye söz verilmiştir, ama "ölüm yolunda" başka tercihler belirmiştir.

    Kararsız prensesin vicdanı azap çekerken 7 cücelerin somurtkanı "aklını başına al" diye fısıldar kulağına; haytası ise "kalbinin sesini dinle" diye çekiştirir eteğinden.

    Hep hayran bakan gözlere, hatalar takılmaya başlar.

    "Ama"yla biter alelade iltifat cümleleri: "Sen iyi bir insansın, ama arkadaşların kötü", "Seni seviyorum, ama bu ilişkide mutlu değilim", "Ben başka türlü bir beraberlik düşlemiştim" vs..vs..

    Sonra gelsin uykusuz geceler... bir türlü karar verememeler... Ruhen gidip gelmeler... "Hele biraz daha zaman geçsin" diye nikah ertelemeler...

    Bir Ayrılığın Anatomisi...


    Birlikteymiş gibi yaparken, sevecek başka yüzler, yüzecek başka denizler kollamalar..

    "Aslında bütün bunlar bizim iyiliğimiz için"e kendini kandırmalar.

    Sonrası hep aynı:

    Bekleyenin "Hani sonbaharda buluşacaktık. Hazan geldi geçti, sen gelmez oldun" sızlanmaları...

    Bekleyenin "Geliyorum az kaldı" oyalamaları...

    Bittiğini bile bile işi uzatmalar; söyleyemedikçe hepten batağa saplanmalar... Terke makul bir gerekçe ararken hepten çarşafa dolanmalar... Veda konuşmasında süslü iltifat cümlelerinin arasına, o cümleleri hiçleştiren mayınlar serpiştirmeler...

    Üzgün görünmeler... bağış dilenmeler... "...ama kaçınılmazdı" demeler...

    "Sözünden caydın" yakınmalarını "Sen de eski sen değilsin. Değişmişsin" diye göğüslemeler...

    ...asıl kendinin değiştiğini bilmezden gelmeler...

    Ve son sahne:

    Terk edenin o mahcup "Gönlüm başkasında" itirafına karşılık terk edilenin kırık çalımı:

    "uğurlar olsun! Ben yoluma devam ediyorum".

    İhanetler hep böyledir: İlki, bir yenisine gebedir; ikincisi daha az acı verir.

    Ondan sonra dur durak yoktur: Güvenilmez aşık, sevdikçe kıran, gezdikçe ardında bir kırık kalpler mezarlığı bırakan bir dervişe döner.

    Artık acılara hapsolmuştur: Buluşmak istedikçe ayrılacak, birleşmeye çalıştıkça parçalanacak, sonunda terk ettiklerinin "ah"ı tutup terk edildiğinde mukadder yalnızlığına kapanacaktır....


  2. 2006-11-18 #2
    BOŞVER SENİ SEVDİGİMİ

    Hâlâ; kalbinin köşesinde
    Bir sızı oluşmuyorsa
    Aşkı sevgiyi anlamıyorsan
    Boşver seni sevdigimi

    Hâlâ; gecelerli yıldızlara bakıp
    Düşünemiyorsan
    Tan vaktinin sesizligini anlayamıyorsan
    Boşver seni sevdigimi

    Hâlâ, güneşin doğuşunu
    Toprağın çiçeklere verdigi canlılığı,
    İlkbaharı hisetmiyorsan
    Boşver seni sevdiğimi


  3. 2006-11-18 #3
    ÇARESİZLİĞİME...

    Farkında olmadığım bir ayrılık
    Susuz bir havuza düştü hayallerim
    Güneş bile ışığını kaybetti
    Karanlıkta kaldı hayallerim ve
    Ve yolumu kaybettim yolunda
    Bak işte ayrıldık sonunda
    Şimdi geride anlamsız kelimeler
    Ve noktasız cümleler
    Ve sana haykıramadım
    Gitme kal diyemedimgözlerine
    Pranga vurmak istedim vuramadım
    Bitti gidiyorum diyen sözlerine
    Ben kavuşmayı beklerken senden
    Sense ayrılık mendilini verdin ellerime
    Şimdi tek çare ararım
    Oda ÇARESİZLİĞİME...


  4. 2006-11-18 #4
    GİDİYORUM

    Sonsuzluğa açılan bir limanda
    Sana son kez bakıyorum.
    Aşkımızı gömüyorum uzaklara
    Ardıma bakmadan gidiyorum...

    Düşlerimde yıkılmış beni
    Sensizlikle ölen yürğimi bırakıyorum ardımda
    Sence kıymetsiz olan aşkımı
    Gömüyorum uzaklara,Gidiyorum...


  5. 2006-11-18 #5
    BIRAK BENİ

    İçimde öfkeler birikti
    Patlamak üzere şuurum
    Yenemedim gitti
    Yine galip çıktı gururum

    Kahpesin dünya
    Yine rüzgarlara attın beni
    Savurdun
    Vurdun yerden yere

    Ne varsa aldın elimden
    Sus vurdun dudaklarıma
    Neşemi, kederimi bile
    İyi kötü çocukluğumu sokaklardan

    Bırak beni umuda sarılayım
    Bırak ki yaşayayım
    Durmaz içim de bu deli öfke
    Bırak beni


  6. 2006-11-18 #6
    ELVEDA
    Yoruldum artık, duvardaki resimlerinle konuşmaktan sen olmadan,
    Yoruldum cankuşum, sensizliğe alışabilseydim, ömür dolmadan,
    Tam 60 yıl geçti aradığım sevgiyi, aşkı, huzuru bulmadan,
    Bulduğumu zannettiğim gün kaybettim, sana kavuşamadan.

    İndirdim bütün resimlerini duvardan, sana sormadan,
    Kendi kendimle konuşur oldum kafayı bulmadan,
    Nefes alamaz oldum, yüreğim daralıyor durmadan
    Şarkılarla şen geçiyordu hayatım, sana vurulmadan.

    Hep karşımdasın, gitmemişsin gibi hayallere dalmadan,
    Hem kendimi, hem sevdiğimi yormadan yorulmadan,
    Anladım bu aşk bitti, daha fazla geç kalmadan
    Elveda de artık, gilcelal daha fazla sararıp solmadan.


  7. 2006-11-18 #7

    ....GİTMEK İSTİYORSAN....
    Elbet bir gÜn gelecek sende beni anlayacaksın,
    Oysa wakit çoktan geçmiş olacak
    ama sen yinede sözlerime aldırma
    Gözlerin zamansız ıslanmasın,
    Seni nasıl sewdiğimi bilirsin,
    Ama gitmek istiyorsan eğer gitmek istiyorsan
    YİNEDE SEN BİLİRSİN..


  8. 2007-02-22 #8
    685 - Bir Ayrılığın Anatomisi...

    Yalanmış ne varsa yaşadığımız.
    Ne varsa söylediğin, ne varsa hissedilen, her şey yalanmış. Bu kadar geç mi anlamalıydım? Bu kadar çok mu bağlanmış olmalıydım?
    Neden en başında değil de şimdi? Ben miydim yüreğine seçtiğin oyuncak?
    Kaybolan zamanlar, yitik umutlar gelir mi geri?
    Issızdım.
    Yapayalnızdım.
    Çaresizdim.
    Karanlık ve de tükenmiştim gittiğinde. Sustum, söyleyemedim.
    İçim ağlıyordu da bir damla gözyaşı dökemedim. "Seviyorum" diyemedim.
    Toprağın kokusunu, havanın kokusunu, çiçeklerin kokusunu hepsini bir bir çektim içime bir Senin kokundu bilmediğim.
    Alakadar olmadığım ne varsa bildim. Hepsini ezberledim. Yalnızca Sendin bir kelime edemediğim.
    Sesini bilmediğim, yüzünü görmediğim, sadece hayal edebildiğim bir güzelliktin. Dolaşıyordun damarlarımda. Sen sadece kendini anlattığın kadardın.
    Bir de Seni içimde büyüttüğüm kadar.
    Suskundum.
    Tek başınaydım.
    aşıktım.
    Yanmış ve de kahrolmuştum gittiğinde.Yaşamak bile istemedim.
    Ölmeye de cesaret edemedim.
    "Seviyorum" diyemedim.
    Dur! deseydim, Kal! deseydim kalır mıydın benimle?
    Gitme! desem, dinler miydin beni?
    "Sevdim Seni hem de aklının alamayacağı kadar" deseydim inanır mıydın?
    Sen de beni en az benim kadar sever miydin? Of! Yanıyor içim.
    Sen böyle gitmemeliydin. Hani ben vazgeçilmezindim.
    Hani uğrumda her şeyi göze alırdın?
    Hani "Çık gel!" desem en uzak yollardan bana varırdın?
    Hani imkansızlık denen bir şey yoktu? Hani seven her engeli aşardı?
    Yeminlerin, sözlerin hani? O büyük sevdan nerede hani?
    Şaşkındım.
    Yıkık ve viraneydim sen gittiğinde.
    Gitmezdin! Ya sevseydin ya da yokluğuma dayanamaz gelirdin.
    Ama gittin ve ben bakakaldım arkandan.
    "Seviyorum" diyemedim.
    Yalanların, yanlışların, hataların ve de pişmanlıkların hepsi Senin olsun gelme!
    Gittiğin yer, hiç olmadığın dünyamdan daha fazla mutluluk vermeyecek sana bilesin!
    Affım yok! Ne sana ne de yaptıklarına.
    Vazgeçmiştim.
    Rest Çekmiştim.
    Savrulmuştum.
    Harabe ve yok olmuştum sen gittiğinde.
    Yaşamadıklarıma pişmanlık şöyle dursun, yaşadıklarıma lanet olsun.
    Geri dönme şansımız olsa belki söylerdim.
    Tekbir şey kaldı içimde; "Seviyorum" diyemedim.


  9. 2007-03-29 #9
    259 - Bir Ayrılığın Anatomisi...

    Söyle Bu Ayrılık Nerden Çıktı

    Birbirimizi sevip özlerken
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı
    Birgün ayrılığa dayanılmazken
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Ardım sıra bakıp dururken
    Bana hayatım sevgilim derken
    Senden ayrılsam ölürüm derken
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Dilin söylediğini gözlerinde söylerdi
    Hayalin gecelerimi bölerdi
    Kalplerimiz birbirimizi özlerdi
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Tatlım bir tanem canım derdin
    Derdimin ortağı sensin derdin
    Ömür boyu ayrılmam derdin
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Hani benden yakın yoktu sana
    Neden gerek duydun buna
    Dayanırmı seven Kartalın kalbi buna
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı
    _________________


  10. 2007-04-04 #10
    194 - Bir Ayrılığın Anatomisi...

    Anlatılır mı dersin bu aşk
    Yoksa macera mı desem bilmem ki
    Ağlayan sevgili varsa şayet
    Derim bunun adı sevgi
    Her ne kadar yaşanmış duygular varsa da
    Ve kavrulan yürekler
    Hissederse gönlüm deli gibi sevdayı
    Uzun sürerse bu yanış
    Varsa gözlerimde yaş
    Titriyorsa yüreğim sesini duyduğumda
    Ağlıyorsam senden ayrıldığımda
    İstiyorsam seni yanımda
    Ve hep,hep özlüyorsam seni her anımda
    Bil ki sevgilim bu acı sendendir
    Gece yattığımda uykusuz kalıyorsam
    Gittiğim yerlerde seni arıyorsam
    Yediğim yemekler boğazımda kalıyorsa
    Kuşların sesini duymaz olduysam
    Gittiğim yerlerde gözüm seni arıyorsa
    Sahilde dolaşırken yalnızlık hissediyorsam
    Her doğan güne umutla bakamıyorsam
    Güneşin ışıklarında üşüyorsam
    Esen rüzgarda kendim de kayboluyorsam
    Gecenin rengini gözlerim görmüyorsa
    Bil ki sevgilim sensizliğimdendir bu duygular
    Ve sen aşkım
    Hiç dönmesen de bana
    Yine,yine,yine sevdan bende gizli kalacak
    Belki beni hiç sevmedin
    Belki de hiç özlemedin
    Belki bensiz'liği tatmadın
    Ama yine de ben
    Ben,
    Aciz ben,
    Sonsuza kadar sensizliğinde seninle yaşayacağım.

    Fadime Öksüz


  11. 2007-04-05 #11
    256 - Bir Ayrılığın Anatomisi...

    Kahverengi Ayrılık

    Unutulmaya yüz tutmuş bir acının
    Soğuk ve küflü tadını yudumluyorum.
    Yanmış kenarları yırtarken boğazımı
    Sensiz gecelerin sıcağa açlığında,
    Yalnızlığımın bir yudum sevgiye muhtaçlığında.
    Her lokması sızlatırken yüreğimi
    Kan sızdırıyorum gözlerimden.
    Ve platonik bir inatla şişelere doldurup
    Sana saklıyorum kahverengi gözyaşlarımı.
    Ayrılık mahzeninin rutubetli, derin nefesinde.

    Mustafa Doğan Kuzgun


  12. 2007-04-12 #12
    507 - Bir Ayrılığın Anatomisi...
    Bir annenin şefkatini gördüm, çocuğuna her gülüşünde... Bir şairin duygularını okudu dudaklarım, yazdığı her şiirde...
    Bir şehidin yüreğine saplanan kurşunda, annesinin acısını gördüm...
    Bir baharın güneşe olan hasretini gördüm, açtığı her çiçekte..
    Bir üzümün kanlı gözyaşını gördüm
    Her kadeh damlasında...
    Ve savaş ortasında bir çocuğun hülyalarına dokundum..
    Barış kokan hülyalarına...
    Ve özlemini gördüm söylediği her barış şarkısında..
    Gül bahçesinde seni gördüm gülüm, dikenlerin arasında yorgun bakışlarında...
    Elindeki yükünle anlatmak istediğin şeyi anlamadım sanma !
    Gitmek istiyorsun belli
    Ama nereye ?
    Bensizliğin kol gezdiği o yabancı şehirlere mi yolculuğun ?
    Bensizliğe alışmak bu kadar kolay mı ?
    Yoksa şimdiden alıştın mı ?

    Giderken kandırdığın kalbimi de götür...
    Çünkü o zaten senindir...


  13. 2007-04-13 #13
    DÜNYA KÜÇÜK AŞKIN BÜYÜK



    552 - Bir Ayrılığın Anatomisi...


    Bir gece yarısı Derin sessizliğin tam ortası. Bir kalp çıtırtısı yankılandı boş sokaklarda. Giden gitmeyi bilmiyor; kalanın acı çekmeyi bildiği kadar. Gitmenin de bir yolu yordamı var; acıtmadan gideceksin gideceksen Kalplere hasar vermeden, kimseden ah almadan, kimsenin yolunu kapamadan Ama ikimiz de biliyoruz ki; ayrılıklar kalpler kırılmadan olmuyor.

    Bekleme dedi; ne zaman döneceğim belli olmaz. Sen hayatına devam et, benim için hiçbir şeyi erteleme.
    Böyle bir anda dökülüverdi cümleler ağzından; ben her kelimenin altında içten söylenmediğini kanıtlayabilecek birşeyler aradım durdum. Neden sorusuna cevap bulamadığım gibi bunu da bulamadım işte. O an dünya öyle boştu ki; sanki bir hortum, o ve benden başka herşeyi, herkesi içine çekmişti. Öyle boşlukta duruyorduk; ben ona bakıyordum son bir kez gözlerimin içine bakmasını bekleyerek, o yıldızlara bakıyordu; yarın hava açık olacak& Havanın da senin de canın cehenneme diye bağırdım içimden. Hep yaptığım gibi. Artık uzatmanın, orda birkaç dakika daha fazla geçirmenin bir anlamı yoktu. Nedeni bilmediğim bir yabancılık yerleşmişti gözlerine, sanki az sonra gaza basacak ve birkaç saniye içinde artık bilmem kaç kmye ulaşacak bir hızla hayatımdan çıkacaktı. Nitekim öyle oldu. Artık gitmem lazım, istersen seni de bırakayım. Yarım ağızla söyledin biliyorum, bir an önce uzaklaşmak istiyorsun bu boğan vedadan. Bu kez ben de aynısını istiyorum, uzun zamandır ilk defa aynı fikirdeyiz sanırım. Ben yalnız dönebilirim. Gözlerini kaçır şimdi benden, sakın bakma, sakın sakın sakın sakın sakın& Usulca aç kapını, otur koltuğa, kafanı çevirip de bakma. Şu anda istediğim son şey; bir son bakış..
    Şimdi tek bir tesellim var; yine karşılaşırız, dünya küçük aşkın büyük


  Okunma: 15712 - Yorum: 12 - Amp