LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler - Sayfa 5 - Delinetciler Portal
Konu Kapatılmıştır

LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler - Sayfa 5

  1. 2008-02-20 #201

    Rihtim Aksamlari

    Bir yalnızlık şarkısı söylüyorum, rıhtım akşamlarında..
    Yutkunuyorum yokluğunu, karanlık gecelere..
    Her nefes alışımda, her aklıma gelişinde..
    Yokluğun hançer oluyor, ağlayan şu kalbime...
    Hüzünlüdür bu haziran akşamları,içimi kan ağlatırlar..
    Bir gariplik çöker kalbimin sahillerine, anlatılmaz olurlar..
    Nice hüzünler yaşadım ama, ağladığımı gören olmadı...
    Çok sevdalarım oldu çok ama , beni kalpten seven olmadı..
    Bu gece kapattım kalbimin kapılarını, ağladığımı duyan olmasın..
    Sararmış resimlere baktım ağladım, yaşlarım durulmasın
    Ne umut sahillerinde sabahladık, bir karşılıksız sevda uğruna..
    Sadece elveda dedim seninle geçen tatlı hatıralarıma....



  2. 2008-02-22 #202
    Mutluluk henüz kesilmemiş bir bilettir küçüğüm..


    Mutluluk henüz kesilmemiş bir bilettir küçüğüm
    İmkânsızı aşan tek yol, korkusuz düşünebilmektir
    Sevgilerin limanlarında özgür kulaçlar atabilirsen
    Aşkın adasına çıkar ve zaferle haykırabilirsin..

    Kıyısında çiçekler açan bir bataklık olarak bilirim şu yerküreyi. Ve bazen çılgınlıklar döşenir bu dünyanın raylarına. Yüreğimin kanlı gülüşleri ve yedeğimdeki umutlarla sararım bir yumak gibi acıları. Teneke sobalarda ellerimi ısıttığım günlerden, elma savaşları yaptığım çocukluğumdan ve salyangoz toplayıp, cebime umut koyduğum günlerden geldim bu günlere.
    Bilsem ki ölüm olsa ucunda söylerim hissettiğim her şeyi. Sırları dökülmüş aynalar her zaman doğruyu söyler, inanmayı bilebilirsen. Yüreğimde taşıdığım gelecek ve içime yerleşen toprak kokusu ile bir gül dikerim yüreğinin ovalarına.
    Nereye baksam sen, nereye el atsam ellerinle yüreğimi okşuyorsun. Büyümesi biten küçük çocukların sorgularına boğuluyor geçmişim.
    Başaklarda acının çiyleri saklıdır anlayacağın. Şarkılarda seni solurken gözlerinden saatler geldi geçti. Aynı yüreği ve aynı düşünceleri paylaştık seninle.
    Basit düşünebilmeyi ne çok istedim ve gözlerine prangalanmamayı çok istesem de başaramadım. Sebebi eşikte duran tüm acıları çiğneyip ayaklarınla yürüyorsun yüreğime. Düşüncelerimi okuyor ve çiziyorsun yolumu bilge kişiliğinle.
    Şiirlerimin penceresinden süzülen bir ışık huzmesi ol bundan sonra. Acının katarlarına biz de katılalım. Rüzgârlar savursun içinin dertlerini ve al yalaz dağlarda aşkı çağıralım. Kelimelerin harmanında şafak dinlesin yüreğimizi. Sabahlar sise dursa da bizi arasın. Acının göğünde süzülsün uçurtmamız ve sevgimizi Toroslar emzirsin.
    Günaydın nar çiçeğim. Bu sabah saçlarını yeniden tara aynalarda. Gözlerindeki ışıkla yeniden bak ağaçlara. Pembe bulutları çiz gönlünün tuvaline. İçindeki yangınla dur dualara. Sana olan sevdamı kilitle gönlünün kutsal mahzenlerine. 'Bilmesin seni sevdiğimi kimseler'. Her gece yatağına sokulduğunda koş kollarıma ve sana derlediğim gül bahçelerine gir.

    Dertlerin kentlerinden kurtulduğumuzda sevgilerin coğrafyasına dalacağız birlikte. Çilelerin sandalından çıkıp mutluluğun yelkenlisine atacağız kendimizi. Rotamız aşk olacak ve keşfedilmemiş adalara dikeceğiz gözlerimizi. Çığlıklarımız duyulacak oralardan. Mutluluğun adası nerede diye soranlara; 'Mutluluk varabilmeyi başarabildiğiniz yerlerde' diyeceğiz.

    Mevsimlerle körebe oynayıp, yağmurlarda, karlarda ve Ağustosun bıçkın sıcaklarında gül olacak bahçemizde. Kelimeleri unutacağız, gözlerimiz konuşacak yıllarca. Sevgiler uçurumuna salıncaklar kurup ölümlerle oyun oynayacağız. Sevginin kıymetini asla bilemeyenlere mesajlar göndereceğiz oralardan ve bu yalan dünyada sevgimizle devrim yapacağız.

    Söylenecek ne varsa, ne varsa söylemeyi unuttuğum gönderdim ülkene işte. Seni düşündüğüm bir gecenin ardından yeni bir güne yine seninle başladım. Gözlerin araladı yeniden dizelerimin yapraklarını. Sevgileri dizdim hece hece. Araya koyduğun mesafeleri çiğnedim hışımla, güldü gözlerin ve uzattın ellerini ellerime.

    Merhaba bahar gülüm. Üşümelerim bitti yanıma gelince. Günlerce yağmur altında kalmış bir kuş gibiydim seni tanımadan önce. Kanatlarım güçsüz, ruhum yalnız ve tutsaktım kör akşamlara. Avucumdaki çileler ve dudaklarımın kurumuş ovalarında yorgun şehirler yıkılıyordu üzerime.
    Gözlerin düşsün içimin kıyılarına. Dalgalarım kıyıları dövmekten bitaptı sensiz. Kelimelerim önünde diz çöktü anlayacağın. Fırtınalarım dindi ve seninle yürüyorum bu anlaşılmaz yerküreyi. Sevginin neleri değiştirdiğini görmeye hazır ol. Ruhundaki limanlara aşk gemileri sokulunca mutluluğun koylarında özgür kulaçlar atacak ve sen de sevginin saraylarına aşk bayrağını dikeceksin..


  3. 2008-02-24 #203
    Zamansızlığın Yokuşlarında

    "Hep yokuşlarda yok oluyor hayatımız, bir de saatlerde. Ama bir türlü yetmeyen saatlerde... Sevdadır bizi gülümseten, yanağımıza renk verip, hayatımızı coşkuyla yöneten. Bir kitap belki de yaşam, kendimizin yazıp, kendi kahramanı olduğumuz…



    Aşkın yeşerdiği yerde seni gördüğüm zamanki yağmur taneleri gibi biraz da. Berrak alabildiğine ve yine öylesine canlı… Her an buharlaşıverecekmişçesine belki biraz da. Bazen geçmek bilmez, bazen de bir nefes kadar hızlı… Geçti geçiyor gibi mevsimler, yaz sonbaharı, kış baharı kovalamakta. Ne yapsam, bu gün hayatıma hangi kareleri eklesem, ya da öyle değil acaba bu günü nasıl atlatsam tasası ve daha nicesi. Hangi şarkıda hüzünlenip, hangisinde neşe bulma arayışı. Bir gün ayrılığımıza ağlarız, ertesi gün yeni açan sevdamıza. Bir gün hasta, bir gün kıpır kıpır nehirlerdeki balıklar gibi. Hangi güne, yarına ya da düne bir şeyler yaşatma savaşı. Bazen sadece iyot kokusunu genze öylesine dolduruverme…


    Heyhat, ömür işte. Geçsin diye yetmeyen saatlere sığdırmaya çalıştığımız onca lahzayla, doldurmak için uğraş verdiğimiz, lügatte anlamı olan, her insanın kendine yüzlerce kez tanımladığı, her gün güneşle selamladığı köprü. Kimi için yeni adımların başlangıcı, kimi için annesinin helal sütü…


    Her gün yeni bir sayfa çeviriyoruz ömür kitabından. Geriye kalan sevinçlerimize, mutluluklarımıza, gözyaşlarımıza birer çizik atıyoruz. Kimi zaman vazgeçiyoruz, kimi zamansa daha bir bağlanıyoruz sıkıca, kopmaz bağlarla. Ömür denen şey belki de bir armağan, kapalı kutu içinde, sürprizlerle dolu… Belki de bir damla umut…


    Hep yokuşlarda yok oluyor hayatımız, bir de saatlerde. Ama bir türlü yetmeyen saatlerde… Sevdadır bizi gülümseten, yanağımıza renk verip hayatımızı coşkuyla yöneten. Sevdadır bizi geçit vermez yollardan kolayca sıyırıveren. Yetmeyen saatleri sevinçle dolduran, yetmeyen saatleri hayata bağlayan…


  4. 2008-02-24 #204
    Seni sevgilerin sonsuzluğunda sevgilerin sevgisiyle sevdim


    Sevilenler vardır ya
    Eline alıp sahiplenmek istediğin
    Narin kristal obje,elmas, zümrüt,yakut gibi
    İstersin vitrinini, gerdanını süslesin

    Sevilenler vardır ya
    Emelleri süsler gidip görmek istersin
    Varlığından seyrinden haz alırsın
    Gidemesen de göremesen de
    İstersin hep oralarda olmak memleket gibi
    Lale bahcesine kır çiceklerine duyulan özlem gibi
    Emelin olur onları görebilmek
    Razı olursun göremesen de zamana bırakırsın
    İstesen de gidemezsin
    Neden deyip umutlarınla hayallerin süslersin

    Sevgi vardır
    O eşsiz güzelliğiyle
    Narin narin bakışıyla
    Saf ve masumluğuyla
    Ufak bebeğe duyulan gibi
    Lime lime gözyaşı akıtıp
    Uykusuz bıraksa da
    Gülümsemesiyle dünyalar senindir
    Umutların yeşertip sevindirir
    Dudaklarında tebessüm, dilersin
    Allaha dualar edersin sağlığı için

    Sevilenler vardır
    Ellerini tutmak istediğin
    Vakit onunla dursun dediğin
    Gelip yanına oturmasını beklediğin
    İşte ben geldim demesini düşlediğin
    Laleler güller karanfiller vereceğin
    Elleri avuçlarında iken göklere yükseleceğin
    Ruhunda bedeninde yüreğinde hissettiğin
    İyi ki sen varsın
    Nur yüzlüm güzel gözlüm dediğin

    Sevgiler vardır
    En güzel anıları yaşatır
    Vaktin ne çabuk geçtiğini anlatır
    Güzelliğine bakmaya kıyamazsın mutluluk yaşattır
    İstersin sağlığını mutluluğunu duyabilmeyi
    Susarsın karşısında kuramazsın hislerini anlatacak cümleyi
    İçinde sıcaklığı tercih edersin gülümsemeyi
    Yaren olur varlığı her anında
    Lütfudur yaratanın o dünya güzeli
    En güzel armagandır varlığı

    Sevgi vardır
    Er vakitte kuş sesleri,buram buram kokusuyla kırçicekleri
    Verir saadeti dinlendirir hissettiğin duygusuyla
    Doğada olmanın hazzı ve çoşkusuyla
    İstersin ayrılmamak
    Mutluluğundur beklerken onu düşünmek

    Hayat deyip bir of çekersin
    Ellerin açıp dualar edersin
    Patika yolda sanki onunla yürüyüp gidersin

    Seni Seviyorum
    En güzel anları seninle yaşıyorum
    Varlığınla sevinç doluyorum
    Emelim sağlığın mutluluğun
    Canın acıdığında inan hissederim
    Ebediyen seni seveceğim
    Göremesemde dileklerimde duamda
    İşitemesemde sesini varlığını yaşıyorum
    Mutlu olmalısın inan hakkındır meleğim


  5. 2008-02-24 #205
    Ölebilmektir Sevmek!

    Sen sevği nedir bilirmisin arkadaş,
    Zaman zaman bir kuzunun melemesidir sevmek,
    Elleri göklere açılanların duası,
    Yanaklara dökülen yaşların mimarıdır sevmek,
    Sevmek tapmaktır,sevmek ölmek,için için yanmaktır sevmek,
    Geceleri uykusuz kalmak,uyanıkken rüyaya dalmaktır sevmek,
    Satlerce yolları adımlamak,
    Düşlerine daldığın güzel günlerin hatırı,
    Kalbinin çarpıntısıdır sevmek,

    Sevmek ağlamak,sevmek gülmektir,sevmek sevilebilmektir,
    Bazan yaşamak,bazan ölmektir sevmek,
    Kayan yıldızlara bakıp tutulan dileklerdir sevmek,
    Bulutlardan dökülür yağmur olur bazan,
    Zemheride çıkan güneş gibidir sevmek,

    Sen sevği nedir bilirmisin arkadaş,
    Sevği ağaç'tadır sevği yeşil'de,sevği yanıbaşındadır,
    Kalbinin gümler gibi çarpması,
    Kanının dikine akmasıdır sevmek,
    Görmeyenlerin aynası görenlerin dünyası,
    Aşıkların yanmasıdır sevmek,

    Sen sevği nedir bilirmisin arkadaş,
    Sevmek Leyla,dadır sevmek Mecnun da,
    Sevmek Kerem'dedir sevmek Aslı'da,
    Dağları delmek yollara düşebilmektir sevmek,
    Dertli dertli bir siğara yakıp,
    Derin derin bir of çekmektir sevmek,
    Yaşlı anaların ellerindeki nasırda,
    Dertli babaların helal terindedir sevmek,
    Yuvadaki kuşta yoldaki taşda,
    Eğilen başta dökülen yaştadır sevmek,

    Sen sevği nedir bilirmisin arkadaş,
    Bazan bir tutam gonca gül olur,
    Bazan bir kadeh şaraptır sevmek,
    Sevmek acıdır sevmek tatlı,
    Şubat soğuğunda yakar bedenini,
    Temmuz sıcağında üşütür ellerini,
    Ve paylaşabilmektir bir lokma ekmeği,
    Bir elmanın iki yarısıdır sevmek,
    Karşılıksız sevebilmek,yollara düşebilmektir,
    Ve ölümü göze alabilmektir sevmek,

    Sen sevği nedir bilirmisin arkadaş,
    Sevği budur işte ağlayabilmek gülebilmek,ölebilmektir sevmek..


  6. 2008-02-26 #206
    ♥ -Hazan rüzgârı

    Çağıl çağıl akan ırmak misâli
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı.
    Gurûbta tüllenen akşamlar gibi
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı.
    521 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Pervâne olanlar ışığa koşar
    O senin aşkınla çağlayıp coşar
    Engeller vız gelir dağları aşar
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı.
    521 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Semâda süzülen bir bulut oldum
    Yağdım sağnak sağnak gönlüne doldum
    Daha baharında gül gibi soldum
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı.
    521 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Bir başka bakıyor âhû gözlerin
    Beni mest ediyor güzel sözlerin
    Değilmi ki senden, yaksın közlerin
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı.
    521 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Gönlü olmayana gönül bağlama
    Allah için ağla, yoksa ağlama
    Hasret ateşiyle beni dağlama
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı.
    521 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Canım cânânı'nın yolunu bekler
    Kavuşması için, güne gün ekler
    Özleyen yüreğim gelmezsen tekler
    Kavuştur aşkıma hazan rüzgârı...
    Kavuştur aşkıma vuslat rüzgârı...! ! !




  7. 2008-03-02 #207
    Bir Ihlamur Ektim Sana

    Bir ıhlamur ektim sana
    ayağının tozuna hasret
    yollarına yol arayan toprağımda
    yüreğini yüreğime eker gibi
    bir ıhlamur ektim sana...

    yaprağında rüzgarların ses versin diye
    dallarında kumruların naz versin diye
    çiçeğinde tomurcuğun süs versin diye
    bir ıhlamur ektim sana...

    bir ıhlamur ektim sana
    evreni kaplasın diye bütün kokun
    dallarına konsun diye senden gelen
    yorgun haber güvercinleri
    ve gelişinde
    gölgesinde dinlenmen için
    bir ıhlamur ektim sana...

    göklerinde gökkuşağın renk versin diye
    toprağında bereketin kök versin diye
    sevdiklerin sevdiğime hak versin diye
    bir ıhlamur ektim sana...

    bir ıhlamur ektim sana
    anlatsın diye hikayemizi
    asırlar sonrasının gözü kara aşıklarına
    rüzgarlar söylesin diye yapraklarında
    yaşarken söyle(yeme)diğimiz türkümüzü
    ve bizden hatıra kalsın diye
    yaşan(ama)mış bütün sevdalara
    bir ıhlamur ektim sana...

    dalları parmaklarını kıskansın diye
    tomurcukları kokuna özensin diye
    rengi gözlerine tutulsun diye
    gölgesi kabrimize uzansın diye
    bir ıhlamur ektim sana...



  8. 2008-03-02 #208
    Sensizde Yaşar Bu YüreK...


    Varlığına alışmıştım tam sen gittiğinde.
    Yokluğun varlığından daha durgun daha huzurluydu.
    Sen yokken seni özlemek
    sen varken özlemekten daha az incitti beni.
    Ömür boyu yanımda olma sözlerini
    hiçbirzaman ciddiye almamış olmam sadece şansımdandı,
    yoksa seni sevecek kadar yanıldım.
    Gidersin diye korkuyla geçen onca gece geçti,
    seni düşünerek.
    Sen asla gitmedin.
    Ama gelmedin de.
    Paylaşmayı daha küçük bir çocukken öğrenmiştim.
    Bilmezdim büyüyünce acıtacağını konu sen olduğunda.
    En son senin için çarptı bu kalp deli gibi.
    En son senin için gözlerim dalıp gitti uzaklara
    her gece olduğu gibi.
    Benim değildin belki ama.
    Hep sen, benimle tamamlanmış olan
    eksiklerine bakıp daha fazlasını isterken,
    ben sende yeni boşluklar yaşıyordum.
    Daha çoğunu isterken sen,
    bense yarımlarında kayboluyordum.
    Kaç kez vazgeç dedi bu yürek,
    kaç kez yolun kenarındaki ormana girip
    yok olmak istedi.
    Senin varlığını bilmek bile yeterken bana,
    sende kendimi yok hissetmek
    "yok olduğumdan başka" ne düşündürebilirdiki bana?
    Oysa düşünsene, ne coşku doluydu yüreklerimiz
    başlarken yeni bir hayata.
    Gecelerimizide, gündüzlerimizi de
    adamaya hazırdık birbirimize,
    koşulsuz, içten ve sımsıcak duygularımızla.
    Yaşadığımız her an unutulmaz,
    doyumsuz ve vazgeçilmez olacaktı.
    Sen bir sonbahar rüzgarında
    savrulmuş bir gül yaprağı bense taç olacaktım sana.
    Şimdilerde, kim savruluyor ve
    kim onu sarmaya çalışıyor karıştırıyorum artık.
    Ben bu uykuları, böyle uykuları unutalı çok olmuştu.
    Acı uykusu, hüzün uykusu, korku uykusu.
    Ama çok sürmez esaretim biliyorum,
    Içimdeki bu yenilginin acısı sürsede yıllarca,
    bir yolunu bulup kavuşurum özgürlüğüme.
    Şimdi gitmek zamanı belki,
    geride yaşanmış yada yarım kalmış anları bırakarak.
    Sende tüm ürkekliğinle, tüm hatalarınla,
    tüm eksiklerinle, tüm haklı gördüğün yalanlarınla
    vede vicdanınla başbaşasın şimdi.
    Hepbir şeyler tamamlancak değil ya,
    bu da böyle yarım kalsın.
    Yine yanıldım...!!!

    İlk acım değil ama en büyük acımsın...!!!
    Sevmemeye yemin etmiştim kimseleri
    kendimden daha fazla sevmeycektm
    uğruna hiç bir şey feda etmeyecektim.

    SENİ SEVMEK İÇİN SANA İHTİYACIM YOK Kİ BENİM...


  9. 2008-03-02 #209
    Bir Yarım Gül'üm

    Gözlerinde güller açmış yine,
    Ümidin ışığını taşır yüreğinde.
    Leylak teninde,
    Nar-ı beyza suretinde,
    Uzakları mesken tutmuşsun;
    Rotasız gemiler misalince...

    Gözlerim titriyor birtanem...
    Üşüyorum geceleri yalnızlığın rüzgarında.
    Lâlelerim soluyor sen olmayınca yanımda.
    Bir şiirsin artık hep dudağımda,
    Umudumsun; akıyorsun kanımda,
    Dün yanımdaydın, bugün yarınımda,
    Aydınlığın fener olsun karanlığıma,
    Kalbimdeki korsun sonsuzluk yolunda...



  10. 2008-03-03 #210
    Özlediklerimiz...


    Sevmeyi öğren: Sevdikçe varlığının kâinatla toplandığını görürsün. Sevince,
    kendini kendinden öte taşırsın. Sevince kalbine yeni ve sonsuz kanatlar
    takarsın. Sevince, mavi bir deniz olur kalbin; hiç bilmediğin kıyılara
    varırsın.


    Bağışlamayı öğren: Bağışladıkça dostlarının sayısını onla çarpmış olursun.
    Bağışlamak kalbinin yükünü azaltır. Bağışlayınca, kalbine batan dikenler
    güle döner. Bağışlayınca önce kendini bağışlamış gibi olursun, nefretin ve
    kinin yükünü omzundan atarsın.


    Pişmanlık duymaktan korkma: Pişmanlığını itiraf ettikçe hatalarının küçük,
    anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara bölebildiğini görürsün. Pişmanlık
    sancısını göze aldığın sürece, hatadan dönmenin lezzetini de yaşamaya
    başlarsın. Pişmanlık içtenliğin sınamasıdır. İçtenliği olmayanlar pişman
    olamazlar. Pişman olmayanlar içtenlik kazanamazlar.


    Hatırlamayı öğren: Hatırladıkça, sevgilerinin kare kökünü bulup, onlardan
    hüznü çıkardığını fark edersin. Hele de çocukluğunu çok hatırla ki, hiç
    endişesiz mutlu olduğun anları yeniden yaşa. Mutlu olmayı beceremeyen biz
    büyüklere içimizdeki çocuk mutluluğun sadelik ve hırssızlıkla ilgili
    olduğunu fısıldar. Dur ve dinle çocuğunu.


    Değer vermesini öğren: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup, onları
    mutlulukla çarpabildiğini görürsün. Değer vermeden geçirdiğin günün güneşi
    hiç doğmamış gibidir. Değerini bilmediğin eşyaya hiç sahip olmamış
    gibisindir. Değerini bilmediğin dostların sana göre hiç yaşamamış gibidir.
    Değer vermesini öğrendiğinde, hayatın sahihleştiğini fark edersin. Daha
    yavaş yürürsün ama adımlarını yere sıkı basarsın.


    İltifat etmesini öğren: İltifat ettikçe, insanlarla arandaki en kısa
    mesafenin bir tebessümün resmettiği eğri bir çizgi olduğunu görürsün.
    İltifat etmek yalan konuşmak demek değildir. İltifat, muhatabının görmek
    istediğin yere ulaşması ve oradan öte geçmesi için temennide bulunmaktır.


    Özür dilemesini öğren: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza
    bölündüğünü, böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark
    edersin. Ayrıca bak: "Pişmanlık duymaktan korkma" öğüdü.


    Aşktan korkma: Böylece bir üçgenin iç açılarının toplamının 180 dereceyi
    aşıp, bütün yamukları kendi içinde barındırabildiğini görürsün. Aşk
    pürüzleri yok eder; dikenleri gül eder, acıları haz eyler.


    Ara sıra hüzünlen: Hüznün kalbine dokunmasına izin ver. Böylece bütün
    mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri
    döndüğünü görürsün. Hepimiz ayrılıkların kuşattığı bir adada şimdilik
    yaşayan fanileriz. Hüzün, faniliğin ince sızısını kalbine hissettirdiği
    için, seni ebediyete komşu eder. Hüznünü öldürürsen ölümü anlayamadığın gibi
    hayatı da anlayamazsın.


    Ve bir gün öleceğini bil: Kesinlikle öleceksin ve öldüğün gün anlayacaksın
    ki, yaşadığın hayat, paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş.
    Kesrin payında ne olursa olsun, ne kadar çok şey biriktirmiş olursan ol,
    hepsi son işlemde sıfıra eşitlenir. Kesrin üzerine, yani bu dünyaya,
    sonsuzluk cinsinden bir şeyler koyman gerekiyor. Yoksa "elde var sıfır"


    Her gün yeniden uyan: Uyanmayı sadece gözünü açmak olarak bilen için, bir
    şafak vakti ne kadar da sıradandır. Hayranlık duygusunu her gece iki göz
    kapağının ardına sakladığı gözleri gibi her daim uykuda bırakan için, bir
    gün doğumu "sabahın körü" olasıca karanlıktır. Kulluk heyecanını avucunda
    tutamadığı bir kor gibi savurup söndüren için, bir seher vakti eğreti ve
    tanımsız bir vakitsizliktir. Haydi aç gözlerini... Aç gönlünü... Şimdi ve
    burada var olduğunu fark et. Var edildiğini fark et. Buraya, bu sabaha bir
    insan olarak gönderildiğini bil. Bu sabahın senin için, sana özel olarak
    yaratıldığını fark et. Uyan... Güneş senin için doğuyor...

  11. 2008-03-05 #211

    Yarim Zamanlar

    bir yaprak daha düştü
    yarısı boş takvimlerimin
    sensiz yaşanan sayfalarından
    sen yoksun
    şimdi yaşadığım
    zamanlarım artık yarım...

    saatler çoktan geceyarısını terk etti
    sensiz zamanların sonu
    olmadığın zamanların başlangıcı
    elvedaya hazırlanırken sensiz saatler
    kapıda çoktan beklemeye başladı bile
    gelmeyeceğin saatler
    yarım saatler...

    yarım doğuyor güneşlerim
    yarısı koyu bir kahverengi
    yarısı azbeyaz
    sabahlarım yarım, ikindilerim yarım
    akşamlarım yarım...
    gökyüzünde ay yarım, yıldızlar yarım
    samanyolunun yarısı yok baksana
    takvimlere ait ne varsa dünyamda yarım
    akrep varsa yelkovan kayıp,
    dakikalar varsa saniyeler firarda
    seninle olmadığım
    bütün zamanlarım yarım...

    tam olan tek zaman...
    gecelerim...
    kapkaranlık...



  12. 2008-03-10 #212
    461 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler

    GITTIN...

    bu kadar aci
    duymazdim.
    Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.
    AGLAYAMADIM...


    Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
    Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece
    seninle paylasmakti.
    ANLATAMADIM...

    Gittin...
    Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.
    Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine,
    biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün
    cesaretin kaybolurdu.
    TUTAMADIM...


    Gittin...
    Bir yikim gibiydi gidisin.
    Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.

    Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti.
    Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim.
    KALKAMADIM...

    Gittin...
    Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.
    Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen
    gidecektin.

    Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim.
    DEVAM EDEMEDIM...

    Gittin...
    Bir sey söyledin mi giderken?..
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
    "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?..
    Beynim öylesine ugulduyordu ki.
    DUYAMADIM...


    Gittin...
    Nereye gittigin önemli degildi.
    Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu.
    Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim.
    KURTULAMADIM...


    Gittin...
    Unutulanlarin arasina katilmaliydin.
    Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim.
    Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    YAPAMADIM...

    Gittin...
    Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla
    bogusan bir denizciyim
    simdi.
    BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI,
    BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE,
    BIL KI;
    SENI ASLA UNUTMAYACAGIM

    Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana.
    Duymuyorsun !
    Gitme diyorum sana,gitme !
    Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda.
    Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz...
    Sesim kisiliyor
    Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin,
    Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin.
    Beni,yüregimdeki sevgiyi,
    Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
    Ama ne olur bunu unutma.
    Gidisin dindiremez bu firtinayi.
    Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana;



  13. 2008-03-10 #213
    461 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler

    GITTIN...

    Bu kadar aci
    duymazdim.
    Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.
    AGLAYAMADIM...


    Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
    Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece
    seninle paylasmakti.
    ANLATAMADIM...

    Gittin...
    Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.
    Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine,
    biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün
    cesaretin kaybolurdu.
    TUTAMADIM...


    Gittin...
    Bir yikim gibiydi gidisin.
    Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.

    Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti.
    Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim.
    KALKAMADIM...

    Gittin...
    Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.
    Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen
    gidecektin.

    Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim.
    DEVAM EDEMEDIM...

    Gittin...
    Bir sey söyledin mi giderken?..
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
    "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?..
    Beynim öylesine ugulduyordu ki.
    DUYAMADIM...


    Gittin...
    Nereye gittigin önemli degildi.
    Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu.
    Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim.
    KURTULAMADIM...


    Gittin...
    Unutulanlarin arasina katilmaliydin.
    Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim.
    Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    YAPAMADIM...

    Gittin...
    Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla
    bogusan bir denizciyim
    simdi.
    BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI,
    BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE,
    BIL KI;
    SENI ASLA UNUTMAYACAGIM

    Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana.
    Duymuyorsun !
    Gitme diyorum sana,gitme !
    Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda.
    Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz...
    Sesim kisiliyor
    Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin,
    Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin.
    Beni,yüregimdeki sevgiyi,
    Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
    Ama ne olur bunu unutma.
    Gidisin dindiremez bu firtinayi.
    Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana;


  14. 2008-03-11 #214
    Ben yine seni çok özledim annem....


    Yüreğime dokunuyor gece...

    Sanki bir ömür var karşımda,sanki yaşadığım yıllar beni seyrediyor.Annemin ellerine sımsıkı sarılmış bir çocuğum.Büyümek değil sadece ellerini bırakmamak istediğim...

    Yorgunum,kırgınım....Saçlarımda dolaşsın ellerin,geçtiğini fısıldasın
    dudakların;yanındayım,herşey güzel olacak desin sözlerin anne.Benim
    küçük,nazlı kızımsın de anne...Kış sabahlarını senin sesinle karşılayayım
    yine,baharlar yaza senin gülen gözlerinde kavuşsun anne...

    Ben geldim anne;teker teker sana göstermek istediğim yaşanmışlığım var
    ceplerimde , kırılmış yüreğim var ellerimde.Bebeğimin kırılan bacağını
    onardığın gibi yüreğimide onarırsın değil mi anne?...
    Sen şikayeti hiç sevmezsin bilirim ama bu gece beni hoşgör anne...Canımı çok acıttılar,yüreğimin üzerine basıp gittiler anne.Sevmeyi bilmeyenler sevgi şiirleri yazıyor ,aşkı yaşamayanlar gönül adamıyım diye kartvizit bastırmışlar kendilerine anne...

    Gözyaşlarıma kıyamazsın ,bilirim.Dayanamaz yüreğin mahzun bakışlarıma.Kapının önünde bıraktım yangınımı,yürek sızımı...

    Ben geldim anne;sımsıkı sarıl ve hiç bırakma.Buraları sevemedim bir türlü...Şöyle uzansam yanına,ninni söylesen kulağıma ,kokunu çeksem içime ve uyusam uyanmamak üzere sıcaklığında ANNE.

    Daha dün konuştum seninle....ama hiçbişey yetmiyor hasretini dindirmeye....Ben yine ,ben yine....
    ben yine seni çok özledim annem.....


  15. 2008-03-12 #215
    Sensizliğin hiç bir tarifi yok ..Benim gönül kitabımda...


    Bir hasret türküsüdür dillendirdiğim.
    Bir bülbülün güle hicranıdır…
    Yazmanın adı kolayda kalemin sevdasını kağıda .
    tüllendirmekten daha zor olan ne olabilir
    Ne; zaman hasretime teselli ne
    mevsimler özlemime gem.
    İçimde biriktirdiğim sayfalara yazıyorum sana olan tüm
    güzel seslenişleri..
    Gecenin en demli vakitlerinde seni düşünmek kadar tatlı esen
    bir rüzgar yok başımda.
    Zülüflerimin heyyulası her lahza seni zikrederken ne çok
    sevdiğimin farkına varıyor sen uyurken geceye seninle alakalı mahyalar
    yayıyorum
    Gönlüme sığmayan bu hasret ateşini sınırlarımın dışına çıkarmadan,
    İçin için yanarken bir kıvılcım gönderiyorum kırık dökük satırlardan.


    Hiç bir söz seni anlatmaya kifayet bulamazken hiç bir satır işte bu benim sevdam diyemiyor.
    Sen karanlık gecelerimin tulu etmiş aydınlığısın.
    Her gün özleminle bitirirken zamanı,sana olan ateşim dünyayı yakacak kadar harlanıyor gönül şehrimde.
    Hasretden talan olmuş şehrimin tüm kilitleri sana açılmışken bir bir,
    Her an seni kaybetmek korkusuyla ilmek ilmek geçiyor zaman boynuma.
    Bütün durağan duyguların kaidelerinden sıyrılıp soğuğun iliklerime kadar işlediği kör bir gecenin iskelesinde içimi,
    Ruhumu, kalbimi, hülyalarım, hatıralarımı sevdanın
    kor yakıcılığı ile simanın yansıdığı odamda hasretimin sonsuzluğu ile
    ısıtıyorum.
    Ne güzel şeymiş seni sevmek…
    Ne güzel şeymiş sıcaklığını yüreğimde
    hissetmek….


    Nicedir hiç bir rüzgar bu kadar sert esmemişti.
    Nicedir şarkılar bu kadar mızraplı vurmamıştı tın tın.
    Yıllar boyu her gelen acının karşısında dimdik
    durdum.
    Tahammül edip gülüp geçtim.
    İlk defa kaybetmenin ağırlığı ile yanıyorum.
    İlk defa tüm kalelerim çaresizlik içinde savunmasız.
    Bana sorduğun olmazsa ne olacak sorusu üzerime öyle yıkılıyor ki,
    Hicranım amansız bir düşman gibi iki büklüm bırakıyor beni.
    Koca bir iç geçirme, buğulanan bakışlar,
    Boynu büküklüğüm,
    Kırık döküklüğüm.
    Gözlerim buğulu bakıyor ötelere medyun sana iştiyak
    içinde..


    Rüzgarda savrulan yağmur damlaları gibi savruluyor yüreğim.
    Sensiz geçen mevsimlerim kış günlerim zemheri.
    Umut çırpınan kanatlarında bekleyişlerin
    girdaplarında yürümüyor savruluyorum.
    Anlayacağın,
    Sensizliğin hiç bir tarifi yok
    Benim gönül kitabımda.


    Sensiz bir dünyayı asla sevmiyorum…


  16. 2008-03-12 #216

    Yalnızlığımla Baş Başa

    Bir mum yaktım, bugüne inat...
    Ve gizlendim gecenin büyüsüne...
    Yalnızlığımın koynuna sokulup, yalnızlığı düşündüm...

    Herşey belli belirsiz...
    Herşey, bir garip mumun zayıf ışığına teslim ve titrek...
    Odamın sahibi ve hayaletiyim şimdi...
    Korkanı ve korkutanı...
    Elimi uzatsam, aydınlığa boğabilirim herşeyi bir anda...
    Ve herşey ortaya çıkmanın ve kendini göstermenin kibriyle beynime üşüşür...
    Önce kitaplar...
    Duvardaki saat ve sesi...
    Yerdeki halı...
    Hatta duvarın rengi...

    Ama bu zayıf ışık...
    Herşey, bir garip mumun zayıf ışığına teslim ve titrek...
    Ben bile...
    Yüzüm geçmişin ağırlığı, geleceğin belirsizliği altında ezilmiş...
    Yüzümde karanlık...
    Gözlerim, karanlığın korkusuna sinmiş eşyalarımda, beni arıyor...
    Bu odada ne varsa; hepsi benim maceram...
    Hepsini esir aldım...

    Şu kitapların herbirini ben seçtim...
    Burada olmalarının sebebi benim...
    Değer verdim onlara... Onların macerasına talip oldum...
    Paylaştım duygularını... Sevgilerini ve ayrılıklarını...
    Kahramanlarına yol arkadaşı oldum...
    Hepsini tanıyorum işte...
    Belki sadece sırtları görünüyor...
    Belki bir çoğunu uzun zamandır elime bile almadım ama...
    Hepsini tanıyorum işte...
    Cömertçe bakıştım onlarla...
    Hergün defalarca...
    Bir kez okudum belki ama, bin kez yaşadım...

    Şimdi inadına bir mum yakışım...
    Yalnızlığımı özlemekten...
    Yüzlerce yazar...
    Binlerce kahraman...
    Ve o kadar macera..
    İşte hepsine, "Bugün izinlisiniz" diyorum...
    Bugün ben, bana lazımım...
    Yalnızlığımı özledim...

    Ne kadar titreseler de , müşfik bir karanlığa teslim ettim onları...
    Uykuya yatırdım...
    Belki gözucuyla seyredeceğim yine de...
    Severek...
    Ama...
    O kadar işte...

    Boş verin şimdi yerdeki halının, oturduğum sandalyenin, üzerine abandığım masanın macerasını...
    Bitmez...
    Tam kendimi dinlemeye koyulmuşken, başlarsam anlatmaya...
    Mesela şu içinde kalemler olan kavanozu bile...
    Ve hatta arka ucunda diş izlerim olan boyasız kurşun kalemi...
    Bitmez...
    Bu odanın her satırında...
    Her harfinde...
    Ömrümden kattığım...
    Feda ettiğim zamanlar ve duygular var...
    Koşar adım giderken ölüme, "Hayata neresinden başlamalıyım" diye düşünüyorum hala...
    Ve yorulup...
    Bir mum yakıyorum işte...
    Karanlığın aynasında kendimi seyrediyorum...
    Yalnızlığımın koynuna sokulup...

    Biliyorum...
    Ölüm bana geliyor...
    Ben ona gidiyorum...
    Her saniye kısalıyor hayatım...
    Gönlümün heybesi ağırlaşıyor...
    Biraz daha fazla şey ***ürmek için belki...
    Daha çok şey yaşayıp...
    Daha çok anlamak için..
    Ama...
    Cevabı zor sorular birikiyor...

    Kendime anlatırken bütün bunları...
    Kime anlatıyorum aslında...
    "Er kişi niyetine" dediklerinde...
    Hangi dağın taşından kesilmiş bir mermer hazırlanır başucuma...
    Hangi yürek yanar?
    Hangi yürek yanması serinletir içimi?..
    Kuruyan dudaklarıma miras kalır?..

    Ben...
    Zamanın, mekanın ve eşyanın kucağından sıyrılıp...
    Yalnızlığıma sığındım şimdi...
    Birazdan ezan okunacak...
    Bu karalama kağıtlarını buruşturup fırlatacağım...
    Bir daha başlamak için yaşamaya...
    Şafak sökmeden...
    Şimdi ezan okunacak...


  17. 2008-03-12 #217
    İçimdeki Karanlık






    Neydi içimdeki karanlığın adı? Her zaman içimde bir yerlerde siz görmeseniz de… İçim kararıyor… Özenle yaptığım tek şey sonumu hazırlamak…


    İçimdeki karanlığı büyütüyorum herkesten gizleyerek… Uzaklaşsanız da benden, dokunmasanız da içimdeki karanlığa anlamalısınız beni, içimdekileri. Karanlık… Gittikçe büyüyorlar içimde ve ben dur diyemeyecek kadar yorgunum onlara… Katlanamıyorum size anlamıyor musunuz? Hiçbir şey sandığınız kadar kolay değil hem de hiçbir şey…


    Açtığınız boşluğu saklamak için kendimden, daha büyüğünü yaratıyorum içimde… Ne alaycı biriyim aslında nede acımasız… Sadece anlıyorum çoğu şeyi hatta sizin anlamadıklarınızı bile… Bu yüzden belki de yaptıklarım, yapacaklarım…


    Her şeyin kurtuluşu açık aslında… Kimse yokken uçmak… Her şeyin sonu hayatın, acının, benim… Karanlık beni çağırıyor içine… Tutunacak dallarımı çoktan kırdınız… Gidiyorum… Gökyüzünde her şey farklı… Her şeyin sonu geliyor benimde…

    Neydi içimdeki karanlığın adı? Ölüm mü?


  18. 2008-03-14 #218
    837 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler


  19. 2008-03-27 #219
    ANILAR...



    Güneşle birlikte, ömür solunca
    Yastığın üstüne düşer anılar
    Umutlar pas tutup mazi olunca
    Kendi aleminde coşar anılar

    Her biri bir başka akıcı suydu
    Elleri olsaydı tutunur muydu?
    Limansız sığınak, belki de koydu
    Yılların ardından koşar anılar

    Çarmıha geriyor yaşarken çile
    Unutursun demek kolaydır dile
    Umutla beklenen gelmese bile
    Birikip birikip şaşar anılar

    Andıkça yüreğe sancısı vurur
    Bazen de tebessüm yüze kondurur
    Onlarla yaşamak insana onur
    Dağarcık içinde taşar anılar

    Yüzüne işlemiş çizgide nakış
    Geçmişe döndükçe üzgündür bakış
    Düşen her damlanın içinde yakış
    Yağmurun sesinde, üşür anılar

    Zaman denen rüzgar hoyratça eser
    Estikçe yüreğe efkarı basar
    Şakıyan bülbül de gün gelir susar
    Geriye baktıkça yaşar anılar

    Kalbe akşam düşen mor hüzün gibi
    Yerinde duruyor daha dün gibi
    Yaşanıyor hepsi tekrar gün gibi
    Zaman ötesine aşar anılar


  20. 2008-04-22 #220

    Çocuklukta Saklıydı Mutluluk...


    1026 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler



    Cocukken yarın neler oynayabiliriz diye düşünürdük,şimdi ise yarın bize hayat hangi oyunu oynayacak diye düşünüyoruz...
    çoçukken körebe'lerimiz vardı bizim,gözümüz her bağlandığında karşımızda duranları yakalama heyacanımız,
    sonra belli belirsiz yerden gelen dokunuşlar ve sesler ''ali beni yakalayamaz''
    Oysa hayatta yakalayamadığımız ne çok şey var.
    Çoçukken yakalayamadıklarımıza güler gecerdik.Şimdi ise yakalanamayan herşeyin ardından bazen sessizce
    bazen hıçkırıklarla ağlıyoruz.
    Büyüdükçe hayatın ne kadar zorlu olduğunu,büyüdükçe hataların ne kadar telafisiz olduğunu,
    her gecen günün biraz daha acı olduğunu,ögreniyoruz...
    Saklambaçlarımız vardı bizim,dün gibi aklımda,sanki bugün yine ''yeşim aysel anıl yasin bekir esma ali''
    akşam olacak gelecekler ve tekrar oynayacağız.Aysel sayacak önce ''haksızlık bu hep bana saydırıyorsunuz''diyerek
    kızacak.Anıl ''senin hayatın saymakla gecer''diyecek ve hep bir ağızdan güleceğiz sanki...
    Şimdilerde ise hayatımız gecen acı günleri saymakla geciyor.Oysa çoçukluğumda duymuştum bu sözüde gülmüştüm.
    Hayat işte güldüğün söze bazen ağlatabiliyor.
    Çoçukluğumuzda idi mutluluğumuz,heyacanlarımız,korkularımız.
    Küçükken karanlıktan çok korkardık her çoçuk gibi,ozamandan bu zamana değişmeyen tek şey
    karanlıkta ağlamalarımız.Küçükken korkudan büyükken kimse görmesin diye


  21. 2008-05-30 #221
    Bir uçurum kenarında benim duygularım ama tam çizgide
    Atlamak mı aklımdan geçen yoksa orada durup tadına varmak mı
    Zaten tattığım herşey yarıda kalan İstanbul masalları gibi
    Sevmekle sevmemek arası bir şey yani durduğum çizgi
    İşte bu sensin uçurum çiçeği seni koklamak yürek işi.
    Kaldırıp da atamadığım, alıp da koyamadığım yasak gözlüm.

    Bir kaldırım taşı benim duygularım üstüne ayak basılan,
    Her gecenin ısısız karanlığında bile basıldığını sanan,
    Yağmurda ıslanan, ayazda donan, sıcakta eriyen sevdam,
    Her gün değişen her gün başka duyguyla yıkanan
    İşte bu sensin kaldırım çiçeği, etrafı tellerle çevrili.
    Kaldırıp da atamadığım, alıp da koyamadığım haram gözlüm.

    Bir orman gibi benim duygularım, her tarafı birbirine benzeyen,
    Kaybolmak mı aklımdan geçen yoksa çıkıp gitmek mi içinden
    Ben bu ormanda uçurtma uçurmaya çalışan küçük bir çocuk,
    Her köşesinden güneşin görünmesini bekleyen,
    İşte bu sensin yaban çiçeğim, dikenlerle büzülen,
    Kaldırıp da atamadığım, alıp da koyamadığım zehir gözlüm

    Bir yıldız sanki benim duygularım, aşk masallarına konu olan
    Çok uzakta olması mı beni üzen yoksa zıplayıp da dokunamam mı
    Aslında uzay bilimi, bence sevme sebebi ya da yalnızlığın yeri
    Bak bu benim yıldızım, uzaktan seyrettiğim hasretim
    İşte bu sensin yıldız çiçeğim, her gece parlayan
    Kaldırıp da atamadığım, alıp da koyamadığım uzak gözlüm

    Bir aşk masalı benim duygularım, sayfalarca aşk anlatan,
    Biri gönülden bakar sevdasına öteki aya, dağa, taşa diye başlayan
    Yazarı da yok ön sözü de, her sayfa her günümü yansıtan
    Bazen bitmesini istediğim, bitince üzüleceğim sevdam
    İşte bu sensin masal çiçeğim, sayfaların arasında saklanan
    Kaldırım da atamadığım, alıp da koyamadığım masal gözlüm


  22. 2008-06-02 #222



    Bazen içimdeki umudun yavaş yavaş azaldığını hissediyorum. Vuslatı olmayacak gibi bu sevdanın. Mutluluğu yakalayamayacağım.

    Bazen de öyle bir ümit dalgası yayılıyor ki gönle, küçük bir kıvılcımla yangın yerine dönüyor.

    Çoğu zaman bir beklenti halinde çırpınıyor yürek. Ne olur bitmesin hayalin. Kaybetme ümidini gönül. O da giderse ne kalacak geriye.

    Vefa mıydı beklenen diye soruyor gönül. Vefasızlık mı acaba yapılan, çaresizlik mi.. adını koymak ne kadar zor.

    Zor durumda neler yapabilir insan. Nelere karşı koyabilir.
    Ya ben nelere karşı koydum şimdiye kadar.

    Hep bir çaresizliğe sığınma hali. Elden ne gelir diye razı olmak yaşanmışlıklara, yaşanmamışlıklara, yaşanamamışlıklara.

    Bir fırsat vermeli artık kendine. Yoksa bir yüzün hep hüzne bakacak gönül…


  23. 2008-06-06 #223
    Sensizliğe Diz Çökmüş Yüreğim


    418 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    ßir zamanlar Rüzgar en endamlı edası ile okşardı saçlarımızı
    Şiirlerimiz çağlayanları ağlatırdı..
    Ay sesimize ışık eder, yıldızlar alkış tutardı sevdalı türkülerimize.
    YA şimdi? Her şey çok insafsız be gülüm..
    Şimdi türküler bile suskun..
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Hele Yüreğimi kırılgan ızdırap dalına bağladığımdan beri,
    Ayrılık türküsünün isyankar haykırışı ile başladım sensiz gelecek sabahların ilk saatlerine.
    Ne hazindir ki, artık yoksun….
    Ve..
    Yıldızların dizleri titremekte.
    Semanın bağrından kopup gelen bir rüzgar tüm öfkesi ile yüzüme esmekte.
    Her batan güneşle beraber isyanlar doğmakta ürpertici geceye.
    Gözlerin var yorgun gözlerimde
    Hatıran var yüreğimin en ücra köşesinde
    Umudum, kar kristalleri gibi avucumda erimekte..
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Yıldızların çadırında yaralı türküler, yarım kalmış sözlerimiz ise nafile bekleyişte

    Vedalaşan baharın soluk benizli yapraklarında yüzüm, gidişine sessizce ağlayan namahrem gözlerim…
    Ve titreyen rüzgarın ezgidar sesi, kan kusan nehir, sinemde düğümlenen hıçkırıklar, yokluğunun eseri…
    Hasret ise en hazin kıyafetini çekmiş üzerine
    Vuslat umutsuz bekleyişi ile çoktan tükenmiş ölü bir serzenişe..

    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Bu ne gidişti be kınalı kekliğim..Bu nasıl ayrılıktı sevdamın rengi?
    Bu hasret, bu sırasızca hıçkırıklar neyin bedeli?
    Deli yeller ağlar, dağların kızıl saçları ağırır,
    Adını nakış nakış yazdığım gökyüzü kara bir uğultuya bulanır..
    Dağlarda özlemini sarıp içerim,hasretinin göz yaşını uçurumların nasırlı ellerine koy veririm.

    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Döktüğüm göz yaşlar yanan bir alev nehri olup yeryüzüne kafa tutmakta..
    Şirinin yazılmasını bekleyen kalemim sitemli bir eda ile yüreğimi sorgulamakta.
    Ve sormakta, Sevgilin Nerede?
    Hasretin içimde ya..Adını duydum ya, Yine gözlerim nemli halini almakta
    Ve apansızın köhne geceye,yeni gece doğmakta,
    Yıllanmış acılara, yeni acılar eklenmekte
    Yıldızlar fena halde sarılmakta biçare geceye..

    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    E gecede ne yapsın be, bir yıldızları bir beni teselli etmekte.
    Benimse ne sığınacak limanım, ne dokunacak bir yıldızım var..
    Mısralarımın boynu bükük,
    Sadece yolunu gözlemekten feri sönen ßir çift sevdalı bakış..Ve ağlamaklı şiirler…

    418 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    YÜREĞİMSE SENDELEYE SENDELEYE DİZ ÇÖKMÜŞ SENSİZLİĞE! .
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Ve Şiirlerimin göz yaşı yürek tarlama milyonlarca acı ekmekte..


    Son baharın ilk demlerini yaşayan bahar yaprağı gibi yüreğim,
    Çatık kaşlı rüzgara yalvarışta..
    Ama ne fayda? Bırakmakta yorgun yanını yokluğunun kollarına
    Ve deli gibi esmekte rüzigar
    Dağlar ise hazin ezgilerini bırakır durgun nehirlerin nemli yüreklerine
    Bülbüller beste yapar sensizliğe.
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Bir gece ağlar halime
    Bir gül hüzünlenir benimle..
    Şehrin göz yaşları eşlik eder ağlayan namelerime..
    Ah maralım, ne çok özledim gece kokan sesini.
    Nazlı ırmaklar gibi tenimi saran saten zarifliğindeki bedenini..
    Yüzümü okşayan yağmur saçlarını..Ay ışığında yıkanmış ak ellerini
    Bakmaya kıyamadığım, Ay Tanrıçası edasında olan cemalini
    Güllerin kokusunu içinde barındıran sevdalı saçlarını
    Özledim sevdam.. yüreğimi zincire vuran gardiyan nefesini
    Durup durup bana sarılışını..Bağrına yaslayıp defalarca teselli edişini..
    Sonra apansızın hüzünlenmeni
    Dudaklarını titreterek sahte ßir gülücükle gizli yaşlarını sineye çekişini..
    Anlamadım gitti. Bu sensizliğin hazin hikayesini.
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Artık konuşmaya yüzüm kalmadı..Gözlerimin civatasını çoktan söktüm..
    ßir ßen, bir gölgem.ah ah be sevdam, Birde sen..
    ve..
    Birde senin sevdan,beni bu hallere düşüren
    419 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Düşüncelerim, iyi niyetlerim, umudum kader tarafından katledilmekte..
    Yüreğim bi çare, yokluğunu haykırır her gece.
    Gel kurtar beni, bu sensizlikten,Kapalı vuslatın kapılarını aç ardı sıra,
    Salıverme beni Ölümün kollarına, Azrail'in peşine,bir bilinmez seferine…!





  24. 2008-08-24 #224
    505 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler




    Sevgi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Almakmidir43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintileryoksa vermekmi?


    Sevgi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Askmidir? Yoksa asktandami öte...


    Sevgi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler
    Emekmidir?Emekse kimin emegi ve nicin?


    Sevgi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilersevebilmektir dunyayi ve dunyanin icindeki herseyi.sevgi görebilmektir gökyuzunun maviligini43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilercimenlerin yesilligini43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilerdenizlerin ucsuzbucaksizligini.sevgi bir kus sesinin guselligini anlayabilmek43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilermeltemlerin getirdigi yosun kokularini algilayabilmektir.


    Sevgi bir kucucuk bebegin gulumsemesi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilerbir cocugu kollarinla sarabilmektir.


    Sevgi duseni görunce ona elini uzatmak43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintileraglayani görunce onunla aglayabilmektir.


    Sevgi vermektir arkadaslar almak deil.aldigin surece sevgin azalir43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilerverdigin surecede bir okadar cogalir.sevgi ask deildir sevgi sevdadir43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler seni seviyorum sen sevmesende diyebilmektir.sevgi senin icin butun hayatimi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler sadece seni sevmekle gecirebilirim diyebilmektir.sevgi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler seni 43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilersadece ve sadece insan oldugun icin seviyorum diyebilmektir..


    Emek43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler


    Ne sacma! Eger kalbinde sevgi varsa dunyaya dagitacak bu sevgiyi dagitma emekmidir..


    sadece icinden geldigi icin verdigin bir sevgi niye emek gerektirsinki sen zaten sevgiyi cözmussun ve bunu veriyorsundur...sevgilerimle...gulumse
    mutlu bır yasam!!!!! Eger kafaniz dinc ve mutlu bir yasam istiyorsaniz43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler önce ise kendinizden baslamalisiniz.ınsan önce kendini sevmeyi ve saymayi bilmeli ve kendini oldugu gibi kabul edebilmelidir.


    Bunu uygulamaya basladiginiz anda hayatin önunuze cikaracagi basamaklari daha kolay cikmaya baslayacaksinizdir.ama is burdada bitmiyor.daha isin basindasiniz...bundan sonrada etrafinizdaki insanlari oldugu gibi kabul etme kosulu basliyor...
    Kimisine göre kendi kendini kabullenmek zordur kimisine görede etrafindakileri..


    Bence ilk etap insanin kendisidir.eger bir insan kendisini yeterince seviyor ve sayabiliyorsa cevresindekilerede ayni sevgi ve saygiyi verecektir.yani insanin kendine gösterdigi saygi diger insanlara gösterecegi saygiyla paralel gider..


    Baskalarini oldugu gibi kabul etmekse baslangicini kendi özumuzden alsada yasadigimiz toplumun43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintilerkulturun ve aldigimiz egitimin etkisiyle boyutlarini kazanir.


    Insanlarin farkli yaratildiklarini kabul etmek43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintileronlari oldugu gibi sevebilmek ve sayabilmek aslinda cok caba isteyen bir sey deildir.
    Buna birde sevgiyi eklersek hic te zor deildir.


    Söz konusu olan olay aslinda sevebilmektir herseyi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler her nesneyi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler her varligi oldugu gibi43 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintileryaratildigi gibi en dogal haliyle sevebilmek.
    Neden böyle?Nicin böyle? demeden sadece ve sadece iyiki varsin senin varligin bana yeterli diyebilmektir...










  25. 2008-09-11 #225
    905 - LaLe'nin Gönül Bahçesine Esintiler

    Ellerimde çocukluğumdan kalma rengarenk tebeşirler... Oturdum, yollara sana olan aşkımı çizmek istedim ama boşa bunlar! Hiç bir şey sevgimi anlatacak kadar özel olamadı.


    Delicesine atıyor kalbim...
    Kimseyi görmüyor gözlerim...
    Fonda bizim şarkımız, yüreğimde sen, gönlünde ben.
    Bazen korkuyorum "biz'e" nazar değecek diye.
    Bazen korkuyorum kem gözlerin hedefi olacağız diye.
    Verdiğin nazar boncuğu hep benimle.
    Bizi koruyanda o sanırım.


    Gözlerine bakmaya doyamadığım, benliğinde kaybolduğum, canıma can katan, hayatıma gül bahçelerini getiren adam iyi ki varsın, iyi benimlesin!


    Ben ne yazı, ne kışı, ne baharı, ne güzü sensiz hiçbirini istemiyorum.
    Ne onu, ne bunu hiç birini görmüyorum.
    Yaşıyorum seninle huzur dolu günleri.
    Kahrediyorum sensiz güneşi.
    Bir seni, bir beni istiyorum.
    Her geçen günü değil seninle olanları seviyorum.
    Her doğan güneşi değil, gecelerimi aydınlatan seni düşünüyorum.
    Eski hatıraları değil, seninle paylaştıgım anları yaşıyorum.




    Kimse olmasın yalnız sen yetersin bana! Acısıyla, tatlısıyla ne olursa olsun seninle geçirdiğim her an aldığım nefesin hakkını verdiğimi düşündürüyorsun bana. Dünyayı bir başka görüyorum sayende, hayatı bir başka yaşıyorum. Sen yokken yaşları hiç eksik olmayan gözlerim gülüyor artık etrafa, sevgi tomurcukları bırakıyor dünyaya...

    Senden ayrı geçen her saniye cehennem azabı gibi benim için.
    Sen yanımda yokken o kadar yalnız hissediyorum ki kendimi, yetmiyorum kendi kendime...
    Sen istiyorum her günüme.
    Haykırmak istiyorum karşıki dağlara "Beni alın ***ürün sevdiğime." diye.
    Mutsuzluklar burda kalsın bir ben geleyim sana, sende bana!


  Okunma: 43601 - Yorum: 224 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -