Şiirde Ölçü - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Şiirde Ölçü

  1. ÖLÇÜ (VEZİN) Ölçü (Vezin): Manzum metinlerde, kelime savurganlığını dizginleyerek dilin musikisini öne çıkarmaya yarayan bir unsurdur.


    Edebiyatımızda kullanılan vezinler:

    ARUZ ÖLÇÜSÜ
    Arap edebiyatından alınan ve dizelerdeki hecelerin açık ya da kapalı oluşuna dayanan bir vezindir. Başta Divan edebiyatında olmak üzere Halk edebiyatının son dönemlerinde, Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde de kullanılmıştır.

    a. İmale (çekme, uzatma): Kısa olan bazı hecelerin ölçüye uydurulması için uzun okunmasına denir.


    b. Zihaf (kısma): İmalenin tersidir. Arapça ve Farsça sözcüklerdeki uzun heceyi, ölçünün gerektirdiği yerde kısa hece gibi okumaya denir.

    c. Med (kabartma): Aruzda ritim denen iç ahengi sağlamak amacıyla iki heceyi bir hece durumuna getirmek, yani bir tam sesi bir buçuk sese yükseltmektir. Med, her zaman bir uzun hece ve onu takip eden kısa hece arasında yapılır. Yani med, iki kapalı hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğinde sonu bir uzun ünlü ve bir ünsüzle biten birinci heceyi imaleden biraz daha uzun okumaktır.

    d. Vasl (ulama, ulaştırma, liyezon): Kapalı bir heceyi açık höle getirmek için, son hecesi ünsüz bir harfle biten bir sözcüğün, kendinden sonra gelen ve ilk hecesi ünlü olan sözcüğe kendiliğinden bağlanması ve iki sözcüğün tek sözcük gibi okunmasıdır. Ulama aslında bir kusur sayılmaz, çünkü şiirdeki musikiyi artırır.

    e. Kasr (kısaltma, inceltme): Uzun heceyi hafifletmek, inceltmektir. Aruzda uzun olan "mâh, şâh, nigâh" gibi bir sözcüğü hafifleştirerek "meh, şeh, nigeh" şeklinde okumaktır. "İstanbul" gibi kimi özel adların "Stanbul" şeklinde okunması da kasr ile ilgilidir.

    Örnek:

    Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saadet ki rahşına
    Ceylan deminde arsa-i âlem gelirdi teng

    Baki

    f. Sekt-i melîh (Güzel kesme): Sözlük anlamı "güzel kesme"dir. Yalnız "mef'ûlü mefa'ûlün" kalıbında yapılır. Bu parçalardaki "-lü" ve "me-" açık hecelerinin birleşerek bir uzun hece oluşturmasıyla bir uyum kesikliği meydana getirmektir. Bu durumda ölçü "mef'ûlün fa'ûlün fa'ûlün" biçimine girer.

    Örnek:
    Bir yoldu parıldayan gümüşten
    Gittik.... Bahs açmadık dönüşten
    Yahya KEMAL

    Takti: Aruz ölçüsüyle yazılmış bir şiirdeki ölçüyü belirleyebilmek için şiiri oluşturan hecelerin (.) veya (-) işaretiyle gösterilmesine ve kalıplarının bulunmasına "takti" denir. Takti, ölçünün parçalarını belirlemeyle ilgilidir.

    Örnek:

    Bu harmanın gelir sonu kapıştırın giderayak
    Yarın bakarsınız söner bugün çatırda yan ocak
    . - . - / . - . - / . - . - / . - . -
    Mefâ'ilün / mefâ'ilin / mefâilün / mefâilün
    Tevfik Fikret, Hân-ı Yağma

    Aruz Kalıpları: Aruz kalıpları Arapça'dakı "faa'le" eyleminden türetilmiş olan "falün,feûlün,fâlün,fâilatün, müstef'ilün, mefâilün, mütefâilün, müstef'ilâtün" gibi sözcüklerden birinin tekrarlanmasıyla veya birkaçının yan yana getirilmesiyle ortaya çıkar.

    Belli başlı aruz kalıpları:

    • Feûl (. -)


    • Feûlün (. - -)


    • Feilün (. . -)


    • Fâilün (- . -)


    • Mef'ûlü (- - .)


    • Fâilâtü (- . - .)


    • Feilâtün (. . - -)


    • Fâilâtün (- . - -)


    • Mefâîlü (. - - .)


    • Mefâîlün (. - - -)


    • Mefâilün (. - . -)


    Türk şiirinde en fazla kullanılan kalıplar:


    • Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (-.--/-.--/-.--/-.-)


    • Feilâtün feilâtün feilâtün feilün (..--/..--/..--/..-)


    • Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (.---/.---/.---/.---)


    • Mefûlü fâilâtü mefâîlü fâilün (--./-.-.-/.--/-.-)


    Örnek:
    Bu gamze değil belâdır ey dost
    Bu hande değil cefâdır ey dost
    - - . / . - . - / . - -
    Mef'ûlü / mefâ'ilün /fa'ûlün
    Ahmet Paşa


    Aruz Kuralları:

    • Farsça tamlama eki olan "-i" ile "ve" anlamındaki "ü, vü" bağlacı vezin gereği uzun da kısa da olabilir.
    • Bir şiirin vezni en az iki dizeden hareket ederek bulunabilir. Tek dizeye bakarak vezin bulunmaz.
    • Hecelerin açık kapalı değerleri karşılıklı kontrol edilir. Önce imkân varsa ulama, yoksa imale yapılır. Zihaf çok az bulunduğu için en son o ihtimal düşünülür.
    • Aruzla yazılmış dizelerin son heceleri her zaman uzun sayılır.
    • Aruz ölçüsünde üç tane kapalı hece, yani kısa okunan hece yan yana gelmez, çünkü buna uygun bir aruz kalıbı yoktur.
    • Aruz vezninde tef'ileler heceleri bölebilir. Hece ölçüsündeki gibi okuyuşta tef'ilelerde durgu yapılmaz.

    REDİF Yazılış, anlam ve görev yönünden birbirinin aynı olan seslere denir. Dize sonlarında aynen tekrarlanan ekler ya da kelimeler redif olarak kabul edilir.

    Örnekler:
    Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
    Şimşek gibi, Türk atlarının geçtiği yoldan

    * "-dan" redif
    * "ol"lar tam uyak
    Akşam, güneş artık deniz ufkunda silindi
    Hülya gibi yalnız gezinenler köye indi
    Ben kaldım, uzaklarda günün sesleri dindi
    Gönlümle, hayalet gibi, ben kaldım o yerde

    * "-di"ler redif.
    * "-in"ler tam uyak.

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar

    * "-durmuşlar" redif.
    * "on"lar tam uyak.


    Seni korkutacak geçtiğin yollar
    Arkandan gelecek hep ayak sesim
    Sarıp vücudunu hayalî kollar
    Enseni yakacak sıcak nefesim

    * "-lar" ve "-im"ler redif.
    * "-ol" ve "-es"ler tam uyak.

    Bin atlı, akınlarda çocuklar gibi şendik
    Bin atlı, o gün dev gibi bir orduyu yendik


    Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
    Yemek verdi ekmek verdi et verdi
    Kazma ile döğmeyince kıt verdi
    Benim sadık yârim kara topraktır

    Gideriz nur yolu izde gideriz
    Taş bağırda, sular dizde gideriz
    Bir gün akşam olur biz de gideriz
    Kalır dudaklarda şarkımız bizim

    Bahar gördüm yaz gördüm
    Güzel gördüm naz gördüm
    Her tarafı dolaştım
    Senin gibi az gördüm

    Ey garip çizgilerle dolu han duvarları
    Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları

    Karacaoğlan kapınıza kul gibi
    Gönül küsüverse ince kıl gibi
    Seherde açılmış gonca gül gibi
    Kokar gider bir gözleri sürmeli

    Saç tel tel, örtüler hep tül tül düşer
    Gözünün değdiği yere gül düşer
    Sonunda sana da bir gönül düşer
    Gönlümün şimdiki duygusu gibi

    Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun
    Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun

    Ketmetme bu râzı, söyle bir söz
    Ben isterim âh, öyle bir söz

    Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
    Ben aşkımla bahar getirdim sana
    Tozlu yollarından geçtiğim uzak
    İklimden şarkılar getirdim sana

    Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu

    Senin kışın yaza benzer
    Bir sevdâlı başa benzer
    Çok içmiş sarhoşa benzer
    Duman eksilme yen dağlar
    Bu güzellik bâkî kalmaz sevdiğim
    Âşıkın ağlatan gülmez sevdiğim
    İyilerden kemlik gelmez sevdiğim
    Hakk'ı bir bilirsen ağlatma beni

    Dağlar ile taşlar ile
    Çağırayım Mevlâm seni
    Yuvadaki kuşlar ile
    Çağırayım Mevlâm seni

    Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
    Seneler geçti, henüz gelmediler
    Mehlika Sultan'a âşık yedi genç
    Oradan gelmeyecekmiş dediler


    Diziliş Bakımından Uyak Örgüsü

    1) Düz Kafiye:
    Bir beyitte ya da bir dörtlükte bütün mısraların birbirleriyle kafiyeli olduğu düzendir.
    A A A A
    Örnek:

    Çiçek ülkesinden girerken yaz A Örer her doğan gün bir altın koza A Kristal çiçekler açan fıskiye B Ayıklık saçar düş gören bahçeye B

    2) Çapraz Kafiye: Bir dörtlükte 1. ile 3. ve 2. ile 4. mısraların birbirleriyle kafiyelenmesine denir.
    A B A B
    Örnekler:

    Kara gözlüm, efkarlanma gül gayrı, A İbibikler öter ötmez ordayım... B Mektubunda diyorsun ki "Gel gayrı!" A Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım B Şu bakır zirvelerin ardından A Bir süvari geliyor kanrengi B Başlıyor şimdi melül akşamdan A Son ışıklarla bulutlar cengi... B Gördüler: "Aynada bir gizli cihan... A Ufku çepçevre ölüm servileri..." B Sandılar doğdu içinden bir an A O, uzun gözlü uzun saçlı peri B

    3) Sarma Kafiye:
    Bir dörtlükte 1. ile 4. ve 2. ile 3. mısraların kafiyeli olmasına denir.


    A B B A
    Örnekler:

    Her şey yerli yerinde; havuz başında servi A Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan, B Eşya aksetmiş gibi tılsımlı uykudan B Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi A Bütün şehir nihayetsiz bir nur içinde A Kış mehtabı daha parlak, daha lekesiz B Ne buluttan bir eser var, ne bir küçük iz B Gülümsüyor gibi sema sürûr içinde A




  2. 2010-12-07 #2
    Ölçü, şiirde ritmi sağlar ve edebiyatımızda 3 türlü kullanılmıştır.

    1 - Hece ölçüsü: Dizelerdeki hecelerin sayıca eşit olması kuralına dayanır. Ağırlıklı olarak halk edebiyatımızda kullanılmıştır.


    Her görünen dost yüzü, 7 hece/ Ondan ayırmam gözü, 7 hece/ Gitmez dilimden sözü. 7 hece/


    2 - Aruz ölçüsü: Dizelerdeki hecelerin açıklık(kısalık)-kapalılık(uzunluk) esasına bağlı olan bir ölçü sistemidir. Sonu ünlüyle biten heceler kısa(.) ile gösterilir. Ünsüz ile biten heceler ve aslında uzun olan heceler (-) ile gösterilir. Aruz ölçüsü gereği dizenin son hecesi kısa da olsa uzun kabul edilir. Aruz kalıbına uyulmadığında imale, ulama, medd, ziyaf gibi kusurlar yapılır. Bu ölçü ağırlıklı olarak klasik(divan) edebiyatta kullanılmıştır.


    3 - Serbest ölçü: Herhangi bir ölçüye uymadan, hatta bazen kafiyeye bile uymadan yazılan şiirlerdir.

  3. 2010-12-07 #3
    ÖLÇÜ (VEZİN) Ölçü (Vezin): Manzum metinlerde, kelime savurganlığını dizginleyerek dilin musikisini öne çıkarmaya yarayan bir unsurdur.

    Edebiyatımızda kullanılan vezinler:

    ARUZ ÖLÇÜSÜ
    Arap edebiyatından alınan ve dizelerdeki hecelerin açık ya da kapalı oluşuna dayanan bir vezindir. Başta Divan edebiyatında olmak üzere Halk edebiyatının son dönemlerinde, Tanzimat, Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde de kullanılmıştır.

    a. İmale (çekme, uzatma): Kısa olan bazı hecelerin ölçüye uydurulması için uzun okunmasına denir.

    b. Zihaf (kısma): İmalenin tersidir. Arapça ve Farsça sözcüklerdeki uzun heceyi, ölçünün gerektirdiği yerde kısa hece gibi okumaya denir.

    c. Med (kabartma): Aruzda ritim denen iç ahengi sağlamak amacıyla iki heceyi bir hece durumuna getirmek, yani bir tam sesi bir buçuk sese yükseltmektir. Med, her zaman bir uzun hece ve onu takip eden kısa hece arasında yapılır. Yani med, iki kapalı hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğinde sonu bir uzun ünlü ve bir ünsüzle biten birinci heceyi imaleden biraz daha uzun okumaktır.

    d. Vasl (ulama, ulaştırma, liyezon): Kapalı bir heceyi açık höle getirmek için, son hecesi ünsüz bir harfle biten bir sözcüğün, kendinden sonra gelen ve ilk hecesi ünlü olan sözcüğe kendiliğinden bağlanması ve iki sözcüğün tek sözcük gibi okunmasıdır. Ulama aslında bir kusur sayılmaz, çünkü şiirdeki musikiyi artırır.

    e. Kasr (kısaltma, inceltme): Uzun heceyi hafifletmek, inceltmektir. Aruzda uzun olan "mâh, şâh, nigâh" gibi bir sözcüğü hafifleştirerek "meh, şeh, nigeh" şeklinde okumaktır. "İstanbul" gibi kimi özel adların "Stanbul" şeklinde okunması da kasr ile ilgilidir.

    HECE ÖLÇÜSÜ
    Tük edebiyatına özgü bir vezindir. Dizelerdeki hece sayısının eşit olmasına dayanır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında, Halk edebiyatında ve Milli edebiyat döneminde kullanılmıştır.

    Örnek:
    Dağlarda / gazel oldum (3+4)
    Okuyup / yazar oldum (3+4)
    Ben bir güzel / uğruna (4+3)
    Kuruyup / gazel oldum (3+4)

    3 - Serbest ölçü: Herhangi bir ölçüye uymadan, hatta bazen kafiyeye bile uymadan yazılan şiirlerdir.


  Okunma: 3111 - Yorum: 2 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -