1 Kadınla ilgili sorunlar
Gebeliğin oluşumunu engelleyen kadına ait faktörler infertilite nedenlerinin yaklaşık %40-45'inde sorumludur. Bunlar yumurtlamanın olmaması veya düzensiz olması, fallop tüplerinin anormal veya kapalı olması, endometriyosiz, rahim içindeki bazı sorunlar ve rahim ağzı salgısının sperm geçişi için uygun olmaması gibi nedenlerdir.


1.1. Yumurtlama problemi
Genel olarak bakıldığında, yumurtlamaya ait problemler infertiliteye en sık neden olan problemlerdir ve genelde hormonal bir dengesizliğin sonucu olarak ortaya çıkarlar. Bu dengesizlik beyinde bulunan ve yumurtlamayı sağlayan hormonları salgılayan hipotalamustan, hipofiz bezinden veya yumurtalığın kendisine ait nedenlerden kaynaklanabilir. Sık görülen sebepleri arasında polikistik over hastalığı, prolaktin hormonunun aşırı salgılanması, tiroid bezi ile ilgili problemler, aşırı kilo alınması veya kaybı ve stres gelmektedir.


Polikistik over hastalığı, sık görülen ve yumurtalık yüzeyine yakın bölümde çok sayıda küçük kistin bulunduğu ve genelde adet düzensizliği, kıllanma ve şişmanlıkla birlikte seyreden bir hastalık olup normal adet düzeni olan kadınlarda da görülebilmektedir.

Prolaktin hormonu beyindeki hipofiz bezinden salgılanır. Asıl görevi gebelikte göğüslerde süt üretilmesini sağlamak olup bunun dışında üreme fonksiyonları üzerindeki etkileri kesin olarak bilinmemektedir. Prolaktinin aşırı salgılanması (hiperprolaktinemi) yumurtlamayı ve adet görmeyi engelleyebilmekte ve göğüslerden süt salgılanmasına (galaktore) neden olabilmektedir. Prolaktinin kanda hafif miktarda artışı yemeklerden hemen sonra ya da uykuda iken ortaya çıkabilir. Kanda prolaktinin aşırı salgılanmasına en sık yol açan neden hipofiz bezindeki prolaktin salgılayan iyi huylu tümörlerdir (prolaktinoma). Bunun dışında polikistik over hastalığı, troid bezinin yetersiz çalışması (hipotiroidizm) ve çeşitli ilaçlar (antidepresan ilaçlar vb) bu duruma neden olabilirler.


Tiroid bezi vücutta metabolizmayı düzenleyen bir bezdir ve buradan salgılanan hormonların (T3, T4) yetersiz salgılanması (hipotiroidizm) veya aşırı salgılanması (hipertiroidizm), bu hormonların eksikliği ya da fazlalığının yol açtığı ve çok ciddi olabilen bozukluklar yanında üreme üzerinde etkili hormonların salgılanmalarını da bozarak üreme fonksiyonlarını olumsuz şekilde etkileyebilmektedir.

Stress, aşırı kilo kaybı ya da şişmanlık gibi durumlarda da üremeyi sağlayan hormonların normal salgılanmasının bozulması ya da vücuttan salgılanan diğer bazı hormonlar üreme fonksiyonlarını olumsuz etkilemektedir.

1.2. Tüplerin tıkalı olması

Fallop tüplerinin çok hassas ve detaylı bir iç yapısı vardır. Bu yapıdaki bir bozulma yumurtanın taşınmasını ve dolayısıyla döllenme olayını engelleyebilir. Eğer yumurtalığa yakın olan uç etkilenmişse yumurtanın yakalanıp tüp içine alınması bozulabilir, ancak en ağır durum tüpün tamamen tıkalı olduğu durumdur.

Tüpteki tıkanıklık diğer genital organlardan tüpe ulaşan enfeksiyonlardan kaynaklanabileceği gibi batın içindeki enfeksiyonlar nedeniylede tüp hasar görebilir (ör. appendisit). Bu tıkanıklık daha önce tüplerin bağlanma operasyonu veya batın içi cerrahi sonrasında da gelişmiş olabilir. Bunun yanısıra dış gebelik sonucunda hasta tüplerinden biri veya her ikisini de yitirmiş olabilir.

Tüp tıkanıklıklarının hafif olanları, mikrocerrahiden fayda görebilir ama diğer hastalarda gebelik şansı ancak tüp bebek yöntemiyle elde edilebilir.

1.3. Rahim ağzı salgısının sperm geçişi için uygun olmaması
Rahim ağzı salgısı sadece yumurtlama döneminde spermlerin serbestçe geçişine izin verir. Diğer tüm zamanlarda hormonal uyarılara bağlı değişiklikler nedeniyle rahim ağzı salgısının yapısı ve kıvamı spermin serbest geçişine müsait değildir.Bazı kadınlarda bu salgı içinde sperme karşı antikorlar bulunur ve bu hanımlarda sperm yumurtlama zamanında bile rahim ağzı kanalından geçerek rahime ulaşamayabilir. Antikorlar sperm hücresine karşı bağışıklık sisteminin geliştirdiği maddelerdir ve bu maddeler sperm hücre fonksiyonlarını bozarak etkili olmaktadırlar. Bu olumsuz salgı ortamı ancak suni dölleme, veya üremeye tardımcı tekniklerden birisi kullanılarak aşılabilir.

1.4. Endometriyozis
Endometriyozis rahim içini döşeyen dokunun (endometriyum) başka bir bölgede (ör. yumurtalıklar, karın içi vb.) bulunması halidir. Adet kanaması sırasında bu dokudan da kanama olduğundan şiddetli ağrı oluşur. Ayrıca bu kanamanın verdiği hasara bağlı olarak cinsel temas sırasında ve değişik zamanlarda kasık ağrısı gelişebilir. Bu hastalık yumurtalıklarda koyu kahverengi renkli ve çikolata kisti olarak bilinen kist oluşumlarına da yol açmaktadır. Bu kistler laparoskopik cerrahi ile çıkarılabildikleri gibi hasarlı dokuları ve endometriyozis odaklarını yakmak (koter, lazer) mümkün olabilmektedir. Daha hafif durumlarda ilaç tedavisiyle de sonuç alınabilmektedir. Bu tedavi yöntemleriyle hastalığın gelişimi durdurulabilmekte veya geriletilebilmekte ise de gebelik oluşmayabilir. Bu durumda çocuk sahibi olabilme şansı tüp-bebek yöntemi ile yakalanabilir.