Kendini değişik şekillerde takip ettiren bir hastalık biçimi olanreflü, çocuklarda şu şikâyetlerden bir ya da birkaçının gözlenmesi ile belirli bir hale bürünmektedir.



• Çocuğun rahatsız olması, ani ağlama ya da kolik tarzı atağa neden olması
• Çocuğun sık sık tükürmesi ya da kusması
• Yemekten bir ya da birkaç saat sonra çocuğun kusması
• Çocuğun yaşının ilerlemesine rağmen, yemek sonrası kusmaların devam etmesi
• Çocuğun yemek yemeyi reddetmesi
• Ağız kokusu
• Sesi "ıslak" olan geğirme ve hıçkırıklar



Bazen büyümede gelişim sorunu, sıklıkla boğaz enfeksiyonları ve üst solunum yolları hastalıkları ile sesin kalın-boğuk olması durumlarında ise "pnömoni astım" izlenebilir. Ciddi vakalarda gelişim geriliği bile görülebilir. Sıkça görülen kulak enfeksiyonu, dişlerde çürüme oluşumu ile sinüzit de izlenen bulgular arasındadır. Bazı durumlarda ağızdan salya akması da gözlemlenebilir.
ABD'de 7 milyon çocukta reflü olduğu bildirilmekle birlikte; çocuklarda hastalıklara teşhis konulurken; ne yazık ki reflü düşünülmemekte ve sıklıkla atlanabilmektedir.
Bebeklerin yaklaşık %65'i, yemek sonrası gıdalarını geğirmekte ve bu durum fizyolojik olarak doğal kabul edilmektedir. Gerek içeriğin fazla olması, gerekse oluşum sıklığı sonucu komplikasyonların görülmesi nedeni ile bu durum, hastalık olarak tanımlanabilir.


Pek çok bebekte fizyolojik olarak doğal bir şekilde görülebilen reflü, zamanla azalarak ortadan kalkar ve herhangi bir komplikasyona yol açmaz. Bu durumlarda çocuğun ailesine detaylı bilgi verilmesi yeterli olur. Ancak daha ciddi durumlarda bazen mide asitinin özafagusa etkisi ile burada enflamasyon gelişebilir. Bu durum ise ciddi ağrılar ile yutkunma sorunlarına yol açabilir. Bu enflamasyon, yemek borusunda ödem yaratabildiği gibi yara dokusu ile darlık oluşumuna da sebebiyet verebilir.


Bu durumun getireceği ağrı ve zorluk neticesinde; eğer bebek yemek yemeyi kısıtlarsa, bebeğin büyümesi duraklayabilir.


Hastalığın tanısı için yutkunma filmleri (baryum esophagogram), pH testi ya da endoskopi yardımcı olabilir. Ancak çoğu kez doktorlar, hastanın hikâyesinden yola çıkarak tanı koyabilir.
Tedavide; beslenme alışkanlıkları ile beslenme tekniklerinin düzenlenmesi önerilir. Bebeğin uyanık saatlerinde dik tutulması, gazının çıkarılması ile baharatlı yiyeceklerden kaçınılması, mamanın daha koyu olarak hazırlanması tavsiye edilir. Beşiğinin başucunun biraz yükseltilmesi de gece uykusu için faydalı olacaktır. Bebeğin giysilerinin de çok sıkı olmaması gerekir. Gerektiği takdirde, anti-asit ya da asit salgını engelleyen ilaçlar, doktor gözetiminde kullanılabilir.