Ana Menü

Evlilik Evliliğin Zorlukları

Evlilik öncelikle annelerin çocukları için koydukları hedef. Tamam, dünya gözüyle çocuklarına karşı görevlerini tamamlasınlar istiyorlar, evladı yuvasını kursun mutlu olsun istiyorlar, hepsi fazla güzel de, evlenince de bitmiyor ki baskılar. Daha düğünün ertesi günü torun siparişleri, hadi ilk torunu verdiniz kucaklarına, sonrasında toruna kardeş gerek baskıları…

Velhasıl, özellikle kız çocukları evlenmek üzere şartlandırılmış büyütülüyor. Erkek anneleri biraz daha rahat bu konuda. Evvel aman bir kıza kendini kaptırıp okuluna engel olmasın diye gözlerinin içine bakıyorlar oğullarının… Hoş sanki kızlar da ileride eş seçecekleri delikanlıları okuldan koparma gayretinde! Ne zaman oğullarının yaşı ilerliyor, o zamana kadar kızlardan korumaya çalıştıkları oğullarına sülalece kız bakmaya başlıyorlar, eyvah bu çocuk ne zaman evlenecek diye…

Evliliğin Zorlukları

yaşam evlenince mi başlıyor Dediğim gibi erkekler en azından daha ileriki yaşlarda baskı görmeye başladıklarından, kızlardan biraz daha şanslılar. Kızlar doğumdan itibaren evlilik, çeyiz, çoluk çocuk muhabbetlerine maruz kalıyorlar. Hatta annelerin, kızlarına hususi özlü sözleri bile var “Canı sıkılan kızların canı evlenmek istermiş” Hiç bu özlü sözlerin erkek versiyonunu duydunuz mu acep?

Annelere bu kadar yüklenmeyelim haydi, bana göre bir başka suçlu masallar. Kız ve erkek çocukların masalları bile farklı. Erkek çocuklara kurşun askerler, hadi bilemediniz al başlıklı kız masalları anlatılırken kız çocuklarına anlattığımız masallara bakın bir de. Pamuk Prenses, Cindrella, Uyuyan Güzel vs. Hepsinde prenses yakışıklı prensle evlenir ve hayat boyu mutlu yaşarlar. Sanki mutluluğun tek şartı evlilik ve evlenince hep mutlu nihayet oluyor. Bir adet masal yok evlenince başlayan, yakışıklı prensin evlendikten sonra prenslikle alakası olmadığını keşfeden ve mutluluğun evliliğe endeksli olmadığını anlatan…

Şikâyet edip durmamın nedeni evliliğe tepki değil elbette. Tepkim çocukların, gençlerin evliliğe şartlı ve mutluluğun evliliğe bağlı yetiştirilmesine. Özellikle kızların evlilik eşittir başarı olarak görmesine sebebiyet veren yetiştirme şekline. Tamam, evlilik, doğru insanı bulabildiyseniz fazla güzel ve fazla huzurlu. Fakat öyle fazla kadın var ki, kendini evlenemediği (!) için nihayet derece yetersiz hisseden ve özgüveni zedelenen, ya da sırf evlenebilmek için yanlış şahıs olduğunu bile bile imza atan. Prensini bulmak için, gölde öpülmedik kurbağa bırakmayan ve bir sürü yanlış ve kendine göre tamamlanmamış ilişkiler sonucunda depresyon yaşayan. Mutsuz olduğu halde, evli kalmak uğruna bin türlü eziyete katlanan.

Şunu artık anlamamız ve çocuklarımıza da öğretmemiz lazım; Evlilik hayatımız için bir renk; bir koşul değil. Mutluluğumuz bir başkasına ya da evliliğe endeksli hiç değil. Biz kendi içimizde mutlu olmayı bilmezsek, hiçbir evlilik bizi mutlu etmeye yeterli değil. Evlilik tozpembe bir masal değil. Mutlu evlilik için sadece yakışıklı prensler yeterli değil. Biz kendimize prensesler gibi bakmadıkça, karşımıza çıkacak insan da prens değil.

Yorum Yap