Fizik ve Fizik Ötesi Nedir ?

2008-04-29 23:06 nötrino
İnsan fizikle fizik ötesi arasındaki aracılık ve iletkenlik gücünü yasaları tanımak, uygulamakla elde ediyordur.

Kendi içimizdeki tanrısallığı ne kadar çok fark eder, vicdanımızın sesini ne kadar çok duyarsak, yardımlaşmanın ve hoşgörünün önemli bir yasa olduğunu da o kadar iyi anlarız. Vicdanın sesini duymak için, mikro kozmos olan bedenin tutku ve duyumları kontrol altına alınırsa, doğru düşünceden kaynaklanan sezgisel akışların algılarımıza sızmasına izin vermiş oluruz.
Akıl yürütme ve analitik düşünce maddî ortamın gerekli işlerinde kullanılmalı, ama algılamalarımızı ve vicdan sesimizi örtmemeli…

Fizikle fizik ötesi arasında iletken olan insan, duyular üstü bir dünyanın ruhsal bilgi kapılarını ancak doğru düşünce ve saf sezgiyle açabilir. Algılamalardaki artış bu iki duyunun gelişimine bağlı ve onlar geliştikçe tüm fizik duyuların da tümüyle bize hizmet etmek üzere arıtılması söz konusudur. Sadece analitik düşünceyle içimizdeki ışığa kavuşamayız. Bu mükemmelliğe ulaşmak isteyen kişi, birisine ya da bir şeye bağlanmamalı… Bağlı olduğu her şeyi gerektiği anda bırakıp gidecek ve her şeye yeniden başlayacak gücü olmalı ki, ruhsallığımı da maddi dünyanın şartlarını da doya doya yaşıyorum diyebilsin. Herhangi bir şeye bağlanmak ilâhî kudretin ışığını zayıflatır. Bağımlılık yaratmadan da çok güzel birliktelikler paylaşılabilir. Ne geçmiş ne gelecek ne de şimdinin endişesini taşımadan hem içimizdeki ışığın arayıcısı olabilir hem de çevremizde olup biteni tam hakkını vererek yaşayabiliriz ki bu gerçek farkındalıktır.
Ölüm-doğum çemberine tâbi olarak bir tür yanılgılar ve illüzyonlar âleminde yaşayan bizler bu yanılgının dışına ancak farkındalık ve anın getirdiklerini doğru değerlendirmekle çıkabiliriz. Yani günlük yaşamın, aklın, mantığın, sezgilerin, algıların, rüyaların sentezinden oluşan bir zihin yapısıyla elde edilen bir kimya ya da isterseniz buna simya diyelim bu karışım, bu sentez evrimleşmenin temel basamağıdır.
YENİ ANLAYIŞ BİZDEN NE İSTİYORDUR???
Yeni bir düşünce sistemine, yeni bir görüşe, farklı bir algılayışa nasıl da susadık değil mi? Bu dar kalıplardan çok sıkıldık, bir bunaltı, bir daralmadır gidiyor. Nedeni de tıpkı bir simyacının laboratuarında çeşitli elementlerden altın elde etme çabası gibi bu bileşimi, önce düşüncede bu sentezi bir türlü yakalayamamak…
Yeni anlayış, yeni çağ bizden,hem eril hem dişil yönlerimizi kullanmamızı, hem ruhsallığı yaşayıp hem maddi dünyanın da tüm gereklerini yerine getirmemizi yani günlük yaşam dilinde söyleyecek olursak; hem popüler hem ciddi, hem renkli hem sade, hem statükocu hem her yeniliğe alabildiğine açık, hem ağırbaşlı hem neşeli, hem prestijli hem iddiasız, hem basit hem gizemli olmamızı bekliyor.

İşte bu anlayış,"Yeni Çağın Başarı Simyasının" formülünü içeriyor. Kolaylık ve zorluğu aynı anda kendinde barındırarak. Tıpkı atom altı kozmosunun kuantum parçacıkları gibi. Her şey aynı anda iç içe saklı, gözlemeyenin tercihine göre bazen parçacık bazen de dalga oluveriyor. Tercih bizim…

Ama bu çok zor demeyelim, bu bilgi bizim atom altı parçacık düzeyinde zaten var. DNA'larımız, hücrelerimiz bu bilgiyi sessizce kullanıp duruyor… Tek yapacağımız şey fark etmek ve bizde var olanı, sevgiyle, istekle, neşeyle, coşkuyla harekete geçirmek…

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR

Yeni yapılan bilimsel araştırmalar evrenin birleşik, bütün ve kendi kendine enerji sağlayan otonom bir sistemden oluştuğunu gösteriyor ve kendi kendini yaratan bir bütünlükten söz ediyor. Bu bütünlüğün parçaları temelde ayrı değil, sadece o bütünlüğü oluşturan birbiri için gerekli unsurlardan meydana gelmiş. Evrende büyük bir denge var ve her olay diğer tüm olayların toplam sonucu.

Özellikle 19. yüzyılın sonlarında William Hamilton ile Karl Gustav Jacobi, "birbirleriyle etkileşim hâlindeki dalgalardan oluşan bir evren kavramını" ileri sürdüler. Yüz yıldan fazla süreden beri bilinen bu kavram bilim adamları tarafından yeni yeni ciddîye alınmaktadır.

Hamilton-Jacobi evreninde şeyler ve olaylar ayrı realiteler değil, birbiri içinden bağlantılı bir bütünde birbirleriyle etkileşen dalgaların sonucudur. Bu nedenle bireysel olaylar uçsuz bucaksız bir deniz üzerindeki küçük teknelere benzerler. Onların hareketleri o denizi saran tüm dalgaların birbirlerine karıştıkları noktalar tarafından belirlenmektedir.

Günümüzde evrenin bu bütünselliği yeniden keşfedilmiş durumda. Bütünün üstünlüğü yeni kozmolojide temel önem taşıyor.

Sezgi, ruhsal şuur, kozmik iletişim kavramları Yeni Çağ insanının temel kavramları olacak… İnsan bu gerçeklerin farkına vardıkça yaşamında bir denge meydana gelir. Hem dünyasal şartların tam hakkını veren hem de ruhsal şuurluluğu olan bir varlık özgürdür. Çünkü kendi içindeki Evrensel Tanrı Enerjisini ya da Tanrı Kudretini kendi kapasitesi oranında tanımaya ve kullanmaya başlamıştır. Bu uygulamanın halk dilindeki tanımı, ‘Her işinin rast gitmesi' şeklinde olmuştur…



İlgili Diğer Konular

Yorum Yap


2006 - 2018 - Delinetciler Portal - Iletisim