Murat Soyak "SELAM OLSUN"

2007-05-13 21:16 y7k5
Murat Soyak

1971 yılında Niğde?de doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Niğde'de tamamladı. Marmara Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

Yedi sayı devam eden "Gül Aydınlığı" isimli edebiyat dergisini çıkardı.

Yedi İklim, Çerağ, Yitik Düşler, Ay Vakti, Likâ, Taşra Edebiyat, Eğitim, Mavi Yeşil, Türk Dili, Yolcu, Yağmur, Bir Nokta, Ardıç isimli sanat-edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlandı
SELAM OLSUN

Gül günler sağnak sağnak hayâle düştü.
Canlandı hatıralar, gönlüme hüzün düştü.
Hazân mevsimi iki gözüm, yapraklar düştü.
Gitti gelmez ama toprağa tohum düştü.

Al kanlara boyandı toprak, nice baş düştü.
Canım efendim, yetiş içimize ateş düştü.
Yine yoldan çıktı insan, insanlık düştü.

Delikanlı keyfince yürüdü, şeref düştü.
Unutuldu memleket, kirlendi, şehir düştü.
Karanlık adamlar iş başında, kin yola düştü.
Yürüyen çocuk göze geldi, canım umut düştü.

Kim demiş su boğar ateş yakar diye?
Yangın yeri dostum, uyan iş başa düştü.
Sen yürürsen, sen yürürsen bahtımız açık
Yedi iklim son nefesti, Akdeniz düştü.

Kolum kanadım kırıldı efendim,
Kelime kelime kayboldu anlam, millet düştü.
Önce can suyumuz kesildi, sonra bülbül düştü.
İyi insanlar bir bir göçtü canım, can düştü.

Açıldı ruhum yaprak yaprak içime ışık düştü.
Çözüldü kör düğüm, devrildi taş taş yalanlar
Uyanış vaktine doğru toprağa cemre düştü.
Açıldı ruhum yaprak yaprak içime ışık düştü.

Çekil yolumdan yılan, çekil yolumdan şeytan;
Yıkıl karşımdan zalim, yıkıl karşımdan düşman!
Damarda, cana can veren kan, yükselen yükselen iman
Yeniden doğdu zaman ayaydınlık adı hicret olan zaman.

Doğuştaki sırrı kim bilir?
Unutuldu kardeşlik heyhât insan insana düştü.
Gerçek aşkın yuvasını kim bozdu?
Unutuldu kul hakkı heyhât vicdan yele düştü.

Sınır boylarında sınırsızlık özlemi var.
Beklenen vakit geldi ve uyandı ashab-ı kehf
Uyandı taş, uyandı toprak, uyandı ashab-ı kehf
Dirildi hayat çiçek çiçek dirildi insan rahmet rahmet.

Su yürür damar damar ağaç bize doğru
Bahar yürür aşk ile çiçek bize doğru
Gün yürür, yürüdükçe çocuk bize doğru
Demet demet iyilik ve solmayan güzellik...

Bir ölüp bin dirilen, ölüp ölüp dirilen ey!
Kırıldı kalem, kırıldı zaman, kırıldı kalem
Yetiş, canımıza cankat önümüze düş.
Bırakma bizi, bırakma yaban ellerde bizi.

Beklerim yolunu, seni gözlerim.
Sen ki uyan diyen, diri diyen, hâk diyen.
Yolumuza işaret taşları dizen, yol gösteren,
Gözüm yollarda seni gözlerim.

Anlamını yitiren hayat bir derde düştü.
Ekmek derdiyle dertlendi nice insan,
Evvel zamanda verdiği sözü unutan insan,
Anlamını yitiren hayat bir derde düştü.

Gelin acıyan yerlerimizi ışığa tutalım.
Gelin sonsuzluk ikliminde dertleşelim.
Bakalım sızlanmalarımız niye ve kime;
Bakalım bu yol nereye çıkar, yolcu nereye?

Büyülenmiş bakışlar ve tutulmuş yollar;
Yalancı sevda, yalancı söz, yalancı dert
Yırtın perdeleri, sığının ölüm gerçeğine
Yeniden yeniden var olun beş vakitte...

Gün doğmadan içimize bir gün düştü.
Gözledik, sabrettik yalancı şafak düştü.
Candüştü "çan çan"dışımızda batıl düştü.
Söndü sönmeyen ateş, doğdu batmayan güneş.

Yer ve gök yaklaştı yaklaştı
O dem filizlendi rahmet, filizlendi bereket
Yer ve gök yaklaştı yaklaştı
O dem yıkandı yeryüzü sevindi gökyüzü...

Çöl şimdi yemyeşil şimdi doğum vakti
Süt ve göz, süt ve gönül, süt ve söz
İnkârın üstüne şimşek gibi cevap düştü.
Çöl şimdi yemyeşil şimdi doğum vakti.

Düşünenler için hayata işaret düştü.
Titredi insan, uyandı uykularından;
Aklına ben kimim, niçin varım sorusu düştü.
Rahman ve Râhim olan Allah'ın adıyla
Âyet âyet dilimize sözlerin sözü düştü.

Bisiklet İzleri

daha dün müydü eli yüzü toprak
resimdeki o mahzun,esmer çocuk
oyun bitti ama içinde ukde kalmış
neylersin,serde yoksulluk derdi

zahire pazarında bir hurdacı
pas yemiş her yanı ve kırk yama
olsun,uzaktan bisiklet işte
hem binince dünyalar senin

Cici Ferhat,o zamanlar çırak
haftalıklar birikince mavi bisiklet
bir hava bir hava sorma gitsin
futbol sahasını kesip biçiyor

arkadaşım,gel etme eyleme
gözümüz kaldı yeter bu zulüm
birazcık da biz binelim bisiklete
olmaz der,çiğner geçer çimenleri

Çıksalın Durağı

çık da gör
bu durak,bu şehr-i İstanbul'un
ama aslında Çıksalın,dünyanın.

çıksalın durağında elinde karanfil,
masum BİR,yere bakıyor.

çıksalın durağında elinde kitap,
düşünür edasında İKİ,göğe bakıyor.

çıksalın durağında elinde dosya,
orta yaşta ÜÇ,yola bakıyor.

çıksalın durağında elinde baston,
boynu bükük DÖRT,bize bakıyor.

çık da gör.
bu durak, bu şehr-i İstanbul'un
ama aslında Çıksalın,dünyanın.

çık da gör.
bize bakıyor.

Hatırlayış

1

kefenini hazır tutan bir babanın oğullarıydık
bir yanımız bağ bahçe
bir yanımız ahir dünya
komşumuz olurdu İbrahim

bir kitap vardı evimizde
kendi yağımızda kavrulurduk
ve yandık ha koşun desek
sesimize ses veren olurdu

misafir,heybesinde kıssalar demetiyle gelen
ne güzeldi dinlemek
anlattıkça bal akar dilinden
sohbetle ısınırdı içimiz
artık kim korkar geceden

2

aldı beni nerelere götürdü şiir
hadi gitmek bir şey değil de
nasıl döneceğim bu güne
nasıl döneceğim bahçeli evden
kibrit kutusu apartman dairesine
alacağın olsun şiir
bu akşam bana bunu da yaptın
alacağın olsun

Murat Soyak


İlgili Diğer Konular

Yorum Yap


2006 - 2018 - Delinetciler Portal - Iletisim