Bodrum'da Gezilmesi Gereken Yerlerin Listesi

2011-11-02 12:39 Fatih ELTUN
Bodrum sadece deniz ve güneş değildir, sadece renkli geceler de değildir. İnsanoğlunun Bodrum'daki macerasının 3000 yıla uzanan bir tarihi var. Bodrum'lu Tarihçi Herodot kentin MÖ. 1000 yıllarında Dorlar tarafından bugün kalenin bulunduğu yerde kurulduğunu yazıyor. O zaman burası adaymış.
Halikarnassos en parlak dönemini MÖ. IV. yy'da yaşamış. Burayı Karya başkenti yapan Mausolos'un 24 yıl süren yönetiminde dünyanın yedi harikasından biri sayılan ve günümüze ancak temelleri ulaşabilen muhteşem Mausoleion anıtının yapımına başlanmıştı.
Onun ölümünden sonra hem karısı, hem de kızkardeşi olan II. Artemisia anıt mezarın yapımını sürdürdü. O da tamamlayamadan ölünce sanatçılar kendi olanaklarıyla anıtı tamamladılar. 36 Sütunla çevrili İyon tarzı tapınak bölümü, onun üzerinde 24 basamaklı piramix ve en üstte atlı bir araba ile Mausolos ve Artemisia'nın mermer heykellerinden oluşan 42 metrelik muhteşem bir eser ortaya çıktı. Heykeller ve bazı kabartmalar bugün British Museum'dadır. Kaçırılmamış, padişahın izniyle götürülmüştür.
Artemisia ölünce yerine İdrius, ondan sonra da Prenses Ada başa geçmiş. Küçük kardeşi tarafından tahttan indirilen Ada kente hakim olan İskender (MÖ. 334) tarafından tekrar tahta çıkarılmıştır. İskender'den sonra bölge Lysimachos'un (MÖ. 301), sonra Ptolemaios'ların egemenliğine girmiş. MÖ. 189'da Rodos, 167'de Bergama Krallığı'na bağlanmış, MS. IV. yy'da Karia döneminde Piskoposluk Merkezi haline gelmiştir. 1274'de Menteşe Beyliği bu bölgede kurulmuş ve Kanuni Süleyman zamanında Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Eski kent bütünüyle bugünkü yerleşimin altında kaldığı için fazla bir şey ortaya çıkarılamamıştır. Bodrum'un üst tarafından geçen karayolunun yanındaki tepede bulunan ve restore edilen tiyatro da Maussollos döneminde yapılmıştı. Kent surlarının bir kısmı Gümbet yolundaki Myndos kapısında görülebilmektedir. Kentin simgesi sayılan Kale'nin gördüğümüz sonuncusu Saint Jean Şovalyeleri tarafından Sultan Çelebi Mehmet'in izniyle yapılmıştır. 1402'de yapımına başlanan kaleye zamanla eklemeler yapılmıştır. Bir depremle yıkılan Mausolleion'un kalıntıları kalede yapı taşı olarak kullanılmışlardı. Kalenin kuleleri yapılışlarına göre Fransız, İtalyan, Alman, İspanyol ve İngiliz Kulesi olarak adlandırılırlar.
Kale bugün müze olarak düzenlenmiştir. Ülkemizin ilk ve tek sualtı müzesi buradadır. Müzedeki cam koleksiyonu dünyanın dört büyük koleksiyonundan biridir. Gelidonya Burnu batığındaki buluntularla temeli atılan müze sonradan daha da zenginleşmiştir. Geminin İskeleti de burada sergileniyor.

Kalenin hapisaneye çevrildiği dönemde yapılmış Türk hamamı hamam malzemeleriyle birlikte görülebilmektedir. İç kaledeki sundurmada amphoralar sergilenmektedir. Bunlardan en eskisi MÖ. 16. yy'a tarihlenmektedir.
Sikke ve mücevherler İtalya Kulesi'nin alt katında sergileniyor. İngiliz Kulesi'nin üst katı kale komutanı şovalyelerin armalı bayraklarından günümüz Türk Bayrağı'na kadar 500 yıllık geçmişi özetleyecek şekilde düzenlenmiştir.

Müze'nin en etkileyici yeri Baltalı Kule'deki Prenses Ada'nın Konuk Odası'dır. Kalenin en tepesindeki konuk odasına girmeden önce avluda İngiliz Manchester Üniversitesi Tıpta Sanat Bölümünce Prenses Ada'nın yüzünün yaşadığı yıllara geri döndürülüşünü videodan izliyorsunuz. Sonra Konuk Odası'nın kapısı ağır ağır açılıyor. Alacakaranlıkta prensesi görüyorsunuz, bir camekanın arkasında. Biraz daha yaklaşıyorsunuz, odanın ayrıntılarını görüyorsunuz, herşey bir prensese yakışır ihtişam ve zerafette. Birden bir ışık yanıyor ve sağınızdaki lahit aydınlanıyor. Ada'nın iskeleti lahitin içinde. Herşey çok iyi düşünülmüş ve uygulanmış. Ada'nın göz kamaştırıcı mücevherlerinin ve cam şişelerin taklitlerini pavyonun girişinden satın alabilirsiniz.


BODRUM'UN ÇEVRESİ, KOYLARI
Önce aykırı taraftan başlayalım, İçmeler'den. Zeki Müren Caddesi'nden ve Halikarnas Disco'nun önünden geçerek yatçıların Binbir Direk Vadisi adını taktıkları yat çekek yerine ulaşılıyor. Özellikle sezon dışında karaya çekilmiş veya demirlemiş yatların yelken direkleri bu adın yakıştırılmasının nedeni. Bodrum'a özgü gulet ve tirhandililer de buradaki tersanelerde yapılıyor.


GÜMBET
Bodrum'un koyları ve köylerini saat yönünde görelim. İlk durak Gümbet'e giderken göreceğiniz Myndos Kapısı'na Bodrum'un yerlileri Dikduru diyorlar, ayakta durduğundan. Kentin hemen yanıbaşındaki Bardakçı Koyu (Salmakis) içme suyu ile tanınır. Adı yerel ağızda testi anlamına gelen bardaktan geliyor. Gümbet otellerin yoğunlaştığı yöre. İlçe merkezinin hemen yanıbaşında. Barlar, lokantalar ve eğlence yerleri de her gün biraz daha çoğalıyor ve ilçe merkezine rakip oluyor. Dolmuş yaz mevsiminde 24 saat çalışıyor. Denizi sığ, küçük çocuğu olan aileler için elverişli. İnceburun'la Adaburun arasında bir koy olan Gümbet su sporları için de elverişli.


BİTEZ
Gümbet'ten ilerisi Bitez. Yarımay biçiminde upuzun bir kumsal. Koyun doğu yönü, Adaburnu tarafı sığ ve hafif bataklık olduğundan denize girmek için uygun değil. Batısına doğru plaj güzelleşir. Birden derinleşmeyen deniz çocuklar için de uygun. Rüzgar sörfü, gölge için şemsiye, deniz bisikleti ve kano kiralayabilirsiniz. Sahile bakan bahçeli lokantalarda yemek yemek, meşrubat veya içki içmek mümkün. Genel tuvalet, market de bulacaksınız.


ORTAKENT (MÜSGEBİ)
Bitez'den sonra Bodrum'un en uzun sahili Ortakent'te. Denizi biraz daha soğuk. Karadan ilçe merkezine uzaklığı 12 km. Arkaları dağlık ve mandalin bahçelerinin kaldığı yerlerden. Biraz ilerdeki Kargı sahilinde ince kumlu bir plaj bulacaksınız.


BAĞLA
Merkeze 14 km. uzaklıktaki Bağla Koyu içme suyu kaynağıyla da ilgi çekiyor. Kaynağın çevresi piknik yapmak isteyenler için uygun.


ASPAT
Bağla'nın yanındaki tepeyi aştınız mı Aspat'a ulaşırsınız. Ünlü Çökertme türküsü bu yöreyi anlatır. Yatların ya da denize gelenlerin yararlanabileceği içme suyu kaynakları vardır.


KARAİNCİR
İnce kumlu 500 metrelik sahili, iki tarafı tepeyle çevrili olduğundan rüzgar almayan denizi ile son yıllarda gelişmekte olan turizm merkezi.


AKYARLAR (KEFALUKA)
Bodrum merkeze 22 km. uzaklıktaki Akyarlar yarımadanın güney ucudur. Eskiden bir balıkçı ve süngerci köyüydü. Şimdi gelişkin turizm merkezlerinden oldu. Kumsallı plajları yoktur ama rüzgar sörfü ustalarının gözde yerlerindendir. Çevredeki tepelerden trübülans yapan rüzgarlar denize şiddetini artırarak iner ve çoğu zaman karadan denize doğru eser. Tam karşısındaki Kos Adası da taş atsan değecek gibi yakındadır. Sahili kalabalık bulanlar biraz ötedeki Kemer Köyü'nü tercih edebilirler.


TURGUTREİS
Bodrum merkezinden sonra en büyük yerleşim Turgutreis'tir. Adını büyük denizci Turgut Reis'ten alan yerde kaptanın bir heykeli de bulunmaktadır. Ama bütün ömrü denizlerde geçmiş reisin heykeli denize sırtını dönük dikilmiştir. Önündeki küçük Çatal Adası, sörf için elverişli rüzgarları, serinliği ve her nitelikte oteli ile Bodrum'la rekabet içindedir. Çevre tarımsal olarak da gelişmiştir.


KADIKALESİ
Turgutreis'in 4 km. kuzeyindeki Kadıkalesi eski Leleg kentlerinden biriydi. Şimdilerde yeşili bol çevresi ile tatil yöresi olarak gelişiyor. Köyün adı Hellenistik dönem kalesinden geliyor.


GÜMÜŞLÜK
Antik Çağdaki Myndos kentinin yerindeki Gümüşlük yarımadanın en sevimli yerlerinden biri, haydi açık söyleyelim, bizce birincisidir. Küçük köy özelliğini koruyan; balık pişirmekte ve ahtapot salatası yapmakta üzerlerine olmayan balıkçı lokantaları, koyun ilerisinde paçalarınızı sıvayıp denizden yürüyerek gidilebilen tavşanların dolaştığı adası ile herşey sevimlidir. Köyün girişinde aracınızı otoparka bırakacaksınız ve yürüyeceksiniz. Yürüyeceksiniz dedikse hepi topu bir kaç adım.

Eski kent kısmen sular altında kalmış, dalmasını biliyorsanız kalıntıları görebilirsiniz. Koy korunaklı tabii limandır. Gümüşlük'ten Yalıkavak'a giden yeni yolda küçüklü büyüklü güzel koylar sıralanır. Bölge koruma altındadır.
Gümüşlük günün her vakti güzeldir. Sabah kahvaltısını bir de deniz kenarındaki çay bahçeleri ve pastanelerde deneyin. Sıcacık poğaça, sacda gözleme ve demli bir çay ile..

Gümüşlük Pazarı Çarşamba günleri kurulur. Tezgahlarda taze sebze ve meyve satılır.
Sabah yürüyüşünüzü diz boyunu geçmeyen suyu aşıp Tavşan Adası'na yapabilirsiniz. Bir de Gümüşlük tepesindeki Karakaya köyüne çıkıp çevreyi seyredebilirsiniz. Yakın zamana kadar köyün terkedilmiş görünümü veren taş evleri, şimdilerde yeni sahipleriyle canlanıyor.

Gümüşlük'te en güzel zaman akşamın alacakaranlığıyla başlar. Suyun rengi gümüşe döner. Bodrum yarımadasının en iyi balıkçı lokantaları da buradadır. Sahile atılan masalara oturup lezzetli mezelerle donatılmış bir rakı-balık ziyafeti çekebilirsiniz kendinize. Yöreye özgü kabakçiçeği dolması, ev yapımı turşu,yeşillik istemeyi unutmayın.


YALIKAVAK
Merkeze 18 km. uzaklıktaki Yalıkavak Bodrum'un simgelerinden yeldeğirmenlerinin en çok görüldüğü yöredir. Bunlardan biri de sahilde bulunuyor ve belki de siz gittiğinizde çalışıyor durumda göreceksiniz. En cok rüzgar alan yöre de burasıdır. Çevredeki Tilkicik, Paşa, Ağaçbaşı koyları güzeldir, geniş kumsallı plajları vardır. Sabah erken saatlerde denize girmek ve yürüyüş yapmak için Arka Küdür Koyu son derece keyif verici bir alternatif olabilir. (Küdür Camii'nden sola dönüp Fok caddesini izleyerek ulaşılan koy). Sabah yürüyüşleri için Yalıkavak'tan yaklaşık 2 km uzaklıktaki Sandima köyüne de çıkabilirsiniz. Köy terkedilmiş görüntüsü veren eski taş evlerden oluşuyor ve çok güzel bir panoramaya sahip. Eğer otelde kalmıyorsanız, sabah kahvaltısı, iskeledeki çardak restoranlarda yapılabilir. Sabah serinliğinde, içinde köy reçeli de bulunan son derece mükellef bir kahvaltı sofrası donatabilirsiniz.

Yalıkavak'ta bir gün akşam üstü Bodrum'un Tibet'i olarak adlandırılan Geriş köyüne çıkabilirsiniz. Ali'nin Kahvesi'ne oturup gün batımını bir de buradan seyredin. Sonra da iskelede nefis mezeleriyle ünlü Hasan'ın Yeri'ne oturun.

Yalıkavak'ın içme suyu kaynakları da boldur. Ancak adına aldanıp da kavak ağacı aramayın, bulamazsınız. Yörede meşe ağaçları çoktur.

Perşembe günü kurulan ve öğleye kadar açık kalan Yalıkavak Pazarı, özellikle Denizli kumaşlarıyla popülerdir.


GÜNDOĞAN (FARİLYA)
Gündoğan Köyü iç taraftaki kayalıklar üzerindedir. Yerliler kışlarını köyde, yazlarını yalıda (sahilde) geçirirler. Kışı büyük kentte, yazı deniz kenarında geçirmek gibi değil. Yürüyerek beş dakikada iniliyor sahile. Buradaki bir yeldeğirmenini de dönerken göreceksiniz. Dalma meraklıları için en uygun yerlerden birisi Gündoğan sahilleri. Bir de çeşit çeşit nazar boncuğu satan şirin dükkana uğrayın, sevimli bir yer ve sevimli bir sahibi var, Boncukçu Baba diyorlar.


TÜRKBÜKÜ
Mandalin bahçeleri arasında beyaz badanalı şirin evleri ile Türkbükü'ne yakın zamana kadar karadan ulaşım yoktu, ancak denizden gidilebiliyordu. Bu nedenle de en bakir yerlerden biri olarak kaldı. Ama son yıllarda bütün benzeri yerler gibi keşfedildi ve yazlıklar yapılmaya başlandı. Burada dolaşırken sanat dünyasının ünlülerine de rastlayabilirsiniz. Sanatçılar arasında ünlendi ve buraya sıkça geliyorlar, kimileri de yazlık kervanına katıldı.

Bodrum'a 22 km. uzaklıktaki Türkbükü, Bodrum kalabalığından ve gürültüsünden uzak bir tatil ya da bir gün geçirmek isteyenlerin kaçış yeri. Bütün gün denize girmek ve güneşlenmek amacıyla kullanılan restoran ve otellerin deniz üzerindeki terasları akşam alacakaranlıkla birlikte lokantaya veya bara dönüşüyor. Masa ve sandalyeler diziliyor, genellikle tanıdık yüzler masalarda yerlerini alıyor ve servis başlıyor. Çevredeki balık çiftliklerinden taze olarak getirilen çipura, levrek ızgaraya konuyor ve rakılar açılıyor.

Geceye devam etmek isteyenler gece yarısına doğru Bodrum'un yolunu tutuyorlar ve ortalık sakinleşiyor. Durgun denizin sesi ve uzaklardan gelen müzik kalıyor geriye.

Güllük körfezinin güney kıyısında ve Mesire Burnu ile Saplı- burun arasındaki geniş limanda kalan Türkbükü açıklarında Badem adası bulunuyor.

Türkbükü tarihte Likya şehri Masanda olarak biliniyor. Köyün tepelerinde tarihi kalıntılar göze çarpıyor. Taş, tuğla yığınlarıyla çevrili yıkıntılar arasında iki kule, ev kalıntıları, sarnıçlar, mezarlar ve taşlık saha dikkati çekiyor. İstiklal savaşı öncesinde bölgede Rumlar vardı.


GÖLKÖY (KARYANDA)
Karyanda antik kenti kalıntılarının üzerinde kurulmuş Gölköy. Torba üzerinden Gölköy'e gelip de sahile doğru inmeye başladığınızda sağınız solunuz mandalin ağaçlarıyla çevriliverir. Hani şu yeşilken bir tranş kesip de cin-toniğin içine attığınızda içkiye bir başka koku ve tad veren kokulu Bodrum mandalinleri. Yeşili az Bodrum'da yeşil yerlerden biri Gölköy.
Sahilde lokantaları ve barlarıyla renklidir.


TORBA
Yarımadanın son koyu Torba çamların sahile kadar indiği ender yerlerden biri. Bodrum Yarımadası'nın kuzey yönü daha çok nemli rüzgar aldığından daha yeşildir, güney yönü ise daha kurak olduğundan ancak makiler görülebilir. Torba bizim dolaştığımız taraftan uzaktır ama ana yolu izleyerek gidilirse merkeze uzaklığı sadece 5 km'dir.


YALIÇİFTLİK VE ÇİFTLİKKÖY
Torba dönüşü ya da Bodrum'dan yeni gelişen tatil beldesi Yalıçiftlik ve Çiftlikköy'e gidilebilir bir gün. Kızılağaç yolunu izleyerek ulaşılabilen yalıçiftlik, Gökova körfezi'nin girişinde ve belki de Bodrum'un en güzel denizi bu bölgedeki küçük koylarda. Son yıllarda birbirinden güzel oteller ve tatil köyleri yapıldı bu bölgeye.

Yalıçiftlik ve Çiftlikköy'e giderken mumcular'a zeytinyağı almak için uğrayabilirsiniz. Giderken ya da dönerken Dostlar'ın Yeri, Süleyman Top tabelasını görünce girin. Burası Bodrum'un cırıkçısı. Tavuk parçaları derisi ve kemiği ile birlikte soğan ve domatesle kavruluyor ve köy ekmeğiyle birlikte servis yapılıyor.


KARAADA
Bodrum'un karşısında ve dört mil uzaklıktaki Karaada günübirlik ya da gecelemeli tekne gezilerinin uğrak yeridir. Adadaki mağarada bulunan çamurun cilt hastalıklarına iyi geldiği bilinir. Daha da önemlisi güzelliği ile ünlü Kleopatra'nın güzelliğinin bu çamurdan geldiği rivayet edilir. Özellikle kadınlar yüzlerini, vücutlarını bu çamurla bularlar ve zenci olarak hatıra fotoğrafı çektirirler. Sonra da içerideki sıcak suyla yıkanılır. Ardından denizin mavi sularına dalınır.


MAVİ YOLCULUK
Bodrum'dan sözedip de mavi yolculuktan sözetmemek bu yolculuğun isim babası Cevat Şakir'e haksızlık olur, Bodrum'a haksızlık olur. Mavi yolculuklar ya Bodrum'dan başlar, ya Bodrum'a uğrar, ya Bodrum'da biter, Bodrum'suz olmaz yani. Haftalık, on günlük, onbeş günlük uzun yolculuklara çıkamazsanız çevreye günübirlik turlara katılın. Çevredeki güzelim koylardan bir ikisini görürsünüz, sekiz-on metrelik bir derinlikte taşları sayarsınız denizin dibinde.

Bodrum'dan ayrılmak zamanı geldi. Halikarnas Balıkçısı'na hak verdiniz mi? Hatırlatalım, şöyle başlamıştık, O'nun sözleriyle:
Sanma ki geldiğin gibi gideceksin, senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler...

HALİKARNASSOS
Halikarnassos, şimdiki kalenin bulunduğu yarımada üstünde Zephyria adında küçük bir kentçiğin yerinde gelişmiştir. Kurucusu Troezenli Poseidon oğlu Anthes'tir. Aioller, İyonlar ve ardından güney Ege kıyılarına gelen Dorlar yörede altı kent ile birlik oluşturmuşlardı. Halikarnassos'un büyümesi Karya satrapı Mausollos döneminde olmuştur. Liman kentlerinin getirdiği olanakları bilen Mausollos, surlarla çevirttiği kenti Hellen geleneklerine göre oluşturdu. Roma çağında uzun süredir hiç deprem yüzü görmemiş olmakla övünen Halikarnassos, tarihçi Herodotos'un doğum yeridir. 1291 yılında bölgeyi elegeçiren Menteşe Türkleri'nin ardından Osmanlı döneminde, 1424 yılında, Bodrum Menteşe sancağının sınırları içinde kaldı.

Mausolleion:Karya satrapı Mausollos'un ölümüyle eşi ve kızkardeşi Artemisia tarafından İ.Ö. 350 yılında yaptırtılan anıt mezarın mimarı Pytheos idi. Halikarnassos'un orta yerinde geniş bir arazi üstünde yükselen yapı, kaide kesiminde heykellerle bezeliydi. İyon sütunlarından oluşan orta kesiminin duvarları da kabartma dizileri ile zenginleştirilmişti. Piramitin tepe noktasında ise bir dört atlı araba, arabanın üstünde iki figür durmaktaydı. Ünlü yontucular, Skopas, Leokhares, Bryaksis ve Timotheos kabartma ve heykelerin yontulmasında çalışmışlardı. Görüldüğü gibi kent sanat açısından bir zirve yaşamış, ortaya çıkan anıtyapı tüm dillere mozole biçimiyle girmiştir. Mausollos, yakılan dev bir ateşte kül haline gelmiş, mezar odasına çeşitli armağanlar konduktan sonra kapısı dev bir taşla örtülmüştü. Mezarın giriş basamaklarında ise son yolculuğa uğurlanırken kesilen kurbanların kemikleri bulundu. Yapıyı taş ocağı gibi kullanan Rodos şövalyeleri, St. Peter/Bodrum kalesini inşa ettiler. 1857'de British Museum adına kazı yapan Sir Charles Newton ise kalanları derledi, adı geçen müzeye taşıdı. Son yıllarda modern araştırma ve kazılar Danimarkalı Christian Jeppesen tarafından yürütülmüş, ele geçen bulgular yapının yakınındaki müzede sergilenmeye başlamıştır. Mausolleion, eski Gümüşlük yolu üstünde, Tepecik camiinden içeriye dönen sokağın sonunda yeralır.



İlgili Diğer Konular

Yorum Yap


2006 - 2018 - Delinetciler Portal - Iletisim