Misyon Sahibi Olmak Nedir?

2011-01-11 19:03 tolgacelebi
MİSYON SAHİBİ OLMAK

Tolga ÇELEBİ


Toplumumuzda, uzun yıllar çalışarak emekli olan birçok insan var. Ben inanıyorum ki, bu insanlar; atıl vaziyette kalmaktan ya da yoğun bir iş hayatından sonra, birden bire köşeye çekilip her şeyden uzak kalmaktan memnun değiller. Ne olursa olsun tüm insanlar yaşadığı toplumda söz sahibi olmak veya katma değer sağlamak isterler. Ya da en azından misyon sahibi olan kişiler bunu ister. Misyon; en basit anlamıyla var olma nedenidir.


Geçenlerde okuduğum bir makale; toplumumuzdaki insanların daha anlamlı işlerde çalışmak istediğini yazıyordu. İşyerindeki ücret önemli olmasına rağmen, sosyal yaşamlarından vazgeçmek istemeyen bir genç kitle var aramızda. İnsanlar iş ararken, ücretin yanı sıra, iki günlük hafta sonu tatili, sekiz saat çalışma süresi gibi kıstasları da sorguluyor.
İnsanlar yirmili ve otuzlu yaşlarda gelecekleri için endişelenirler. Geleceklerini inşa etmek isterler, fakat gelecek belirsiz olduğu için kaos ve gerilimi de yanında getirir.

Burada önemli bir etken daha var. Belirsiz olan geleceği inşa etmek için ihtiyacımız olan en önemli etken "misyon" dur. Özgün yeteneklerimizi bir iş için tutkuyla harekete geçirmek...

Bundan seksen yıl önce, insanlar hayatta kalma savaşı veriyordu. Yeni kurulan bir cumhuriyet ve ağır savaşlar vermiş bir ülke. İnsanlar mutluluk arayışından çok, hayatlarını idame etmeyi istiyorlardı. Bu gün ise insanlar daha farklı şeyler için savaşıyor. Kariyer, rahat bir yaşam, iyi bir gelir arayışı içindeyiz. Şüphesiz bizden önce yaşayan nesillere göre çok daha şanslıyız. Bunun için de şükrediyorum.

Türk toplumu önceleri ataerkil bir aileydi. Bu gün ise araştırmalara göre çocuk erkil bir toplum yapısına kayıyoruz. Hayat ailenin en küçük bireyi etrafında dönüyor. Bir çok şeye sahip olmasına rağmen tatmin olamayan, istekleri bitmeyen çocuklarla dolu etraf. Aileler de çocuklarını mutlu etmek adına her türlü fedakarlığı yapıyor. Sonuç yine hüsran...

İnsanların sevdi işi yapmaları gerekiyor. Eğer nefret ettiğin bir işte çalışıyorsan; ne kadar zamanını, ne kadar saatini o işe verdiği önemli değil. Doğal hayatta birinci bölüm, hayatta kalmaktır. Ülkemiz, toplumumuz acı imtihanlarla bu sınavı geçti. İkinci bölüm ise uzmanlaşma. Yeni sektörlerin, yeni firmaların ve yeni iş imkanlarının doğması. Üçüncü aşama ise misyondur. Misyon sahibi olmayan kişiler, sesiz bir çığlıkla iş hayatına devam eder.

Doğru zamanda, doğru yerde, doğru işi yapan ve mutlu olan insanlar şanslı değil, misyon sahibi insanlardır. Ben inanıyorum ki; dünya da yaşayan her insanın bir amacı ve bir misyonu var. Varoluş amacı var. Peki, bize bu misyonu kim yüklüyor. Siyasi liderlere, manevi liderlere ya da bir şirket yöneticisine bu misyonu kim yüklüyor? Matthew Kelley bu soruya "Allah" cevabını veriyor. Çünkü bir misyonu, varoluş amacı olmayan hiç kimse gerçek anlamda mutluluğu yakalayamaz.

Hayattaki vizyonunuz nedir? Aklınıza gelen şeyleri yazabilirsiniz. Sonrada sıralayıp, hangisinin daha önemli olduğunu tespit edebilirsiniz. Hayattaki misyonunuzun ne olduğunu size aileniz, öğretmenini ya da başka biri söyleyemez. Bu sizin içinizden gelen bir şeydir.

Bu arada unutulmaması gereken bir şey daha var. Kişisel gelişimciler, misyonun yaşam boyunca değişebileceğini söylüyor. Yani 20'li yaşlarda üstlendiğimiz misyon ile, ellili yaşlara geldiğimizde üstlendiğimiz vizyon farklı olabilir. Değişmeyebilir de? Bu, tamamen size bağlı.

Kişisel misyonunuz, öğretmen olmak, ülkeyi yönetmek, iyi bir anne/baba olmak, patron olmak, insanlara hizmet etmek olabilir. Burada önemli olan, kişiliğinize uygun olmasıdır. Her birimiz, belli bir amacı gerçekleştirmek için dünyaya geldik. Bazıları bunun farkında, bazıları ise henüz fark etmedi.


İlgili Diğer Konular

Yorum Yap


2006 - 2018 - Delinetciler Portal - Iletisim