Hamilelik Sırasındaki İnançlar Gelenekler

2010-09-20 13:14 ARWEN
Evlenerek geleceğe mutluluk yatırımı yapan her çiftin hayallerinin bir köşesinde çocuk sahibi olmak mutlaka vardır. Hatta onlarla birlikte eşlerin ailelerinin de hayali bir torun sahibi olmak aslında. Çocuk, çoğu zaman evliliğin olmazsa olmazı!

Bazen yürümeyen evlilikleri kurtarmak adına kullanılan araç, bazen soyunu devam ettirmek adına yapılan bilmem kaç tane kız çocuğundan sonra gelen tek bir erkek çocuk.

Ama umutla baktığımız değişen toplumumuzda çocuğa bakış açısı ve çocuğu olmayan ailelere bakış açısı süratle değişiyor. Evlat edinen aileleri sıkça duymaya başladık yada kırsal kesimde yaşayıp da çocuğu olmayan genç çiftlerin tüp bebek çabalarına tanık oluyoruz. Katı kurallarını içinde barındıran eski nesil, yeni nesillere yenik düşüyor ve düşecek.
Tabi asla değişmeyecek olan gelenek/göreneklerimizi ve batıl inançlarımızı unutmamak lazım gelir. Bunların içinde komik olanı da var, duygulandıranı da var, eğlendiren de var, umut bağladıklarımız da var.
Ne bitirdiğin üniversitenin, ne edindiğin kariyerin öneminin olmadığı, ille de duyduklarımızı, gördüklerimizi yaptığımız, eskiyi yaşattığımız, yenilere örnek olduğumuz ve böylece devam edip gidecek olan inançlarımız…
HAMİLELİKTEN başlayalım mesela;

"Çilek, ciğer, domates.. vs. yemeyeceksiniz? Aman ha bebeğinizde leke olur."

İyi de neden olsun? nedir mantıklı açıklaması?
Tabii hepimizin bildiği gibi hiçbir mantıklı açıklaması yok, ama iç sesinin sana sorduğu "ACABA?" sorusu var ya! Bir süre sonra en baba batıl inançlara uyum sağlayan biri haline getiriyor insanı.

"Elini uzatma bebek bağı kopar."

Bunu ben doktoruma sordum. Çünkü annemin ilk tembihi bu olmuştu. Doktor, "hayır kesinlikle böyle bir tıbbi olay yoktur. Dileğin gibi hareket edebilirsin" dedi.
Peki genel olarak yapılan nedir? Uzanmıyoruz arkadaşlar! Bilinçaltı etkileniyoruz belki, belki de temkinli davranıyoruz ne olur ne olmaz. İşte "ACABA?" sorusu yine geliyor zihnimize!

"Yüzün bozulmuş, çillenmiş, şişmişsen, karnın yayvan, kaşın, kirpiğin dökülmüşse kesin kız çocuğun olacak!
Güzelleşmişsen, karnın top gibiyse kesin erkek çocuğun olacak!"


Peki bu neden? Acaba toplumun bilinçaltı olarak hep erkek çocuk istemesinden dolayı erkek çocuğa hamile kalmış anneleri güzelleştirme çabalarından kaynaklanıyor olabilir mi?
Fakat bu bende tuttu. Burnum karnımdan büyüktü bir kız çocuğum oldu.

"Ekşi yiyorsan kız çocuğun olacak, tatlı yiyorsan erkek çocuğun olacak."

Peki bulduğun her şeyi yiyorsan ne olacak? :)))

"Bebek anne karnında hareket ederken kime bakarsan ona benzermiş. Örneğin renkli gözlü birine baktıysan renkli gözlü olurmuş."

Ben bunu da denedim itiraf ediyorum. Birebir çalıştığım mavi gözlü başkanımın gözlerine dik dik baktım ama biyolojik oluşumun imkansızlığını batıl inançlar başaramadı elbette.

Çocuk sahibi olsalar da olmasalar da her zaman bizim gözümüzde ANNE olan kadınlarımız için yapılanlar da ayrı bir hikaye, ayrı bir yazı dizisi aslında.

Bu kısım iç acıtan kısım, bu kısım umut dünyası, çaresizlik anında her sese kulak verdiğin zaman, her sese alındığın, üzüldüğün zaman. Yapılanlar yöreye göre değişiyor aslında, fazla deşmeden kısaca özet geçeyim.

Doğum yapamayan kadın yatırlara, türbelere götürülür. Buralarda dualar edilir, kurbanlar kesilir, adaklar adanır. Hocalara gidilir, muskalar alınır. Hopa'nın okuduğu yiyecekler yenir, içecekler içilir. Kadının beli çekilir ve beline kara sakız vurulur. Zeytinyağı ile kaynatılan kömeç buharına oturtulur ve suyu içilir. Bal peteği kaynatılarak buharına oturtulur. Kaplıcalara götürülür.

Yukarıda da dediğim gibi yeni nesil tek çözümün Tıp Biliminde olduğunun farkında ama çoğu toplumda bunlar ille de yapılıyor maalesef. Çaresizlik belki de şaşkınlık içinde yapılan bu inançları çokta yadırgamamak lazım.

EVET… BEBEK DOĞDU şimdi ne olacak? Hemen devreye girecek bizim inançlarımız haliyle.
Evde doğum artık azaldı ama yine de var tabi. Yaşamadık, şahit olmadık ama duyduğumuza göre evde yapılan doğumlarda ebe, bebek kordonunu uzun kesermiş bebeğin sesi güzel olsun diye. Bebek tuz ile ovulurmuş, bazılarına göre bebek ter kokmasın diye bazılarına göre bebek çetin geçen kış şartlarına ilerideki yıllarda rahat uyum sağlayabilsin diye.

Bebek kordonuyla ilgili genel olarak hepimizin bildiği bir inancımız daha var o da; bebeğin kopan göbeğinin gömüldüğü yer. Örneğin büyüsün üniversitelere gitsin diye göbeği üniversite bahçesine gömmek gibi. Ya da namazlı niyazlı olsun diyerek camiye gömmek gibi.



İlgili Diğer Konular

Yorum Yap


2006 - 2018 - Delinetciler Portal - Iletisim