Türkçe Kökler ve Ekler
Temel Britannica

Türkçe bitişken dillerdendir. Türkçe'de deği­şik yapım ekleriyle, bir isim ya da fiil kökün­den çeşitli kavramları karşılayan yeni sözcük­ler türetilebilmektedir. Sözcük türetiminde köklerde genellikle hiçbir değişiklik ol­mamaktadır:
Bak-bakıcı, aç-açık, ad-ad­landırmak, sev-sevimli, boş-boşanmak gibi.
Bazı örneklerde görülen değişiklikler çoğun­lukla fonetik (sesbilgisel) bir nitelik gös­terir:
Gelmek-getirmek, beni-bana, beklemek-bekliyor, görmek-göstermek gibi.
Türkçe'de yalnızca "sonek" vardır; bazı dillerde olduğu gibi "içek" ve "önek" yoktur.
Türkçe'de kökler genellikle tek hecelidir. Bugün birden çok heceli olarak görülen bazı kökler tek heceye indirgenebilmektedir. Türkçe'de tek heceli fiil kökü 200 dolayında­dır. Kökler;

  • Fiil kökü
  • Ad kökü
olarak ikiye ayrılır. Köklere çekim ekleri getirilerek sözcüğün cümle içindeki öbür sözcüklerle ilişkisi sağlanır; yapım ekleri kullanılarak da yeni sözcükler türetilir.
Bugün Türkiye Türkçe'sinde 250 dolayında ek vardır. Bu ekler isim ya da fiil köklerine (ve gövdelerine) ses uyumu ilkelerine uygun olarak eklenir. Ama -yor, -ki, -leyin, -mtırak, -ken ekleri uyum dışıdırlar (gel-geliyor, dışarda-dışardaki, yeşil-yeşilimtırak, sabah-sabah­leyin, bak-bakarken gibi). Ünlüyle biten kök ya da gövdeler ünlüyle başlayan ekler alınca, Türkçe'nin ses sistemi uyarınca araya bir yardımcı ünsüz girer. Türkçe'de yardımcı ünsüzler iki tanedir:

  • -y-
  • -n-
Bazı dilciler iyelik üçüncü tekil kişi eki olan -sı,-si, -su, -sü'deki s'nin; üleştirme sayı sıfatlarında (iki­şer, altışar, yedişer) görülen ş'nin de yardımcı ünsüz olduğunu ileri sürmektedir. Ünsüzle biten bir kök ya da gövdeye ünsüzle başlayan bir ek geldiğinde, araya çoğunlukla ekle kökü birbirine bağlayan yardımcı ünlüler girer. Ünlü uyumuna göre bu ünlüler -ı, -i, -u, -ü 'dür (ağız > ağz-ı-m, gel > gel-i-yoruz, bul > bul-u-n-mak, gör > gör-ü-ş-mek gibi).
Türkçe'de sözcükler yapılarına göre;

  • Ba­sit
  • Türemiş
  • Bileşik
olmak üzere üçe ayrılır.
Basit sözcükler hiç yapım eki almamış­lardır:
Baş, el, gör, gibi.
Türemiş sözcükler, kök ya da gövdelere yapım ekleri getirilerek yapılır:
Ad/adamak; boş/boşamak; güzel/ güzelleşmek; gel/gelir; yap/yapıt; göz/ göz-lükçü gibi.
Bileşik sözcükler ise iki ya da daha çok sözcüğün yeni anlam oluşturmak üzere birleşmesiyle ortaya çıkar:
Hanım+el > hanımeli; de-mek+ko-mak/de-di+ko-du > de­dikodu; tank+sav-mak > tanksavar gibi.
Türkçe'de sözcükler cümle bağlamında bir­takım eklerle birbirine bağlanır, bunlara "çe­kim ekleri" adı verilir. Çekim ekleri;

  • İsim çekim ekleri
  • Fiil çekim ekleri
olmak üzere iki ana bölümde toplanır.
İsim çekim ekleri iyelik ekleri, isim durum ekleri (bulunma, ayrılma, yönelme, kalma), çoğul eki, tamla­yan eki, soru eki, eşitlik eki, sevgi ve küçült­me ekini içerir.
Fiil çekim ekleri kişi ekleri ile zaman kip eklerinden oluşur. Türkçe fiil çekiminde iki ana kip vardır:

  • Bildirme kipleri (belirli ve belirsiz geçmiş zaman, şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman)
  • Dilek kipleri (dilek-şart kipi, istek kipi, gereklik kipi, emir kipi)
Genellikle cümlenin sonunda yer alan yüklemlerde za­man ve kip kavramı veren çekim ekinin yanı sıra kişi eki de bulunur. Fiil çekiminde basit ve bileşik zamanlar vardır:

  • Bileşik zaman çekiminde "hikâye bileşik zamanı" (geliyor­duk, inecektiler)
  • Şart bileşik zamanı" (bildiyse, gelecekseniz, gibi)
  • Rivayet bileşik zamanı" (yazmayacakmışım, gelmişmişler gibi)
Türkçe'de seslerin sözcük düzleminde tu­tarlı bir ses uyumu vardır. Ünlüler arasında görülen uyuma "ünlü uyumu", ünsüzler ara­sında görülen uyuma "ünsüz uyumu", ünlüler ile ünsüzler arasında görülen uyuma da "ünlü­ünsüz uyumu" adı verilir. Türkçe'de bir söz­cüğün ilk hecesinde kalın bir ünlü varsa, sonraki hecelerinde de kalın ünlüler; ince ünlü varsa, sonraki hecelerinde de ince ünlü­ler bulunması kuraldır (büyük ünlü kuralı ya da kalınlık-incelik uyumu). Bir sözcükte düz ünlüden sonra düz ünlülerin, yuvarlak ünlü­lerden sonra dar-yuvarlak ya da düz-geniş ünlülerin gelmesi kuralı da vardır (küçük ünlü uyumu ya da düzlük-yuvarlaklık uyumu). Türkçe'de süreksiz bir ünsüzle biten bir söz­cüğe eklenecek ekin süreksiz ünsüzlü biçimi­nin, sürekli ünlüyle biten bir sözcüğe eklene­cek ekin sürekli ünsüzlü biçiminin getirilmesi gerekir:

  • Bak-tı, dış-ta, aç-tık, kap-tılar, tat-tı gibi
  • ev-de, bil-dik, yan-dı, dış-ta, aç-tık, kap-tılar, tat-tı gibi
  • ev-de, bil-dik, yan-dı gibi
Tekillik, Çoğulluk, Cinslik, Tanımlık
Türkçe'de isimler tekil durumdadır; bu ba­kımdan adları çoğul duruma getirmek için çoğul eki -lar (-ler) kullanılır:
Ağaç-lar, insan­lar, okul-lar, çiçek-ler, ev-ler, yüz-ler gibi.
Bazı isimlerde ise çoğulluk, daha doğrusu topluluk, kavramın içindedir:
Ordu, toplum, sürü gibi.
Türkçe'de bazı dillerde görüldüğü gibi (sözgelimi Hint-Avrupa dilleri) "cinslik" yoktur. Cinslik "erkek" ve "dişi" sözcükleriy­le belirtilir. Bazı durumlarda cinslik kavramı ayrı sözcüklerle belirtilir:
Tavuk/horoz, koç/ koyun, boğa/inek gibi.
Türkçe'de, gene bazı dillerde (sözgelimi Hint-Avrupa, Afrika-Asya dilleri gibi) görüldüğü gibi sözcüklerin cinsliklerini belirleyen tanımlık (harf-i tarif) da bulunmamaktadır. (Fransızca'da le, la; Arapça'da el; Almanca'da der, die, das gibi tanımaklar bulunur.)

Vurgu
Türkçe hafif vurgulu dillerdendir. Türkçe'de tek heceli sözcüklerde doğal olarak vurgu yoktur. Çok heceli sözcüklerde ise vurgu genel olarak son hecede bulunmakta­dır. Türkçe'deki vurgu kuralı için şu söylene­bilir:
Türkçe'de ya son hece ya da alınan ekten önceki hece vurgulanır:
Gel-di, ince, biliyor mu? Almasınlar gibi.
Pekiştirmeler­de ise ön öge vurguyu üzerine alır:
Apay­rı, kıpkırmızı, yemyeşil gibi.
Bileşik söz­cüklerde vurgu konusunda özel bir kural yoktur. Cümlede ise olağan olarak ya yüklem ya da yüklemden önceki sözcük vurgulu olarak söylenmektedir. Bazı durumlarda da
vurgu, duygu değeri olan ya da anlatıcının dikkatini çekmek istediği sözcüğe de yüklenebilmektedir.

Sözdizimi
Türkçe'nin sözdizimi de büyük bir düzenlilik gösterir. Türkçe'de cümle ge­nellikle
özne + tümleç(ler) + yüklem
sıralanışı­na uygundur. Anlatımın çeşitliliğine uygun olarak da basit cümlelerin yanı sıra bileşik cümleler, sıra cümleler, girişik cümleler de kullanılabilmektedir.
Türkçe'de dizimsel ilişkiler genellikle sıfat-fiiller (ortaçlar) ve bağ-fiiller (ulaçlar) aracılı­ğıyla düzenlenmektedir. Bu durum da Türk­çe'ye tutumluluk, bir başka deyişle de anlatım kıvraklığı sağlamaktadır.