Bir varlığın bir türünü anlatan, kullanılış alanları sınırlı olan sözcüklerin zamanla o varlığın bütününü, bütün türlerini anlatır duruma gelmesine, daha geniş alanlarda kullanılmaya başlanmasına “anlam genişlemesi” denir.

  • Örneğin, Türkçede “ödül” sözcüğü eskiden sadece “güreşlerde kazananlara verilen bir mükâfat” anlamında kullanılırken, günümüzde “her türden yarışma sonunda verilen mükâfat” için kullanılmaktadır.

Öte yandan kimi sözcükler zamanla yeni anlamlar kazanabilir. Buna da “anlam genişlemesi” denir. Bu tür sözcükler çok anlamlıdır.


  • Örneğin, “yüz” sözcüğünün ilk anlamı “suraf’tır. Ancak bu sözcük, zamanla suyun yüzü (yüzey), evin ön yüzü (taraf, cephe), yorgan yüzü (bir şeyin görünen bölümünü kaplamakta kullanılan kumaş) anlamlarını da kazanarak anlam genişlemesine uğramıştır.
  • Yine “tatlı olmayan” anlamında kullanılan “acı” sözüğü acı yeşil (koyu), çok acı çekti (ıstırap) anlamların*da kullanılmaya başlanmış, dolayısıyla sözcük birden çok anlamı ifade etmeye başlamıştır.

Buradan da anlaşılacağı üzere sözcüklerin bazıları tek anlamlı, bazıları da çok anlamlıdır.