Dilin Temel İşlevleri

 Dilin Temel İşlevleri

  Okunma: 1535 - Yorum: 2
  1. #1
    Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabiî bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir. (Muharrem Ergin) Düşünce, duygu ve isteklerin; bir toplumda ses ve anlam yönünden ortak olan öğeler ve kurallardan yararlanarak başkalarına aktarılmasını sağlayan çok yönlü ve çok gelişmiş bir dizgedir. (Doğan Aksan) Türk Dil Kurumu’nun ise “insanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan” olarak tanımladığı dil, bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere belli başlı özelliklere sahiptir.

    Dilin başlıca özellikleri şöyle sıralanabilir:
    • Dil, her şeyden önce sürekli gelişme gösteren canlı bir varlıktır.
    • Dil, onu oluşturan topluma aittir, bunun için toplumsal bir değer taşır.
    • Dil, sistemli ve gelişmiş bir iletişim aracıdır.
    • Dil, düşünce ve zekanın bir göstergesidir.
    • Dil, sosyal ve canlı bir varlıktır.
    • Dil birliği, bir milleti oluşturan özelliklerin başında gelir.
    • Dil, en küçük birimi olan seslerden örülmüş bir yapıdır.
    • Dil, toplumsal rolü sayesinde kişiler arasında duygu ve düşünce ortaklığı sağlar.
    • Bir milletin dili, onun tarihi, dini ve kültürüyle iç içedir.



    İnsanoğlunun en büyük icatlarından biri olan dil, kişiler arasında iletişimi sağlayan en önemli araçlardan biridir. İletişimin dille gerçekleştirilen, jest ve mimiklerle gerçekleştirilen, resim, şekil, çizgi gibi sembollerle gerçekleştirilen ya da simgelerle gerçekleştirilen türleri vardır. “Bir bilginin, bir niyetin ilkel ya da gelişmiş bir işaret dizgesinden yararlanarak, bir zihinden başka bir zihne ya da bir merkezden başka bir merkeze ulaştırılması” olarak tanımlanan bildirişimin sağlanabilmesi için, iletişim öğelerinin bilinmesi gerekmektedir.


  2. #2
    Dilin işlevlerinin ne olduğu, başka bir anlatımla dilin gördüğü iş, uzun yıllar dil felsefecilerinin, dille uğraşan insanbilimcilerin ve dilbilimcilerin ilgisini çekmiştir; günümüzde de bu ilginin yoğun bir biçimde sürdüğünü görmekteyiz. Dilsel işlev konusu elbette, en başta, dilin niteliğiyle ilgili bir sorundur. Dilin ne olduğu, neyi içerdiği, neyi simgelediği bilinmeden ne iş gördüğü anlaşılamaz. Antik çağda dilin kökenine ilişkin düşüncelerin kaynağında da bu arayış vardır, ama bu arayışta dilin niteliği daha çok felsefe açısından irdelendiğinden, işlev konusu bir ölçüde gölgede kalmış, daha doğrusu örtülü bir biçimde ele alınmıştır.

    Port-Royal dilbilgisi uzmanlarına göre dil ‘insanlara düşüncelerini başkalarına iletme olanağı vermek için’ yaratılmıştır. Bu iletişimi sağlamak için ‘söz düşüncenin bir imgesini oluşturmak durumundadır’, bu bakımdan dilbilgisel yapılar düşünce yapılarını örnek alır (Ducrot/Todorov). Hum-boldt ise dilin yalnız bir iletişim aracı değil, dili kullananların ‘anlığının ve dünya görüşlerinin’ bir anlatımı olduğunu öne sürer. Humboldt’a göre toplumsal yaşam dilin gelişmesi için çok önemlidir ama tek etken ve dilin tek ereği değildir. Bu bakımdan Humboldt ta dilin, özde ‘düşüncenin simgelenmesi’ olduğunu kabul eder.


    Dilin işlevlerine ilişkin ilk dizgesel düşünceyi Bühler’de (1934) buluyoruz. Bühler’in sınıflaması söz ediminin içerdiği üç temel bileşenin çözümlenmesine dayanmaktadır: konuşucu, dinleyen ve sözcenin kullanıldığı durum (ya da bağlam). Sözcenin bu üç bileşenden birine ya da ötekine ağırlık vermesine göre, sözcenin temel işlevi anlatımsal (expressive), seslenrneli (vocative) ya da betimseldir. Ancak Lyons’un belirttiği gibi Bükler ve onu izleyenler konu ile ilgili iki nokta yapı ile işlev arasında birebir bir örtüşme yoktur. Başka bir deyişle, anlatımsal işlev yalnızca birinci kişi özne bulunan sözcelere özgü bir işlev değildir; bunun gibi, seslenme işlevi yalnızca ikinci kişi öznelerle yerine getirilmez. Bundan da önemlisi tek işlevi olan sözceler çok azdır; sözcelerin çoğu birden çok işlevi yerine getirir. (Sözgelimi, ‘Biraz sonra geliyorum’ sözcesi konuşana ilişkin bilgi verdiğinden anlatımsal olduğu ölçüde, dinleyene seslendiği için de seslenme işlevini de içermektedir. Ancak birincil olarak anlatımsaldır.) üzerinde durmuşlardır. Önce


    Bühler’in ardından Prag dilbilim okulunun işlevselciliğe yeni boyutlar getirdiği kabul edilmektedir. Burada işlevselcilik daha çok sesbilgisine ve dizisel öğelere dayanmakla birlikte, bu okulun üyelerinden Roman Jakobson’un dilsel işlev konusundaki görüşleri günümüzde aşılabilmiş değildir. Biz de bu yazı da Jakobson‘un modeline bağlı kalarak dilsel işlev konusuna Türkçeden örneklerle açıklık getirmek ve daha sonra bu modelden ayrılan görüşleri kısaca sunmak istiyoruz.


    Jakobson, Bühler’in modelini değiştirip geliştirirken ‘herhangi bir dil olayındaki dilsel bildirim ediminde bulunan kurucu öğeleri’ gözden geçirerek işe başlar. Jakobson’a göre dilsel bildirişimde altı temel öğe vardır : konuşucu, dinleyici, bağlam, bildiri, bağlantı ve düzgü. İşte sözcenin bu altı öğeden birini odak noktası yapmasına göre dilsel bildirişimde altı işlevden söz edilebilir; bunlar sırasıyla duyusal, çağrısal, göndergesel, şiirsel, ilişkisel ve üstdilsel işlevlerdir.

    Jakobson’un düzeninde de bildirişim öğeleriyle işlevler arasında birebir örtüşme yoktur. Dilsel işlev yine ağırlıklı olan öğeye dayanır. Konuşucuda odaklanan ‘duyusal’ ya da ‘anlatımsa’ işlev, konuşucunun konu ya da durumla ilgili tavrını ortaya koyar. Bu tavır en başta birinci kişi özne kullanılarak anlatılabilir. Sözgelimi, ‘gidiyorum’ yerine ‘ben gidiyorum’; ‘yapacağız’ yerine ‘biz yapacağız’ sözceleri konuşucuya ağırlık veren anlatımsal işlev görünümleridir. Jakobson’un değindiği gibi bu işlev dolaysız biçimde ünlemlerle anlatılır. Yazık!, eyvah!, olmaz! gibi ünlemler konuşucunun konu ile ilgili üzüntülerini dile getirirken; aferin!, aşkolsun!, ne güzel!, bravo! vb. ünlemler övgü dolu bir tavrı ortaya koyar-lar. Kipleyici denilebilecek öğeler de konuşucunun durumunu açığa çıkarabilir. Sözgelimi, bu kitabı okumalısınız sözcesi ile bu kitabı okusanız iyi olur sözcesi arasındaki ayrım birincisinin gereklilik kipi, ikincisinin ise bir salık verme kipini dile getirmiş olmasıdır; başka bir anlatımla konuşucu birinci sözcede bir zorunluluğu, kaçınılmaz durumu anlatırken, dinleyene bir ödevi anımsatmış olmakta, ikincisinde ise yalnızca bir dileğini açıklamakta, kesin bir tavn- ortaya koymaktan kaçınmaktadır. Bunun gibi, çeşitli ezgileme, vurgu düzenleri, dilötesi (paralinguistic) davranışlar, sözcük seçimi, değişik dizisel ve dizimsel düzenlemeler duyusal (anlatımsal) işlevi belirle-mede etken olabilir.



    Dinleyiciye ağırlık veren çağrı işlevi daha çok Ahmet!, küçük!, oğlum!, gazeteci! gibi seslenme durumuyla ve dinle, koş, bakar mısınız?, çabuk gel gibi buyrum kipinde sözcelerle dile getirilir.

  3. #3
    Dilin Altı İşlevi

    1-Göndergesel(Gönderici) İşlevi:Daha çok bilgi vermek maksadıyla yazılan metinlerde kullanılır.
    Dilin, bilgiyi olduğu gibi aktarma işlevine göndergesel(gönderici) işlev denir.
    Örnek:

    "Aruz ,şiirde ahengi sağlamak için kullanılan bilr ölçüdür."

    "Fatih Sultan Mehmet,29 Mayıs 1453 Salı günü İstanbul'a girdi."

    2-Heyecan İşlevi:Gönderici mesajı heyecan ve duygularını dile getirmek maksadıyla meydana getirmişse dil "Heyecan" işlevinde kullanılmıştır.


    Örnek:

    "Aman Allah'ım!Bir insan bunu nasıl yapar?"
    "Çabuk olun,bir an evvel yetişmeliyiz.!"

    3-Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi:Harekete geçirme işlevi de diyebiliriz.Bu daha çok emir kipindeki cümlelerde meydana gelmektedir.


    "Kitabını aç,oku."

    "Öğrenciler bahçede toplansın."

    4-Kanalı Kontrol İşlevi:Mesaj,kanalın, mesajı iletmeye uygun olup olmadığını öğrenmek maksadıyla meydana getirilmişse kanalı kontrol işlevinde kullanılmıştır.Kısacası soru cümlelerine kanalı kontrol işlevi diyebiliriz.


    "Kitaptaki soruları cevapladınız mı?"

    "Bahçedeki dişbudak ağacını gösterebilir miniz?"


    5-Şiirsel(Şairane) İşlev:Mesajın sınırlarını belirleyen işlevdir.Mesajın iletisi kendinde ise dil şiirsel(şairane) işlevinde kullanılır.


    Örnek:


    Akşam ,yine akşam,yine akşam;

    Bir sırma kemerdir suya baksam.
    Akşam,yine akşam,yine akşam;
    Göllerde bu dem bir kamış olsam. Ahmet Haşim

    6-Dil Ötesi İşlevi:Mesaj, dille ilgili bilgiler vermek için oluşturulmuşsa “dil ötesi işlev”denir.


    "Dilek ve zaman ekleri fillere getirilir.
    "