Diller Nasıl Oluşmuştur?

 Diller Nasıl Oluşmuştur?

  Okunma: 20396 - Yorum: 5
  1. #1
    Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta; kendi kanunları içerisinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık; milleti birleştiren, koruyan ve onun ortak malı olan sosyal bir müessese; bin yıllar boyunca gelişerek meydana gelmiş bir sosyal kurum; seslerden örülmüş bir ağ; temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli antlaşmalar sistemidir,

    Dil, diğer insanlarla bütün ilişkilerimizde bize aracılık eden, sosyal bağlarımızı düzenleyen bir vasıta olarak hayatımızın her safhasında mevcuttur, Evde, okulda, sokakta, çarşıda, iş yerinde ve her yerde onunla beraber yaşıyoruz, İnsan konuştuğu dili doğduğu günden itibaren hazır bulur, Fakat dil doğuştan bilinmez, İlk aylarda ağlamalar, taklit, birtakım hareketlerle anlaşma sağlamaya çalışır, Çocuk içinde yaşadığı topluluğun dilini, anadilini uzun bir çıraklık devresi süresince öğrenir, Daha sonra kulağına gelen seslerin belli kavramlara, hareketlere, varlıklara karşılık olduğunu anlamaya başlar,

    Dil insan benliğinin ayrılmaz bir parçasıdır, İnsan zekasının, insanda sınırı çizilemeyen duygu ve düşünce kabiliyetinin sonuçları kendi benliğinin dışına ancak dille aktarılabilir, Bu bakımdan dil ile düşünce iç içe girmiş durumdadır, İnsan dil ile düşünür, Dilin gelişmesi düşünmeyi düşünceye, düşüncenin gelişmesi de dile bağlıdır, Çeşitli medeniyetlerin meydana getirilmesini sağlayan düşünce, gelişmesini dile borçludur,

    Dil her şeyden önce sosyal ve millî bir varlıktır, Fertlerin üstünde, bir milleti ilgilendirir, Bütün bir milletin duygu ve düşünce hazinesini teşkil eder, Bir milleti ayakta tutan, fertleri birbirine bağlayan, sosyal hayatı düzenleyen ve devam ettiren, millî şuuru besleyen bir unsur olarak dilin oynadığı rol çok büyüktür, Bağımsızlığın temeli millî şuurdur, Millî şuurun en kuvvetli kaynağı ise dildir,

    Belli ses öbeklerinin insanlar arasında danışıklı bir değer kazanarak birer kavrama karşılık olmaları dilin oluşmasında esas sayılabilir, Bunun gibi onların çeşitli kullanışları da ortak değerler bağlayarak dilin kurallarını meydana getirmiş olmalıdırlar, bunlar üreyip genişlemiş ve az çok titizlikle korunarak kuşaktan kuşağa aktarılmıştır, Ses kanunlarına uyup zamanla değişmelere uğramış olmaları da tabiidir,

    Dil ile düşünce organı olan insan beyni destekleşe oluşmuş olmalıdır, Öyle ki sonuçta dil düşünmenin de bir vasıtası olmuştur, Ana dilimizden cümleler kurarak düşünürüz, Bunları dile getirdiğimizde adına konuşma deriz, Dil olmasa düşünce ve duygu da gelişmezdi, insan topluluğu ilerlemez, bir medeniyet oluşturamazdı, Yine insanoğluna bahşedilen din hayatı ile sanat hayatı da dil temeli üzerine kurulmuşlardır,

    Dil konuşma aygıtının çıkardığı çok çeşitli seslerin son derecede karmaşık bir birleşiminden meydana gelir, Ancak kulağımız da bunları bütün incelikleri ile ayırabilecek yaradılıştadır, Bu sebeple biz onları çözümlemekte güçlük çekmeyiz, Konuşma organlarının belirli bir durum alarak bir an içinde çıkardıkları basit sese bir seslik, yahut sadece ses deriz: a, ü, b, t gibi, Bir soluk hamlesi içinde çıkan birkaç sesin topluluğuna da hece adını veririz: "bu, ka-pı, pen-ce-re" gibi,

    Bir dilde bir anlamı olan tek veya çok heceli ses öbeklerine kelime deriz:: "kuş, görmek, umutsuz" gibi, Bir dilin bütün kelimeleri o dilin kelime dağarcığını meydana getirir, Kelimelerin bir düşünceyi bir bütün olarak anlatan düzenli topluluğuna cümle adını veririz: "Orhan okula gitmelidir," Bir maksadı anlatmak için bir sıra cümleler kullanırız, Buna da söz deriz, Sözlerle anlaşmak konuşmakla olur,

    İnsanlar sözlerini uzaktakilere ulaştırmak, ya da uzun zaman saklamak ihtiyacı ile onları daha dayanıklı bir işaret sistemine çevirmeyi düşünmüşler, yazıyı icat etmişlerdir, Eski insanlar hakkında bilgilerimizi bıraktıkları yazılı belgelerden alıyoruz, Milletlerin yazıdan önceki yaşayışları hakkında pek az şeyi öğrenebildiğimiz için tarih yazıyla başlar, diyoruz,

    İnsanlar her kelime için, her hece için, veya her ses için ayrı işaretler kullanan türlü yazı sistemleri yapmışlardır, Bugünkü ileri milletlerin yazılarında her işaret bir ses karşılığıdır, Buna harf deriz, Bir dilin kullandığı harflerin topluluğu o dilin alfabesi olur, Bu türlü yazıya da alfabe yazısı adını veririz, Yazılı bir sözü yeniden seslendirmeye okuma diyoruz, Sessiz okumak da olur,

    Yeryüzündeki Diller
    Her milletin, her kavmin kendine göre bir anlaşma sistemi olduğu gerçeğinden yola çıkarak, dünyada ne kadar kavim varsa o kadar dil vardır diyebiliriz, Nitekim, bugün ölü olan dillerle birlikte yeryüzünde yaklaşık olarak üç bin civarında dilin varlığından bahsedilmektedir, Ancak nüfus itibariyle yüz milyondan fazla kişi tarafından konuşulan dilleri saymak istersek bu sayının parmakla sayılabilecek kadar azalacağı görülecektir,

    Dilin nasıl doğduğu ve konuşmanın nasıl ortaya çıktığı konusunda dil bilimciler tarafından birtakım teoriler ortaya atılmıştır, Bunlardan bazılarına göre konuşma, insanın tabiattaki sesleri taklidinden ortaya çıkmıştır, Bazılarına göre ise bütün dünya dilleri tek kaynaktan doğmuştur, Bu ve bunun gibi teorilerin her birinin kendine göre bazı mantıklı gerekçeleri olmakla birlikte dil araştırmaları için gerekli olan metinlerden en eski yazılı belgelerin günümüzden ancak 5500 yıl kadar öncesine ait olması, ilk insanların ise bundan binlerce, belki de milyonlarca yıl önce yaşamış olmaları, dillerin doğuşu hakkında kesin bir yargıya varılamayacağını gösteriyor,


  2. #2
    çok güzel
  3. #3
    yeterince tatmin edici değil ne yazık ki. benim sorum mademki hepimiz adem ve havva dan geldik neden aynı dili konuşan anne ve babadan üç bin farklı dille konuşan çocuklar var . hadi diyelim ilk kullanılan dil değişimlere uğrayarak farklı diller ortaya çıktı peki neden her dil aynı alfabeyi kullanmıyor.
  4. #4
    Misafir Nickli Üyeden Alıntı
    yeterince tatmin edici değil ne yazık ki. benim sorum mademki hepimiz adem ve havva dan geldik neden aynı dili konuşan anne ve babadan üç bin farklı dille konuşan çocuklar var . hadi diyelim ilk kullanılan dil değişimlere uğrayarak farklı diller ortaya çıktı peki neden her dil aynı alfabeyi kullanmıyor.
    iddaa etmiyorum ama bilgilerime göre mantıklı geliyor insanların farklı dil konuşması neden mi ? dünya üzerinde bir kavim var hz. ADEM ve HAVVA dan olma bu kavim içerisinde karmaşa yani kavga oluyor yüce rabbimizde herkese ayrı bir dil vererek birbirinden uzak tutuyor ve böylece herkes anladığı kişilerle guruplaşıp dağılıyor ne kadar doğru ne kadar yalan YÜCE RABBİMİZ ALLAH CC bilir ......

  5. #5
    HZ. ADEM İLE HAVVA dan olma bir kavimde büyük bir karmaşa kavga çıkar ve YÜCE RABBİMİZ ALLAH CC. bu kavimdekilere farklı bir dil verir o anda herkes anladığı kişi ile guruplaşır ve farklı yerlere dağılır bu doğru mu yalan mı ? YÜCE RABBİMİZ den başka bilenimiz yoktur ama mantıksızda değil yoksa neden herkes farklı bir dil konuşsun değil mi ?
  6. #6
    Birliğe yönelten yaratıcının insanları farklı dillerle ayırmaya çalışması mantıklı gelmiyor.
    Farklı bir yerden okuduğum yazıda da
    'Cenab-ı Hak, Hz. Âdem’e, yaratmış olduğu bütün varlıkların isimlerini âdemoğlunun konuştuğu çeşitli dillere göre öğretti.' Yazıyordu.
    Ademoğlu nasıl ve neden çeşitli diller kullansın?