Kısa Metin - Kısa Metinler

 Kısa Metin - Kısa Metinler

  Okunma: 9508 - Yorum: 1
  1. #1
    Ağaç

    Ağaç mıydı onlar? Evet. Ağaçların yeşili gecenin karanlığında bile seçiliyordu: İki servi. Ağaçların dışındaki her şey karanlığın tülüyle örtülü, hayaletler gibi usul usul deviniyorlardı. Hareketsizdi ağaçlar ve yeşil. Öylece konuşmadan, birbirlerinden habersiz iki insan gibiydiler. Civardaki tek tük ışıklar da söndü. Herkes uykunun kucağındaydı şimdi. Ağaçlar daha da yeşillendi. Gün ağarana dek öylece kaldılar. Dünya renklerine yeniden bürünürken onlar git gide kararıyorlardı. Gece gibi.


    Bardak

    Bardak boştu. Boş muydu? Evet boştu. "Öyleyse doldurmak gerek." diye geçirdi içinden. Bardağın doldurulmasına karar verilmişti verilmesine de, neyle doldurulacaktı ki? Evet, bütün sorun buydu. Olmak ya da olmamak gibi bir şeydi bu. Hem bardağı dolduracak sıvının rengine de karar verilecekti. Bu renge bağlı olarak, içeceği sıvının tadı, ısısı ve yoğunluğu da önemliydi. Asit ya da alkol barındırmalı mıydı bu sıvı? Bardak hâlâ boştu. Boş kalması iyiydi. Sorular ve sorunlar azalıyordu böylece. "Azalıyor muydu?" diye yazdı, bir soru imi koydu ve kalemi bıraktı.


    Ev

    Ev her zamankinden sesliydi. Sanki tüm elektrikli aletler çalışıyordu. Dışardan gelen gürültüler de cabasıydı. Bir tek insan sesi yoktu içerde. Bağıra bağıra şarkı söylemeye başladı. Susturmak istiyordu onları. bildiği tüm şarkıları söyledi. Sınırlıydı bilebildiği şarkı sayısı. Anlamsız sözcüklerle bağıra bağıra ezgiler düzüyordu. Ev susmuştu. Bir tek onun anlamsız sözcükleri çınlıyordu duvarlarda. Birden kendi sesini duydu ve sustu. Gidip tek tek evdeki tüm elektrikli aletleri çalıştırdı. Şimdi ev her zamankinden daha sessizdi.


    Kedi

    Kedi ve yavrularını, hemen hemen her gün, aynı saatlerde, o kapıyı çalarken görmeye alışmıştı. Kedi hep "tııııııs" diye sesler çıkarıyordu, yavrularına bir zarar vereceği sanısına kapılarak. Bu kediyle barışmanın yolunu bulmalıydı. Yine bir akşam kapıyı çaldığında, kedi bir arabanın altından başını gösterdi ve her zamanki sesi çıkardı: "tııııııs". Kapıyı çalmayı sürdürdü, kedi de tıslamayı. Kapı açılmadı. Uzun uzun çaldı ve açılmadı kapı. Bir daha ne o kapıyı çaldı, ne de kediyi gördü. Sorun kendiliğinden çözülmüştü. Hayat böyleydi.




    Özlemek

    özlemek dostluktan değil, leo, özlemek aşktandır. neden özler insan ve niçin savaşır sözcüklerle? uzaklıklar" uzaklıklar hep içime oturuyor benim. özlüyorum leo, dilini, ellerini, saçlarını, hele de gözlerini bir daha özlüyorum. insanı nasıl da tutukluyor bir bilsen, elini, bilincini, gözlerini, dilini nasıl da bağlıyor, anlatabilsem" söyleyemediklerimi ve anlatamadıklarımı düşünüyorum şimdi.


    henüz yazmadım onu leo, henüz anlatabilmiş değilim. işte bunlar leo, insanı özleme çeken, özlediğini anlatan ya da fark ettiren şeyler insan neyi özler leo, yaşadıklarını mı yaşamak istediklerini mi? özlemi belirleyen tutkular mıdır yoksa; tutku varsa özlem de vardı desem, ne dersin buna? uzak düştüğümüzde, uzak olanı yakınlaştırmak özlemek değil midir?


    özlemek, özlenenin içimizdeki yerinin anlaşılmasıdır.


    Sözcükler

    sözcükler insanı anlamaya ve anlatmaya yetmez çoğu zaman. çoğu zaman, yaşamlarımızdaki gerçekleri ifade etmeye yarar ve bir de düşlerimizi, duygularımızı anlamaya ve anlatmaya; sözcüklerin yetersiz ya da yorgun düştüğü durumlarla onun yerini davranışlarımız almaz mı? yan yana yürümek, koşmak ya da bilmediğimiz yollarda yürümek hiç anlamlı gelmiyor mu sana?..


    bu yolculuğa kendimle başladım, seninle devam ettim ve kendimle bitiriyorum artık. yazmaya başladığımda bendim, bitirdiğimde sen. başlangıç ve son birleşti leo. bir noktaydım başlangıçta sonra bir çizgi (paraboldu belki de). seninle buluştuğum o noktadan sonra bir çember çizmeye başlamıştık. ben, senin noktandan, sen benim noktamdan yürüdün.

    başlangıç ve son, son ya da başlangıçtı bizimkisi.


  2. #2
    Çok güzel.Teşekkür ederim.Performance ödevime yardımcı oldu bide. :)))