Endülüs Emevi Devleti Hakkında Bilgi

 Endülüs Emevi Devleti Hakkında Bilgi

  Okunma: 12487 - Yorum: 2
  1. #1
    Endülüs Emevileri, Emevilerin yıkılmasından sonra, Endülüs’te (Güney İspanya) yeni bir devlet kuran hanedandır. 756’da kurulan Endülüs Emevi Devleti, 1492’ye değin varlığını sürdürdü.

    İspanya'daki Müslümanların Tarihçesi

    Müslümanlar 711'da İspanya'ya çıktı. 711 'den 756 yılına kadar Şam'dan gönderilen Emevî ve Abbasi valilerce idare edildi. 749'da Emevîlerin yıkılmasıyla Emevi Halifesi Hişam'ın torunu, Şam'dan kaçan Prens Abdurrahman, 755'te Septe'ye geçti. 756'da devleti kurdu kendisi de emir oldu. 929'da III. Abdurrahman halifeliğini îlân etti. 1031'de halîfenin otoritesi sarsıldı, ülke emirliklere bölündü. 1031'de Âli beytten olan Hammûdiler hilâfeti devam ettirmek istediler. 1086'da Abbâdi hanedanından İşbiliye Meliki, Kuzey Afrika Murâbıtlar İmparatorluğundan yardım istedi. Oradan gelen kuvvetlere 13 Endülüs meliki de katıldı. Zeleka Muharebesinde Hıristiyan orduları imha edilerek, İspanya'da Müslüman hâkimiyetinin ömrü uzadı.

    1147'de Muvahhidler, Murâbıtları ortadan kaldırdı. Hıristiyanlarla da savaştılar. 1187'de Selahaddin Eyyûbî, Kudüs'ü alınca Papa mukaddes savaş îlân etti. Avrupalılar, Müslümanları İspanya'dan kovacaktı. Gerek iktidar hırsı, gerekse, Müslamanları kurtarmak niyetiyle İbni Hud, Benî Zeyyan ve Benî Ahmer devletleri birbiriyle mücadeleye girişti. 1236'da Benî Ahmer, Benî Hud aleyhine Kastil Kralıyla anlaşınca Kurtuba Hıristiyanların eline geçti. 1232'de kurulan Benî Ahmer devleti (Gırnata emirliği) Hıristiyanlarla anlaşarak ayakta durmaya çalıştı. 1469'da Sultan Ebû Hasan'ın oğlu Muhammed, annesinin teşvikiyle isyan edip babasını tahtan indirdi. Babası tekrar tahtına dönünce Muhammed, Ferdinant'a sığındı. 1486'da Ferdinant'ın verdiği Hıristiyan ordunun başına geçen Muhammed Gırnata'yı kuşattı. Baba ile oğul savaşırken Hıristiyanlar, Gırnata Devleti'nin şehirlerini yağma ettiler, müslüman halkı öldürdüler. 1490'da Gırnata kuşatıldı, ağaçlar kesildi, bahçeler tahrib edildi, halk aç, sefil kaldı. Kölemenler'den yardım istediler onların donanması yoktu. Osmanlılar'dan yardım istediler onlar da Cem Sultan'la uğraşıyordu. 1492'de Muhammed, Ferdinand'a teslim oldu, İspanya'da devlet kalmadı. 1499'da İspanya'da bir tek Müslüman kalmadı. Mabetler yıkıldı, kütüphaneler yakıldı.

    711'da İspanya'ya çıkan Müslümanlar 788 yıl sonra burayı tamamen terk ettiler. Halk işiyle, âlimler ilmiyle, san'atkârlar san'atıyla, âbidler ibadetiyle meşgul olurken saltanat mücâdeleleri ve devletin kötü yönetilmesi sonunda, bir zamanların galip Müslümanları mağlûb olup, gittiler.

    Emirlik Dönemi (756-929)

    Endülüs, daha Emeviler döneminde ele geçirilmişti. 711'de Emevi komutan Tarık bin Ziyad, bugün onun adından dolayı Cebelitarık (Tarık'ın Dağı) olarak anılan yerde İspanya'ya ayak basmıştı ve Arap orduları yedi yıl içinde Pirene Dağları'na dayanmıştı. Ardından Fransa'ya giren Arapları Frankların komutanı Charles Martel ancak 732'de Poitiers'de (Puvatya) durdurabilmişti. Bu yenilginin ardından Emeviler İspanya toprakları içinde kaldılar, ama Emevi orduları ile yerel Hıristiyan güçler arasındaki savaşlar sürdü. Endülüs Emevilerinin kurucusu Abdurrahman, Emevi Halifesi Hişam'ın torunuydu ve 750’de Abbasilerin kıyımından kaçabilen tek kişiydi. Abdurrahman, 755'te İspanya'ya ayak bastı ve Endülüs’teki Arapları kendisine bağlayarak 756'da Kurtuba'da (bugün Cordoba) emirliğini ilan etti. 788’e kadar hüküm süren I. Abdurrahman, iç ayaklanmaları bastırdı ve dıştan gelen saldırıları önledi. Öldüğünde arkasında güçlü bir devlet bıraktı. Ondan sonra tahta çıkan hükümdarlar da yerel emirlerin ve Hıristiyanların ayaklanmalarıyla uğraştı. Arap ayaklanmaları daha çok kuzeydoğudaki Ebro vadisi ile doğuda Batliyos (bugün Badajoz) ve güneyde Gırnata'da (bugün Granada) ortaya çıkıyordu. Vizigotların eski başkenti ve önemli bir dinsel merkez olan Tuleytule'de (bugün Toledo) ise Hıristiyanlar ayaklanıyordu. Bu karışıklıklara karşın Endülüs Emevi hükümdarları nedeyse İspanya'nın tümünü denetim altında tutmayı başarıyorlardı. Endülüs Emevileri canlı bir ekonomi ve kültürel yaşam yaratmışlardı. Başkent Kurtuba önemli bir ticaret merkezi olmanın yanı sıra Bağdat ve Kahire'den sonra İslam dünyasının üçüncü bilim merkezi olmuştu. Diğer önemli merkezler ise İşbiliye (bugün Sevilla), Gırnata ve Tuleytule idi.

    Halifelik Dönemi (929-1031)

    Endülüs Emevileri en parlak dönemini III. Abdurrahman döneminde (912-961) yaşadı. III. Abdurrahman, Abbasilerin dinsel önderliğini tanımayarak 929’da kendisini halife ilen etti. İslam dünyası zaten bölünmüştü ve Mısır’da kurulan Fatımiler de halifelik ilan etmişlerdi. III. Abdurrahman’dan sonra halife olan II. Hakem, barışçı bir politika izledi. 976’da başa geçen II. Hişam döneminde, halifenin veziri olan Hacib Mansur 978’de yönetimi fiilen ele geçirdi ve 1002’ye kadar da elinde tuttu. Sonraki halifeler siyasal bir varlık gösteremediler ve Endülüs Emevi Devleti 1010’dan başlayarak parçalandı. 1031’de de Endülüs Emevileri iktidarı son buldu. Endülüs Emevi topraklarında, Tavaif-i Müluk denen küçük devletçikler kuruldu. Kurtuba’da 1031’de iktidar olan Cevheriler varlığını ancak 1069’a kadar sürdürdü. 1090'da Kuzey Afrika'dan gelen Murabıtların ve 1145'te gene Kuzey Afrika'dan gelen Muvahhidlerin egemenlikleri de kısa ömürlü oldu. Gırnata'da kurulan Nasriler ise 1230'dan 1492'ye kadar İspanya'da varlıklarını korudular. Gırnata'yı önemli bir bilim ve kültür merkezi yaptılar. Bugün de ayakta olan Gırnata'daki Elhamra Sarayı Nasrilerin bıraktığı en önemli mimarlık yapıtıdır.

    Endülüs Emevileri ve Nasriler, Endülüs’ü Hıristiyan Avrupa'nın da ilgisini çeken bir bilim ve kültür merkezi yaptılar. Endülüs Emevileri döneminde özellikle tıp, matematik, doğa bilimleri ve astroloji alanında önemli çalışmalar yapıldı. II. Hakem'in (961-976) Kurtuba'da kurduğu kütüphanede 40 bin cilt kitap vardı ve bunların çoğu Eski Yunan kültürünün ürünüydü. Nasriler döneminde bunlara felsefe yapıtları da eklendi. Bu dönemde İbn Cebirol, İbn Bâcce, İbn Tufeyl, İbn Rüşd gibi büyük düşünürler yetişti.

    Gerileme ve Yıkılma Dönemi

    Endülüs Emevi Devleti'nin yönetiminde ortaya çıkan otorite boşluğunun doğal bir sonucu olarak her bölgede Tavaif-ül Mülk denilen irili ufaklı 20 küsür yerel hanedan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu dönemde Endülüs siyasi hayatının temel karakteristiği, emirlikler arasında yaşanan kıyasıya çatışmalar ve düşmandan birbirlerine karşı toprak-haraç karşılığında yardım almalar oldu. Bu durum Müslümanların zayıf düşmesine sebep olurken, Hıristiyan İspanya devletlerinin da güçlenmesine, dolayısıyla Reconquista'nın hızlanmasına sebep oldu. Nitekim 1085 yılında Kastilya(Castile) Kralı VI.Alfonso Endülüs'ün en önemli ikinci büyük kenti olan Tuleytula'yı işgal etti. Ancak bunun üzerine Müslümanlar Reconquista hareketinin farkına varabildiler. Kendilerini Hıristiyan işgaline karşı korusun diye Kuzey Afrika’da bir imparatorluk kurmuş olan Murabıtlar'ın hükümdarı Yusuf Taşfin'den yardım istediler.

    Endülüs'e Kuzey Afrika'dan gelerek Hıristiyanları bozguna uğratan, ardından Endülüs'teki emirlikleri tek tek merkezi idare altında birleştiren ve ülkeyi Afrika merkezli devlete bir eyalet olarak bağlayan Murabıtlar'ın Endülüs'teki hakimiyetleri döneminde Yusuf Taşfin'den (1106) sonra şu hükümdarlar idâreye geldi:Ali Yusuf ve Taşfin Ali Murâbıtlar'ın yıkılışıyla Endülüs'te siyasî birlik tekrar bozuldu ve Hıristiyanlar yine Reconquista'yı gerçekleştirmek için uygun hale gelen ortamda harekete geçtiler.
    Murabıtlar'ı devirerek yerine kurulan Muvahhidler, Murabıtlar gibi Kuzey Afrika'dan Endülüs'e gelerek kötü gidişata bir süre daha dur diyebildiler. Kuzey Afrika'daki devletleri iyice zayıflayan Muvahhidler, kendilerine karşı oluşan isyanlarla uğraşırken dağıldılar ve yerine Meriniler ve Hafsiler gibi yeni devletler kuruldu. Endülüs'te bunu değerlendirenler ise, her zamanki gibi Endülüslülerin zaaflarını sabırla gözetleyip değerlendiren İspanyol Hıristiyan devletleri oldu. Endülüs'te Muvahhidler'in hâkimiyeti, 1238 yılında İbnül-Ahmer'in Endülüs topraklarına hakim olmasıyla başladı.

    İber Yarımadası'ndaki Hıristiyan devletleri İspanya ve Portekiz'in hızlı işgal hareketlerinden Muhammed Nasr sayesinde ancak Endülüs'ün Güney doğusundaki İlbire'den Ronda’ya kadar uzanan sahil şeridi kurtulabildi. Çok ağır siyasi şartlara rağmen, iki buçuk asrı aşkın bir süre Endülüs'te İslam hakimiyetini temsil eden Nasriler, bu varlıklarını esnek bir diplomatik siyâset takip etmeleri sayesinde koruyabildiler. Ancak, son zamanlarında iç karışıklıklara sürüklenince, onlar da yok olmaktan kurtulamadılar. 1479 yılında Kastilya-Leon Kraliçesi I.Isabel ile Aragon Kralı II.Fernando'nun evlenmesiyle İspanya birliği2 Ocak 1492 tarihinde Granada'daki son Müslümanlar da teslim olmak zorunda kaldılar ve böylece Müslümanların İberya Yarımadası'nda 800 yıla yakın süren siyasi varlıkları sona ermiş oldu.Sonra tahta 1.Tufan geçti. Halk çok bahtiyar oldu. Fas Kralı Mustafa'nın kızı olan Prenses Sinem'le evlendi. Fas Kralı Mustafa,kızına çeyiz olarak Casablanca'yı verdi. Balayını orada yaptılar. Yazlarını da Casablanca'da geçirdiler. sağlandı ve Hıristiyan yayılması hızlandı.

    Endülüs Emevi sanatı

    Endülüs Emevi sanatı, Arap sanatının yanı sıra Roma ve Vizigot sanatının etkisi altında gelişti. Mozaikte de Bizans sanatından etkilendi. Endülüs Emevi döneminde önemli yapılar inşa edildi. Kurtuba Camisi ile gene Kurtuba'da III. Abdurrahman'ın yaptırdığı Medinetü'z-Zehra Sarayı bunların başında gelir. Yapımına 784'te I. Abdurrahman tarafından başlanılan Vadi'ül-Kebir (Quardalquivir) nehri kıyısındaki Kurtuba Camisi 210 yıl boyunca yeni eklemelerle büyüdü, 987'de Hacib Mansur'un eklemeleriyle son biçimini aldı. Kurtuba Camisi, 178x125 metre boyutundaki dikdörtgen planıyla İslam dünyasındaki en büyük camilerden biriydi. Medinetü'z-Zehra Sarayı, surlarla çevrili bir tepede yer alıyordu. Sarayın kalıntıları yıllarca süren kazılar sonunda ortaya çıkarılmıştır. Askeri mimarlık alanında Tarife, Gormaz, Vacar kaleleri gibi görkemli yapılar ortaya koyan Endülüs Emevi sanatı, iç ve dış süslemelerdeki zenginliğiyle de dikkat çeker.

    Hükümdarlar listesi

    Kurtuba Emevi Emirleri


    • I. Abdurrahman, 756–788
    • I. Hişam I, 788–796
    • I. Hakem , 796–822
    • II. Abdurrahman, 822–852
    • I. Muhammad, 852–886
    • Mündhir, 886–888
    • Abdullah bin Muhammed, 888–912
    • III. Abdürrahman, 912–929


    Kurtuba Emevi Halifeleri


    • III. Abdürrahman, halife olarak, 929–961
    • II. Hakem, 961–976
    • II. Hişam, 976–1008
    • II. Muhammed, 1008–1009
    • Sulayman II, 1009–1010
    • II. Hişham, (ikinci defa), 1010–1012
    • II. Süleyman, (ikinci defa) 1012–1016
    • IV. Abdürrahman IV, 1017

    Emevi hanedani yerine Hammudi hanedanı gelmesi:

    • Ali bin Hammud-el-Nasır, 1016–1018
    • Kasım ibn Hammud-el-Ma'mu, 1018–1021
    • Yahya bin Ali bin Hammud-el-Mu'tali, 1021–1023
    • Kasım bin Hammud-el-Ma'mu, 1023 (ikinci defa)

    Emevi Hanedanı'nın tekrar hükümdarlığa geçmesi:

    • V. Abdürrahman, 1023–1024
    • III. Muhammed, 1024–1025
    • Ara hükümdar Yahya bin Ali bin Hammud el-Mu'tali, 1025-1026
    • III. Hişam, 1026–1031


  2. #2
    Endülüs (Arapça: الأندلس al-andalus). 711-1492 yılları arasında İber Yarımadası'nda Müslümanlığın etkisi altında bulunan bölgelere verilen isimdir.Endülüs kelime anlamı olarak "Vandallar'ın Ülkesi" anlamına gelmektedir.Müslümanların İber YarımadasındakiMorisko'ların 1609 yılında İspanya'dan sınır dışı edilmesiyle son bulmuştur.

    varlığı en son Valiler Dönemi (714-756)

    Başkenti Şam'da bulunan Emevi Devleti daha İslamiyetin ilk yüzyılı olan 7. yüzyılda Kuzey Afrika'nın tümünü eline geçirmişti. 8. yüzyılın başında Emevi Devleti'nin Kuzey Afrika'daki valisi olan Musa Bin Nusayr, Emevi Halifesi Velid Bin Abdülmelik'in desteğiyle bir Berberi kumandan olan Tarık bin Ziyad'ı Cebelitarık Boğazı'nı geçerek İber Yarımadası'na gönderdi. O zamanlar İber Yarımadası Germen asıllı bir ulus olan Vizigotların elindeydi ve başkentleri Toledo kentinde bulunuyordu. Tarık bin Ziyad'ın savaşta ricat olmaması için geri dönüş olasılığını kaldırmak üzere kendi gemilerini yaktırdığı belirtilir. Tarık Bin Ziyad Vizigot kralı Rodrigo'yu ağır bir yenilgiye uğrattı. Vizigot krallığı parçalandı ve bütün İber yarımadası kısa bir süre içinde Müslümanların eline geçti.

    750 yılına kadar Endülüs Emevilerin gönderdiği valiler tarafından yönetildi. 750 yılında Abbasiler Bağdat'ta halifeliklerini ilan ettiler ve Emevi hanedanından Abdurrahman bin Muaviye, Endülüs'e kaçarak kendisini Emevi emiri ilan etti ve Kurtuba (Córdoba) kentini kendine başkent yaptı.

    Emeviler Dönemi (756-1031)


    Bu dönem Endülüs'ün en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire'den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz Avrupabilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs'te atıldı. Yine o dönemde Avrupa'nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken Endülüs'te ise halkın neredeyse tamamı okuma yazma biliyordu. Şehircilik ve şehir kültürü döneminin çok önüne geçmiştir. Kültürel farklılıkların zenginlik olarak algılandığı bir çağdır. Endülüs'lerin egemenliği altındaki topraklarda Sefarad Yahudileri bugün Golden age of Jews (eng. wikipedia) olarak adlandırılan altın çağlarını yaşamışlardır.

    Derken 10. yüzyıl başlarında Abbasilerin gücü azalmaya başladı. Mısır'daki Fatımiler de kendilerini halife ilan ettiler. Böylece İslam dininin önderliği bölünmüş oldu. Bu ortamda Endülüs Emiri III. Abdurrahman 16 Ocak 929 tarihinde kendisini halife ilan etti. Endülüs Emevilerinin başarıları 11. yüzyıl başlarına kadar devam etti. 1031 yılında halifelik parçalanarak Tavaif-ül Mülk denilen küçük beyliklere bölündü.

    Tavaif-ül Mülk (Beylikler) Dönemi (1031-1090)


    Endülüs Emevi Devletinin son halifesi olan III. Hişam 1031 yılında öldüğünde Endülüs toprakları çok sayıda bağımsız devletçiklere bölündü. Bu devletçikler hem kendi aralarında çarpışmaya başladılar, hem de İspanya'nın Hristiyan devletçiklerinin de saldırılarıyla karşı karşıya kaldılar. Bazı tavfa devletleri para karşılığı Hristiyan şövalyeleri de ordularında kullandılar. Örneğin El Cid (Arapça'daki El-Seyid adından gelir) adıyla tanınan Rodrigo Díaz de Vivar bunların en ünlüleri arasında yer alır. Bu karmaşık durum Reconquista'yı hızlandırdı ve İspanya'da İslam'ın varlığını zayıflattı.

    Murabıtlar Dönemi (1090-1147)


    Aslen Kuzey Afrika kökenli bir hanedan olan Murabıtlar, Endülüs Emevilerininİber Yarımadasının Müslüman bölgelerinin neredeyse tamamını ele geçirdiler. 1090 ve 1147 yılları arasında bugünkü İspanya'nın büyük bölümü ve Kuzey Afrika'daki bazı toprakları denetimleri altında tutarak güçlü bir devlet düzeni teşkil ettiler. İlk başlarda güçlerini korusalar da sonraları Hristiyan İber halklarının saldırıları ve Kuzey Afrikalı diğer toplulukların çıkarttığı ayaklanmalar yüzünden güçleri gün geçtikçe tükenen Murabıtlar, kendileri gibi Kuzey Afrika kökenli bir halk olan Muvahhidlerin parçalanmasını izleyen karışıklık döneminde, düzenli bir askeri güce sahip olmalarının da verdiği avantajla kısa sürede saldırıları sonucu onların egemenliği altına girerek siyasi egemenliklerini kaybettiler.

    Muvahhidler Dönemi (1146-1248)


    Muvahhidler gene Kuzey Afrika kökenli bir Müslüman hanedan olup Murabıtlar Devletini1146 ve 1248 yılları arasında bugünkü İspanyaKuzey Afrikadaki bazı toprakları da denetimi altında tuttular. Hristiyan saldırıları ve bazı iç karışıklıklar sonucu 1248'de yıkıldılar. İber Yarımadası üzerinde hüküm sürmüş son büyük devlettir. Bu devletin yıkılışının ardından egemenliğindeki topraklarda bağımsız emirliklerden başka bir şey kalmamıştır. yıkarak onların yerine geçtiler. topraklarının büyük bölümünün yanısıra

    Gırnata (Granada) Sultanlığı (1232-1492)


    1492'de Beni Ahmer Devletinin yıkılışı ile İspanyadaki 781 senelik İslam egemenliği sona erdi.

    Müdeccenler ve Moriskolar (1492 - 1610)


    İspanya kralı III. Felipe 22 Eylül 1609 tarihli bir fermanla 1610-1614 yılları arasında Müdeccenleri İspanya'dan kovdu. 300.000 kadar Müdeccen vatanlarını terkettiler. Böylece Müslümaların İspanya'daki izi büyük oranda silinmiş oldu.

    Endülüs'ün Tarihi Temel Özellikleri


    1. Coğrafî ve kültürel konum itibarıyla Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile doğrudan ilişkili.
    2. İslamiyet'in siyasi-askerî güç ve medeniyet bakımından Orta Çağ'da ulaştığı zirve ve Batı Aydınlanması'nın ya da insanlığın değer kaynağı ve aracısı.
    3. Avrupalı İslam.
    4. İçerisinde 7 civarında ırk ve 3 büyük semavi din mensuplarını barındıran multikültürel yapısıyla bir hoşgörü medeniyeti. Bu sebeple, 8 + 1 asırlık (711-1492+1609) Endülüs tarihinin mükemmel bir şekilde araştırılması ve anlaşılması için şunların iyi bilinmesi şarttır:
      1. Orta Çağ-Yeniçağ Orta Doğu-Kuzey Afrika ve Avrupa Tarihi,
      2. Arapça, Berberice, Latince, İspanyolca, Katalanca, Portekizce ve Fransızca gibi 7 lisan.

    5. İslam Dünyasına karşı Avrupa'da Haçlı düşüncesinin doğuşu ve seferlerinin başlamasına sebep olmuş bir Müslüman devleti. Bu açıdan, Doğu-Batı veya İslam-Hıristiyanlık Mücadelesi Tarihinin Orta Çağ dilimindeki en önemli safhası.
    6. Müslümanların geleneksel, siyasi, dinî ve ekonomik zaaflarını ortaya koyan bir ibret sahnesi.
    7. Coğrafya-iklimsel özellikleriyle bir tabiat harikası.
    8. Endülüs Müziği
    9. Günümüzün en büyük "dayatması" sayabileceğimiz medeniyetler çatışması iddiasının anti-tezi.

  3. #3
    1. Coğrafî ve kültürel konum itibarıyla Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ile doğrudan ilişkili.
    2. İslamiyet'in siyasi-askerî güç ve medeniyet bakımından Orta Çağ'da ulaştığı zirve ve Batı Aydınlanması'nın ya da insanlığın değer kaynağı ve aracısı.
    3. Avrupalı İslam.
    4. İçerisinde 7 civarında ırk ve 3 büyük semavi din mensuplarını barındıran multikültürel yapısıyla bir hoşgörü medeniyeti. Bu sebeple, 8 + 1 asırlık (711-1492+1609) Endülüs tarihinin mükemmel bir şekilde araştırılması ve anlaşılması için şunların iyi bilinmesi şarttır:
      1. Orta Çağ-Yeniçağ Orta Doğu-Kuzey Afrika ve Avrupa Tarihi,
      2. Arapça, Berberice, Latince, İspanyolca, Katalanca, Portekizce ve Fransızca gibi 7 lisan.

    5. İslam Dünyasına karşı Avrupa'da Haçlı düşüncesinin doğuşu ve seferlerinin başlamasına sebep olmuş bir Müslüman devleti. Bu açıdan, Doğu-Batı veya İslam-Hıristiyanlık Mücadelesi Tarihinin Orta Çağ dilimindeki en önemli safhası.
    6. Müslümanların geleneksel, siyasi, dinî ve ekonomik zaaflarını ortaya koyan bir ibret sahnesi.
    7. Coğrafya-iklimsel özellikleriyle bir tabiat harikası.
    8. Endülüs Müziği
    9. Günümüzün en büyük "dayatması" sayabileceğimiz medeniyetler çatışması iddiasının anti-tezi.