Osmanlı'da Gelenek ve Görenekler

 Osmanlı'da Gelenek ve Görenekler


  Okunma: 82336 - Yorum: 9
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    KAHVE İKRAMI

    Osmanlı saray ve konak haremlerinde misafirlere bir törenle kahve ikram edilirdi. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulurdu. Ardından üç genç kız kahve ikramına başlarlardı. Kahvenin soğumaması için güğüm, ortasında kor ateş bulunan stile oturtulur ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınırdı. Stil takımları tombak, gümüş veya pirinçten yapılmıştır. Kahve ikramında ayrıca yuvarlak stil örtüsü kullanılırdı. Atlas veya kadifeden yapılan bu örtü sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemelidir. Stil takımı ve örtüsünün zenginliği ailenin varlık derecesini yansıtırdı.


    KINA GECESİ

    Eskiden düğün eğlencelerine pazartesi günü çeyizin güvey evine gönderilmesi ile başlanırdı. Çeyiz alayının önünde, kumaşlar, meyve ve çiçeklerle ağaç şeklinde süslenmiş nahıllar taşınırdı. Salı günü yapılan gelin hamamından sonra, çarşamba akşamı gelin evinin hareminde kına gecesi düzenlenirdi. Bu sırada beyler de selamlıkta veya damat evinde eğlenirlerdi.

    Kına gecesinde gelin, genç kızlar ve yengeler, bindallı adı verilen, kadife veya atlas üzerine dival tekniğinde işlemeli ağır elbiseler giyerler, gelinin yüzüne pullu al duvak örtülürdü. Damadın akrabalarından birkaç kişi, kınayı gümüş tepsi içinde ve üzerine iki mum dikerek gelin evine getirirlerdi. Bütün misafirler yerlerini aldıktan sonra, kayınvalide kendi getirdiği ipek kumaşı yolluk gibi önüne serdirirdi. Gelin ve arkadaşları, ellerinde yanan mumlarla ve gelinin başına bereket paraları saçarak davetlilerin yanına gelirlerdi.

    Gelin, yere serilen kumaşın üzerinde yürüyerek iyi tanımadığı kayınvalidesinin elini öpmeye giderdi. Ortaya kuruyemiş, çörek, badem şekeri getirilir, kına gecesine özgü türkü ve maniler söylenerek gelin ağlatılır, bunun bereket getireceğine inanılırdı. Daha sonra gelin bir yastığa oturtulur, kayınvaldesi avucunun ortasına bir altın koyar, mutlu evliliği olan bir hanım tarafından avuçlarına, parmak uçlarına ve ayak baş parmaklarına kına yakılırdı. Gelin avucundaki bu altını uğur ve bereket için saklardı. Arkadaşları da kısmetleri açık olsun diye kendi ellerine kına yakarlardı.

    LOHUSA GELENEKLERİ

    Türk gelenekleri içinde doğum hazırlıkları ve lohusa döneminin özel bir yeri vardır. Bu hazırlıklara hamileliğin altıncı veya yedinci aylarında başlanırdı. Yakın bir semtte oturan ebeye, işlemeli keseler içinde birer okka şeker, çekirdek kahve ve sabun götürülerek doğum için ebe tutulurdu.

    Doğumdan sonra lohusa şerbeti kaynatılır ve doğumu müjdelemek için sürahilerle akrabalara, yakın dostlara, komşulara gönderilirdi. Bebek erkek ise sürahinin boynuna kırmızı kurdele, kız ise ağzına gaz boyaması denilen kırmızı tülbent bağlanırdı. Daha sonraki günlerde gözaydına gelen konuklara da gümüş zarflı bardaklarla şerbet ikram edilirdi.


    Lohusaya evin en geniş odasında, yataklık denilen karyolada veya üst üste konularak yükseltilen altı-yedi kat şiltenin üzerinde lohusa yatağı hazırlanırdı. Yatağa atlas veya kadifeden gelin yorganı örtülürdü. Yatağın yanına mutlaka kese içinde Kur'an-ı Kerim ve parlak ömrü sembolize eden gümüş ayna asılırdı. Bir şişe sarımsak saplanıp üstü kırmızı gaz boyaması ile sarılır, sarımsak ve nazar boncukları ile süslenirdi. Bu sarımsak, 40. gün hamama gidilirken, kapının eşiğinde lohusaya ezdirilerek evin acı görmemesi ve acıların uzaklaştırılması sağlanırdı.

    Lohusa yatağı yedinci gün toplanırdı. Yatağın kalkacağı gün mahalle imamı veya ailenin reisi olan yaşlı bir erkek, bebeğin sağ kulağına ezan ve Kelime-i Şahadet, sol kulağına da Besmele ile üç defa ismini okurdu. Doğumdan 40 gün sonra konu komşu, eş dostla birlikte hamama gidilirdi.

    SÜNNET DÜĞÜNÜ

    İslâmiyette erkek çocuklar genellikle 5-11 yaşları arasında sünnet edilmektedirler. Eskiden bu cerrahi müdahale evde, bir berber veya sünnetçi tarafından yapılırdı. Uğurlu olduğu varsayılan tek rakamlı yaşlar tercih edilir, hali vakti yerinde olanlar kendi çoçukları ile birlikte fakir çocukları da sünnet ettirirlerdi.

    Sünnet kıyafetini tamamlayan iki önemli aksesuar, başa giyilen sünnet takkesi ve çapraz olarak elbisenin önüne takılan "Maşallah" yazılı kumaş şerittir. Sünnet olacak çocuk bir hafta önce akraba ve eş dosta götürülerek el öptürülmekte, özellikle İstanbul'da sabır ve selamet dilemek için Eyüp Sultan Türbesi ziyaret edilmektedir. Ayrıca çocuklar midilli veya ata bindirilerek davul zurna eşliğinde ve kasideler okunarak sokak sokak dolaştırılırdı. Sünnetten bir gün önce hamama gidilip yıkanılır ve sağ ellerine kına yakılırdı.

    Sünnet yatağı evin baş odasında veya bahçede hazırlanırdı. Kentlere göre farklılıklar olmakla birlikte, çoğunlukla çevredeki yakınlardan ödünç alınan işlemelerle yatak süslenirdi. İpekli krepten yapılan ve çevikliği sembolize eden fare ile uzun ömrün sembolü olan kaplumbağa figürleri yatağın göze çarpan yerlerine takılırdı.

    Sünnet düğünlerine çocukları eğlendirmek için hokkabaz ve çengiler çağrılır, kukla ve Karagöz gösterileri yapılırdı. Misafirler sünnet olan çocuklara saat, yazı takımı, oyuncak, para veya altın armağan ederlerdi.

    İçinde kahve fincanı ve zarflar bulunan tepsiyi taşıyan kız, stil örtüsünü kenardan iki eli ile önlük gibi önünde tutar, ikinci kız stil takımını taşırdı. Üçüncü kız tepsiden porselen fincanı alır, stildeki güğümden kahveyi doldurur, fincanı altın,tombak, gümüş veya porselen zarfa yerleştirir, zarfın ayağından iki parmağı ile tutarak tek tek misafirlere ikram ederdi. Tiryakiler kahve ile birlikte nargile veya uzun çubuklarda tütün içerlerdi.


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    ben bi cevap veremiyorum
  3. #3
    arkadaşlar malesef bi cevabım yok arwen arkadaşınız size nasıl da olsa yardımcı oldu dimi
  4. #4
    Çok ama Çok teŞekkÜrler performans di arkadaŞim
  5. #5
    teşekkürler tamammı
  6. #6
    AKTAŞ KÖYÜ

    a)DÜNÜR GİTME

    Köyümüzde genellikle evlilikler görücü usulü ;köy ortamı küçük olduğu için kız erkeği erkekte kızı az çok tanır.Ancak son yıllarda görücü usulü yavaş yavaş kalkmaya başladı.Evlenecek delikanlı gençlerimiz sevdiği ya da beğendiği bir kız varsa bir şekilde bunu ailesine duyurur.Eğer genç herhangi bir kız belirlemedi ise ailesi köyümüzden ya da çevre köylerden,başka yerlerden de olabilir münasip bir kızı belirler.Gelin adayı belirlendikten sonra kız evine haber gönderilir veya bazen habersizce de ön ziyarete gidildiği de olur.Dünürcülükte yanlarına çikolata vb. hediye olarak götürülür.

    Dünür giderken erkek tarafının büyükleri yanlarına köyün ileri gelenlerinden hatırı sayılır bir kaç kişi alırlar.Ziyaret sebebi dile getirilir.Bu arada nezaket gereği kız kahve getirme veya bir şeyler ikram etme bahanesiyle,her gelen dünüre çıkar kendisini gösterir.Kız , dünür yakınlarınca baştan aşağı süzülür ve dünürler müsaade isteyerek evden ayrılır.Dünürler kızı beğenmişler ise ,ikince kez dünürlüğe gidilerek Allah’ın emri ve peygamberin kavli ile kız istenir.Kız tarafı bu arada düşünmek ve kızlarının görüşünü almak için müsaade isterler.Kız tarafı bu arada dünür olacak aileyi tanıyorsa çabuk karar verirler.

    Ancak dünürler yabancı ise tanımıyorlarsa çevresini araştırıp münasip birileri olup olmadığına karar verirler.Bu arada damat olacak gencin işi olup olmadığına, ekonomik durumunun iyi olup olmadığına olup olmadığına çok dikkat ederler.(Büyüklerimizin anlattığına göre eskiden kız tarafı erkek tarafının tarlası çok mu,hayvanı çok mu bunlara bakarmış.Erkek tarafı ise kızın güçlü,kuvvetli,hamarat olmasına dikkat edermiş.Tarlada verimli çalışabilmesi için..)Nihayet son dünür gidişte kız tarafı kabul ederse söz kesilir,duası yapılır,kahveler ve çaylar içilir.Düğün için bir takım planlar yapılır.Nişan yapılıp yapılmayacağına,yapılacaksa tarihine karar verilir.Alınması gereken çeyizler ve altınlar belirlenir.Nişan öncesi bir takım eksikler alınır, buna eksik görme denir.

    b)GELİNLİK ZİYARETİ

    Erkek tarafı hem kaynaşmayı sağlamak hem de ilişkileri sıcak tutmak amacı ile zaman zaman kız evine gelinlik ziyaretinde bulunurlar.Bu arada beraberlerinde çeşitli hediyeler ve çeyizlik malzemelerde götürürler.

    c)NİŞAN

    Eğer nişan kararı alınmadı ise nişan yapılmadan düğün yapılır.Fakat nişan yapılacaksa nişan hazırlıkları başlar.Nişan için davetiye olarak kız tarafından genellikle genç kızlar veya kadınlar köyü kapı kapı dolaşarak şeker dağıtır ve nişana davet ederler.Köyümüzde düğün salonu olmadığından müsait bir alanda nişan yapılır.Nişanı daha çok kadınlar ve kızlar kendi aralarında eğlenerek yaparlar.Nişanda da geline bir miktar para ,altın ve bir takım hediyeler takılarak nişan sona erer.

    d)DÜĞÜN

    Köyümüzde düğünler eskiden Salı akşamı başlardı.Düğün erkek evinden kız evine bazı eşyalar götürülerek başlatılırdı.Erkek evinden kız evine eşya götürülmesine seysana denir.Ancak bu gelenek son yıllarda kalkmaya yüz tutmuştur.Erkek evinde şenlik adıyla eğlenceler olur.Kız evi de kendi evinde eğlence yapar.Gelen misafirler ağırlanır yemekler verilir.Daha çok gençler kendi aralarında oynarlar.Kız tarafında da eğlenceler sürer.Çarşamba günü düğün ilanı yapılarak duyurulur.Düğünün konaklı veya konaksız olduğu belirtilir.Konaklı ise Çarşamba akşamı dışarıdan gelen misafirler gruplar halinde(üçer,dörder,beşer kişi..) komşu evlere konaklama için dağıtılır.Komşular düğün sahibini memnun etmek için bu hizmeti yaparlar.Düğün sahibi konakları yiğitbaşının belirlediği kişilerle, davul zurna ile karşılar.Konaklayacağı ev belirlenir.Konaklara düğün evinden kaz,keşkek,kuruyemiş gibi yiyecekler gönderir.Konak misafirlerde bunun karşılığı hediyeyi zarf içerisinde gönderir.Düğün komitesi bu kapalı zarfları, açarak değerlendirir.Listesini hazırlar..En çok katkıyı yapan konak ,damadın kınasını yakar.Bulundukları eve bayrak asılarak ilan edilir. Çarşamba günü gelin hamamı ve damat hamamı vardır.Bugün damat hamamdan geldikten sonra damadın evinin önünde düğüne katılanlar damada altın ,para gibi hediyeler takarlar.Daha sonra düğüne katılanlara yemek verilir.Yemekten sonra koşu yarışları ve güreş müsabakaları yapılır.Koşu yarışında ve güreş müsabakalarında dereceye girenlere hediyeler verilir.Çarşamba gecesi eğlenceler daha geniş kapsamlı olur.Düğünü yöneten kişiye yiğitbaşı denir.Kız evinde de gecenin sonunda gelin kınası mumlar eşliğinde yakılır.Gelinin ağlaması için ağıtlar yakılır.Perşembe günü damat tarafı gelin çıkarma hazırlıklarına başlar.Genellikle saat 9.00 civarında kız evine gelin almaya gidilir.Gelini ,kızın yakınlarından iki kişi çıkararak gelin arabasına bindirir.Gelin çıktıktan sonra damat kız tarafı ile tebrikleşir.Bu şekilde gelin çıkarılmış olur.Damadın evine gelince gelin arabadan indirilerek damat ve gelinin üzerine bozuk para,buğday,üzüm,leblebi serpiştirilir.Bereket getireceğine inanılır.Geline kapı eşiğine yağ sürdürülür.Böylece ilişkilerin sorunsuz olacağına inanılır.Gelinin koltuk altına Kuran’ı Kerim verilerek dindar olması,kucağına çocuk verilerek de bir an önce çocuklu olması istenir.Erkek evinin önünde gelin eve girmeden tebrikleşmeler olur ve düğün sona erer.Eskiden düğünler Salı günü başlayıp Perşembe günü bitermiş.Günümüzde düğünler çoğunlukla Perşembe günü başlayıp Pazar günü sona erer

    e)NİKAH

    Nişan takma merasimi veya düğün bittikten sonra sıra nikah işine gelmiştir.Bu merasim her iki tarafın yakınlarının taraftarlarından aldıkları vekaletnamelerle(gizli söz senedi) olur.Mesela kızın yakın akrabalarından birisi yanına iki şahit ile köy imamını da alarak köy imamı vekaletnameler huzurunda nikahı kıyar ve duasını yapar.Bu suretle dini nikah(imam nikahı) kıyılmış olur.Bunu müteakip eden günlerde de resmi nikah kıyılır ve resmen karı koca oldukları ilan edilir.

    d)ÇEYİZ ASMA

    Çeyiz gelin çıktığı gün asılır.Kızın sandıkta ne kadar eşyası varsa bir odaya serilir,duvarlara asılır.Burada gelin kızın bizzat kendi eliyle işlediği işler,danteller,örgüler,entariler,iç ve dış çamaşırları,terlikleri,çorap ve ayakkabılarına kadar her şey teşhir edilir.Yanı başında kızın yatak,yorgan ve bakır takımları da bulunur.Çeyiz görmeye yakın akrabaları ve komşuları çağırılır.

    2.BAYRAMLARIMIZ

    Ramazan ve kurban bayramlarının arife günü mezarlığa gidilir ve mezarlar ziyaret edilir.Özellikle cami cemaati ikindi namazını müteakip topluca mezarlığa gidilerek tüm geçmiş insanlarımızın ruhlarına fatihalar okunur,toplu dualar yapılır.Aktaş Köyü mezarlığı görmeye değerdir.

    Arife günü bayram ile ilgili yemekler hazırlanmaya başlanır.Bir kaç gün öncesinden helva sütlaç ve baklavalar hazırlanır.Bayram gününün önemli yemeklerinden birisi yaprak sarmasıdır.Herkes ekonomik gücü oranında bayramlık elbiseler alır.Evde gelen misafirlere ikram için ve şeker toplamaya gelen çocuklara ikram etmek için şeker ve çikolata çeşitleri de alınır.Bayram sabahı herkes bayramlık elbiselerini giyerek caminin yolunu tutar.Bayram namazı kılındıktan sonra cami önünde cemaat toplanarak topluca bayramlaşma yapılır daha sonra dua yapılır.Eskiden bayramlaşma merasimi bittikten sonra evin erkekleri hazırlanan sofrayı cami avlusuna getirir.Toplu halde yemek yenir,duası yapılırdı.Ancak bu gelenek kısa süre önce kalktı.Daha sonra küçükler büyüklerini ziyaret ederler.Akraba ve hastalar ziyaret edilir.Küçük çocuklar gruplar oluşturarak el öpüp şeker toplarlar.Nişanlı oğlu veya kızı olanlar gelin ve damada bayramlık götürürler

    3.ASKER UĞURLAMA VE KARŞILAMA

    Askere gidecek gençler belli olduktan sonra tüm köydeki haneler asker evine ziyarete giderler.Asker uğurlamaya giderken herkes yanında çeşitli hediyeler veya para götürürler.Gençler kendi aralarında eğlence düzenlerler.Askerlerin gideceği gün köyün müsait bir alanında toplanılır.Askere gidecek gençler uğurlamaya gelenler ile vedalaşır.Dualar yapılarak uğurlanır.Askerler,gidip geldikten sonra yine köylüler asker evine göz aydınlığı ziyaretine giderler.Ziyarete gelenlere asker kınası verilir.

    4.HACI UĞURLAMA VE KARŞILAMA

    Hemen hemen her yıl köyümüzden bir çok kişi kutsal topraklara hacca gider.Hacca gidecekler kesinleştikten sonra köylülerimiz hacı adaylarının evlerini ziyaret ederler.Hemen hemen herkes bu ziyareti yapar.Hacılar vasıtası ile kutsal yerlere selam gönderilir.Hacı ziyaretlerine çeşitli hediyeler alınarak gidilir.Bu hediyeler çoğunlukla çay ,şeker,bisküvi,tavuk vb. yiyeceklerdir.Hacıların gideceği gün cami avlusunda tüm köylüler toplanır ve imamla birlikte dualar yapılır.Hacılar herkes ile vedalaşır, bu arada ortamı hüzün ve sevinç gözyaşlarının birlikte sardığı gözden kaçmaz.Hacılar hac farizasını tamamlayıp köye döndüklerinde köylüler tarafından hoş geldin ziyaretine gidilir.Hacılarda gelenlere çeşitli hacı hediyeleri (tespih,seccade,esans gibi verirler.Hacdan getirdikleri zemzem ve hurma ikram ederler.Kutsal topraklarda gördüklerini ve yaşadıklarını anlatırlar.

    5.CENAZE TÖRENLERİ

    Genelde büyük şehirlere dağılmış olan köylülerimizin imkanı olanlar cenazeye katılmaya çalışırlar.Köyde cenaze olduğu gün hiç bir kimse başka bir işle uğraşmaz.Cenaze evinde toplanılarak cenazeye son görevler yapılır.Cenaze yakınlarına baş sağlığı taziyelerinde bulunulur.Cenaze, namazı kılındıktan sonra topluca mezarlığa götürülerek defin işlemleri tamamlanır.Cenaze defninden sonra vefat edenin ıskat işlemleri yapılır.Eskiden üç gün cenaze evinde yemek pişmezdi ve komşular cenaze evine yemek götürürlerdi.Şimdi ise köyde genç nüfus olmadığından bu pek uygulanmamaktadır.Sadece cenazenin defninden sonra komşular tarafından cenazeye katılanlara pide ve içecek,tavuklu pilav,sulu yemek ikramı yapılmaktadır.Cenazenin 40.günü ve 52.günü camide mevlit okutulur.Gelen misafirlere köyün yemekhanesinde yemek verilir.

    6.GİYİM-KUŞAM

    Erkekler: Eskiden erkekler şalvar tipli pantolon giyerlerdi.Üste ceket,yelek,gömlek,kazak,pantolon giyerlerdi.Ayağa ise elde örme yün çoraplar ,çok eskiden çarık,günümüzde de hala giyilen kara lastik ve normal ayakkabılar giyilirdi.Başa ise orta yaşlılar 6 köşe veya 8 köşe kasket şapka ve fes denilen giysiler giyilirdi.

    Kadınlar:Kadınlarımız eskiden peştamal
    denilen etek,öğnük,kuşak,fistan denilen giysiler giyiyorlardı.Alta ise etek,bandik,tortuk,tuman denilen giysiler giymekte idiler.Başlarına ise çember denilen yemeniler ve eşarplar giymekteydiler.Günümüzde ise genç nesil daha modern giyinmeye özen göstermektedir.Çorbalar

    a) Tarhana çorbası: Kadınların daha önceden hazırladıkları aşlık ve katık karışımı kurutulmuş malzemeden yapılır.

    b) Helle çorbası: Kavrulmuş undan yapılır ve üzerine tereyağı gezdirilir.

    c) Mısır aşı: Mısır kırmasının yoğurtla karıştırılarak pişirilmiş hali.

    d) Yarma çorbası: Bulgurla yapılmış yoğurtlu çorba.

    e) Yan aşı: Üçgen şeklinde kesilen hamur kurutulur içine kurumuş çökelek katılarak yenir.

    f) Mantı : Hamurdan hazırlanır.İçine kaz ve dana eti katılarak yapılır.Mantının çok küçük olanı makbuldür.

    g) Sütlü çorba: Sütün içerisine pirinç katılarak yapılır.

    Yemekler

    a) Yaprak sarması(dolma): Üzüm yaprağının içerisine içi etli pirinç veya bulgurdan hazırlanan malzeme konularak yapılır.

    b) Lahana sarması: Lahana yaprağının içerisine etli bulgur konularak sarılır.

    c) Keşkek: Döğülmüş buğday karıştırılarak ve etli olarak yapılan yemek.Daha çok düğünlerde ve toplu törenler için hazırlanır.

    d) Yahni: Daha çok bayramlarda yapılan etli nohut yemeği.

    e) Serit: Besili kazın yağına yufka bandırılarak yağlanıp,bulgur pilavının üzerine de kazın eti dökülüp elle yenen bir yemektir.

    f) Pasta: Mısır unu bulanarak yapılan bir yemek.Ortasına eritilmiş tereyağı veya yumurta pişirilerek konur.Mısır pastası banılarak yenir

  7. #7
    DÜĞÜN ve BAYRAMLAR

    Denizlinin ilçe ve köylerinde mahalli yemekler ve sofra adabı eski gelenek ve göreneklerimizin çizdiği kurallarla genellikle devam etmektedir. Yemekler ailelerde toplu halde büyük bir sofra etrafında toplanılarak yenilir. Sofrada büyüklere saygı şarttır.

    Bazı köylerimizde toplu halde yemek yeme geleneği devam eder. Mahallenin erkekleri toplu av tertip ettikleri gün kadınlar hazırlık yaparlar. Avlanma sonunda getirilen av etlerinden de hazırlanan yemekler toplu halde yenir. Ayrıca kış günlerinde komşular toplu şekilde mahalli yemeklerle sofralar kurularak birbirlerine saygı geleneği içinde sofra adabım sürdürürler.

    Askerlik çağma gelip askere gidecek gençler, değişik kaza geçirenler, ölenler için ve doğumlardan sonra dini kurallar içinde yemek sofraları düzenlenir.

    DÜĞÜN:

    Çevremizde evlenmeler görücü usulü ile yapılmaktadır. Esini beğenen erkek sevdiği kızı ailesine bildirmekte, ailenin büyükleri "Allah'ın emri Peygamber'in kavli" ile kızı ailesinden istemekte*dirler.

    Kız tarafının gönlü olursa bir nişan yapılmaktadır. Hatta nişandan evvel kız tarafına bir inanmalık gider, inanmalık iki taraf için sözleşmedir. Nişan bittikten sonra düğün hazırlıklarına geçilir. İki tarafta düğün için belirli bir tarihte anlaşırlar. Düğünler genellikle sonbaharda yapılır. Çünkü artık ürünler tarladan kaldırılmış, düğünde kesilecek etlik hayvanlar gelişmiştir. Çameli yöresinde düğün üçgün üç gece sürer. Günümüzde bazı düğünler balo tören*leri şeklinde yapılıyorlarsa da bunlar azınlıktır. Ekseriyetle düğünler cuma akşamı başlar, pazar akşamı biter. Bazen salı akşamı başlayıp perşembe akşamı sona erer.

    Düğünün birinci günü kapma günüdür. Bu gün adım gençler için tertip edilen bir kapma yarışından almaktadır. Bu gün oğlan evinde davullar çalmakta, konuklar ağırlanmaktadır. Türküler söylenir, davulun önünde mahalli oyunlar oynanır. Mevsim uygun olduğu günlerde evin önüne bir ateş yakılır, oyunlar bu ateşin çevresinde oynanır. Bu ateşe meşale denir. Kapma günü kız evinde de eğlencel-' er yapılır. Gelin ve arkadaşları şakalaşır, oynaşırken aynı zamanda konuklarda ağırlanır.

    Düğünün ikinci günü kına günüdür. Bugün adım kına yakma töreninden alır. Bu günün gündüzünde davullar eşliğinde oğlan evinden kız evine bir etlik hayvan, konukların ağırlanmasında kul*lanılacak şeker, yağ, bulgur, keşkek gibi türlü gıda maddeleri gider. Davul kız evinin önünde bir kaç saat çalar, oğlan evinden gelenler yemeklerin! yer kahvelerim' içerler.

    Kına günü öğleden sonra oğlan evinden gelen çalgı ile kız evin*den gelinin çeyizleri gider. Çeyiz yüklü araba davul sesleriyle yol alır ağır ağır, oğlan evine varır. Artık oğlan evinde büyük bir sevinç ve sağa sola koşuşan kadınlar vardır. Kız tarafından çeyiz getiren kadınlar, oğlan evindeki kadınlar tarafından karşılanır. Birlikte gelen çeyiz oğlanla gelinin oturacağı eve yerleştirilir. Sonra yemekler yenir ve kız evi tarafı uğurlanır.

    Kına gecesi oğlan evi çok neşelidir. Okularla düğüne gelen konuk*lar sofralarda ağırlanır. Sazlar çalınır, türküler söylenir. Gençler ve isteyen konuklar meşalenin önünde veya sofranın bulunduğu odada oynarlar. Ondan sonra damada kına yakma törenine geçilir. Damadın bir eli yumuludur. Gençler ve sağdıç bir halka oluştururlar, davul bu halkanın (etrafında) bir tarafında yerini alır. Kına töreni kına havası ile başlar. Tabakta karılan kınayı taşıyan sağdıç damadın yanındadır.

    Burada kesintilerle devam eden kına havası büyük bir coşku getirir. Kesintiler de davul kıvrak havalar çalar, tüm gençler halkanın etrafında davulla yerel oyunlar oynarlar.

    Törenin sonunda sağdıç; (hadin damadın avcunu açtıralım) der. Bu çağrıya anne babası da dahil damadın tüm yakınları halkanın etrafında toplanır. Bunlar damada belirli bir para yardımı için toplanmışlardır. Sıra ile damadın tüm yakınları ve damadın genç arkadaşları çağrılır. Herkes gönlünce yardımım yapar. Damat avu-cunu açar, kına yakımına geçilir. Ve kına töreni sona ermiştir.

    Kına gecesi kız evine ait geniş bir salon yada bahçede kız kınası yakılır. Gelin ve arakadaşlar, gelinlik kızlar delbek önünde (delbek ritim sazın yerel adıdır) neşeli oyunlar oynarlar. Oynayan kızlara para çevrilir. Bu oyunları bilhassa oğlunu evlendirmek isteyen annel*er dikkatle seyrederler. Anneler gönüllerinde müstakbel gelinlerin! seçme gayreti içine girerler.

    Gece yarışma doğru kız kınası dağılır. Gelin ve yakın arkadaşları kız evine giderler. Odanın birinde gelinin ve kız arkadaşlarının ellerine ayrıca gelinin ayak parmaklarına kına yakılır.

    Düğünün üçüncü günü "Gelin alma" günüdür. Bu arada damadın damatlıkları giydirilir. Oğlan evi saat 12.00-13.00 sıralarında kız evine damat ve büyük bir kalabalık gider. Gelen tüm konuklara yemek çıkar, masalar kurulur, davullar çalar, oyunlar oynanır. Bu arada gelin hazırlanmıştır. Damat gider kayın babasının ve kayın validesinin ellerini öper. Gelinin elinden babası tutar ve gelini damadına teslim eder. Damat ve beraberindekiler gelin arabasına doğru yol alırlar, bu arada davul gelin havasım çalar. Düğüne katılanlar hep beraber arabalara doğru giderler.

    Bu arada gelin arabasına gelinin küçük erkek kardeşi yoksa küçük yaştaki bir yakını gelin arabasına binmiştir. Bir türlü arabadan inmez. Gelinin arabaya binmesine izin vermez. Damadın yakınları sorunu çözümlemek için harekete geçerler. Gencin niyetini sorarlar. oysa onun niyeti bellidir. Bahşiş almak isteyen kişi de teklif edilen parayı kabul etmez. Pazarlık yapılır, sonunda damat tarafının varlığına göre bahşişte karar kılınır. Arabadaki iner, gelin ve damat birlikte gelin arabasına binerler. Düğün konvoyuna katılan her arabaya kız evi tarafından birer duru takılır.

    Gelin arabası başta, bir gencin taşıdığı bir bayrakla oyun havaları çalarak hareket eder. Ardında da gelin arabası ve konvoya katılan diğer arabalar oğlan evine doğru yol alırlar. Gelin alayı oğlan evine vardığında herkes arabalardan iner, yalnız gelin ve damat arabada kalır. Davul bütün coşkusu ile çalar ve gençler yeniden oynamaya başlar. Damat ve gelin yeni bir yaşama başlamanın heyecanıyla oyunların bitmesini beklerler. Bu arada sağdıç gelir ve damadı oyuna davet eder. Damat ve arkadaşları zeybek ve yerel oyunlar oynarlar. Düğüne katılanlar artık seyircidir. Genç oyuncular biraz da yeteneklerini ve yiğitliklerini gösterme duygusu içinde coşkuludurlar.

    Bu oyunlar hava kararıncaya kadar devam eder. Nihayet sözü dinlenen bir kişi araya girerek, düğün töreninin son bulduğunu ve damatla gelinin yalnız bırakılması gerektiğin! hatırlatır. Davul durur ve düğüne katılanlar arabalarıyla oğlan evini yavaş yavaş terk eder.

    Düğün artık sona ermiştir. İki gencin kurdukları yeni bir yuvanın bacası tütmeye başlamıştır. Tuz torbası damadın boynuna geçmiştir. Hayırlı geçincemeler....

    BAYRAM:

    Bayramlar toplumumuzda olduğu gibi iki bölüme ayrılmaktadır. Bunlardan bir bölümü tüm islam aleminde aynı zamanda kutlanan dini bayramlardır. Uç gün süreyle kutlanan ramazan bayramı, dört gün süreyle kutlanan kurban bayramı dini inançlarımızın ve geleneklerimizin çizdiği kurallara göre kutlanır. Dini bayramlardan bir gün önce aileler mezarlıkları ziyaret ederler. Yardımlaşma artar. Bayram günü yakın akrabalar yaşlıları bayram süresince ziyaret ederler.

    Milli bayramlarda tarihimizin belirli dönüm noktaları simgelenmektedir. Milli idarenin belirlediği kurallara göre okullarımız ve halkımızın katıldığı törenlerle kutlanır. Yakın tarihimizin önemli olay*ları geleceğe ışık tutacak şekilde dile getirilir

  8. #8
    arkadaşlar mesajımı nasıl buldunuz?ama bi türlü tecrübe puanı gelmiyor.hep arwen arkadaşımıza geliyor.tabiki o da hak ediyor.peki ben...
  9. #9
    tassekurler vallaha ..........
  10. #10
    bu ne yaaa