sponsorlu bağlantılar
Hülya Koçyiğit Kimdir?

12 kasım 1947’de Kuzguncuk’ta dünyaya geldi...Anne adı Melek baba adı Sedat idi... Ondan hemen iki yıl sonra kız kardeşi Feryal 6 yıl sonra ise öteki kız kardeşi Nilüfer dünyaya geldi. Anne ve narenciye tüccarı babanın ilk göz ağrısı olma ayrıcalığını ömür boyu yaşadı... Zaman zaman bu ayrıcalık dezavantajlarla eşitlendiyse de o çok mutlu bir çocukluk yaşadı... Yürümeye başladığı andan itibaren kendi gösterme fırsatlarının tümünü değerlendirdi. Tüm aile gittikleri Medrano Sirki’nde kendini sahneye atıp da dans etmeye başladığında ve inanılmaz bir alkış aldığında henüz ilkokula bile gitmiyordu.

İlkokul 1’den sonra girdiği konservatuar sınavını kazandı ve 8 yaşında Ankara’ya yatılı bale öğrencisi olarak okumaya gitti. İki sene boyunca özlem, gözyaşı ve gidip gelmelerle süren maceranın sonunda İstanbul konservatuarına geçiş yaptı. Hem okul hem konservatuar yürüyüp giderken kardeşleriyle birlikte İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda çocuk Tiyatrosu’nda sahneye çıkmaya başladı... Derken bir gün Muhsin Ertuğrul onu karşısına alıp "küçüğüm sen çok yetenekli bir çocuksun. Günün birinde önemli bir tiyatro sanatçısı olacaksın. Ama bunun için drama eğitimi alman gerek dedi... Bu Hülya Koçyiğit için inanılmaz bir rüya idi. Ve ona bir kez daha Ankara yolu göründü... Bu arada Metin Erksan’ı küçük kızı Nilüfer ile çektiği film sırasında tanıyan anne Melek Koçyiğit onun "Susuz Yaz" adlı film için bir genç kız aradığını duydu ve Hülya’ya Erksan ile karşılaştırdı... Sene 1963 Hülya henüz 15 yaşında küçük bir kız...

Film setinde Metin Erksan genç oyuncusunu köylülerin arasına salıverdi. Hülya bir süre sonra onlardan biri
Hülya Koçyiğit Kimdir?
ibi olunca Erksan onu kamerasının önüne aldı... Ve başrollerini Erol Taş ve Ulvi ile çevirdiği bu film ülkemize "Altın Ayı" ödülünü kazandırdı. Bu ödül 80 yıllık sinema tarihimizin en önemli ödülü oldu. Susuz Yaz’ın galasının ardından Sedat bey hastaneye kaldırılır ve bir hafta sonra 39 yaşındayken de yaşamını yitirir. Hülya ve ailesi için bu inanılmaz bir yıkım olur... Bu acının izini Hülya hep taşımaktadır. Bu filmin hemen ardından Meksika Film Festivali’ne davet edilen Susuz Yaz ekibi çok ilgi gördü. Hülya Koçyiğit orada Metro Golden Mayer’den "6 yıllık sözleşme" önerisi aldı. Orada kalıp hem sinema eğitimi alması hem de sonrasında film çevirme önerisini reddettiğine halen inanamıyor Koçyiğit... Sonra filmler arka arkaya gelmeye başladı... Küçük kız filmlerle büyümeye başladı... Üçüncü Filmi "Vurun Kahpe"ye yine unutulmaz Türk filmleri arasındaki yerini koruyor...

Arka arkaya çekilen filmler ve derken sürmenaj başlangıcı tehlikesi üzerine Hülya kız kardeşini alıp Büyükada'da bir tanıdıklarının oteline gider. İki üç gün dinlenmek istemektedir. Derken mahalleden futbolcu Ercan ağabeyi aynı otele kampa gelen Fenerbahçe takımından Selim Soydan’ı Hülya ile tanıştırır. Selim kafasına koymuştur bu kızla evlenecektir ve cümbür cemaat görüşmelerle dördüncü buluşmada baş başa kaldıkları ilk anda Selim Hülya’ya evlenme teklifi eder... Melek hanım önce itiraz etse de daha sonra aileyi tanıyınca kızını vermeyi kabul eder ve nişan nikah derken 1968 yılının 8 ağustos günü Hülya Koçyiğit evlenir. Bir yıl sonra da kızları Gülşah dünyaya gelir. Hülya anne evindeki sıkıyönetimden koca evinde özgürlüğe çıkar. Artık eşi ile birlikte saat sınırı olmaksızın istedikleri her şeyi yapmaktadırlar. Evlilik ve çocuk onun sinemadaki hızını kesmez . Ödülleri ve kariyeri zirveye fırlar...

Sinemanın açmaza girdiği günlerde sahneye çıkma önerisini kabul eder ve tam on yıl as solist olarak sahneye çıkar. Halk konserleri onun için müthiş mutluluktur. Derken Lütfi Akad’ı arar Koçyiğit. Onunla film yapmak istediğini söyler. Türk Sinema tarihinin en önemli on filmi arasında da yer alan "Gelin", "Düğün", "Diyet" üçlemesini çeker sanatçı... Artık sosyal içerikli filmler onun için vazgeçilmezdir... Derken 1987’de de Anavatan Partisi’nden CHP’nin kalesi olan İzmir’den milletvekili adayı olur. İkinci sıradadır ve 115 oyla seçimi kaybeder. Aslında bu kaybedişi tanrının ona bir armağanı olarak niteliyor sanatçı... Derken anneanne olur. Kırk yaşında genç bir kadın anneanne olmuştur. Ve tonunu bakmak onun birden birinci işi olur. Kızında gerçek anlamda yaşayamadığı beraberliği torunu ile yaşar... Bir süre sonra 1998 yılında "Son Çare" adlı bir TV haber programı yapar... Bir buçuk yıl sürer bu program... Ardından Hülya Koçyiğit biraz dinlenmek üzere işine arar veri. Çünkü gerçek dramlar onu inanılmaz yaralamıştır. Ve tam on yıllık aradan sonra Hülya Koçyiğit "Nisan Yağmuru" adlı TRT dizisi için yeniden kamera önüne geç meye karar verir. Başrolünü Cihan Ünal ile paylaştığı 26 bölümlük dizinin ardından "Şellale" adlı film için yeniden kamera karşısına geçer. Bu film ile Türk sinemaseveri onu yeniden bağrına basar. Koçyiğit şu günlerde yeni bir TV dizisinin hazırlıkları aşamasında



sponsorlu bağlantılar