Abdülaziz Efendi Kimdir?

 Abdülaziz Efendi Kimdir?

  Okunma: 1882 - Yorum: 1
  1. #1
    Abdülaziz Efendi Kimdir?

    Hekimbaşı Abdülaziz Efendi Türk hekim, tıp bilgini, bestekâr ve şairdir. Osmanlı Devleti'nde Subhizadeler diye bilinen ve çok sayıda devlet adamı, hekim, şair ve bestekar yetiştiren bir aileye mensuptur. İstanbul’da 1735 yılında doğdu. Tıp tahsili görerek hekim oldu. Muhtemelen bir süre Viyana’da da tıp eğitimi gördü. Pek çok doğu ve batı dilini öğrendi. Osmanlı saray hekimleri arasına girdi. Yüksek müderris (Ordinaryus Profesöre denk akademik derece) oldu. Meşhur Hollandalı hekim Herman Boerhaave tarafından yazılmış olan Aphorismi de cognoscendis et curandis morbis adlı kitabı Latince’den Türkçe’ye tercüme etti. Bu eser Türk tıp tarihinde tercüme edilen ilk batı tıp eseridir. 41 yaşında hekimbaşı oldu. Görevi dışındaki devlet işlerine müdahale ettiği gerekçesiyle bu görevden azledildi. Daha sonra İstanköy adasına sürgün edildi. 14 Zilhicce 1191 (13 Ocak 1778) tarihinde İstanköy adasında vefat etti ve oraya defnedildi. Mezar taşı günümüze kadar gelmiştir.


    Hekimbaşı Abdülaziz Efendi “Aziz” mahlasıyla Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır. Küçük bir divan oluşturacak sayıdaki şiirlerinin elyazması tek nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesinde bulunmaktadır. Klasik divan şiiri kaidelerine uygun olarak yazılmış olan şiirleri, edebi açıdan orta seviyededir. Çeşitli şiirleri kendisi ve başka bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Özellikle “Arâm edemem yâre nigâh eylemedikçe” sözleriyle başlayan gazeli çok sevilmiştir. Bu şiir üzerine kendisi ve başka bestekârlar tarafından çok sayıda beste yapılmıştır.


    Hekimbaşı Abdülaziz Efendi Klasik Türk Musikisi alanında önemli bir bestekardır. Musiki konusunda eserler de kaleme almıştır. Klasik büyük formlarda bestelediği 6 eser günümüze kadar gelmiştir. TRT repertuvarında da yer alan bu eserler şunlardır:


    Bayati Beste: Ey gamze söyle zahm-ı dilimden zebânım ol (Güfte: Nedîm)


    Bayati Nakış Ağır Semai: Ârâm edemem yâre nigâh eylemedikce (Güfte kendisinin)


    Bayati Nakış Yürük Semai: Söyle güzel rûh-i musavver misin? (Güfte kendisinin)


    Hüzzam Beste: Âşıka tân etmek olmaz mübtelâdır neylesin (Güfte: Nef’î)


    Şehnaz Buselik Ağır Semai: Be-şeset tîğ-ı tegafül


    Şehnaz Buselik Yürük Semaî: Bir dilberi sevdim ki güzeller güzelidir


  2. #2
    Hekimbaşı Abdülaziz Efendi (1736-1783)
    Dr. Murat Sâlim Tokaç
    Günümüzün önde gelen ney ve tanbur icracılarından biri olarak kabul edilen Dr. Murat S. Tokaç, 1969 yılında Kırıkkale’de doğdu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1992’de mezun oldu ve aynı fakültede Mikrobiyoloji doktorası yaptı. Kendisi de neyzen olan babası Dr. Turgut Tokaç tarafından 5 yaşında ud ve ney eğitimine başlatıldı. 1991 yılında kurulan Kültür Bakanlığı Samsun Devlet Klâsik Türk Müziği Korosu’na ney ve tanbur sanatçısı olarak atandı, 2004 yılında aynı koronun şefliğine getirildi. 2007 yılında İstanbul’da kurulmuş olan Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu’na Sanat Yönetmeni olarak atandı. Yurt içinde ve yurt dışında topluluğu ile ve solo olarak çok sayıda konserler verdi. İcracı olarak katıldığı pek çok albümün yanısıra "Gençlik Hülyâları" ve "Dem" isimli iki solo albümü bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.
    1736’da İstanbul’da doğdu. Mahlası “Aziz” olduğu için Aziz Efendi olarak da bilinir. Büyükbabası Lâle Devri’nde beylikçi olan Halil Fehmi Efendi, babası ise meşhur vak’a-nüvis (tarihçi) Mehmed Suphi Efendi’dir (Ö: 1769). Mükemmel bir tıp, edebiyat ve mûsikî tahsili gördü. Arapça, Farsça, Latince ve Fransızca öğrendi. 1757 yılında müderris oldu. Genç yaşında büyük bir istidat olarak tanındı. Ünü kısa zamanda saraya ulaştığından 29 yaşında III. Mustafa’ya hekimbaşı oldu. 1765’den 1776’ya kadar on bir yıl bu görevde kaldı. I. Abdülhamid devrinde azledildi. 1782’de Üsküdar kadılığına tayin edildi. Doğru bildiğinden şaşmayan, kimseden sözünü esirgemeyen dürüst bir kimse olduğundan bazılarının çıkarına dokundu. Saraya etki yapılarak İstanköy adasına sürgün ettirildi. 1783 yılında 47 yaşında iken bu adada vefat ederek adanın mezarlığına defnedildi. Osmanlı Müellifleri adlı eserde “zebanderâzlık”tan sürgüne gönderildiği belirtiliyor. Devrinin en muktedir hekimi idi.

    Abdülaziz Efendi ilk defa batı dillerinden bir anatomi kitabını Türkçeye çeviren değerli hekimlerimizdendir. XVIII. yüzyılın ünlü hekimlerinden Hollanda’lı Haerman Boerhaeve’in (1668-1738) bir tıbbî eserini “Kıta’at-ı Nakave fi Tercemet-i Kelimati’l-Vârid Boerhaeve” (Boerhaeve’den seçilmiş tercümeler) adıyla Türkçeye kazandırmıştır. Bu eserle ilk defa olarak Avrupa’da kullanılan Latince Tıp terimleri Türkçeye aktarılmıştır.

    Süleymaniye Kütüphânesi’nde Es’ad Efendi yazmaları arasında bulunan nüsha, mütercimin elyazısını ihtiva eder ve 1771’de tamamlanmıştır. Bu eseriyle Abdülaziz Efendi, çok değerli Batı Tıp bilgilerini Türk Tıp literatürüne kazandırmıştır. Bundan başka Ali-Şâh Harzemî’nin El-Eşcâr ve’l-Esmâr’ını (yemişlerin ağaçları), Farsça’dan tercüme edip III. Mustafa’ya sunmuştur. Fransızca’dan bir İtalyan Târihi tercüme etmiş, ahlâktan bir eser yazmış, yine astrolojiden Muhammed Şerîfu’l-Bekrî’nin Burhânu’l-Kifâye’sini (yeterlilik delilleri) Farsça’dan çevirmiştir. Arapça, Farsça, Türkçe şiirler yazmıştır. Dîvân’ının tek nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ndedir (İçindekiler: 10 kasîde, 50 gazel, 31 tarih, 3 kıt’a, 1 tercî, 1 tahmis, 1 mesnevî).

    Yek câm-ı vâjgûn çerh-i desîse-kâr
    Mest ü harâb-ı gaflet eder ehl-i rif’atı
    Ettin idbâr gerçi hekimâne intisâb
    Lâkin bir özge derde düşürdün tabâbeti

    Tarih düşürmekte mahareti olduğu görülmektedir. Sultan III. Osman’ın tahtı çıkışı ile ilgili beyti:

    Aziz, gâyet-i âdâb ile dedim târih
    Mübârek eyleye Mevlâ culûs-i Osman’ı
    (Hicrî: 1168, Milâdî: 1754)

    İyi bir mûsikîşinas olan hekimbaşı Abdülaziz Efendi’nin mûsikî sanatını kimden öğrendiğini bilmiyoruz. Mecmû’atü’l-Letâif fî Sandûkati’l Ma’ârif (Mecmû’a) adıyla mûsikî eserlerinden güfte seçmelerini ihtivâ eden kitabı yazmak sûretiyle mûsikî târihimize büyük hizmetlerde bulunmuştur. Kitap İstanbul Üniversitesi Kütüphânesi’ndedir. Bu eser özellikle Mehter Mûsikîsi için çok değerli bir kaynaktır. Yaşadığı zamana kadar Mehter Mûsikîsinde kullanılan usûller hakkında bilgi vermiştir.

    Bestekâr olarak az bestelediği anlaşılıyor. Bestelerinde Tab’i Mustafa Efendi’nin tesirinde kalmıştır. Son derece işlenmiş, parlak üslûbu vardır. Zamanımıza çok az eserinin notası kalmıştır:

    1. Bayâti Beste – Hafif usûlünde
    Ey gamze söyle zahm-ı dilimden, zebânım ol – Güfte: Nedîm

    2. Bayâti Ağır Semâî – Senginsemâî usûlünde
    Ârâm edemem yâre nigâh eylemedikçe – Güfte: Hekimbaşı Abdülaziz Efendi

    3. Bayâti Yürük Semâî – Yürüksemâî usûlünde
    Söyle güzel, ruh-i musavver misin – Güfte: Hekimbaşı Abdülaziz Efendi

    4. Şehnâz-Bûselik Ağır Semâî – Aksaksemâî usûlünde
    Be-şest tîg-ı tegafül-i men cefâ-cûrâ

    5. Şehnâz-Bûselik Yürük Semâî – Yürüksemâî usûlünde
    Bir dilberi sevdim ki güzeller güzelidir

    6. Hüzzam Beste – Çenber usûlünde
    Âşıka tân eylemek olmaz, müptelâdır neylesin – Güfte: Nef’î

    Kısa sayılabilecek bir ömre hekimlik de dahil olmak üzere san’atın pek çok dalında kalıcı eserler sığdırabilmiş Hekimbaşı Abdülaziz Efendi, Ziyâ Paşa’nın şu beytini akla getiriyor:

    Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
    Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde…


    * Mart-Nisan-Mayıs 2009 tarihli SD Dergi 10. sayıdan alıntılanmıştır.


    :) yardımcı olabildiysem sevindim:)