Çevre Sorunları Nelerdir?

 Çevre Sorunları Nelerdir?

  Okunma: 92812 - Yorum: 36
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    Günümüzdeki Çevre Sorunları

    Çevre sorunları, insanların yaşadıkları doğal ortamı bozmaları ile ortaya çıkar. İnsanlar kendilerine daha iyi yaşama koşulları sağlamak için çevreye zarar verirler.

    Çevre Sorunları

    Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği meydana gelmektedir. Fabrikalardan ve evlerden çevreye atılan bazı maddeler (poşet gibi) toprak kirliliğine neden olur.

    Özellikle sanayi bölgelerinin yakınındaki kentlerin kanalizasyonları akarsular, deniz ve göllerin kirletilmesine neden olmaktadır. Ayrıca gemilerden boşaltılan bazı maddeler ve deniz kazaları bu kirlenmeyi artırmaktadır.

    Su ve toprak kirliliğine neden olan maddelerin bir kısmıda katı atıklardır. Katı atıklar; plâstik maddeler, cam ürünleri, metalik maddeler (konserve ve meşrubat) ve ağaç ürünleri (kağıt, karton gibi).

    Çevre Sorunları 2

    Özellikle büyük kentlerde arabaların motor ve klakson gürültüleri ile bazı eğlence yerleri ve bazı iş yerleri de gürültü kirliliğine neden olmaktadır.

    Çevre sorunlarının çözümünde bize ve devlete düşen görevler;

    · Ormanlarda izinsiz ağaç kesmeyip, ateş yakmamalıyız.
    · Fabrikaların zehirli atıkları ve kanalizasyon suları akarsulara, göllere ve denizlere akıtılmamalıdır.
    · Çöpleri rastgele çevreye, akarsulara, göllere ve denizlere atmamalıyız.
    · Kaliteli yakıtlar kullanmalıyız.
    · Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmalıyız.
    · Çevre sorunlarının önlenmesi için devletin çeşitli zorunluluklar getirmesi gerekmektedir.
    · Çevre bakanlığı daha aktif bir şekilde çalışmalıdır.
    · Yerel yönetimler çevre sorunlarına daha fazla ilgi göstermelidir.


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    çok güzel beğendim
  3. #3
    buraya yani bu siteye güveniyorum hep burdan bakıyorum güzel beğendim
  4. #4
    Çevre kirliliği. Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle "ekosistem" olarak tanımlanabilir.

    Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.
    Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına "çevre kirliliği" adı verilmektedir.

    Gelişen teknolojinin yaşamımıza getirdiği rahatlık yanında, bu gelişmenin tabiata ve çevreye verdiği kirliliğin boyutu her geçen gün hızla artmaktadır. Yaşamı daha mükemmel hale getirmek, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayabilmek amacına dönük bu gelişmelerin, gerek kırsal, gerek kentsel alanlarda olsun, doğal kaynakları bozduğu su, hava, toprak kirlenmesine yol açtığı, bitki ve hayvan varlığına zarar verdiği son yıllarda inkar edilemez bir gerçek haline dönüşmüştür.

    Konu başlıkları
    1 Hava kirliliği
    2 Su kirliliği
    3 Toprak kirliliği
    4 Radyoaktif kirlenme
    5 Işık kirliliği

    Hava kirliliği

    Atmosferde toz, duman ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi, “Hava Kirliliği” olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havada zararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafından yönetmeliklerle belirlenir. Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri de değişir. Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termik santral, konutlar, taşıt araçları) çok çeşitlidir. Bu önlemler başta eğitim alınmak üzere teknik, hukuksal önlemler olmak üzere başlıca 3 grupta toplanabilir. Bir çok ülkenin hava kirliliğinin sınırı vardır fakat gelişmiş ülkeler bu sınırı aşmaktadır.

    Su kirliliği

    Su kirliliği, istenmeyen zararlı maddelerin, suyun niteliğini ölçülebilecek oranda bozmalarını sağlayacak miktar ve yoğunlukta suya karışma olayıdır. Konutlar, endüstri kuruluşları, termik santraller, gübreler, kimyasal mücadele ilaçları, tarımsal sanayi atık suları, nükleer santrallerden çıkan sıcak sular ve toprak erozyonu gibi süreçler ve maddeler su kirliliğini meydana getiren başlıca kaynaklardır. Bunların hepsi doğrudan doğruya veya dolaylı olarak canlı ve cansız varlıklara zarar vermektedir. Suların kirlenmesine karşı alınabilecek önlemler iki grupta toplanabilir:
    Su kullanımında tasarruf sağlayacak önlemler (ev idaresi, tarımsal sulama, sanayide su kullanımı vb.).
    Suları temizleyen teknik önlemler. Birinci gruba giren önlemler, atık kirli su miktarını azaltmayı öngörmektedir.Teknik önlemler ise, suyun kirlenmesini ve kirlenmiş suların arıtılmasını sağlarlar.

    Toprak kirliliği

    Toprağın verim gücünü düşürecek toprak kirliliği veya toprak kirlenmesi olarak nitelenir. Toprak kirlenmesi, hava ve suları kirleten maddeler tarafından meydana getirilir. Örneğin, kükürtdioksit oranı yüksek olan bir atmosfer tabakasından geçen yağmur damlacıkları “asit yağışları” halinde toprağa gelir. Toprak içine giren bu asitli sular ağaç kökenlerini, bitkisel ve hayvansal toprak canlılarını zarara uğratır. Toprağın reaksiyonunu etkileyerek besin maddesi dengesini bozar, taban sularını içilmez hale getirir. Aynı şekilde çöp yığınlarından toprağa sızan sular, kirli sulama suları, gübre çözeltileri, radyoaktif maddeler, uçucu küller, toprağı kirleten madde ve kaynaklardır. Toprak kirliliğini önlemek için çok çeşitli teknik geliştirilmektedir.

    Radyoaktif kirlenme

    Nükleer enerji santralleri, nükleer silâh üreten fabrikalar, radyoaktif madde artıkları radyoaktif kirlenme yaratan başlıca kaynaklardır. Radyoaktif maddeler yaymış oldukları elektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu) hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak, organları zedelemek gibi tedavisi olanak dışı olan hastalıklar meydana gelir.

    Işık kirliliği

    Işık kirliğinin sebepleri:lazerler ve gereksiz aydınlatmalardır.Işık kirliliği bu sebeplerin gece havada aşırı aydınlık oluşturmasıdır.Bu aşırı aydınlık canlılara zarar vermektedir.

    Örneğin:

    • Deniz kaplumbağaları yumurtadan çıktıklarında denizin üzerindeki ay yansımasını ararlar ama aşırı aydınlatmalardan dolayı bir kısmı ayın yansıması ayırt edemez ve bu nedenden dolayı açlıktan veya avlanmaktan dolayı ölmektedir.

    • Kuşlar uçarken aya göre yön bulurlar.Ama aşırı aydınlatmalardan dolayı hangisinin ay olduğunu bilemezler ve göç edemeyip ölürler. Ve ayrıca gereksiz aydınlatmalar şunlara da sebep olur:

    • Yeryüzündeki teleskoplar gök cisimlerini gözlemleyemez.

    • Karbon ayak izini büyütür. Aydınlatmalar bilinçli kullanıldığında bunlardan hiç biri olmaz.Lazerler gökyüzündeki cisimlerin görüntüsünü azalttığı için ışık kirliliğine yol açmaktadır.

  5. #5
    süper bişey tşk
  6. #6
    süper hep burdan bakacam
  7. #7
    Çevre sorunları, insanların yaşadıkları doğal ortamı bozmaları ile ortaya çıkar. İnsanlar kendilerine daha iyi yaşama koşulları sağlamak için çevreye zarar verirler.Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği meydana gelmektedir. Fabrikalardan ve evlerden çevreye atılan bazı maddeler (poşet gibi) toprak kirliliğine neden olurÖzellikle sanayi bölgelerinin yakınındaki kentlerin kanalizasyonları akarsular, deniz ve göllerin kirletilmesine neden olmaktadır. Ayrıca gemilerden boşaltılan bazı maddeler ve deniz kazaları bu kirlenmeyi artırmaktadır.
    Su ve toprak kirliliğine neden olan maddelerin bir kısmıda katı atıklardır. Katı atıklar; plâstik maddeler, cam ürünleri, metalik maddeler (konserve ve meşrubat) ve ağaç ürünleri (kağıt, karton gibi).[Özellikle büyük kentlerde arabaların motor ve klakson gürültüleri ile bazı eğlence yerleri ve bazı iş yerleri de gürültü kirliliğine neden olmaktadır.
    Çevre sorunlarının çözümünde bize ve devlete düşen görevler· Ormanlarda izinsiz ağaç kesmeyip, ateş yakmamalıyız.
    · Fabrikaların zehirli atıkları ve kanalizasyon suları akarsulara, göllere ve denizlere akıtılmamalıdır.
    · Çöpleri rastgele çevreye, akarsulara, göllere ve denizlere atmamalıyız.
    · Kaliteli yakıtlar kullanmalıyız.
    · Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmalıyız.
    · Çevre sorunlarının önlenmesi için devletin çeşitli zorunluluklar getirmesi gerekmektedir.
    · Çevre bakanlığı daha aktif bir şekilde çalışmalıdır.
    · Yerel yönetimler çevre sorunlarına daha fazla ilgi göstermelidir

  8. #8
    Misafir Nickli Üyeden Alıntı
    Çevre Sorunları Nelerdir?
    süper birşey

  9. #9
    gerçekten çook gzlmş.kim yazmışsa elinie koluna sağlıık.
  10. #10
    gayet güzel bilgiler var TŞK
  11. #11
    ÇEVRE SORUNLARI ve DOĞAL AFETLER

    1. Çevre Sorunları
    Çevre sorunları, insanların yaşadıkları doğal ortamı bozmaları ile ortaya çıkar. İnsanlar kendilerine daha iyi yaşama koşulları sağlamak için çevreye zarar verirler.

    Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde kalitesiz yakıt kullanımından dolayı hava kirliliği meydana gelmektedir. Fabrikalardan ve evlerden çevreye atılan bazı maddeler (poşet gibi) toprak kirliliğine neden olur.

    Özellikle sanayi bölgelerinin yakınındaki kentlerin kanalizasyonları akarsular, deniz ve göllerin kirletilmesine neden olmaktadır. Ayrıca gemilerden boşaltılan bazı maddeler ve deniz kazaları bu kirlenmeyi artırmaktadır.

    Su ve toprak kirliliğine neden olan maddelerin bir kısmıda katı atıklardır. Katı atıklar; plâstik maddeler, cam ürünleri, metalik maddeler (konserve ve meşrubat) ve ağaç ürünleri (kağıt, karton gibi).

    Özellikle büyük kentlerde arabaların motor ve klakson gürültüleri ile bazı eğlence yerleri ve bazı iş yerleri de gürültü kirliliğine neden olmaktadır.

    Çevre sorunlarının çözümünde bize ve devlete düşen görevler;
    • Ormanlarda izinsiz ağaç kesmeyip, ateş yakmamalıyız.
    • Fabrikaların zehirli atıkları ve kanalizasyon suları akarsulara, göllere ve denizlere akıtılmamalıdır.
    • Çöpleri rastgele çevreye, akarsulara, göllere ve denizlere atmamalıyız.
    • Kaliteli yakıtlar kullanmalıyız.
    • Çevre sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşlarına yardımcı olmalıyız.
    • Çevre sorunlarının önlenmesi için devletin çeşitli zorunluluklar getirmesi gerekmektedir.
    • Çevre bakanlığı daha aktif bir şekilde çalışmalıdır.
    • Yerel yönetimler çevre sorunlarına daha fazla ilgi göstermelidir.

    2. Doğal Afetler ve Korunma Yolları
    Doğal afetler, insanları olumsuz etkileyen doğal olaylardır. Büyük oranda can ve mal kaybına neden olurlar. İnsanlara ve ülkelere büyük zarar verirler. Doğal afetlerin kontrol altına alınıp durdurulması da mümkün değildir. Bazı doğal afetleri şöyle sıralayabiliriz;

    a. Depremler
    Yer kabuğunda meydana gelen ani sarsıntılara deprem denir. Yeryüzünün belirli yerlerinde sıklıkla görülür. Buralara deprem kuşakları denir.
    Bunların en önemlisi Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı’dır. Bu kuşak Saros körfezinden başlayarak Marmara denizinin kuzeyinden İzmit körfezi ve Karadeniz Bölgesi’ndeki sıradağların arasındaki çukurluklardan Van gölünün kuzeyine kadar ulaşır.


    Ülkemizdeki deprem alanlarının dağılışı

    Deprem öncesi alınması gereken önlemler;
    • Deprem kuşağına yerleşim yeri kurulmamalıdır.
    • Zemini sağlam olmayan yerlere yerleşilmemelidir.
    • Binalar yüksek katlı olmamalı ve inşaat tekniklerine uygun yapılmalıdır.
    • Halka deprem konusunda eğitim verilmelidir.

    Deprem sırasında yapılması gerekenler;
    • Soğukkanlı davranılmalıdır.
    • Balkon ve pencereden atlanmamalıdır.
    • Elektrik sigortası ve hava gazı vanası kapatılmalıdır.
    • Bina içinde sağlam eşyaların yanında çömelmiş durumda bulunulmalıdır.
    • Sarsıntı biter bitmez binadan çıkılmalıdır.
    Ülkemizin büyük bir kısmı deprem tehlikesi altında olduğu için depreme karşı her zaman hazırlıklı olmalıyız. Kısacası depremle yaşamayı öğrenmeliyiz.

    b. Erozyon
    Sel suları ve rüzgârlar tarafından aşındırılarak taşınan toprakların barajlara, göllere ve denizlere biriktirilmesine erozyon denir.
    Yurdumuz yarı kurak bir iklime sahip olduğu için önemli bir kısmı bitki örtüsünden yoksundur. Aynı zamanda yurdumuz çok engebeli bir araziye sahiptir.
    Bunlardan dolayı ülkemizde çok şiddetli erozyon meydana gelmektedir. Sağanak yağışlar, orman ve otlakların tahribi ile arazilerin yanlış kullanımı da erozyonu artıran faktörlerdendir.
    Erozyon sonucunda toprağın en verimli olan kısmı taşındığı için tarım alanlarında azalma meydana gelir. Taşınan toprağın bir kısmı baraj göllerine dolarak barajların kullanım sürelerinin kısalmasına neden olur.
    Toprak erozyonu ülkemiz için çok önemli bir sorundur. Çünkü tahrip edilen toprakta bitkiler yetişmeyecektir. Bu yüzden topraklarımızda tarım yapmak zorlaşacaktır. Bu durumda ülkeler açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirler.
    Erozyonla mücadele için özel bir kuruluş olan TEMA (Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı) kurulmuştur. TEMA erozyon konusunda eğitici çalışmalar yaparak, erozyonu önlemek için faaliyetlerde bulunur.

    Erozyonu önlemek için;
    • Orman alanları korunmalı
    • Boş araziler ağaçlandırılmalı
    • Meralar korunmalı
    • Eğimli yamaçlar taraçalandırılmalı
    • Tarlalardaki anız örtüsü yakılmamalıdır.
    Kısacası erozyonu önlemek için bitki örtüsü korunmalıdır.

    c. Toprak kayması
    Yamaçlarda bulunan toprağın, kütle halinde kayarak aşağı doğru inmesi olayına toprak kayması denir. Toprak kaymasına heyelân da denir. Bazen toprakla birlikte altındaki kayanın bir bölümü de yer değiştirir.

    Toprak kaymasının nedenleri;
    • Yer şekillerinin fazla eğimli olması
    • Yağışlar ve eriyen kar sularının toprağı kaygan hale getirmesi
    • Özellikle killi toprakların yağış sularını emerek kayganlaşması
    • İnsanların yol yapımı ve inşaat çalışması gibi faaliyetleri de toprak kaymasına neden olabilir.

    Ülkemizde görülen heyelânların mevsimlere dağılış oranları

    Ülkemizde toprak kaymaları en fazla ilkbahar mevsiminde görülmektedir. Bunun en önemli nedeni kar erimeleridir. Toprak kayması en fazla Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelmektedir. Özellikle Doğu Karadeniz Bölümü’nde heyelânlar çok fazla olmaktadır.
    Toprak kayması sonucunda göller de oluşur. Vadi boyunca akan bir akarsuyun önü toprak kayması ile kapanarak göller oluşabilir. Trabzon’daki Sera ve Erzurum’daki Tortum gölleri buna örnek olarak verilebilir.

    d. Sel baskınları ve önleme çalışmaları
    Sel, sağanak yağış ve hızlı kar erimeleri sonucu çok miktarda suyun akışa geçmesi ile meydana gelir. Sel, önüne gelen taşları, toprakları, bitkileri sökerek taşımaktadır. Sel, ülkemizde çok görülen bir doğal afettir. Her yöremizde sel felaketleri meydana gelebilir. Fakat en fazla Doğu Karadeniz Bölümü’nde görülür. En fazla ilkbahar mevsiminde sel meydana gelir. Bu mevsimde artan yağmurlar selleri oluşturur. Yaz aylarında görülen sellerin nedeni sağanak yağışlardır. Ülkemizde sellerin başlıca oluş nedenleri;
    • Sağanak yağışlar ve hızlı kar erimeleri
    • Arazinin bitki örtüsünden yoksun olmasıdır.
    Sel baskınları verimli tarım topraklarını taşır. Tarım alanlarındaki ürünlere zarar verir. Ev, yol ve köprülere zarar verir. Seller sonucunda ulaşım ve haberleşmede aksamalar olur. Sellerin zararlarından korunmak için,
    • Akarsu yataklarına yerleşilmemelidir.
    • Akarsu yataklarının kenarlarına taşkınları önlemek için setler yapılmalıdır.

    e. Çığ
    Çığ, büyük kar yığınlarının yamaç boyunca hareket etmesidir. Yüksek dağlık alanlardaki dik yamaçlarda bulunan karların değişik seslerle harekete geçmesi sonucu oluşur. Çığ, ülkemizde en fazla Doğu Anadolu Bölgesi’nde görülür. Bunun nedeni kar yağışlarının fazla olmasıdır.

    f. Yangınlar
    Yangınların bir kısmı yerleşim yerlerinde meydana gelir. Bunlara insanlar neden olmaktadır. Fakat özellikle orman yangınları büyük doğal afetler arasında gösterilebilir. Orman yangınları en fazla yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Orman yangınları doğal çevreye zarar verdiği gibi ülke ekonomisine de büyük zarar verir. Orman yangınları; erozyon, sel, heyelân ve kuraklığa neden olur. Orman yangınlarına karşı alınacak önlemleri şu şekilde sıralayabiliriz;
    • Ormanlarda yapılan pikniklerde ateş yakılmamalı, sigara izmariti atılmamalıdır.
    • Orman içinde yollar açılmalıdır.
    • Orman içinde haberleşme ve yangın söndürme sistemi kurulmalıdır.