Hz. Muhammed (S.A.V)'in Yaşadığı Ders ve Öğretici Olaylar Nelerdir?

 Hz. Muhammed (S.A.V)'in Yaşadığı Ders ve Öğretici Olaylar Nelerdir?


  Okunma: 2963 - Yorum: 1
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    Peygamberimiz (S.a.v.)' in davranışları ile ilgili bir kaç kısa kıssa...

    Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer tartışırlar. Hz. Ebubekir'in üzgün olduğunu görünce müdahale eder, arkadaşlarını karşısına toplar ve:
    -Allah beni size peygamber olarak gönderdi. Siz bana yalancı dediniz, Ebu Bekir doğruladı. Siz bana düşmanlık ettiniz, o canıyla, malıyla siper oldu.

    O günlerin hatırına arkadaşıma bundan sonra kimse ilişmesin, der. 0 günden sonra herkes Hz. Ebu Bekir'i kırmamaya özen gösterir. ( Hadislerle Müslümanlık, Kandehlevi 1/61 )

    ************************************************** ***

    Hz. Hatice, ilk eşi, ilk göz ağrısıdır, ilk müslümanlardandır, en zor zamanlarda hep yanında olmuş ona destek vermiştir. Onun vefatından sonra kendi vefatına kadar her bahaneyle Hz. Hatice'ye duyduğu sevgiyi tekrar eder. Hatta Hz. Aişe annemiz Hz. Hatice'yi kıskandığı kadar hiç kimseyi kıskanmadığını söyler.

    ************************************************** ***********
    Hz. Ayşe ile evli olduğu zamandır. Yaşlı bir kadın evlerini ziyaret eder. Hz. Muhammed onu tanımıştır. Fakat yine de ismini sorar. Kadın
    - Cessame (Çirkin şey), diye cevap verir. Hz. Muhammed düzeltir:
    - Hayır! Sen Cessame değil, Hassane'sin! (Güzel şey)
    Bunun dışında da, yaşlı kadına yaptığı iltifatların çokluğu Hz. Ayşe'nin dikkatini çeker ve kadın gittikten sonra sormaktan kendini alamaz.
    - Ey Allah'ın Elçisi! Bu kadına ne çok iltifat ettiniz?
    Hz. Muhammed cevap verir:
    - Bu kadıncağız Hatice'nin arkadaşıydı, onunla evli olduğumuz yıllarda bizi sık sık ziyaret ederdi. ( Hadislerle Müslümanlık, Kandehlevi 3/336 )

    ************************************************** ********************
    Medine'ye Habeşistan'dan bir elçi heyeti gelir. Hz. Muhammed hizmetlerini bizzat görmekte, bütün ihtiyaçlarını kendi elleriyle yerine getirmektedir... Arkadaşları rahatsız olur.

    -Ey Allah'ın Elçisi! İzin verin biz hizmet edelim, derler.

    Fakat O, kabul etmez. Habeşlileri göstererek ve yıllar öncesine ait bir olayı hatırlatarak:
    - Onlar benim Habeşistan'a hicret etmiş olan arkadaşlarıma ikram etmiş, sahip çıkmışlardı. Şimdi ben de bir parça olsun ödeşmek istiyorum ve bundan da zevk duyuyorum . ( Kadı ıyaz 127 )

    ************************************************** *********************

    Mekke ve çevresindeki kabilelerin büyük çoğunluğu davetini reddeder. Ta ki Medinelilerle karşılaşıncaya kadar. Mekke yakınlarında Akabe denen bir yerde Akabe biatleri gerçekleşir, sözleşirler. Yetmiş civarında Medineli yeni müslüman, bütün dünyaya karşı koyma pahasına da olsa, O'nu kadınlarını ve çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına söz verirler. Ama içlerinden biri merak edip sorar.

    -Ey Allah'ın Elçisi! İlerde başarılı olursan tekrar kendi akrabalarına ve şehrine dönmeyecek misin? O kendinden emin cevap verir.

    - Kanınız, kanım... Mezarlığınız, mezarım... Ben sizdenim, siz de bendensiniz...
    Ve aynen de öyle olur. Daha hayattayken bütün Arabistan yarımadası O'nun hakimiyetini kabul eder. Ama 0 söz verdiği gibi her seferden sonra Medine'ye döner. Vefat edinceye kadar Medine O'nun evi ve vatanı olur. Orada vefat eder, oraya gömülür.

    ************************************************** ************************* *****

    Hudeybiye antlaşması henüz imzalanmıştır. Müslümanların Mekke yakınlarında olduğunu bilen ve Mekke'li gizli müslümanlardan biri olan Ebu Cendel bunu fırsat bilip, kaçar. Müslümanlara sığınır. Ne var ki antlaşmanın şartlarından biri Mekke'den müslümanlara sığınan kişilerin geri verileceğine dairdir. Mekkeli heyet daha mürekkebi kurumamış olan bu maddenin uygulanmasını isterler. Müslümanlar üzüntülerinden sarsılırlar. Ama söz vermişlerdir. Hz. Muhammed Ebu Cendel'i karşısına alır:

    - Ey Ebu Cendel! Sabret. Sözümüzden dönemeyiz. Allah sana yakında bir yol açacaktır , der.
    Ebu Cendel Mekke'ye iade edilir. ( Siret Ans. 1/76 )

    ************************************************** ************************* *

    Gizlice Medine'ye hicret etmeye çalışan iki müslüman Mekkeliler tarafından yakalanır. Daha sonra kendilerine Mekkelilere karşı silah kullanmayacaklarına dair yemin ettirilip serbest bırakılırlar. Onlar da hicretlerini tamamlar. Hemen Bedir savaşı öncesi Hz. Muhammed'e katılırlar. Verdikleri sözü Hz. Muhammed'e anlatırlar. Düşman ordusu müslümanlardan üç kat daha kalabalıktır ve savaşçı sıkıntısı çekilmektedir. Buna rağmen Hz. Muhammed verilmiş bir sözün çiğnenmesini kabul etmez. Sefer halindeki ordunun içinde bulunan iki arkadaşına da arkada bıraktıkları Medine'yi gösterir ve ekler:

    - Siz geriye dönün, her durumda (verdiğiniz)sözünüze uyacağız. Bizim yalnız ve yalnız Allah'ın yardımına ihtiyacımız var. ( Siret Ans. 1/76 )

    ************************************************** ************************* **

    Önce Habeşistan'a sonra da Medine'ye hicret etmiş olan müslümanlardan Umeys kızı Esma, sadece Medine'ye hicret etmiş olan başka bir müslümanla tartışır. Her ikisi de Hicret sevabı açısından kendileri gibi olanların daha üstün olduğunu savunmaktadır. En sonunda sorun Hz. Muhammed'e ***ürülür. O;

    - Habeşistan'a da hicret etmiş olanlar, iki kere hicret etmiştir. Sadece Medine'ye hicret edenler ise bir kere hicret etmiş sevabı alırlar . ( Siret Ans.1/46 )

    ************************************************** ************************* ****

    Mekke'den kendisine elçi olarak gönderilen Ebu Râfi, Medine'de görüp, yaşadıklarının etkisiyle, bir kaç gün içinde müslüman olur. Bu yeni durumuyla elçiliği de bırakıp Medine'de kalmak ister. Hz. Muhammed ise kabul etmez.
    - Ben ne antlaşmayı bozarım, ne de elçiyi yanımda alıkoyarım. Mekke'ye döndükten sonra da aynı şekilde düşünüyorsan, geri dönersin, o zaman seni bir kardeşimiz olarak kabul ederiz.
    Ebu Rafi Mekke'ye döner. Hicret eder. Ve bir müslüman olarak Medine'ye yerleşir. ( Siret Ans. 1/76 )

    ************************************************** ************************* *****

    Muaz oğlu Sa'd, Medine'nin ilk müslümanlarından, her sıkıntılı gününde en yakınında yer olanlarındandır. Yahudilerle yapılan bir savaşta ölümcül bir yara alır. Günlerce can çekiştikten sonra nihayet ölüm anı gelir. Hz. Muhammed başucundadır. Sad'ın yarası açılır ve kan fışkırmaya başlar. Birbirlerine sarılmak için hamle yaparlar. Fışkıran kan Hz. Muhammed'in yüzünü, sakalını ve elbisesini kızıla boyamaktadır. Arkadaşları üstü başı leke olmasın diye onları birbirlerinden ayırmaya çalışırlarken Sad ve Hz. Muhammed birbirlerine kenetlenirler. Şimdi ikisi de gözyaşına boğulmuştur. Sa'd Hz. Muhammed'in kucağında son nefesini verir. ( Hadislerle Müslümanlık, Kandehlevi 3/8 )

    ************************************************** ************************* ****

    Peygamberlik öncesi dönemdir. Kölesi Harise oğlu Zeyd'in babası ve amcaları yıllarca süren aramalardan sonra Mekke'ye gelip oğullarını bulurlar ve Hz. Muhammed'den onu kendilerine satmasını rica ederler. O, tebessümle cevap verir:
    - Kendisine sorun, gitmek istiyorsa, hürdür, para gerekmez . Harise oğlu Zeyd ise Hz. Muhammed'i tercih eder. Başta akrabaları herkes şaşırmıştır. Zeyd'in bu jesti üzerine elinden tutarak onu Mekke'nin ana meydanına, Kabe'nin önüne götürür ve yüksek sesle Mekkelilere duyurur:

    - Bu benim kölem Harise oğlu Zeyd, artık hürdür ve benim evlatlığımdır.

    Ve Zeyd o günden sonra Muhammed oğlu Zeyd diye çağrılmaya başlanır. Ta ki Hz.Muhammed'in hiç kimsenin babası olmadığını bildiren ayet ininceye kadar.


    ( Siret Ans. 1/45 )


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    çok güzel performans odewm bitti