Kilo Kaybına Neden Olan Hastalıklar

 Kilo Kaybına Neden Olan Hastalıklar

  Okunma: 17329 - Yorum: 1
  1. #1
    Bugünlerde başta kadınlar olmak üzere kadınların çoğu kilolarıyla uğraşıyor, uğraşmak istemeyenler de uğraşmaları için zorlanıyor. Zayıf olmak güzel olmanın en önemli ölçütü haline gelince şişmanlık da istemediğimiz bir durum oluyor. Bu nedenle Zayıflamak istiyor, bunun içinde çeşitli kilo verme biçimlerini deniyoruz, spor yapıyoruz. Bu gün sözünü edeceğimiz kilo verme bu değil. İstemeden ve kendimiz çaba harcamadan kilo vermek, zayıflamaktan söz edeceğiz.

    Normal kiloda iken aldığımız besinler, kalori aynı kalmasına rağmen hareketimiz, harcadığımız kalori artıyorsa bu zayıflamaya yol açar. Bunun nedenini hepimiz bilir ve tahmin ederiz. Çok çalışmak, uykusuz kalmak, eskisine göre daha uzun süre çalışmak bu durumu yaratır. Tabii ki yoksulluk nedeniyle yiyeceğe ulaşmadaki zorluk en büyük nedenidir. Çocukluk döneminde başlayan çıraklık işi benzer bir durum yaratır. Bedenin büyümesi harcanması gereken enerji, işgücü olarak tüketilir, ve kısa boylu, zayıf, 'kavruk' dediğimiz yapıda çocuklar, yetişkinler olur. Son emeklilik yasasıyla altmışa ötelenen emekli olabilme hakkı ile yoksullar yedi yaşından başlayarak ölünceye kadar çalışmaya, kavruk kalmaya mahkum olur.

    Mikrobik hastalıklar

    Çocukluk döneminde ve yetişkin yaşlarda kilo kaybetmenin ya da alamamanın bir başka nedeni bağırsak parazitleridir. Özellikle sebzelerin iyi yıkanmamasıyla, tuvalette tahret-suyla temizlenme alışkanlığımız nedeniyle kolay bulaşan parazitler, yediğimiz besinlere ortak olarak zayıflamamıza yol açar, büyüme çağında isek almamız gereken kiloya ulaşmamıza engel olur. Yüz de lekelere, dudak kenarında çatlak, burun kaşınması, makatta kaşınma, uyurken ağızdan su akması ve karın ağrısı gibi ek belirtiler vardır. Dikkat edildiğinde dışkı ile döküldüğü görülebilir. Bu durumda ilaç kullanarak parazitin düşürülmesi gereklidir. İlaçlar genellikle parazitin kendisine etkilidir. Yumurtalarına değil. Bu nedenle ilaç kullanıldıktan bir süre sonra tekrar ortaya çıkar. Doktorun önerdiği dozlarda ve zamanlarda kullanarak kurtulmak gerekir. Tuvaletler ortak kullanıldığı için, evde yaşayan herkesin birlikte kullanması birbirine tekrar bulaştırmayı engeller. Korunmak için sebze ve meyvelerin iyi yıkanması önemli. Tuvalette tahret yapılan elle musluk, sifon kolu gibi yerlere dokunulmaması önemli. Tabii tuvalete girmeden önce ve sonra ellerin ve tırnak aralarının iyi yıkanması gereklidir.

    İshalli hastalıklarda aldığımız gıdaların ve suyun sindirim ve emiliminin bozulduğunu ve dışkıyla atıldığını görmüştük. İshalli hastalıklarda bir iki gün içinde hemen süzülürüz. Bir iki kilo kaybı olur, ama ishal diyetine başladıktan sonra bile hemen kaybettiğimiz kiloları yerine koyarız. Uzun süren ishallerde sindirim ve emilim bozulduğu için kilo kaybı kalıcı olur. Bu nedenle uzun süren ishallerin nedeninin araştırılması için mutlaka doktora başvurulmalıdır. Genellikle daha ciddi hastalıkların belirtisidir.

    Süreğen mikrobik hastalıklarda da zayıflama olur. Bunlardan en bilineni ince hastalık-veremdir. Zayıflama, ve zayıf olup kilo almama durumlarında mutlaka araştırılması gereklidir.

    Sindirim sistemi hastalıkları

    Ülser hastalıklarında da kilo değişikliği olur. Ülser-yara midede ise, yemek, asit salgısını başlatacak ya da arttıracağından, yemek yemekten kaçınan hasta bir süre sonra zayıflar. On iki parmak bağırsağı ülserinde ise, yemekten iki saat sonra mideden on iki parmak bağırsağına gıdalarla birlikte geçen asit buradaki ülseri tahriş eder, açken ortaya çıkan kazınma gibi rahatsızlık olur. Kazınma duygusunu bastırmak için bir şeyler yenir. Göbekle iman tahtası arasındaki bölümde oluşan ağrı ile birlikte olan kilo kaybı bizi doktora başvurmak için uyarmalıdır.

    Kanserler

    Ama asıl, başta mide kanseri olmak üzere, tüm kanserler istenmeyen ve hızla kilo kaybına yol açarlar. Hızlı kilo kaybetmenin kendisi başlı başına kanser için bir belirtidir, hatta geç kalmış belirtisidir. Kanser, vücudun kendi kontrolü dışında belli bir dokuya ait hücrelerin o dokudan farklılaşarak çoğalması ve yayılmasıdır. Bir süre sonra kanserli doku parazitler gibi vücudun besin olanaklarını hızla kendileri tüketir, zayıflamaya yol açarlar. Mide kanserlerinde kanserin midede açtığı yara nedeniyle yemek yeme de azaldığı için, çok hızlı bir kilo kaybı söz konusudur.

    Hormonlar

    Ayrıca hormonların düzensiz salınmasının olduğu hastalıklarda da zayıflama ve kilo alamama olur. Troid bezinden salgılanan troid hormonu vücudumuzun metabolizmasını yani canlılığın sürmesi için gereken kimyasal biyolojik olayları düzenler. Hiç hareket etmediğimizde de kalbimiz akciğerlerimiz mide ve barsaklarımız çalışır, organlarımızda biyokimyasal işlemler olur. Troid hormonu bu işlevlerin hızını düzenler. Troid hormonu az salgılandığında kilo alma, çok salgılandığında zayıflık ortaya çıkar. Terleme, çarpıntı, kapalı yerlerde olmaktan bunalmak eşlik eden belirtilerdir.

    Bir başka hormon olan insülin salınımının olmaması ile karakterli çocuklukta başlayan şeker hastalığında da zayıflık, çok yendiği halde kilo alamamak ortaya çıkar. İnsülin kandaki şekerin doku hücrelerine girmelerini sağlar. Besinlerle aldığımız şeker insülin olmadığı için kandan dokulara kullanılmak ve depolanmak üzere giremez ve hücrelerde enerji eksikliği ortaya çıkar. Çok yemek yeme, çok su içme ve çok idrara çıkma şeker hastalığının tipik belirtisidir. Protein ve yağlarla bu eksikliği gidermek de mümkün olmaz. Uygun diyet yanı sıra ilaç kullanımı gereklidir.

    Sigara

    Sigara kullanımı kilo almamızı engeller. Sigara troid hormonu gibi metabolizmayı arttırarak vücudumuzun kendi canlılığını sürdürmesi için gereken enerji ihtiyacını arttırır. Normal oranlarda yemek yiyen birisi sigaraya başladığında zayıflamaya başlar. Çocuk ve ergen yaşlarda içmeye başlayanlarda da zayıflık yanı sıra gelişme gerilikleri ortaya çıkar.

    Vücutta sindirim ve emilimi sağlayan maddelerin eksikliği nedeniyle kilo alamama oluşur. Ama bu durum bebeklikten itibaren görülür. Bebekler kilo alamadığında böyle bir hastalığın olup olmadığı araştırılmalıdır. Bebeklerin vücut ağırlığa anne ile birlikte tartılıp sonra annenin kilosunun çıkarılmasıyla bulunabilir.

    Psikolojik etkilenmeler ve hastalıklar da iştah kaybı ve az yemeye yol açarlar. Depresyon genel olarak yaşamaya olumsuz bir tepki olduğu için iştahı da etkiler. Bloomiya adı verilen yediklerini kusma refleksini uyararak çıkarmak da özellikle genç kızlarda görülen zayıflama nedenidir.

    Kullanmak zorunda kaldığımız bazı ilaçlar da kilo değişikliklerine yol açar. Bazıları kilo aldırır, ilaç bırakılınca zayıflama olur. Hayatımızda olan bu değişiklikleri de sürekli akılda tutmalıyız.

    Ağırlığımızı nasıl hesaplayalım?

    Peki vücut ağırlığımızın normal olup olmadığını nasıl anlayacağız. Kabaca şöyle hesaplıyoruz: boyumuzu ölçüyoruz. Bu ölçümden yüz çıkarıyoruz. Kalan bölümdeki rakamdan beş eksiği ya da fazlası normal kilomuzu oluşturuyor. Boy uzadıkça bulduğumuz rakamdan on fazlası da normal sınırlar içinde kabul edilebiliyor. Ama daha hassas bir hesaplama da yapabiliriz. Vücut ağırlığımızı metre olarak boyumuzun karesine böldüğümüzde bulduğumuz orana vücut kitle endeksi denir.

    Vücut Kitle endeksi: Vücut ağırlığı(kg)/boy uzunluğu (m) karesidir.

    Kömür işçilerinin meslek hastalıkları

    Bu topraklarda binlerce yıldır bakır, demir kurşun, kalay gümüş altın madenciliği yapılıyordu. Ama resmi tarih bu madenciliklerin nasıl yapıldığını anlatmaz. Muhtemelen nedeni madencilik ve cevher işleme işlerinin Sünni Türklerin dışındaki etni ve dine mensup olanlar tarafından yapılmasıdır. Dolayısıyla bu alanlarda ortaya çıkan meslek hastalıkları da resmi kayıtların içinde yoktur. Toplumların kendi tuttukları kayıtları da dil engeli nedeniyle okuyamamaktayız. Eskiden muhtemelen tekil olarak görülen meslek hastalıkları sanayi üretimiyle birlikte arttı. Sanayi üretiminin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlamak için kömür madenciliği bu dönemden sonra hızlıca yaygınlaştı. İlk yaygınlaşma dönemlerinde talebi karşılamak için uygulanan vahşi üretim koşulları kömür ocaklarında yaşanan iş kazaları ölümler ve birkaç yıl içinde ortaya çıkan akciğer hastalıklarına yol açtı.

    Kömür madenciliği sanayiye dönük olarak Osmanlı imparatorluğu döneminde Zonguldak'ta başladı. Çevredeki köylülerin 1947'ye kadar zorla çalıştırılmalarıyla başlayan üretim günümüze kadar devam etti. Çalışma koşullarının yarattığı kömür pnömokonyozları çok fazla görüldüğü için Türkiye'deki üç meslek hastalıkları hastanesinden biri Zonguldak iline kuruldu.

    Kömür işçilerinin pnömokonyozu kömür madeni tozlarının solunması, akciğerlerde depolanması ve buna karşı akciğerlerde gelişen doku reaksiyonudur. Öksürük, hapşırık ile atılamayan ve 0.5-5 mikron arası büyüklükte olan kömür tozları akciğer bronş ve hava değişiminin yapıldığı alveol hücrelerinde birikir. Bu tozları etkisiz hale getirmek için vücut kendi molekülleriyle müdahale ederek hücre içine alır. Kömür tozu içeren bu moleküller birikerek zamanla pnömokonyoza yol açarlar.

    Kömür madeninin ortamı ayrıca kalıcı olmayan akciğer hastalıklarına da daha sık yakalanmaya yol açar. Bronşit bu işçilerde sık görülen hastalıklardır.

    Asbest ve silikaya bağlı hastalıklardan farklı olarak önce öksürük ve balgam çıkarmayla belirti verirler. Daha ileri dönemde akciğer röntgeninde görülmeye başlarlar. Bu hastalık da akciğer dokusunu harap ederek Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı (KOAH), yani, akciğerin süreğen tıkayıcı hastalığına yol açarlar. Solunum işlevleri bozulur. Hasta yeterli nefes alamaz, akciğerler oksijen ve karbondioksit değişimini yeterli yapamaz. Buna bağlı olarak dudak ve tırnak yataklarından başlayan morarmalar ortaya çıkar. Kömür madenciliğinin genellikle kamu işletmesi olduğu dönem olan 1985 yılında kömür işçilerinin yüzde 13.5'inde meslek hastalığı görülmüştür. Bu oran Avrupa ülkelerinin değerlerinin çok üstündedir. Ayrıca yeni tekniklerle kömür madenlerinde artık hamile bir kadının bile rahatlıkla çalışabileceği güvenlik oluşturulabilmektedir. Meslek hastalıkları gerekli önlemler alındığında bir kader olmaktan çıkmaktadır. Ama önlemleri ne yazık ki işçiler alamamaktadır.

    Tozlanmayı engellemek için ıslak çalışma, kazı ve taşıma yapılırken yerlerin ve kazılacak yerlerin ıslatılması gereklidir. Ortamdaki kömür tozlarının havalandırma sistemleriyle uzaklaştırılması gereklidir. Ortamdaki kömür tozu oranı sürekli ölçülmelidir. Çoğu ülkelerde kabul edilen sınır 4 mg/m3 tür.

    Düzenli genellikle 6 ayda bir yapılan periyodik muayene ve röntgen kontrolleriyle işçiye dönük koruma yapılır. Süreğen akciğer hastalığı olanlar tozlu işlerden uzak tutulmalıdır. Uygun giysi ve maske kullanımına uyulmalıdır. Sigara madencilerin meslek hastalıklarına yakalanma oranını çok arttırır. Sigaranın bırakılması çok önemlidir.

    Kömür madenlerinde çalışanlar göçükler ve grizu patlamaları nedeniyle yüksek oranda ölümcül iş kazalarına da maruz kalırlar. Maden işçilerinin evleri, maden köy ve kasabaları hasta erkekler, eşlerini kaybetmiş kadınlar, babasız çocuklarla doludur. Bu çocuklar da madene inmek için kendilerine gelecek sırayı beklerler. Maden işçiliği, grizu patlaması ya da göçüklerle yaşamı kaybetmek ya da akciğer hastalığı değişmez bir kader olarak yaşanmaktadır.

    Hazırlayan: Dr. SELMA GÜNGÖR


  2. #2
    hocam öncelikle selam edr yazmış olduğunuz,vermiş olduğunuz bilgiler için teşekkür ederiz hocam benim bi sıkıntım var cevap yazarsanız memnun olurum benim 14 yaşında oğlum var adan zye kadar kan tahliler yapıldı mideye endoskopi yapıldı şükür bişey çıkmadı yalnız 8 ay içinde 8-10kg kilo kaybı oldu iştahı kalmadı 1-2 bohça çayla akşamı ediyo bişey canım çekmiyo diyo ne yapmam lazım yalımproje@hotmail.coma cevap yazarsanız veya 05334492299bilgiverirseniz memnun olurum saygılarımla