Peygamberimizin Hayatının Özeti

 Peygamberimizin Hayatının Özeti

  Okunma: 6702 - Yorum: 2
  1. #1
    Hz. Muhammed (s.a.v)in hayatı (özet)

    Babası: Abdullah, Kureyş Kebilesinden, Haşimoğulları Soyundan. (Abdülmuttalibin oğlu)
    Annesi: Âmine, Kureyş Kabilesinden, Zühreoğulları Soyundan. (Vehbin kızı)

    Dedesi (Büyükbabası):
    Abdülmuttalip, Mekkenin ileri gelenlerinden. Zemzem Suyunun kaynağını yeniden yaptırmıştır.

    Doğumu: 20 Nisan 571 Pazartesi günü sabaha karşı Mekkede doğdu. Ay takvimine göre Rebîulevvel ayının 12. gecesidir. Efendimizi sevgiyle ve şefaatini dileyerek andığımız doğum günündeki geceye Mevlid Kandili denir.

    Doğduğu gece meydana gelen olaylar:

    1) Kâbe içindeki putlar yıkıldı.

    2) Mecûsîlerin bin yıldır söndürmeden taptıkları ateşleri söndü.

    3) İrandaki kisranın sarayından 14 burç yıkıldı.

    Adı: Muhammed: Çok çok övülen, çok övülmüş, güzel huyları olan kişi demektir. Bu ismi Ona Dedesi Abdülmuttalip vermiştir. Umarım Onu yerde halk, gökte Hak över demiştir. Diğer isimleri Ahmed, Mustafadır.

    Süt Annesi: Halime, Sadoğullları Kabilesinnden fakir bir kadındır. Kocasının adı Hâris, Peygamberimizin süt kardeşi (ablası) olan kızının adı Şeymadır.

    Peygamberimiz(s.a.s.) sekiz aylıkken konuşur, iki yaşına bastığında da gösterişli bir çocuk olur.

    Dört yaşına kadar süt annesi Halimenin yanında kaldı.

    Beş yaşına bastığında annesi Âmineye teslim edildi.

    Altı yaşında iken annesiyle beraber babasının kabrini ziyaret etmek ve dayılarıyla tanışmak için Medineye gitti. Dönüşte annesi Âmine, Ebvâ denilen kasabada hastalandı ve henüz kervan yola koyulmadan da vefat etti. Hizmetçileri Ümmü Eymen Onu alarak Mekkeye getirdi ve dedesi Abdülmuttalibe teslim etti.

    Sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalible kaldı.

    Abdülmuttalip ölüm döşeğindeyken sevimli torununu, merhamet ve şefkatine çok güvendiği fakir oğlu Ebu Talibe emanet etti.

    GENÇLİĞİ

    On iki on üç yaşlarında iken amcası Ebu Taliple bir ticaret kervanına katılıp Suriyeye yola çıktı. Busra denen yerde Bahira adında bir papaz Onun son peygamber olacağını verdiği cevaplar ve sırtında bulunan et beni şeklindeki iki kürek kemiği arasında bulunan nübüvvet mühründen (peygamberlik mührü) anladı. Suriye (Şam)deki Yahudilerden endişe eden Ebu Talip, alış-verişi Busrada yaparak Mekkeye döndü.

    Muhammedül-Emin: Hiç yalan söylemediği için ve doğruluktan ayrılmadığı için güvenilir Muhammed anlamındaki bu lâkapla çağırılmaya başlandı.

    On yedi yaşında iken Güneye Yemen tarafına bir ticaret kervanıyla gitti ve ticareti öğrendi.

    EVLİLİĞİ VE PEYGAMBER OLANA KADAR GEÇEN HAYATI

    Yirmi beş yaşında iken amcası Ebu Talip ve Hz. Haticenin kölesi Meyserenin aracılığıyla iki kez evlilik yapmış ve her defasında kocası ölmüş olan güzel ve gösterişli bir kadın olmasından öte çok güzel ahlâkı olan kırk yaşındaki Hz.Hatice ile evlendi.

    Hz. Haticeden 2si erkek, 4ü kız toplam 6 çocuğu oldu. Bu çocukların isimleri kızları Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Zeynep, Fâtıma; oğulları Kâsım, Abdullahtır.

    Yedinci çocuğu olan oğlu İbrahim, Habeşistan Kralı Necâşînin kendisine hediye ettiği cariye (bayan köle) Mısırlı Mariadan olmuştur.

    Kızı Hz. Fâtıma, Efendimiz (a.s.)dan 6 ay sonra vefat eder. Evli veya bekâr olarak değişik yaşlarda ölen diğer 6 çocuğu kendisinden önce ölür.

    Hz. Fâtıma, Ebu Talipin oğlu Hz.Ali ile evlenir ve Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin dünyaya gelir. Bugün Efendimizin soyu kızı Hz. Fâtımadan devam etmektedir.

    Kâbede bulunan ve Hacerul-Esved (Kara Taş) denen taşı yerine koymada ihtilâfa düşen insanlara hakemlik yaptı. Buna Kâbe Hakemliği denir. Bugün Kâbenin içinde yer aldığı camiye de Mescid-i Haram denilmektedir.

    Hılfül-Fudûl (Erdemliler Birliği)e katılarak bir mazlumun hakkını bir zalimin elinden alan insanlarla çalıştı.

    PEYGAMBERLİĞİ

    Mekke yakınındaki Nur Dağında Hira Mağarasında 610 yılının Ramazan ayında ilk vahiy geldi ve son peygamber olduğu kendisine müjdelendi. Kuran, Kadir Gecesi indirilmeye başlandı.

    Korkmuş, ürpermiş ve heyecanlanmış olduğu halde evine döndü. Hz. Hatice ilk inanan kişi oldu.

    İlk Müslümanlar: 1) Eşi Hz.Hatice 2) Çocuk yaştaki Hz.Ali 3) Yakın arkadaşı Hz.Ebu Bekir 4)Hürriyetine kavuşturduğu (âzatlı) kölesi Hz. Zeyd 5) O zaman köle olan Hz.Bilâl-i Habeşî.

    İslâma davet önce gizli gerçekleşti, sonra yakın akrabalarını İslâma davet etti.

    Açık davet başlayınca işkenceler de başladı. Ammârın annesi Sümeyye ve babası Yâsir işkencelere maruz kaldılar ve İslâmın ilk şehitleri oldular.

    Peygamber Efendimizin kendisine inananlara ders verdiği, beraber ibadet ettiği, bu şekliyle İslâmın ilk medresesi (üniversitesi) sayılan ev Mekkede Erkam bin Ebil-Erkama aitti.

    İslâma inanan 40. müslüman Hz. Ömer oldu.

    Habeşistan kralı Necâşî müslümanları iyi karşıladı ve gizlice de müsüman oldu. (Müslüman olarak da öldüğü için, Efendimiz tarafından Medine döneminde gıyabî cenaze namazı kılındı.

    Müşrikler peygamberliğin 7. yılında Peygamberimiz, müslümanlarla ve akrabalarıyla olan bütün ilişkilerini kesme yani boykot kararı aldılar. Onlarla konuşmadılar, ticaret yapmadılar, onları şehrin kenar bir mahallesine sürdüler. Önemli kararları Kâbe duvarına astıkları için bu kararı da Kâbenin duvarına astılar. Üç yıl sonra boykot metninin böcekler tarafından yenildiğini görünce korktular ve boykotu kaldırdılar. Ancak sıkıntılarla geçen bu üç yıl Efendimizin sevgili eşi Hz.Hatice başta olmak üzere müslümanları çok zorda bıraktı. Hz.Hatice rahatsızlanarak vefat etti. Daha sonra da İslâmı kabul etmemekle beraber sevgili yeğenini bir an olsun yalnız bırakmayan Ebu Talip öldü. Oğlu Kâsım da aynı tarihte öldü. Tarihte bu yıla Hüzün Yılı denir.

    İnsanları Allahın dinine davet etmek için yardımcısı Zeyd ile gittiği Tâif şehrinde taşlandı.

    Bir gece Mescid-i Haramdan alınıp Mescid-i Aksaya qötürüldü ve Rabbinin huzuruna göğe çıkarılarak Mirac denilen hadiseyle biraz olsun rahatlatıldı.

    Medineden Mekkeye gelenlere İslâmı anlattı ve ilk yıl 6 kişi müslüman oldu. Ertesi yıl peygamberliğin 12. yılında gelen 12 kişilik bir grup, Mekke yakınlarında bir vadide gizlice buluşup müslüman oldu ve Ona ömür boyu sahip çıkacaklarına söz verdiler. Söz verme demek olan bu biata, Birinci Akabe Biatı (söz verme, sözleşmesi) denir.

    Musab bin Umeyri Medineye hoca olarak gönderdi. Peygamberliğin on üçüncü yılında Medineden Musabın gayretleriyle müslüman olan 75 kişi geldi ve Peygamberimize bağlılıklarını ilân ettikleri İkinci Akabe Biatı gerçekleşti. Efendimizi ve bütün müslümanları Medinede koruyacaklarına söz verdiler.

    HİCRETİ

    Mekkede işkenceler artınca Mekkeli Müslümanlar Medineye hicret etti. Peygamberimiz de yatağına Hz. Aliyi yatırarak yanında bir rehber ve Hz.Ebu Bekir ile birlikte 622 yılında Medineye hicret etti.

    622 milâdî yılı, Hicrî takvimin başlangıcı kabul edildi.

    Medineye hicret ederken Sevr Mağarasına sığındı. Mağaranın ağzına bir örümceğin ve güvercinin yuva yapması onları müşriklerden korudu.

    Kuba beldesine geldiğinde küçük bir mescit yaptırdı ve cuma namazı kıldırdı. Kuba Mescidi yapılan ilk camidir.

    Medinede, bugün kabri İstanbulda Eyüp ilçesinde bulunan Ebu Eyyüb el-Ensarînin evinde 7 ay kaldı.

    Mekkeli hicret eden müslümanlara muhacir, Medineli yardım eden müslümanlara da ensar denilmiştir. Mekkelilerle Medineliler arasında muâhat denilen ve tarihte bir benzeri daha olmayan kardeşlik gerçekleşmiştir.

    Medinede ilk iş olarak kendisinin de inşaatında bizzat çalıştığı bir cami yaptırdı. Daha sonra yenilenen ve bugün kabrinin de içinde yer aldığı caminin adı Mescid-i Nebî veya diğer adıyla Mescid-i Nebevîdir.

    Mescid-i Nebînin bitişiğinde Peygamberimizin evinin yanında kendilerine Ashab-ı Suffa denilen Mekkeden gelen gençlerin bulunduğu suffa yani odalar da bulunuyordu. Bu genç sahabîler Kuran ve sünneti yazıyorlardı. İhtiyaçları zengin Müslümanlar tarafından giderilen bu gençlerin tek işi ilim öğrenmekti.

    Peygamberimiz Medinede kurduğu İslâm Devletinin başkanıydı.

    Allaha ve Peygamberine kalbiyle iman etmediği halde diliyle iman ettiğini söyleyen ve iki yüzlü anlamında kendilerine münafık denilen insanlar da Medineliler arasında bulunuyordu. Münafıklar Hz. Ayşeye iftira da attılar ve bu olaya ifk hadisesi denir.

    Namaz kılınırken önceleri bugün Filistin devletinin sınırları içinde yer alan Mescid-i Aksaya dönülürdü. Gelen bir âyetle müslümanların yeni kıblesi Kâbe oldu.

    Peygamberlerin peygamberliklerini ispatlamak için gösterdiği olağanüstü olaylara mucize denir ve Efendimiz mucizelerinden biri olan ve şakk-ı kamer denilen Ayın ikiye bölünmesi mucizesini gerçekleştirmiştir.

    Aşere-i mübeşşere (müjdelenen on kişi) denilen ve dünyada iken cennetle müjdelenenlerin isimlerini açıkladı.

    624 yılında müşriklerle müslümanlar arasında olan, Peygamberimizin de katıldığı ilk savaş Bedir Savaşıdır. İslâm Dininin en büyük düşmanı olma konusunda sembolü olan Ebu Cehil bu savaşta öldürülmüştür.

    625 yılında müslümanların müşrikler karşısında zor anlar yaşadığı, onlarca şehit verdikleri ilk kanlı savaş Uhud Savaşıdır. Hz.Hamza, daha sonra müslüman olacak olan Vahşî tarafından bu savaşta şehit edilmiştir.

    Hudeybiye Anlaşması 628 yılında gerçekleşti.

    On bin kişilik bir orduyla 630 yılında Mekkenin fethi gerçekleşti.

    Rum (Bizans) Kralı Heraklius, Habeş Kralı Necaşî, İran Kisrası Hürmüz ve Mısır, Gassan, Yemame gibi bazı devlet başkanlarına İslâma davet mektubu gönderdi.

    Yüz bin kişinin katıldığı, ölümüne yakın tarihte gerçekleşen ve ömrünün ilk ve son haccı olan Veda Haccını yaptı. Veda Hutbesi diye bilinen meşhur hutbesini de burada okudu ve müslümanlara Allahın kitabı olan Kuranı ve hadis de denilen sünnetini bıraktığını söyledi.

    Peygamberimizi sağlığında gören ve Onun sohbetine katılmış, acı ve sevinçleri paylaşmış olan müslümanlara sahabe, sahabî veya ashab denmektedir. Hz. İsaya sağlığında inanan on kişiye de havarî denilmektedir.

    Genç komutan Üsame bin Zeydin komuta ettiği bir orduyu Bizans üzerine gönderdi.

    8 Haziran 632 pazartesi günü öğleye doğru 63 yaşındayken (miladî yıla göre 61 yaşında) Medinede Mescid-i Nebînin bitişiğinde bulunan Hz.Âişenin odasında vefat etti. Hz.Ömer, kim Muhammed öldü derse onu kılıcımla parçalarım diye üzüntüsünü dile getirdi. Orada yıkanıp cenaze namazı kılındıktan sonra yine aynı odada defnedildi. Türbesi aynı yerdedir. Bu sırada Bilâl-i Habeşî ezan okumuştur.


  2. #2
    çok güzel
  3. #3
    Allah razı olsun çok güzel