Ölüm Hayat ilişkisi

(Radyoda yayınlanan sohbeti kayıt edip, sonra kağıda yazarak sizinle paylaşmak istedim)
Hz. Mevlana; batmayı gördün ya doğmayı niye beklemiyorsun.buyuruyor, bunu Güneş için söylüyor.Dünya hayatından çekilmenin sonra bir doğumla neticeleneceğini anlatıyor.Bir cenaze gidiyormuş,ahali arasında konuşma olmuş, neden öldü acaba yani ne sebebden öldü, bir arifi billah zat cevap vermiş‘’Doğduğundan’’ demiş.Hakiki sebep odur.Doğmayı gördün ya ölümü bekle.

Müminler ölmez, biryerden biryere göç ederler. Ayrıca ayet bu ‘’ Allah yolunda ölenlere ölü demeyiniz.’’ Siz bilmezsiniz diyor ayrıca başka ayette benim indimde onlar rızıklandırılırlar diyor.Biz maddi bir dünyada yaşadığımız için önce aklımıza yiyecek içecek geliyor.Hep bedeni beslemek geliyor.En uzun karın doyurmanın müddeti 6-7 saattir.Oruç işin istisnasıdır yine karnımız acıkıyor ama Allahın hatırı için Dikkat buyurun, (ben emri için demiyorum) hatırı için açlığa tahammül edip iftara kadar bekliyoruz. Orucun en uzun saati Haziranda 16 saat kadar yenen rızkın en uzun ömrü 16 saat sonra yine yiyoruz. Demek ki rızık bu kadar basit bir şey değil. Ve hep Dünyaya ait bir şey diye konuşuyoruz rızkı, peki cenabi Allah; bizim ölü dediğimiz insanlar için; ‘’ onlar benim indimde rızıklandıdyorlar’’ ben onları rızıklandıdyorun diyor. Ne yiyip ne içiyorlar ki, beden yoksa ne yiyip ne içiyorlar, demek ki rızık bedenin ihtiyacının giderilmesinden ibaret değil. Sadece o değildir, sohbetde rızıktır,iyi arkadaş bir rızıktır,iyi zevce ve zevc(karı koca) en önemli rızıktır,hayırlı evlat,meşrep yakınlığı olan evlat rızıktır, Nefes bir rızıktır, iman bir rızıktır, ahlak bir rızıktır, evlat bir rızıktır, nuhabbet bir rızıktır ,ülfet bir rızıktır,hikmet bir rızıktır, ilim bir rızıktır,hilim bir rızıktır, cömertlik bir rızıktır.hepsi rızık bunların.
Ölü dediğmiz insanlarada Allah ben rızık vereirim diyorsa, demekki ölmek diye bir şey yok. Dünya hayatından ölmek bitmek,son, kaybolup yok olmak değil çünkü daha önceki hayatımızı biliyoruz. Anne karnında bir hayatımız vardı bizim, Hatırlıyormuyuz hayır. İki yüz seksen günlük bir hayat yaşadık, ondan öncede hayat yaşadık ilk safhaya gelelim, Bize; ben sizin Rabbiniz değilmiyim diye soran Allaha cevap veren, kimdi , biz cevap vermedikmi, galu belayı biz demedikmi, demekki oda bir hayat. İşte hayat o safhada ‘’ Ol’’ emriyle başlayıp, hiç bitmiyecek olan bir şüreçtir.Hayat budur. Cenabi Allah’dan farkı varlık sürdürme bakımından, ezeli değildir insan ama ebedidir. Allah ezelidir. Vardı var olmamızı murad etti ve ‘ Kün’ emrini verdi, ‘Ol’ emrini verdi, Ol emrinin verildiği andan itibaren, biz varız. Ve hep var olacağız. Bu varlık; boyut değiştiriyor, bu varlığın en mütekamil, hali yaşadığımız süreç içerisindedir.En mütekamil hali şu anda bulunduğumuz haldir. Bu safadan evvekilre göre,bu süreç içinde yani ol emrinde Ruh halindeydik, şimdi kul halindeyiz. Çünkü kul abd, kelimesi,ruhmaelcesttir.şu anda kul halindeyiz hem beden hem ruh sahibiyiz. Eskiye nazaran en mütekamil, olan halde noksanlık olmaz, faniyiz kıyametten ve hesaptan sonra fani bitecek, Fani olmak yok bakiyiz.mümemmellik orda başlar. Ama şimdiye kadar yaşadığımız zamanlara göre mükemmeliz.
Bundan sonra üç safhamız daha var, Kabir hayatı,hesap zamanı, on dan sonra o hesabın neticesi değil, Rabbimizin takdiri, neticesi, ve İnşallah, affın ve ihsanın neticesi, Ebedi cennettir.
Şimdi, bu safhaları nazara itibara almadan, her şey Dünyada deyip; doğdu ,öldü, bitti, zannında olanlar,Dünyada zaten cehennem azabını yaşamaya başlıyorlar.Ölüm korkusuyla, Müminin hiç ölüm korkusu olmaz. Olsaydı müminin diyorum ama nüfus kağıdı Müslümanlarından bahsetmiyoruz, Olsaydı Resurullah Efendimizin, Ahirete giderken mübarek baş parmağını kaldırıp,’ rafıkıl ala’ lafının manası kalmazdı. Madem ki Efendimiz öyle buyurdu, Müminler için öyledir.bunun yansımaları, çok var bunun en meşhuru Hz. Mevlana en meşhuru demek yegane demek değil, en bilineni, mesela sultan veled efendimizi bilmiyorlar, Sultan veled efendimizin de ölüm döşeğinde yazdığı bir şiir vardır.Babası gibi, Babasının da var Hz. Mevlana efendimizin.’ Ey beni hakiki sevgiliye ***ürecek olan sevgili,nerdesin nerde kaldın hadi artık gelsene,bu hitap kime Azrail a.s. a, hani ölüm korkusu olanların iskelet kıyafetli elinde tırpanla,karikatürize ettikleri Azrail varya ona sevgili diye hitap ediyor,Hz. Mevlana çünkü hedefe varmak için kullanılan vasıtalarda mübarektir.Senin bedenin senin vasıtandır,sen değilsin, ve bu vasıta Allaha ulaştırdığı ve bu vasıta Allahın yer yüzündeki halifesinin şekli.Ve tecessüm etmiş hali ve tekazür etmiş kesifleşmiş hali olduğu için insanın bedeni de mübarektir, Muhteremdir,atılıp yakılmaz, tazim ile maddesinin aslı olan toprağa konulur. Denizde mecburiyet vardır sağ kalanlara eziyet olur diye denize bırakılır, o ayrı mesele, mecburiyet vardır, denizin altıda toprak, ve toprağa konan insan değildir, bedenidir. İnsan başka bir şeydir. İşte bu vasıta; çok önemli, Azrail a.s. da dünya perdesini yırtacağı masivadan kurtaracağı, can kuşunu ten kafesinden azad edeceği için muhterem bir melektir, onada sevgili diye hitap edilir. Ve cenabi Allah da hakiki sevgilidir.
İmtihan korkusu tembellerde olur.Çalışkanlarda olmaz. Ahret korkusuda Dünya tembellerinde olur.Dünya çalışkanlarında olmaz. Bu çalışmak Allah rızasını tahsil çalışmasıdır.Biz çalışkanlığı bile ne yazık ki; günlük hayatta para kazanmayla ölçer hale gelmişiz. Hep maddi, yani bakın maddilikte çok önemli bir nokta var, Yaratılmışlığın ilk ****ryalisti şeytandır, onu unutmayalım. En kıdemli mataryalist,şeytandır. Çünkü Hz. Allah, Adem a.s. a seçde emriyle emrettiğinde; şeytan ne yaptı, secde etmeyişini türlü sebeplere dayandırdı, bitanesi batıl kıyas,ama batıl kıyasdan daha önce bir şey var, yaradılmış maddesini öne koydu, Ademi çamurdan yarattın beni ateşten yarattın. Evvela bu bundan sonra, ikinci husus geliyor, kıyas bundan sonra başlıyor,ilk hata burada başladı, neden; maddeye baktı,çamuruna baktı ademin, toprağına baktı, Hz. Ademin Allahın emrini dinleyip dinlemesini kasdetmiyoruz, o başka bir bahis, bir birinin içinde bu bahisler, Allahın emrini dinlemedi ya dayanağı ne materyalizm, Allahın Ademe verdiğini biliyor o anda şeytan, Allah esmayı verdim dedi, o esma demek ne demek yer yüzünde halife yaratıyorum demek, Allahın hem halifesi hem esma taşıyor, Allahın isimlerine hafi, o tarafına bakmadı, nesine baktı, maddesine baktı. Materyeline baktı, Maddeci toprağına baktı, bitti, ilk mataryalist. Dünya hayatını da, her şeyi madde yaparsak, çalışkanlığın bile karşılığını, parayla ve parayla ölçülür şeylerle ölçersek, başarının göstergesi bu ise, e biz bu işleri anlamıyoruz demektir. Anlamadığımız için; Korkuyoruz. İnsan meçhulden korkar, bildiği şeyden korkmaz. Bildiği şeye tedbirler alır, biz bildiğimizin tedbirlerini aldığımızda; o zaman ölüm; Yahya Kemal beyin dediği gibi; Asude bir bahar ülkesidir.Bu da hadis tercümesidir.Çünkü Resurullah efendimiz de öyle buyurdu ‘ kabir; ya cennet bahçelerinden bir bahçe , ya cehennem çukurlarından bir çukurdur.’ Cennet ve cehennem kabirde başlıyor demek değil gibidir demek.
Bu dünyanın hali bizi, bize tanıtmak içindir.
Ölümden korkmamak marifetmidir, elbette marifettir, korkmak noksanlıkmıdır elbette noksanlıktır.Nasıl olsa olacak bir şeyden niye korkuyorsun, niye o korkuyla yaşıyorsun.Bir kere
Ölüm korkusuyla yaşayanlar rahatsızdır.Benimde başıma gelecek diye, ha işte burada hep efendimizdedir, bütün çözümler bütün bütün ne derdimiz varsa, her derdi telaşın ilacı odur.
Hiç ölmüyecekmiş gibi dünya işleriyle çalış, hemen ölecekmiş gibi ahiret işleriyle çalış.Bu dengeyi kurun diyor, Cenabi Allah’da kuranı keriminde; lafzen ifade etmediği sembollerle ifade ettiği dengeler var.Kuranı kerimde dünya ve ahiret kelimesi eşit adetde geçer. Bununla ahireti dünyaya, dünyayı ahirete denk tutun diyor, zaten ayrım yok diyor. Daha derinin dede o mana var, Efendimiz bunu lisana getiriyor, ‘Dünyası için ahiretini, Ahireti için Dünyasını terk eden benden değildir’ diyor. Daha ne desin, bundan daha aşikar bir laf olurmu.
Günlük hayatı yaşarken Allahlı yaşamak önemlidir.Sabah yataktan kalkınca başlayan şuurlu halimiz, uyuyana kadar devam ediyor.Bütün bu surlu hali Allah ile yaşamaktır.Attığın adım Allah ile olacak.
Kaynak: Ö.Tuğrul İNANÇER Hoca efendinin sohbetinden; Ramazan KALAYCI (tevhit06) Tarafından derlenmiştir.