Pargalı İbrahim Paşanın Mezarı Nerede?

 Pargalı İbrahim Paşanın Mezarı Nerede?

  Okunma: 64214 - Yorum: 18
  1. #1
    sponsorlu bağlantılar
    Galata’daki Canfeda Zaviyesine defnedilmiştir.

    1521′de Belgrad’ın Fethinde görev aldı. 1522′de Rodos seferine katıldı. 1523′te o zamanki usullere aykırı bir şekilde sadrazamlığa getirildi. 1524′te Kanuni’nin kızkardeşi Hatice Sultan ile evlendi. Mısır’da asayişi sağlamakla görevlendirildi ve kendisine Mısır Beylerbeyi unvanı verildi. Macaristan seferine katıldı ve Mohaç Savaşının kazanılmasında önemli rol oynadı.Daha sonra Anadolu’daki isyanları bastırmakla görevlendirildi. Anadolu’da aldığı tedbirlerle isyanları sona erdirdi.

    I. Viyana Kuşatması ile sonuçlanan 2. Macaristan seferine katıldı. Avusturya İmparatorunu Osmanlı Sadrazamına eşit sayan 1533 tarihli İstanbul Antlaşması’nın müzakerelerini yürüttü. Safevilere karşı düzenlenen Irakeyn seferine katıldı. Tebriz’i aldıktan sonra Kanuni’ni kuvvetleri ile birleşti ve Bağdat’ın fethinde görev aldı.

    Pargalı, frenk, damat, makbul ve maktul lakaplarıyla anılan İbrahim Paşa, Irakeyn Seferi sırasında yaptığı bazı uygulamalar sebebiyle Padişahın güvenini kaybetti. Bazı tarihçilere göre Kanuni’nin eşi Hürrem Sultan ve defterdar İskender Çelebi’nin kötülemelerinin de bunda etkisi oldu. 15 Mart 1536 akşamı Kanuni her zamanki gibi İbrahim Paşa’yla akşam yemeği yedi. Ertesi sabah cesedi sarayın önünde boğulmuş olarak bulundu.

    Kanuni Sultan Süleyman, devletin en yüksek makamına çıkardığı Pargalı Damat İbrahim Paşa’nın ölçüyü kaçırdığını düşünmeye başlamıştı.Padişah bir ramazan akşamı İbrahim Paşa’yı iftara çağırdı. Tatlı bir şekilde uzun uzun sohbet ettiler.

    Kanuni Sultan Süleyman ona “Bu gece sarayda kal” dedi.Sadrazam yatmak için, hazırlanan odaya geçti, tatlı bir uykuya daldı.Aynı anda Cellat Kara Ali oraya girdi, yağlı kemendi onun boynuna doladı. Sadrazam İbrahim Paşa uyandı, bir süre direndi ama faydasız… Cellat Kara Ali çok güçlüydü.

    Yan odadaki Padişah, boğuşma seslerini duyuyor ve sonucu bekliyordu.Sadrazam Damat İbrahim paşa son nefesini verdiğinde 41 yaşındaydı. (15 Mart 1536)Padişahın bir numaralı adamıydı. Saraya damat oldu “Makbul İbrahim Paşa” unvanını aldı, sonra Padişah tarafından boğdurulup “Maktul İbrahim Paşa” oldu.


    Görkemli hayat acı bitti.

    Kanuni Pargalı İbrahim paşa ve nesli devam etmesin diye çocuklarını da öldürtmüştür.Sandukaları ise Şehzadebaşı cami avlusu içindedir.Şehzade türbesinin içi rengarenk çinilerle doludur. Ortadaki sandukada Şehzade Mehmed(Hürrrem Sultanın ilk oğlu), sağında Şehzade Cihangir (Pargalı İbrahim ve Hatice Sultanın oğlu) yatar, solunda Hümaşah Sultan. Şehzade türbesinin sol tarafında Rüstem Paşa Türbesi bulunur. Diğer şehzade türbeleri Vefa tarafındadır.

    Dış avluda İbrahim Paşa Türbesi ile Destari Mustafa Paşa Türbesi vardır.

    13 sene sadrazamlık yapan ve Farsça, Rumca, Sırpça ve İtalyanca bilen İbrahim Paşa, bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan İbrahim Paşa Sarayından başka, İstanbul Mekke Selanik, Hezergrad (Razgrad) İbrahim Paşa Camii ve Kavala’da Cami Mescid Mektep Medrese Zaviye Hamam ve Çeşme gibi eserler inşa ettirmiş ve bunlara vakıflar tahsis ettirmiştir.


    sponsorlu bağlantılar
  2. #2
    Bu bilgiler dogru degil.Ibrahim pasa padisahin kizkardesi ile evli degildi.Sehzadebasi diyede bir kavram yoktur cunku sehzadenin basi,baskani olmaz.Cigangir ise pasanin degil sulaymanin cocugudur
  3. #3
    arkadaşımız bu bilgiler doğru değil demiş ama keşke doğrularını kendis yazsaymış.inkar etmek kolay hemen.cehalet çok kötü bir şey ya
  4. #4
    kardeşim ne cehaletinden bahsediyor adam sallamış bazı yerleri ıbrahim paşa hatice sultanlar evli fln değil sen kendi cehaletinin farkında degilsin
  5. #5
    Pargalı İbrahim Paşa'nın mezarı fındıklıdaki kara tarafındaki siğorta binasının heme köşesinde yokuş başında fayanslarla kaplı olan mezardır. Şehzade Mehmet Camii'de değildir. Zaten matık olarak padişahın idam fermanını verdiği birisini neden oğlu Şehzade mehmet ile aynı hazirede gömülmesini istesin. Pargalı ibrahim paşa ile daha detaylı ve gerçekçi bilgi isteyen arkadaşlar Prof. Dr. Nurhan ATASOY'un kitaplarından okuya bilir. Şahsıma ait DUYGU YUMAĞI bloğumda bu tür konuları resimleriyle beraber yayınlamaktayım merak eden ordanda yararlana bilir. (kaynak olarak değerli tarih prof. ları ile araştırmacıların yayınladıkları eserlerden ve kütüphanelerden elde edilmiştir. )
  6. #6
    Bu bilgiler asılsızdır ibrahim paşa çocukları öldürülmemiştir
  7. #7
    Arkadaşım yanlış diyorsun şehzadebaşı diye bir yer yok diyorsun fakat yanılıyorsun.Bu günkü İstanbul belediye binasının tam karşısında şehzadebaşı camii bulunmaktadır ve bahsettimiz şahısların mezarları sandukaları orada bulunmaktadır.Ben gidip ziyaret ettim sende git ziyaret et ve kendini geliştir.
  8. #8
    bazı arkadaşlar çok kesin dille konuşmuşlar, öyledir böyledir gibilerinden ! öncelikle bu arkadaşlar 450 - 500 yaşında ise kendilerini soluksuz dinleyerek tecrübelerinden faydalanmak için sabırsızlanırım. yok eğer makul yaştalarsa ve sağdan soldan duydukları veya yeteri kadar araştırarak okudukları ile konuşuyorlarsa o zaman cümleleri düzgün kullanmalarını tavsiye ederim. burada inat ile ben bilirim sen bilmezsin yarışı yapılmasın ki hepimiz faydalanalım birşeylerden.

    öncelikle çelişkili konularda herkes haklı ve kimse haklı değil ! 1700 lü yıllarda sarayda çıkan yangın birçok belgeyi ortadan kaldırmış. bu yüzden bugünkü mahalle ağızı ile kulaktan kulağa dolma bilgiler eşliğinde birçok şey açık ve net değil. mesela hatice sultanla ibrahim paşanın evli olup olmadığı konusu tam olarak zar atmaya benziyor. tek mi çift mi ??? bir kısım evli derken bir kısım ibrahim paşa hiç evlenmemiştir diyor. bir kısım pargalı ile hürrem azılı 2 düşmandı derken, diğer taraftan ibrahim hürreme sırılsıklam aşıktı ve hürremi alt edecek birçok fırsatı varken yapmamasının sebebinin aşkı olduğunu ve bunun sonucundada alt edildiğini öngörüyor. ki bana mantıksız gelmiyor açıkçası. koskoca 7 cihana hükmeden dünyanın rakipsiz tek devletinin 2. adamı ve koskoca hünkarın paşası, seraskeri değil kardeşi ilan edilmiş bir adamsın. sıradan bir cariyeyi nasıl dize getiremezsin ??!!! sultan süleymanın bu sebeple ibrahimi hiç düşünmeden katlettirdiğide söylenir. hatta aslında böyle birşey olmamasına rağmen, hürremin, sultan süleyman böyle düşünsün diye belli oyunlar oynamış olma olasılığındanda bahsedilir.

    tıpkı yine büyük bir çelişki barındıran şehzade mustafa hadisesi gibi. kimi kaynaklarca iran şahı ile mustafanın mektuplaştığını, bu mektuplarda süleymanın hiç sevmediği iran şahına mustafanın "benim tahta geçmem yakındır. merak buyurmayınız ki ben tahtın sahibi olduğumda herşey daha güzel olacak" diye babasının aksi görüşte olması ve onun düşmanına dostça yaklaşması, iran şahı ile birleşip taht için ayaklanacağı şeklinde gösterilir ve bunu hürrem çok iyi kullanarak aslında sadece barışçıl yaklaşan şehzadenin ayaklanmak üzere olduğuna sultan süleymanı ikna eder. çelişki şuradadır ki, ele geçen bu mektubun aslında hiçbir zaman şehzade mustafa tarafından yazılmadığı, hürrem tarafından planlandığı ve bir şekilde manisa sarayına yollanan bir casusun gizlice şehzade mustafanın mührünü kullanarak mektubu yazdığı söylenir.

    sonuç olarak bilgilerin özellikle saraydaki sosyal hayatla ilgili kulaktan dolma olduğuna kimsenin şüphesi olamaz. çünkü saray hayatı çok ama çok uzaktı halktan. dizideki gibi elini kolunu sallayan hünkarı göremiyordu. (ben bile askerliği şırnakta 1. jandarma komando tugayında taptım, tuğgenerali 3 defa gördüm, 2 si 1-2 km mesafeden diğeri elimi sıktığı 2-3 saniye. ki bu adam koskoca sultan süleyman ! ! !) o yüzden saray emeklileri veya sarayda çalışanların kaleme aldıkları, yakınlarına anlattıkları dışında elde hiçbir gerçeklik yoktur. kaleme alınanlarında bir çoğu 1700 lü yıllarda saray yangınında yandığı için yok olunca akılda kalan ve kulaktan kulağa gelen 2-3 hikaye içerisinden birbirine en çok uyan parçaları birleştirip yapbozu tamamlamak çok araştırmaktan geçiyor sanırım. bence dizideki entrikalar bile gerçeklerinin yanında okyanustaki bir damladır. osmanlının en ihtişamlı dönemindeki koskoca serasker, hünkarın kardeşi, sadrazam ibrahim paşa (güce bak) ve namı nesillere kadar ulaşmış, osmanlının 1 numarası sultan süleymanın aşkından gözlerini kör eden hürrem sultanın kapışması bence sümbülden, nigardan, adam tutup pusu kurmaktan vs çok çok daha büyük akıl ve güç oyunlarına sahne olmuştur.

    herşey bir tarafa birde ibrahim paşanın ölümü var.
    ben bir çok yerde teravih namazı çıkışında öldürüldüğünü okumuştum açıkçası. 1-2 yerde yatağında boğularak öldürüldüğü yazıyordu, dikkate almamıştım ama dizidede yatağında boğuldu anlatılınca kafam çok karıştı. bunu sultan süleyman "kudret sadece bende" iması için yaptırmıştır, aldığı gazlara ve yüksek egosuna engel olamayarak. o yüzden bunu herkese kanıtlar şekilde ibret alınması bakımından alenen yaptırtmış diye biliyorum. mesela ibrahim paşanın "bu koskoca devleti ben yönetiyorum. padişah birşeye hüküm verse bile benim onayımdan geçmez ise uygulanamaz" dediği hristiyan elçilerin kaynaklarında günümüze kadar ulaşmıştır. herkesin bildiği bir lafı süleyman yedi cihana göstere göstere ibrahim paşaya yedirtti diye biliyorum.

    her neyse.
    keşke herşey tam olarak hristiyan elçilerin kaleme aldığı kadar net ve açık olarak günümüze gelseydi. geçmişimizi tartışmak güzel. bu unutmadığımızı ve öğrenmek istediğimizi gösterir. bu çok güzel ama rica ederim sidik yarışına dönmesin...

    saygılar

  9. #9
    Misafir Nickli Üyeden Alıntı
    Bu bilgiler dogru degil.Ibrahim pasa padisahin kizkardesi ile evli degildi.Sehzadebasi diyede bir kavram yoktur cunku sehzadenin basi,baskani olmaz.Cigangir ise pasanin degil sulaymanin cocugudur
    ŞEHZADEBAŞI İstanbul büyükşehir belediye binasının ordan başlar, yani eski direkler arası denilen yere kadar VEZNECİLER' e bağlanır. Şehzade Mehmet cami de İstanbul Büyük şehir belediye binasının karşıısnda bulunmaktadır. Kanuni Sultan Süleyman çiçek hastalığından genç yaşta kaybettiği oğlu şehzade mehmet için bu camiyi yaptırmış olup türbesinede bir taht koydurtmuştur sandukanın üstüne. daha detaylı bilgiyi DUYGU YUMAĞI adlı blogumdan okuya bilirsiniz.

  10. #10
    Kanuni de Hürrem de Cehennem ateşlerinde yansınlar..Bunları ejdat olarak kabul etmiyorum. Avrupanın bize barbar demesini hiç de yadırgamıyorum. Buına sebep olan ejdat dediğimiz damadını, çocuğunu, onların çocuklarını acımadan katleden kanuni gibi devlet adamlarıdır. Halk'a kullarım diyen padişah bunu aklım almıyor. Bir tek Allaha kulluk edilir diyen kuranı kerim den bu padişahların haberleri olmamış mı ? Dikkat edilir ise Hürrem ve diğer padişah eşleri rusya benzeri ülkelerden gelme yani İbrahim paşa DEVŞİRME de onlar değil mi ??? Kısacası acınası bir geçmişimiz var...!!!
  11. #11
    Doğrucu Davut Nickli Üyeden Alıntı
    Kanuni de Hürrem de Cehennem ateşlerinde yansınlar..Bunları ejdat olarak kabul etmiyorum. Avrupanın bize barbar demesini hiç de yadırgamıyorum. Buına sebep olan ejdat dediğimiz damadını, çocuğunu, onların çocuklarını acımadan katleden kanuni gibi devlet adamlarıdır. Halk'a kullarım diyen padişah bunu aklım almıyor. Bir tek Allaha kulluk edilir diyen kuranı kerim den bu padişahların haberleri olmamış mı ? Dikkat edilir ise Hürrem ve diğer padişah eşleri rusya benzeri ülkelerden gelme yani İbrahim paşa DEVŞİRME de onlar değil mi ??? Kısacası acınası bir geçmişimiz var...!!!
    Dostum barbarlıktan bahsetmişsin de; barbarlık denilen unsur İnsanoğlu denilen adi yaratığın DNA'sında kayıtlıdır zaten. Yani Barbarlık insanoğlu'yla başlayan bir süreç, ego'sunda var insanın, doğasında mevcut. Barbarlık, sırf insanın insan'a değil, insan'ın hayvan'a, bitkiye karşı da uyguladığı bir olgu.

    Acınası bir geçmişimiz var demişsin de; kimin yok ki! insanlık tarihi, savaşları, bir insanın diğer bir insan'a erk mücadelesi, hükmetmesi güdüsü tarih boyunca hep var.

    Zaten ne geliyorsa insanlığın başına, bu ego, erk, köleleştirme ve "en iyisini ben yiyeceğim" düşüncesinden geliyor.

    Barbarlık demişken; tarihte bilinen asıl Barbarlar, bugün Alman, İngiliz, Fransız olarak bilinen geçmişleri Cermen kabileleri olarak bilinen ırklara ait bir tabirdir. Yani "Barbar" kelimesi Cermen'lere ait bir tabirdir. Daha sonra Viking'ler, Normanlar ve Bu günün italya'sının ve Avrupası'nın mimarları Latinler yani Roma'lılar gelir.

    Tarihin daha da gerilerine gidersen; Makedonlar, Persler, Yunanlılar, İon'lular, Keltler, Çin'liler, Moğollar, Araplar, hep erk uğruna bir sürü Barbarlıklarda bulunmuşlardır.

    İnsanoğlu denen yaratığın doğası icabı zaafiyeti vardır, dünya niğmetleri karşısında zayıftır, ego'ya yenik düşer, kısaca sütü bozuktur.