Türk Toplumlarında Müzik Kültürü

 Türk Toplumlarında Müzik Kültürü

  Okunma: 37212 - Yorum: 25
  1. #1
    Bilindiği gibi Türk kültürünün ve dolayısıyla Türk müzik kültürünün tarihteki ilk kökenleri Orta Asya’ da Altaylar’ da olup, ilkçağın derinliklerine kadar uzanır. Ortaya çıkarılan en son, en yeni ve en geçerli insanbilimsel bulgulara, kazıbilimsel buluntulara ve kültür tarihi bilgilerine göre Altaylılar Türkler’ in atalarıdır; yani Ön-Türkler’ dir.

    1- Altaylılar Döneminde Türk Müzik Kültürü (MÖ. 4000’ e kadar)
    Ezgisel yapı sade, ritmik yapı ise çeşitliydi. Form çoğunlukla tekrarlama ve başkalaşma şeklindeydi. İnsan sesi ve şarkı, çalgıdan önce gelirdi. İnsan sesine ve şarkıya, davul ve def eşlik ederdi. Boru ve Kopuzun ilk örneklerine erişildi. Şaman müziği denilen büyüsel-dinsel-törensel müzik giderek belirginleşti.

    2- Hunlar-Göktürkler ve Uygurlar Döneminde Türk Müzik Kültürü

    a) Hunlar Döneminde (MÖ. 4.-3. Yy, MS. 3. Yy-557)
    Türk müzik kültürü devlet ve kamu eliyle sonraki dönemlerin tümüne temel oluşturacak biçimde yapılandı. Hun kağanlığına bağlı ilk devlet askeri müzik topluluğu olarak Tuğ Takımı (Mehterin atası) kuruldu. İlk devlet sivil müzikçiler topluluğu olarak, Kopuzcu Ozanlar bulunduruldu. (Aşıklık geleneğinin başlangıçları) Dinsel müzik- Dünyasal müzik (dindışı)-Sivil müzik- Askeri müzik- Sanat müziği- Halk müziği gibi ilk ana ayrışmalar başladı. Davul-zurna ikilisi oluşup birbiri ile kaynaşmaya başladı. Şaman müziği, Tuğ müziği, Ozan müziği, Şölen-oyun-eğlence müziği gibi türleşmeler belirginleşti. Yakındoğu (İran) ve Uzakdoğu (Çin) müzikleri etkileşim içine girdi.

    b) Göktürkler Döneminde (552- 745)
    Türk müzik kültürü yapısı ve niteliğinin yanı sıra devletin adıyla da bir müzik kültürü oldu. Halk ve Sanat müziklerinde kullanılan perde sayıları arttı, ezgi yapıları genişledi; vokal- sözel müziklere “yır”, çalgısal müziklere “kök” denildi. Sanat müziğinde daha incelikli ve sanatlı bir üslup gözlenmeye başladı. 2 telli kopuzun yanı sıra “ıklığ” denilen yaylı (oklu) kopuz gelişti. Göçebe müzik kültüründen yarı göçebe- yarı yerleşik müzik kültürüne geçildi. İlk büyük Türk müzikçileri yetişip, kalıcı etkinliklerde bulundu. Bunların en ünlülerinden biri “Sacuk Akari” 560’^lı yıllarda 12 perdeli Türk müziği ses sistemini ve Türk müziği modlarını (çığır) Çinli müzikçilere tanıttı.

    c) Uygurlar Döneminde (745- 840- 1209)
    Türk müzik kültürü modal müziğin en gelişkin dönemine ulaştı. Yerleşik yaşama geçişle birlikte, yerleşik yaşam müzik kültürüne de geçildi. Müzikte yepyeni türler ve çeşitler ortaya çıkmaya başladı. Ezgi yapıları daha da genişledi. Daha fazla motifli ezgiler ortaya çıkarıldı. Kullanılan çalgıların tür ve çeşitleri, görevleri, tutuluş biçimleri, çalınış teknikleri, müzik topluluklarının oluşum biçimleri ve müziğin yapıldığı yerler yeniden düzenlendi. Özellikle ozan çalgıcılık profesyonel bir meslek niteliği kazandı. Başta Çin, İran, Hint, Arap, Kore ve Japon müzikleri olmak üzere, çevre müzik kültürleri ile yoğun ilişkiler içine girildi.

    3- Karahanlılar- Gazneliler ve Selçuklular Döneminde Türk Müzik Kültürü

    a) Karahanlılar Döneminde (840- 1212)
    Türk müzik kültürü, İslamiyetin topluca benimsenmesi ve devletin resmi dini haline gelmesi ile yeni bir oluşum, değişim, gelişim ve dönüşüm sürecine girdi. Köklü Modal Türk müziği, makamsal müzik çevresine açıldı ve onun etkin bir öğesi olmaya başladı. “Tuğ takımı” tabılhaneye dönüştü, kopuz eşliğinde türkü söylemenin yanı sıra tambur eşliğinde şarkı söyleme geleneği oluşmaya başladı. Yeni tür, çeşit ve biçimler orta çıktı. Türk sanat müziğinde kullanılan perde sayısı arttı. 1 sekizliği (oktavı) 17 aralığa bölen ses sistemi Farabi tarafından, Horosan tamburu üzerinde gösterildi. İlk Türk müzik kuramı kitapları yazıldı. Farabi’ nin (874- 950) yazdığı musikiye giriş kitabı ve büyük musiki kitabı çağının en önemli 2 temel kuram (teori) kitabı oldu.

    b) Gazneliler Döneminde (962- 1187)
    Türk müzik kültürü, büyük bir kültür-sanat ve müzik merkezi haline gelen “Gazne” kentinde çok yönlü bir değişim ve gelişim gösterdi. Fars, Arap ve Hint müzik kültürleri ile yoğun bir etkileşim içine girilerek makamsal müziğin belli özellikleri edinildi. Klasik şiirle bağlantılı olarak klasik müzik ortaya çıkmaya başladı. Türk müziği özellikle Kuzeybatı Hint müziğini etkiledi. Türk müziği sistemi kuzey Hint müzik bilginlerince çok iyi biliniyor ve “Truşka” adı ile anılıyordu.

    c) Selçuklular Döneminde (1040- 1157- 1308)
    Türk müzik kültürü, yeniden imparatorluk müzik kültürü niteliğini kazandı. Kendine özgü yerleşik bir müzik kültürü oldu. Aynı sınırlar içinde Fars ve Arap müzikleriyle birlikte oldu, iç içe geçti ve doğrudan etkileşti. Kendi gelişim, değişim ve dönüşümünü geliştirirken, İslam müzik kültürüne yepyeni bir çeşitlilik getirdi.

    4- Türkiye Selçukluları- Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti Dönemlerinde Türk Müzik Kültürü

    Türkiye Selçukluları döneminde (1071- 1075- 1308), dini müzik alanında özellikle tekke müziği çok hızlı bir gelişme gösterdi. Kentsel tekke müziğinde Mevlana ve oğlu Sultan Veled, kırsal tekke müziğinde ise Taptud Emre, Yunus Emre ve Şeyyad Hamza belirleyici oldular. Din dışı müzik alanında, sanat müziğinin belli dallarında üslup farklılaşmaları belirginleşti. Orta Asya’ dan getirilen kopuzdan uzun saplı Anadolu Sazı (bağlama) geliştirildi. Müzik yaşamında geniş bir özgürlük ve hoşgörü ortamı oluştu. Bu arada Türkiye Selçukluları’ nın son ve Osmanlı’ nın ilk döneminde ülkenin doğu sınırları dışında Azerbaycan’ da yaşayan Türk müzik bilgini “Urmiyeli Safiyuddin” (1224- 1294) 1 oktav içinde 17 aralıklı – 18 perdeli Türk müziği ses sisteminin, dinsel betimlemesini ve kuramsal açıklamasını yaptı. Ortaya koyduğu sistem ve kuram, tüm Orta Doğu ve Yakın Doğu’ ya yayıldı. Yazdığı Kitab-ül Edvar ve Şerefiye kendisinden sonraki tüm kuram kitaplarına temel oldu. Yine aynı ülkeden, Managalı Abdülkadir (1360- 1435) Cami-ül Elhan adlı kitabıyla ve diğer eserleri ile Türk müziğinin kuramsal temellerini daha da geliştirdi.

    Osmanlılar döneminde (1299- 1922), Türk müzik kültürü yeniden, ama bu kez Avrasya’nın yanı sıra Afrika’ ya yayılan kendine özgü bir yerleşik imparatorluk müzik kültürü niteliğini kazandı. Dini ve din dışı müziğin temel kurum ve kuruluşları olan, tabılhane mehterhaneye, saray musiki meşkhanesi Enderun musiki mektebine dönüştü. Besteleme ve seslendirme alanında çok yüksek düzeylere erişildi. Kuram ve kuramsal çözümleme geleneği devam etti. Çeşitli müzik yazısı sistemleri oluşturuldu, ancak hafızaya dayalı meşk yöntemi etkinliğini sürdürdü. Batı Avrupalı müzikçiler, Osmanlı’ ya gelip konserler verdiler. (ilk konserler Kanuni Sultan Süleyman döneminde oldu.) Avrupa nota yazısı Türk müziğinde de kullanılmaya başlandı (1650). Avrupa kemanı saray fasıl müziğinde kullanıldı (1740). Batı Avrupa örneğine uygun ilk boru-trampet takımı oluşturuldu. Bando kuruldu. Müzikte çokseslilik devletçe benimsendi. İlk çoksesli Türk müzik eseri olan İlk Türk ulusal marşı sayılan Mahmudiye Marşı bestelendi (2. Mahmut Döneminde) ve seslendirildi (1829). Böylece modal- makamsal- tonal döneme geçilmiş oldu. Doğu ve Batı müziğini kapsayan bir okul olan Müzika-i Hümayun kuruldu (1826- 1831). İlk Türk senfonik orkestrasının çekirdeği oluşturuldu. Avrupa modası ve alafranga müzik yapma ve yaratma yaygınlaştı. Nota basımı ve yayımına başlandı. Devlet adına müzik öğrenimi görmek üzere, orta ve batı Avrupa’ ya öğrenci gönderildi (1908). Halka açık ilk resmi müzik okulu olarak “Darülelhan” kurulup, açıldı ve saray senfonik orkestrası, Avrupa’nın çeşitli yerlerinde konserler verildi.

    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DÖNEMİNDE (1923- )
    Türk müzik kültürü, çağdaşlaşma ve evrenselleşmeyi amaçlayan yeni bir süreç içine girdi. Bu süreçte ÖZDE ulusalcılık, YÖNTEM VE TEKNİKTE çağdaşlık ve NİTELİKTE evrensellik, birbirlerini tamamlayıp bütünleyen 3 temel ilke olarak belirlendi. Müziğin, bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik ve eğitimsel boyutları göz önüne alındı. Bu bağlamda Tevhid-i Tedrisat (1924) kanunu ile Musiki Muallim mektebi kuruldu. 1923’ te yeniden açılan Darülelhan konservatuara dönüştürüldü (1926). Türk Halk Müziği belgeliği oluşturuldu (1938). Devlet operası (1949) ve balesi (1959) kuruldu. Tv de müzik yayınına başlandı (1968). Yurdun dört bir yanındaki üniversitelerde müzik bölümleri açıldı. Türkiye’ nin tarihsel gelişimi, coğrafi konumu, kültürel birikimi ve siyasal yönelimi ile iç ve dış dinamiklerinin doğal bir gereği ve sonucu olarak, ikisi geleneksel Türk müzik kültürü, diğeri çağdaş çoksesli Türk müziği kültürü ve popüler müzik kültürü olmak üzere 4 ana dalda biçimlenen yoğun bir oluşum, gelişim, değişim ve dönüşüm süreci yaşandı.


  2. #2
    laylaylom.. bana müziğin tarihsel oluşumu gerekli
  3. #3
    teşekkür ederim çok işime yaradı
  4. #4
    Ellerinize sağlık çok teşşekkür ederim
  5. #5
    saolun müzik performans ödevimiz için çook işime ve arkadaşlarımın işine yaradı teşekkürler :D
  6. #6
    ben zeko çokk güzel olmuş en sonunda buldum çoook saolun
  7. #7
    Kayıtsız Üye Nickli Üyeden Alıntı
    laylaylom.. bana müziğin tarihsel oluşumu gerekli
    çok teşekkur edrm işime çok yaradı saolun :D

  8. #8
    bence çok güzel fakat tam olarak aradığım birşey değil.
  9. #9
    Sağolun çok işie yaradı
  10. #10
    Çok teşekkürler...
  11. #11
    çok tşkrr ederim çok yardımcı oldunuz :)