MITOLOJI

Mitoloji Sözcük anlami olarak "efsane bilimi"dir. Yani ilkel
insanlarin ve insan üstü varliklarin basindan geçen masalsi
olaylarin incelenip anlatilmasidir.
Eski çaglarda yasamis olan insanlarin doga olaylarina, sosyal
iliskilerine, dini inanislarina bakis açilarinin
yorumlanmasidir. Her ulusun, her ülkenin tarihi; çesitli
efsaneleri, destanlari, kahramanlik öykülerini, inanç sistemini,
tanrilarini, insanlarini, masallarini, söylencelerini
barindirir ama mitoloji dendiginde bu sözcüge yabanci
olmayanlara ilk çagrisim yapan Yunan mitolojisidir.. Mitoloji'yi
sadece antik yunan sair sanatçilarina ait gibi görmek çok yanlis
bir olgudur. Troya savasi hikayelerine bakildiginda ve mitlerin
temel noktalarina bakildiginda Anadolu ön plana çikmaktadir.
Çogunlukla Anadolu'da yeserip büyüyen bu mitler Antik Yunan'da
olgunlasmislardir. Antik Yunan'la sairlerin bunlari kaleme almasi
ne bunlari Antik Yunan ürünü yapar ne de tamamen Anadolu'mu yapar.
Mitoloji yüzyillar boyu Ege'de birçok kültürler tarafindan
islenmis kompozit bir yapilanma sergiler. Ancak ne var ki Homeros,
Hesiodos, Eurypides, Sophokles, Aristophanes, Heredotes, Ovidius,
Vergilius, Platon, Platus gibi Antik Yunanli yazarlar olmasa balkida
biz bunlari ögrenemeyecektik.
Kendi çagimizin uygarliginda sanata ve felsefeye bir göz
atarsak, hemen her alanda (resim, heykel, müzik, tiyatro, edebiyat)
mitolojiyle burun buruna geliyoruz. Bu da bize mitoloji'nin insanoglu
var oldukça toplumsal niteligini koruyacagini, toplumun düsünce
ve deger yargilarini egitecegini göstermektedir

MITOS VE TÜRLERI


"Mitos" teriminin anlaminda ve kullaniminda azimsanamayacak bir
bulanikligin bulundugu göz önüne alinarak, onun bu yazida
hangi anlamda kullanildigi üzerinde birseller söylenmesi yerinde
olur. Mitos(myth), efsane(legend), destan(saga) ve halk
öyküsü(folkstory) ile Marchen(masal) arasinda genellikle
yapildigi görülen ayrim, edebi ölçüte dayanir; yapilmakta
olan bir baska ayrim, "mitos" ile "tarihsel gerçekler" arasinda
olup, mitos niteligi tasiyan herhangi bir seyin inanilmaya deger
olup olmadigi gibi bir düsünceye dayanmaktadir. Bu çalismada
ne edebi ölçüt ne de tarihsellik ölçütü kullanilmistir;
bunun yerine "islev" ölçütü benimsenmistir.
Mitos, belli bir durumun yarattigi insan düzgücünün, imgeleminin
ürünü olup, belli bir is yapma niyetini gösterir.
Böyle anlasildikta, mitos hakkinda sorulmasi gereken dogru soru,
onun "gerçek olup olmadigi" degil, "onunla ne yapmak niyetinde
olundugu" sorusudur.
Islev olarak mitoslari siniflandirmaya tabi tutarsak;

Ritüel mitoslari:

tapinak arsivlerine göre, Nis ve Dicle-Firat vadilerinde, tarimsal
temellere dayanan oldukça gelismis kent uygarliklarinin
yasadigi anlasilmaktadir.Söz konusu metinler, buralarda yasman
insanlarin, Ritüel(tören) adini verdigimiz incelikli bir etkinlik
biçimi yarattiklarini göstermektedir.
Ritüeller, söz konusu eylemlerin yürütülmesinde izlenmesi gereken
yollarin dogru biçimlerinin neler oldugu hakkindaki uzmanlik
bilgisine sahip yetkili kisilerce, belirli zamanlarda, degismez bir
biçimde yerine getirilen bir eylemler silsilesi olusturdular. Ama
bugün biliyoruz ki Ritüel, yalnizca eylemlerden olusmuyor, onlara
sözler, sarkilar, efsunlar eslik ediyordu.
baska bir deyisle, Ritüel, Yunanlilarin dromenon(dram) adini
verdikleri "yapilan" eylemler bölümüyle, muthos(öykü) adiyla
adlandirilan "söylenen" sözler bölümünden, yani mitos(mit)
bölümünden olustu.
Ritüelde mitos, oynanmakta olunan oyunun öyküsünü anlatti;
belirli bir durumu betimledi; ne var ki bu öykü, izleyici kitlesini
eglendirmek için söylenen sözler degildi; öykü, sözlerle bir
güç, bir erk yaratilmasi için söylendi. Sihirli(!) sözlerin
ardi ardina yinelenmesi, anlatilan durumun olusmasini ya da
yeniden olusmasini saglayacak güce sahipti.
Mitler, insani, kendi sinirlarini asmaya zorlar; onu, tanrilarin
ve mitsel kahramanlarin yaninda yer almak zorunda birakir; bundaki
amaç, onlarin eylemlerini insanin da yapabilecegi ve bir anlamda
arinmasina ve kendini tanimasina yol açacagidir. Mit, dogrudan
ya da dolayli olarak insanin yücelmesini ve kendi sinirlarini,
kosullanmalarini asmada yardimci olur..Mitleri ezberden
söyleyenler kimi toplumlarda samanlar ve sihirbaz-hekimler ya da gizli
dernek üyelerinden olusur. Her ne olursa olsun, mitleri ezberden
söyleyen kisi, yetenegini kanitlamis ve ustalar tarafindan
yetistirilmis olmalidir.
Arkaik toplumlarin dinsel yasaminda sihirbaz hekimler, samanlar ve
yasli ustalarin rolü herkesçe bilinir. Tümü de esrime
deneyimlerinde farkli biçimlerde uzmanlasmis bireylerdir.
Mitosun bu türüne "Ritüel mitoslari" dememizin nedeni budur. Adini
islevinden, ritüelin istenen sonucu saglamasina yardimci
olmasindan almaktadir.

Orijin mitoslari:

Bu mitos türü daha çok "etiolojik(*) mitos" olarak adlandirilir.
Islevi bir görenegin, bir adin ya da hatta bir nesnenin nasil
dogdugunun imgesel bir açiklamasini sunmaktir.
Çok sayida mitte sunlar ön plana çikar.
a-Bir kahramanin, bir deniz canavari tarafindan yutulmasi ve
kendini yutan canavarin karnini zorladiktan sonra oradan basariyla
çikmasi,
b-Bir vagina-dentata nin inisiyasyon geregi asilip geçilmezi ya da
toprak ananin agziyla veya döl yatagiyla bir tutulan magaraya ya
da bir yariktan asagiya tehlikeli inis. bütün bu serüvenler
aslinda inisiyasyonla ilgili sinamalari olusturur; bunlarin
ardindan basari kazanmis olan kahraman yeni bir yasam biçimi elde
eder.
"Kökene dönüs" yeni bir dogusu hazirlar, ama bu, ilkini yani
fiziksel dogusu yinelemez.Gerçek anlamda mistik nitelikte, tinsel
türden yeniden dogus söz konusudur, bir baska deyisle yeni bir
yasam biçimine açilma vardir. Temel düsünce sudur; Üst düzeyde
bir yasam biçimine ulasmak için gebeligi ve dogusu yinelemek
gerekir; ancak bunlar mit biçiminde, simgesel olarak yinelenir.
Hindistan'da günümüzde bile geleneksel hekimlik, yaslilari
gençlestirme ve tümüyle
bitkin düsmüs hastalara eski canliliklarini kazandirma isini,
onlari dölyatagi biçiminde
bir çukura gömerek gerçeklestirir.

Kült mitoslari:

Israil dininin gelismesi sirasinda dogmus bir mitos biçimidir.
Israil toplumunun içine en derin biçimde sinmis tarih
geleneklerinden biri, halkin Misir tutsakligindan kurtulusunun
anilmasiydi.
Burada rahipler, kamu önünde tarihlerinin odak noktasi olabilecek
bazi olaylari sarki biçiminde, okuyorlar, bu okuyuslara, halkin,
rahiplerinin söylediklerine yanit niteligindeki birlikte
okuyuslari eslik ediyordu.
Mitos, bu biçimi ile de bir durumu betimlemekte, bu böylece söz
konusu durumun sürmesini saglama islevine sahip olmakla beraber,
artik bu islevleri sihirsel bir güçle degil, fakat moral güç
kanaliyla yerine getirmeye çalismaktadir.

Prestij mitoslari:

Mitosun bu türünün islevi, bir halk kahramaninin dogusuna ve
yaptiklarina bir gizem ve tansik havasi vermektir. Musa'nin
dogusu ve sazlardan yapilmis hasir bir sandik(sepet) içinde Nis'
e saliverilisi öyküsü bir tarih bilgisi olabilirse de, Sargon,
Kyros, Romulus ile Remus ve halkin imgeleminde yasatilan öteki
kahramanlarin benzeri öyküleri arasinda kosutluklar görülebilir.
(Bir sandik içine konularak suya birakilma motifi, dogum
olayinin simgesel yoldan açik seçik bir anlatimidir ve bu
anlatimda sandikçik ana rahminin, su ise rahimdeki amniyon suyunun
yerini tutar.Sayisiz düslerde anne ve babayla çocuk iliskisi,
sudan çikarilis ya da sudan kurtarilis motifiyle dile
getirilir.Hz.Musa ve Tektanricilik,Sigmund Freud,s,18)

Eskatologya mitoslari:

Eskatologya(*) mitoslari, Zoroasterciligin eskatalogyasina birseller
borçlu olsa da, bu tür, özellikle Yahudi ve Hiristiyan
düsünüsünün karakteristik bir ögesini olusturur. Habercilerin
yazilarinda, bu dünya düzeninin bir genel yikim (katastrofi) ile
sona erecegi düsüncesi önemli bir yer tutar.
Kehanetler de buna dahildir. Haberciler sonlu durumu betimlemeye
kaktiklarinda , mitos diline geri dönmek zorunda
kalirlar.Eskatoloji, bir gelecek kozmogonisinin ön belirtisinden
baska birsey degildir. Ancak her Eskatoloji su olgu üzerinde durur;
Yeni yaratilis bu dünya kesin olarak ortadan kaldirilmadikça
gerçeklesemez. Gerçek anlamda yeni bir seyin baslayabilmesi için,
eskinin kalinti ve yikintilarinin tümüyle yok olmasi gerekir.
Mitin açik olan tartismasiz degeri hep ayni süreler içinde
yinelenen ritüellerle yeniden dogrulanir. Paradigmatik bir hareketin
sürekli yenilenmesi sayesinde herhangi birsey, evrensel akis içinde
sabit ve sürekli olarak kendini gösterir. Ancak insan bunu kendi
deneyimiyle ögrenebilir.
"Gerçeklik", "askin" bir düzeyden hareketle kendini belli eder ve
olusturulmaya elverisli bir duruma gelir, ama bu askin düzey,
mitlerde yasanmaya elverislidir ve giderek sonunda insan yasaminin
bütünleyici bir parçasi durumuna gelir.
tanrilarin, mitsel kahramanlarin ve atalarin bu "askin"
nitelikteki dünyasina girilebilir, çünkü deneyimi gerçeklestiren
insan, Zaman'in tersine çevrilmezligini kabul etmez.
Ritüel yardimiyla dindisi ve kronolojik olan Zaman ortadan
kaldirilir, mitin kutsal Zaman'i yakalanir. Ve yinelersek, insanin
kosullanmalarini, sinirlarini taniyarak ortadan kaldirmasina
ve kendini tanimasina, arinmasina olanak verir. Insan, kendi
kendinin efendisi olur.

* Etiolojik, neden bilimsel demektir.
* Eskatologya, bu dünya yasaminin sonu ve öte dünya yasami ile
ilgili konularin genel adidir.

Alıntı