Peygamberimizin Eğitim ve Öğretim Çalışmaları

 Peygamberimizin Eğitim ve Öğretim Çalışmaları

  Okunma: 3757 - Yorum: 1
  1. #1
    Sevgili Peygamberimiz Hz Muhammed(s) ideal bir toplumu oluşturmak için eğitime büyük önem vermiş ve “Asr-ı saadet” şeklinde nitelenen İslâm toplumunun yaşadığı dönemi büyük çabalarla oluşturmuştur O çeyrek asra varan nübüvvet sürecinde insanlara rehberlik etmiş, bilmeyenlere hak yolu göstermiş, insanlara bitimsiz bir çalışma ve gayretle irşad etmiş, sahabeyi eğitmek ve yetiştirmek için olağanüstü bir çaba harcamıştır Eğitimin insanları güzel ahlak sahibi yapmak olduğunu da irdeleyen Hz Peygamber, yine bu doğrultuda yalnızca insan yetiştirmek değil, iyi ve mükemmel, ideal insan yetiştirmeye, ideal insanlardan oluşan bir toplum oluşturmaya ömrünü vakfetmiştir Çünkü çabasının kıyamete değin anlam bulacağını ve örneklem seçileceğinin cehdiyle hareket etmiş ve hadiseleri Rabbin inayetiyle hep çok boyutlu olarak değerlendirmiş, tesbit ve teşhisleri ona göre yapmıştır Onun bu açıdan tebliğ ve irşad görevi için Veda Haccı’nda Arafat Dağı’nda son Veda Hutbesini verirken 140000’den fazla Müslümanı kendisine “Şahid” tutması boşuna değildir

    Yine bu doğrultuda bir öğretmen, bir terbiyeci olarak insanlarla kurduğu iletişimde “Anam, Babam Sana feda olsun yâ Resulullah” demeleri boşuna değildir O bir irşadcı, bir uyarıcı olarak toplumuyla öylesine ilişki kurmuş ve arasında öylesine kavi bağlar tesis etmiş ki; yalnızca bu durum üzerinde uzun uzun durulması ve incelenmesi gereklidir Tabii aynı zamanda eğitim ve öğretim camiasının da ders alması gereken bir husustur Muhatabınız üzerinde ya da öğretmek istediğiniz fert üzerinde psikolojik etki yapamayan, ona itimad ve güven telkin etmeyen bir eğitimcinin başarılı olma şansı yoktur

    Hz Peygamber sahabeyi eğitme sürecinde çok ilkeli davranmış, günümüzde dahi eğitim bilimcileri hayrette bırakacak eğitim ve öğretim yöntemlerini hayata geçirmiş ve “sahabe” dediğimiz seçkin insanların gerek karakteristik olarak gerekse ahlaki erdemlerle şekillenmesini sağlamıştır Bunları incelemeye ve analiz etmeye çalıştığımızda pek çok prensipten bazıları şöyledir:

    – Zamanlama: Eğitimde en önemli prensiplerden birisi zamanlamadır Öğrencinin dinleme ve algılama süreci son derece önemlidir Şayet eğitimde zamanlama sürecine dikkat edilmezse çaba ve gayretler boşuna olduğu gibi, öğrencide dersi anlamak, kavramak yerine dersten ilgisi kopar İşte bu nedenle olsa gerek ki Hz Peygamber sahabeye bilgi verirken hiçbir zaman sözü uzatmamış, onlara az ve öz konuşmuştur Bir de sahabeye her gün konuşmak yerine, onlara haftanın belli günlerinde konuşmuş, hatta kendisine sahabeden gelen bu doğrultuda cevapları geriye çevirmiştir Nitekim İbn Mes’ud’un bu noktadaki şu ifadeleri oldukça kayda değerdir: Hz Peygamber(s), ashabı usanıp sıkılır düşüncesiyle bize her gün değil, arada bir vaaz verirdi

    Bu noktada bir öğrencinin azami dinleme ve algılama sürecinin 20 dakika gibi bir süreyi kapsadığı da unutulmamalıdır Çeşitli varyasyonlarla bunun süresini 40 dakikaya 35- 40 dakikaya çıkarmak mümkündür O yüzden eğitimciler az ve öz konuşmaya, ders anlatırken muhataplarını bıktırmamaya, çok konuşmak yerine gerekli ve lüzumlu bilgileri verip öğrencilerini usandırmamaya azami ölçüde dikkat etmelidirler

    – Tekrar: Eğitimde konuların anlaşılması için en etkin yöntemlerden biri de tekrardır Ders anlatırken öğrencilerin ilgi ve alakaları kontrol edilmesinin yanı sıra konuyu anlayıp anlamadıkları da dikkatle test edilmesi gerekir Özellikle ders anlatırken öğreticilerin konuşma şekli- telaffuzu, öğrencileri etkileyen ve konuyu anlamalarını kolaylaştıran bir etkendir Bu nedenle dersi çok hızlı ve başarısız bir diksiyonla anlatmak, neredeyse anlatmamakla eş anlamlıdır

    Hz Peygamber ise konunun iyice anlaşılması ve kavranılması için önemli konuları birkaç kez tekrar ederdi Tekrar ederken de onun mübarek ağzından çıkan kelimeler adeta sayılırdı Kelimeleri tane tane telaffuz eder ve muhataplarının anladığından emin olurdu Konunun önemine binaen bazı konuları tekrarlamaktan imtina etmezdi Rivayete göre, Hz Peygamber her söylediğini değil, önemli ve anlaşılması gereken konularda tekrar ederdi

    – Öğrencilere iyi davranmak: Öğrencilerin ilgi ve alâkasını çekmek eğitimde en önemli bir husustur Eğitimcilerin öğrencilerine kendisini sevdirmesi dersi cezbedici hâle getirir Şayet öğrenci en ilgisini çekmeyen bir dersi bile öğretmenini sevdiği takdirde ilgisini o alana kanalize edip o dersi de sevip öğrenebilir O nedenle eğitimde en önemli kıstaslardan biri öğrencinin öğretmene bakış açısıdır Nitekim Hz Peygamber bir konuyu anlatırken muhataplarına tebessüm eder ve alabildiğine müşfik davranırdı Onlara hitap ederken gönüllerini hoş eder, konuşurken muhataplarına özel bir ilgi gösterirdi Özellikle onları mahcup edecek davranışlardan şiddetle kaçınırdı Bu noktada Hz Peygamberin eğitimcilere tavsiyelerde bulunurken, güler yüzlü olmalarını, öğrencilerine ılımlı ve itidalli davranmalarını, derse ilgilerini cezp etmelerini, müsamahalı olmalarını tavsiye etmiştir

    – Öğrencilerin sorularını cevaplamak: Eğitimde konunun iyi anlaşılması için eğitimcinin kendisine yöneltilen soruları doğru ve ikna edici bir şekilde cevaplaması gerekir Her insan her konuyu bilmeyebilir Öğrencinin yönelttiği soruyu şayet öğretmen az biliyor, ya da hiç bilmiyorsa, bunu açıkça belirtmesi, deklare etmesi gerekir Bu noktada öğretmenin “öğrencilerin karşısında mahcup olmaktan endişe ederek eksik ve yanlış bilgi vermek, telafisi mümkün olmayan bir yanlış davranıştır Bu nedenle öğrenciye “bu konuyu inceleyeyim, araştırayım” biçiminde bir yaklaşım doğru bir yaklaşım biçimidir

    Hz Peygamberin konuyla ilgili yaklaşım ve davranış biçimi ise en doğru ve en güzel yaklaşım biçimidir: Öncelikle Hz Peygamber her soruya cevap vermezdi Cevabını bilmediği sorular karşısında sükût ederdi Vahiy geldiği zaman soran kişiyi bulup sorusunu cevaplardı Bu konuda İslâm bilgelerinin de sorulara yaklaşım biçimi aynı düzlemde olmuş, İmamı Malik, İmamı Yusuf gibi önde gelen âlimler bilmedikleri sorular karşısında açık yüreklilikle bilmediklerini belirtmekten zerre kadar imtina etmemişlerdir

    Yine konuyla ilgili olarak büyüklerimiz daha iyi hatırlar Eskiden hoca efendilere sorular sorulduğunda hemen cevap vermeyip, “Bizim kara kaplı kitaba bir bakalım da sorunuzu öyle cevaplayalım” şeklindeki yaklaşımları oldukça güzel bir misaldir.


  2. #2
    işime çok yaradı sağolun