İnsanın Evrendeki Konumu

Evren Nedir?

Kainat olarak da adlandırılan Evren; gözlemlenen, deneylerle elde edilen, varolduğuna inanılan yaratıcının dışındaki tüm madde ve enerji biçimlerini içinde barındıran sistemli sonsuz bütündürdür.
Tanımdan da anlaşılacağı gibi evrenin üç unsuru vardır:

1. Gözlemlenenler: Gökadalar (galaksiler), yıldızlar, gaz bulutları, kara delikler dağ, cam, tencere, kitap, insan, elma gibi duyularla bilgisini elde ettiğimiz maddelerdir.


2. Deneyle elde edilenler: Elektrik, mıknatıslanma gibi gözle görülmeyen deneyle elde edilen durumlardır.


3. İnanılanlar: Cin, şeytan, melek gibi ne gözle görülebilen, ne de deneyle elde dilenbilen ancak varolduğuna inanılanlardır.

Yaratıcının dışında ortada yer alan, varolan, yaratılmış, meydana gelmiş ve meydana gelecek herşey evreni meydana getiren unsurlardır ve varlık adını alır. Çünkü bunlar yaratılmış, varlık alemine çıkmışlardır.

Evrenin Büyüklüğü
Gün geçtikçe ve uzay keşifleri yapıldıkça görülüyor ki, evren insanın düşündüğünden daha büyüktür. Büyük olmasına rağmen güzelliği ile de insanların estetik duygusunu doyuran evrenin mükemmeliği, çok hassas dengesi, büyüklüğü, insanı şaşkınlığa itmekte, insanın evrenin büyüklüğüne göre ne kadar küçük bir varlık olduğunu ortaya koymaktadır.


İnsanın hayatını geçirdiği, rızkını elde ettiği, evlendiği, neslini devam ettirdiği, statü kazandığı, kan döktüğü, kirlettiği dünya acaba ne kadar büyük?


Bize çok büyük gelen dünya gerçekte evrenle karşılaştırıldığı zaman o kadar da büyük olmadığı gibi, bize küçük görünen güneşte göründüğü değildir aksine çok büyüktür. Kainat bir sırlar dünyasıdır ve insanı sürekli kendine doğru çeker. Geçmişten günümüze bütün kültürler gökleri ve gök cisimlerine ilgi duymuş, yaptıkları anıtlar ve yapıtlar, kitaplara ve kitabelere işlemişler ve evrenin değişmez kaidelerinden yararlanmışlardır.


Anlatıklarımızı bir kaç örnekle destekleyelim:


Bizi her gün ısıtan güneşimiz dünya ile karşılaştırıldığı zaman devasa bir görünüme sahiptir. 1.500.000 km'lik bir çapa sahip olan güneşimizi 22 cm çapında bir futbol topuna banzetirsek; Ekvatorda çapı 12.756 km olan dünyamız, Güneşin yanında 109 kat küçük 2 mm çapında bir mercimek tanesi gibi durur. Güneşin dünyadan uzaklığı ise 149.596.000 km'dir ki gene aynı ölçülerle ifade edersek mercimek tanesinin futbol topuna olması gereken uzaklık ise 23,5 metredir. Güneş sisteminin en uzak gezegeni olarak kabul edilen pluton ise futbol topu büyüklüğündeki güneşin 913 metre uzağına koymak gerekir.

Güneş. sahip olduğu çekim gücü ile gezegenleri birbirine çekmekte, gezegenlerde dönmelerinin verdiği merkez kaç kuvveti ile bu çekimden kurtulmaktalar. Güneş sisteminde bulunan dokuz gezegen ve bunlara bağlı 54 uydu dahil olmak üzere bütün sistem birbirini etkilemekte böylece güneş sisteminin dengesi meydana elmektedir.


Güneş Sisteminin dengesi gibi Samanyolu Gökadasında bulunan diğer sistemlerde aynı dengeyi sağlamakta böylece Samanyolu Gökadası'nın dengesi oluşmaktadır. Gökadalarda gene kendi aralarında aynı dengeyi korumak zorundadırlar. Eğer gezegenler biraz hızlı dönmüş olsalardı güneşin çekim etkisinden kurtulacaklar ve uzaya savrulacaklardı. Yavaş dönmüş olsalardı güneşin çekim etkisine girerek güneşe yapışacaklardı.


Küçük bir gökadada ortalama 3 milyar yıldızın bulunduğu bilinmektedir. Milyarlarva gökadanın bulunduğu evren devasa bir boyutu ifade etmektedir. Güneşin de evrende çok büyük bir yıldız olduğunu söylememiz mümkün değildir. Ortalama 200.000 yıldızın bulunduğu Samanyolu Gökadasının içinde ortalama büyüklükte bir yıldızdır.


Samanyolu Gökadası'nda ki milyarlarca yıldız içinde Güneşe en yakın olan Alpha Centauri'dir. Dünyayı gene mercimek tanesi olarak düşünürsek, güneşe en yakın olan yıldızı futbol topu büyüklüğündeki Güneş'in onlarca kilometre uzağına koymak gerekir. Bu yıldızın ışıkları bize ancak 4 yıldan fazla bir sürede ulaşmaktadır.


Evrenin büyüklüğü ve gökadaların arasındaki farkı sayılarla ifade etmek mümkün değildir. Ancak bir futbol sahası büyüklüğündeki alana bir kaç adet adet kum taneciği serpiştiriisek, evrendeki gökadalar arasındaki uzaklıkları belki ifade etmiş olabiliriz.
Evrende her parça önemlidir ve yokluğu düşünülemez

Dünyamızın uydusu olan Ay hem dünya, hem güneş ve hemde diğer gezegenlerle etkileşim halindedir. Bu demektir ki, ayın yokolması ve yörüngesinden çıkması dünyanın dengesini bozacaktır. Dünyanın dengesinin bozulması Güneş Sisteminin dengesini, güneş sistemi Samanyolu Gökadasının dengesini bozacaktır. Böylece birbirleri ile etkileşim halinde olan diğer gökadalarda bundan etkilenecektir. Öyleyse ay ve diğer gök cisimleri evren için çok önemlidir ve dengenin önemli unsurlarıdır.


Evrende Hız
Evrende hız kavramı, Dünya ölçüleriyle karşılaştırıldığında kavranması güç boyutlardadır. Milyarlarca, trilyonlarca ton ağırlığındaki yıldızlar, gezegenler ve sayısal değerleri ancak matematikçilerin anlayabileceği büyüklükteki galaksiler ve galaksi kümeleri uzay içinde olağanüstü bir süratle hareket ederler.


Örneğin, Dünya saatte 1.670 km hızla kendi ekseni çevresinde döner. Bugün en hızlı merminin saatte ortalama 1.800 km'lik bir sürate sahip olduğu düşünülürse, Dünya'nın dev boyutlarına rağmen süratinin ne denli büyük olduğu anlaşılır.


Dünya'nın Güneş etrafındaki hızı ise merminin yaklaşık 60 katıdır: Saatte 108.000 km. (Böylesine büyük bir süratle yol alabilen bir araç yapılabilseydi, Dünya'nın çevresini 22 dakikada dolaşacaktı.) Verdiğimiz bu sayılar sadece Dünya içindir. Güneş Sistemi ise daha da ilginçtir. Bu sistemin sürati mantık sınırlarını zorlayacak derecede yüksektir.


Evrende sistemler büyüdükçe sürat artar. Güneş Sistemi'nin galaksi merkezi etrafındaki dönüş sürati, saatte tam 720.000 km'dir. Yaklaşık 200 milyar yıldızı bünyesinde bulunduran "Samanyolu Galaksisi"nin uzay içindeki hızı ise saatte 950.000 km'dir.


Kuşkusuz ki böylesine karmaşık ve hızlı bir sistem içinde dev kazaların oluşma ihtimali son derece yüksektir. Ancak böyle bir durum olmaz ve biz yaşamımızı güven içinde sürdürürüz. Çünkü evrendeki herşey Allah'ın koyduğu kusursuz dengeye göre işlemektedir. İşte bu sebeple ayette bildirildiği gibi tüm bu sistem içinde hiçbir "çelişki ve uygunsuzluk" yoktur. Kısaca evrende mükemmel bir düzen vardır ve bu mükemmeliği hala devam etmektedir.


Evrende Dünyamız
Dünya, Güneş'e en yakın üçüncü gezegendir. Onun çevresi, yaklaşık beş yüz kilometre kalınlığındaki atmosfer tabakasıyla kaplıdır.
Atmosfer, zararlı güneş ışınlarının ve gök taşlarının Dünya'mıza ulaşmasını engellemektedir. Ancak yeterli ısıyı da içeriye almakta, böylece aşırı soğuktan önlemektedir.

Dünya'mız; havası, suyu, bitki örtüsü ve atmosfer tabakasıyla canlıların yaşamasına uygun olarak yaratılmıştır.Dünya'nın ekseni 23.4 derece eğiktir. Bu eğiklik nedeniyle güneş ışınları Dünya'nın değişik bölgelerine farklı açılardan gelir. Böylece Dünya'nın eğik konumu nedeniyle kuzey ve güney yarım kürede yıl boyunca değişik mevsimler oluşur.


Dünya'nın Güneş'e uzaklığı yaklaşık olarak yüz elli milyon kilometredir. Dünya Güneşe şimdikinden uzak olsa soğuk, yakın olsa sıcak nedeniyle canlıların yaşamı tehlikeye girerdi. Bu örnekler, evrende mükemmel bir düzen ve uyum bulunduğunu göstermektedir.


Dünya kendi etrafında 1670 km hızla döner. eğer 1670 değilde 500 km yapmış olsaydı, gündüzler daha uzun olacak ve bütün bitkiler güneşe gereğinden fazla maruz kaldıkları için kavrulacaklardı. Geceler de daha uzun olacaktı ve kalırsa geri kalan bitkilerde gece soğuktan donacaktı.


Canlılık kaynağımız güneşin dış tabakasındaki sıcaklık 6.000 0C'dir. Dünyamız öyle bir konumdadır ki, ne yanacak kadar yakın, ne de donacak kadar uzak.


Ay dünyaya şimdiki konumu olan 384.404 km değil de sadece 100.000 km ötede olmuş olsa idi gel-git olayları o kadar büyük gerçekleşirdi ki bütün kıtalar günde iki defa su altında kalırdı. Dağlar aşınır ve hayat kalmazdı.

İnsanda evrenin bir parçasıdır.

Evren, yaratılan tüm varlıkların içinde yer aldığı sonsuz boşluk olduğu ve içinde yaratılan bütün varlıkları kapsadığı için insanda evrenin bir parçasıdır. Çünkü insanda Allah tarafından yaratılmış bir varlıktır. Varlıklar aleminin bir üyesidir.


İnsan evrende hiçbir varlık ortaya koyamayacak kadar küçük görünürken, aynı zamanda kainatın olmazsa olmazı kadar değerli bir varlıktır. Çünkü yaratıcı onu yaratmış ve yaratırken de üstün özelliklerle süslemiş, onu bütün yarattıklarının üstünde değerlendirmiş, onu akıl vermiş; akıl ona seçme yeteneği kazandırmış ve seçme hakkıda ona sorumluluk yüklemiştir.


Şimdi insanınönünde değişik seçimler vardır ve seçimine göre hayatı biçimlenecektir.


1. "Ben bu koskoca evrene bir değer ifade etmeyen dünya denilen bir gezegende yaşıyorum. Herhengi bir canlı gibi geldim ve gideceğim. Değerim, herhengi bir yerde herhangi bir madde kadardır." diyerek kendi sorumluluklarını yok sayabilir.


2. "Ben bu koskoca kainatta herşeyi bana uygun bir yer olan dünyada yaşıyorum. Diğer canlılardan farklıyım. Bunu kendi kendime kazanmam mümkün olmadığınıa göre ben buraya özellikle getirilmiş olmam lazım. Beni buraya getiren ev sahibimin istedikleri nedir? Neler yapmalıyım?" diyerek sorumluluklarının farkına varabilir.